KAYIP

2404 Kelimeler
14. BÖLÜM KARSU’NUN ANLATIMINDAN DEVAM Hikayesini bitirmeme rağmen Arya hala uyumamıştı. Huzursuzca yatakta kıpırdanıp duruyordu. Kitabı kenara bırakıp ona doğru sokuldum. ‘’Prenses? Canını sıkan bir şey mi var? Bugün neden uyumakta zorlandın bu kadar?’’ Dudaklarını büzüp omuz silkti. ‘’Bilmem.’’ Usulca saçlarını okşadım. ‘’Hmm, emin misin? Bana anlatmak istediğin bir şeyler var mı bakalım?’’ İsteksizce konuştu. ‘’O gelenler gerçekten büyükbabamlar mıydı Karsu?’’ Belli belirsiz bir iç çektim. Bu konuyla ilgili yanlış bir şey söylemek istemiyordum. ‘’Evet güzelim.’’ ‘’Peki neden babam beni onlarla hiç tanıştırmadı?’’ Üzgün olduğu her halinden belliydi. Yalnızdı ve yalnız olmaktan yorulmuştu artık. Çevresinde onu seven, onun da değer vereceği insanlar olmasını istiyordu. ‘’Eminim babanın mantıklı bir açıklaması vardır.’’ ‘’Sen neden söylemiyorsun?’’ ‘’Çünkü... Nedenini bilmiyorum güzelim.’’ Belli belirsiz iç çekti. ‘’Karsu?’’ ‘’Söyle prenses.’’ ‘’Beni hiç bırakmazsın değil mi?’’ Üzgün bakışlarını yüzüme çevirdiğinde gözlerimin dolmasını engellemek için gözlerimi kırpıştırdım. Şu an hissettiği yalnızlık hissi öyle tanıdıktı ki. ‘’Hayır prenses. Seni asla yalnız bırakmayacağım.’’ Yüzünde hafif bir tebessüm belirdi. ‘’Söz mü?’’ ‘’Söz, Karsu sözü.’’ Gülümseyip sıkıca sarıldığımda göğsüme doğru iyice sokulup ellerini belime doladı. Sanırım artık uyumaya hazırdı. ‘’İyi uykular prenses.’’ ‘’İyi uykular Karsu.’’ Arya uyuduktan sonra iyice dalmasını beklerken telefonuma baktım. Günlerdir Kayla’dan ses seda yoktu. Artık kesinlikle onu görmem gerekiyordu. Sarp’la ilk fırsatta konuşup yanına gitmek için izin isteyecektim. Gergin nefesimi bırakıp hala iyi olması için dua ettim. Kapı ağır ağır açıldığında Arya’yı rahatsız etmemeye çalışarak kapıya yöneldim. ‘’Uyudu mu?’’ ‘’Evet, yeni uyudu.’’ Yatağının kenarına oturduğunda uzun uzun kızını izledi. Oldukça yorgun görünüyordu. ‘’İyi misiniz Sarp Bey?’’ Belli belirsiz iç geçirdi. Dudakları hafifçe kıpırdansa da cevap vermedi. ‘’Sarp Bey?’’ Yorgun bakışlarını yüzüme çevirdiğinde daha fazla ısrar etmemem gerektiğini anlamıştım. ‘’Neden odana gitmiyorsun?’’ ‘’Yeni daldı, hem de... biraz mutsuz. Kabus görmesinden korkuyorum. Bu gece yanında kalsam iyi olur diye düşündüm.’’ Mavi gözleri bu sefer yorgunca kısılıp yüzümde dolandı. Hafifçe yutkunup bakışlarımı kaçırdım. Gözlerine uzun süre bakmak beni fazlasıyla geriyordu çünkü. ‘’Sen git, ben yanında kalırım.’’ Teklifiyle şaşırmıştım. Kendi odası dışında bir yerde asla kalmazdı çünkü. ‘’Emin misiniz? Çok... yorgun görünüyorsunuz. İsterseniz gidip dinlenin.’’ Yorgunca fısıldadı. ‘’Hadi Karsu, yine beni ikiletiyorsun.’’ Başımı sallayıp Arya’ya son kez baktıktan sonra kendi odama geçtim. Kendimi yorgunca yatağa bıraktığımda zihnim karmakarışıktı. Keşke yemeğe katılmayıp aile konuları hakkında fikir sahibi olmak zorunda kalmasaydım, ama iş işten geçmişti. Sarp’ın neden katılmam konusunda ısrarcı olduğunu da hala anlayamıyordum. Ya abisinin söyledikleri... Gerçekten böyle biri miydi Sarp? Tek gecelik bir ilişkinin meyvesi miydi Arya? Peki tek gecelik bir ilişkiyse, neden annesi yerine Sarp sahip çıkmıştı ona? Daha da önemlisi... tüm bunları ben neden merak ediyordum? ***** Güneşin yüzüme vurmasıyla güçlükle gözlerimi aralayabilmiştim. Elimi yüzüme siper edip yatakta doğruldum. Gece yorgunluktan üzerimi değiştiremeden öylece sızmıştım. Telefonuma uzanıp saate baktım, 8’i geçiyordu. Ama garip bir şekilde kimse kapıma dayanmamıştı. Yine de ayakkabıları ayağıma geçirip Arya’ya bakmak için odamdan çıktım. Etraf sessizdi. Kapısını yavaşça araladığımda öylece uyuyorlardı. Sarp iri cüssesinden dolayı yatağa tam sığmamıştı tabii ki. Yatağın kenarına sıkışmış, Arya’nın ellerini avuçlamıştı. Ayakkabılarımı sessizce çıkarıp kenara bıraktım. Küçük adımlarla uyandırmadan yanlarına yaklaştım. İkisi de öyle güzel uyuyordu ki. Bakışlarım istemsizce Sarp’ın yüzünde gezindi. Çok... çok farklıydı. Kaşları çatık, dudakları da gergin değildi. Yüzü huzur doluydu adeta. Onu geldiğimden beri hiç böyle dingin bir yüz ifadesiyle görmediğimi fark ettiğimde hafifçe gülümsedim. Yanaklarındaki parıltı gözüme çarptığında yavaşça eğilip biraz daha dikkatli bakmaya çalıştım. Yo, muhtemelen uyku sersemi yanlış görüyorum. Koskoca Sarp Soykan ağlamış olamaz. Şu an kıyamet kopuyor deseler inanırdım, ama bu adamın ağladığına asla. Nefes alışverişini kontrol ettiğimde düzenli bir ritimde olduğu için uyuduğuna emin olunca, parmaklarımı hafifçe yanağına götürdüm. Parıltıya değmek üzereyken eli hızla bileğimi yakaladığında korkuyla ağzımı kapattım. ‘’Oradan manzaran yeterince güzel mi?’’ Gözleri hala kapalıyken beni nasıl fark edebilirdi ki? Allah’ım, rezil oldum resmen! Kendimizi nereden atıyoruz? ‘’Be... be... ben...’’ Mavi gözleri ağır ağır aralandığında gözlerimle buluştu. Sesinde uyku mahmurluğu vardı. Ama bu... garip bir şekilde... Hayır, hayır. İyi bir şey söylemeyeceğim. ‘’Evet?’’ Eli hala bileğimdeydi. Panikle elimi kurtarmak istediğimde beni ani bir hamleyle kendine doğru çekti. Göğsünün üzerine düşmemek için boştaki elimle yatağın kenarından destek aldım, ama oldukça zorlanıyordum. Ne kadar kendimi yukarıda tutmaya çalışsam da göğüslerimiz birbirine hafifçe değiyordu. ‘’Sa... Sa... Sarp Bey...’’ ‘’Evet Karsu?’’ Alkolle karışık sigara kokan nefesi yüzüme çarptığında belli etmemeye çalışarak hafifçe yutkundum. Yani umarım belli olmamıştır, çünkü şu anki pozisyonumuzdan zevk aldığımı düşünebilirdi ve bunu asla istemiyordum. Zevk mi? Alıyor muydum ki? ‘’Ne yapmaya çalıştığını söyleyecek misin?’’ Sabahın erken saati olmasına rağmen nefesi garip bir şekilde midemi bulandırmamış, aksine baş döndürücü gelmişti, ama konumuz tabii ki bu değil. Neden ona hala bir cevap veremiyorum ben? Gözlerimi kapatıp fısıldadım. ‘’Özür dilerim. Gerçekten. Kötü bir niyetim yoktu, yemin ederim.’’ Eli yavaşça bileğimden çözüldüğünde dikkatlice doğruldum. Utançtan alev alev yanan yanaklarımı gizlemek istercesine kafamı çevirdim. Arya’ya dikkat ederek sessizce yataktan çıktı. ‘’Neden üzerini hala değişmedin?’’ ‘’Şey... uyuyakaldım da. Ben... gidip değiştirsem iyi olacak.’’ Ayakkabılarımı alıp hızla odadan çıkıp kendi odama yöneldim. Allah’ım, rüya mıydı bu, yoksa gerçekten patronumu karşısına geçmiş hayran hayran izlerken yakalanmış mıydım? Odama girip kapıyı örtmek üzereyken sesiyle durdum, ama dönüp bakamamıştım. Adımları ağır ağır yaklaştığında, nihayet nefesini sırtımda hissettim. ‘’Fermuarın... Yardımcı olayım.’’ Ben yüzüne bakamazken parmakları önce saçlarımı nazikçe omzumdan saldı, ardından usulca fermuarıma uzandı. İstemsizce nefesimi tutmuştum. Yine ağır ağır fermuarımı indirirken birkaç saniye bana birkaç saat gibi gelmişti. Bir daha sırttan fermuarlı bir şey giymeyeceğime yemin edebilirdim. Nihayet işi bittiğinde saçlarımı tekrar geriye doğru toparladı. Soğuk parmakları boynuma değdiğinde tüm vücudumun ürperdiğini hissetmiştim. Gözlerimi kaçırarak yüzüne baktığımda hızlıca teşekkür edip kapıyı kapattım. Kabaca mıydı? Evet. Pişman mıyım? Hayır. Neden? Çünkü biraz daha o şekilde dursak çığlık atabilirdim. Elbiseyi üzerimden indirip rahat bir kot pantolon ve sweat giymiştim. Babetleri de ayağıma geçirdiğimde benden mutlusu yoktu. Topuklu ayakkabılar=ölüm. Makyajımı temizledikten sonra nemlendiricimi sürüp saçlarımı yeniden topladım. Basit bir at kuyruğu yapıp, elbiseyi askısına geçirip askıya astım. Kahvaltıdan sonra götürüp teslim edecektim. Bende kalmasını istemiyordum. Bir daha umarım böyle bir elbise giymek zorunda kalmazdım. Şimdi bir an önce gidip kahvaltı hazırlamam gerekiyordu. ***** SARP’IN ANLATIMINDAN DEVAM Kapıyı öylece yüzüme kapattığında belli belirsiz gülümsedim. Bunu her seferinde yapmayı nasıl başarıyordu? Ayılmak için duş almaya ihtiyacım vardı. Odaya geçip rahat bir pantolon ve tişört ayarlayıp duşa girdim. Hızlıca yıkandıktan sonra havluya sarınıp giyinme odasına geçtim. Üzerimi giyinirken ısrarla çalan telefonuma bakmak için tekrar odaya döndüm. Arayan Umay’dı. ‘’Günaydın Sarp Bey.’’ ‘’Günaydın Umay.’’ ‘’İyi misiniz? Sesiniz biraz...’’ ‘’Neden aramıştın Umay, dinliyorum.’’ Hafif bir iç çekme sesi. ‘’Bugün İtalya'daki ortaklarınızla olan toplantınızı hatırlatmak için aradım. Saat 14.00’de şirketimizde olacaklar.’’ ‘’Tamam.’’ ‘’Ee...’’ ‘’Başka bir şey?’’ ‘’Toplantı öncesi yanınıza uğramamı ister misiniz?’’ ‘’Hayır.’’ ‘’Ama görüşme öncesi...’’ ‘’Hayır, Umay. Cevabım gayet açık sanırım. Öncesinde görüşmemize gerek yok. Tam 2'de orada olacağım. Görüşürüz.’’ Bir şey söylemesine fırsat vermeden kapatıp telefonu yatağa fırlattım. Yıllardır bu aile için çalışan biri olsa da, bazen inanılmaz bunaltıyordu beni. Kimi zaman gereksiz soruları, kimi zamansa gereksiz akıl verişleri sinirime dokunuyordu. Sadakatine inanmasam bu evde bir dakika bile tutacağım birisi değildi. Neyse ki onu tanıyordum. Giyindikten sonra kahvaltı için odadan çıkmak üzereyken yeniden telefonum çaldı. Bu sefer arayan Aras’tı. ‘’Aras?’’ ‘’Nihayet! Dün akşamdan beri sana ulaşmaya çalışıyorum!’’ ‘’Ben... görmedim Aras. Neler oluyor?’’ ‘’Sarp...’’ Sesi oldukça gergindi. ‘’Ters giden bir şeyler var. Karsu’nun kardeşinin peşinde olan adamlarımla konuştum dün. Kız birkaç gündür ortalıkta görünmüyormuş.’’ ‘’Ne demek ortalıkta görünmüyor Aras? Evde mi, okulda mı, nerede bu kız?’’ ‘’Bilmiyorum amına koyayım, bilmiyorum!’’ Öfkeli nefesini bıraktı. ‘’Ulan bir iş verdik, basit bir iş verdik, onu da ellerine yüzlerine mi bulaştırdı bu geri zekalılar! Okula gidip gelmiyor muydu bu kız? Nerede görmüşler en son?’’ ‘’En son üç gün önce okuldan çıkıp eve dönmüş, sonra görmemişler.’’ ‘’Ulan...’’ Cam kenarındaki sehpayı savurduğumda öfkeli nefesimi bıraktım. ‘’3 gündür ne yapıyor bu adamlar Aras? Neden bana kimse haber vermiyor!’’ ‘’Bilmiyorum, Allah kahretsin!’’ ‘’Eve geliyorum, beni orada bekleyin!'' Hızla giriş kata indiğimde Karsu kahvaltı hazırlıyordu. Beni gördüğünü fark etsem de belli etmemeye çalışarak bahçeye yöneldim. ‘’Sinan, anahtarları ver!’’ ‘’Nereye gidiyoruz efendim?’’ ‘’Sinan şu siktiğimin anahtarlarını ver dedim! Yalnız başına gidiyorum, sen burada kalıyorsun ve en ufak bir terslik olduğunda beni arıyorsun, anladın mı?’’ ‘’Anlaşıldı Sarp Bey.’’ Arabaya atlayıp gazı köklediğim gibi adrese doğru yola çıktım. Eğer başı beladaysa, ona bir zarar gelmeden bulmalıydım. Karsu’nun tek varlığının da elinden kayıp gitmesine izin vermeyecektim. ***** Arabayı boş bulduğum ilk yere park edip bizimkilerin yanına geçtim. Aras öfkeyle volta atarken, diğerlerinin suratı sirke satıyordu. ‘’Aras?’’ ‘’Sarp, hoş geldin.’’ ‘’Nedir durum?’’ ‘’3 gündür Kayla’dan haber yok. Evden çıktığını görmemişler.’’ Adamlardan birinin yakasına yapıştım öfkeyle. ‘’Ulan size tek bir görev verdim! Tek bir görev! Bu kadar mı beceriksizsiniz lan!’’ ‘’Sarp Bey...’’ ‘’Ne Sarp Bey, ne! Ulan kaç tane adamsınız, 3 gündür aklınız neredeydi? Niye bana haber vermediniz ha!’’ ‘’Hastadır, o yüzden çıkmamıştır evden diye düşündük Sarp Bey.’’ ‘’Evde olduğuna emin misiniz?’’ ‘’Değiliz efendim. Ama öyle olduğunu tahmin ediyoruz. Çıktığını görmedik çünkü.’’ ‘’Babası evde mi?’’ ‘’En son o da evdeydi. Onun çıktığını da görmedik.’’ Öfkeli nefesimi bırakıp eve yöneldiğimde Aras kolumdan tutup durdurmuştu. ‘’Sarp, emin misin? Böyle paldır küldür girmesek?’’ ‘’Aras, şu an ne olacağı umurumda değil. O kızın iyi olduğunu görmek istiyorum sadece.’’ ‘’Kapıyı açarsa ne diyeceksin peki kıza? ‘Ablanın haberi yok ama, seni koruyacağıma dair söz verdim. Sen ortalıkta görünmeyince merak edip bakmaya geldim’ mi diyeceksin?’’ ‘’Aras, geliyor musun, gelmiyor musun?’’ İnadımı bildiği için daha fazla ısrarcı olamadı. ‘’Yürü hadi, yürü.’’ Daireye geldiğimizde zili çaldım, ama içeride ses seda yoktu. Bu sefer kapıyı sertçe çaldım ama yine açan olmamıştı. Tek bir hamleyle kapıyı kırdığımda önden içeri girip odaları kontrol etmeye başladım. ‘’Sarp Bey burada yok!’’ ‘’Burada da yok Sarp Bey! Salona girdiğimde babası olacak şerefsiz elinde şişeyle koltukta sızmış kalmıştı. Yakasından tuttuğum gibi ayağa diktim. ‘’Ne... noluyor ulan, siz de kimsiniz?’’ ‘’Kızın nerede?’’ ‘’Ne diyorsun lan sen? Ne işin var evimde?’’ ‘’Bir kez daha sormayacağım. Kayla nerede?’’ ‘’Ne bileyim lan ben, bekçisi miyim onun?’’ Yumruğumu yüzüne geçirdiğimde burnunu tutarak yere yığıldı. ‘’Aah, burnum! Burnum! Kimsiniz lan siz, şerefsizler!’’ ‘’Bana bak orospu çocuğu! Kayla’nın nerede olduğunu söylemezsen, kırılan şey evinin kapısı ve burnundan çok daha fazlası olacak.’’ ‘’Bilmiyorum!’’ Yeniden yumruğumu yüzüne geçirdiğim de ağzındaki kanı tükürdü. ‘’Bilmiyorum dedim ya! Bilmiyorum hangi cehennemde!’’ ‘’Ulan it! Gencecik kızın 3 gündür ortalıkta yok, nasıl babasın lan sen, ha! Hiç mi merak etmedin, hiç mi aramaya çıkmadın, polise gitmedin lan şerefsiz!’’ Tekrar yumruğumu geçirdiğimde acıyla yığıldı. ‘’Sarp dur, tamam!’’ ‘’Aras karışma!’’ ‘’Sarp yeter dedim! Burada vakit kaybediyoruz şu an!’’ Adamlara döndüm. ‘’Ulan kız evde değil, nasıl haberiniz olmaz sizin?’’ ‘’Sarp Bey, çok özür dileriz efendim.’’ ‘’Sikeceğim özrünüzü de, sizi de...’’ Tekrar yakasından tutup ayağa diktim. ‘’Ne zaman gördün en son kızı?’’ ‘’Ha... hatırlamıyorum. Vallahi hatırlamıyorum.’’ ‘’Lan!’’ ‘’Du... dur, vurma tamam. Üç gün önceydi sanırım... Ba... Bakkala yolladım rakı alsın diye, so... sonra gelmedi eve.’’ Yakasından itip yere bıraktım. ‘’Bakkalın civarındaki tüm kameraları kontrol edin. Biriniz okula uğrasın. Bakalım nerede olduğuna dair haberi olan biri var mıymış.’’ ‘’Anlaşıldı Sarp Bey.’’ ‘’Sarp, bunu ne yapacağız?’’ Adama baktım, ayakta zor duruyordu ama yediği başka haltlar olması muhtemeldi. Onu burada bırakamazdım. ‘’Bizim mekana al, bizzat ilgileneceğim.’’ KARSU’NUN ANLATIMINDAN DEVAM Saatler geçmişti ama hala eve gelen giden yoktu. Kayla’dan sonra şimdi de Sarp’ın iyi olup olmadığından endişeleniyordum. Harika, sanki hiç derdim yokmuş gibi. ‘’Karsu, ben acıktım.’’ ‘’Tamam güzelim, hemen yemeği hazırlayacağım ben. Sen biraz daha oyun oyna, olur mu?’’ Arya’yı oyun odasında bırakıp yemek hazırlamak için mutfağa indiğimde kapıdaki korumaların konuşmalarına kulak kabarttım. ‘’Biz de desteğe gitsek mi? Belki işleri hızlandırırız.’’ ‘’Sarp Bey evde kalmamızı söyledi ya. Hem onlar da kalabalıklar, hallederler. Aras Bey de orada zaten. Burayı yalnız bırakamayız.’’ Merak içinde olsam da elimden beklemekten başka bir şey gelmiyordu şu an. Buzdolabını açıp hızlıca yemeği hazırlamaya giriştim. Yemek hazır olduğunda Arya’yı çağırdım. O iştahla yemeğini yerken bense tabağımla bakışıyordum. ‘’Sen acıkmadın mı?’’ ‘’Yok güzelim. Aç değilim şu an.’’ ‘’Hasta mı oldun yine yoksa?’’ Yüzü düşmüştü. Hafifçe gülümsedim. ‘’Yok, değilim, merak etme. Sadece henüz acıkmadım. Daha sonra yerim ben. Hadi sen tabağını bitir.’’ Kapıdaki hareketliliği duyduğumda merakla girişe yöneldim. ‘’Güzelim, sen yemeğine devam et. Hemen döneceğim.’’ Sarp, Aras ve birkaç koruma hızla içeri girdiklerinde Sarp’ın peşinden adımladım. ‘’Sarp Bey, bir dakika konuşabilir miyiz?’’ ‘’Şimdi değil Karsu.’’ Yüzüme bile bakmadan merdivenleri çıkmaya başladığında tekrar seslendim. ‘’Ama önemli Sarp Bey, lütfen.’’ Sarp cevap verme zahmetine girmediğinde Aras araya girdi. ‘’Karsu, şu an değil. Lütfen.’’ Onu umursamadan sesimi yükselttim bu kez. ‘’Sarp Bey ben gitmek istiyorum!’’ Bir an için olduğu yerde kaldığında fazla mı yükseldim diye tereddüt etmiştim. Yüzündeki o gergin ifadeyle bana döndü. ‘’Gitmek mi istiyorsun?’’ ‘’E... evet, ben gitmek istiyorum. Yani daha doğrusu kardeşimi görmek istiyorum. 2 haftadır konuşmadım, arıyorum ulaşamıyorum. Şimdi de mesajlarım gitmiyor, telefonu kapalı. Ben... onun için endişeleniyorum.’’ Merdivenleri hızla inerek dibime kadar geldiğinde bir adım geriye çekildim. ‘’Burada benim için çalıştığın müddetçe...’’ ‘’Biliyorum, evet 1 yıl boyunca kimseyle görüşmemem gerekiyor ama yapamıyorum. Ben meraktan çıldırmak üzereyim. Onu babamla evde yalnız bırakmam bir hataydı. Bensiz onunla yalnız kalmamalıydı. Kendini koruyamaz ki o...’’ Sesim titrediğinde kollarımdan yakaladı. ‘’Biz burada oyun oynamıyoruz Karsu, anladın mı? Bir iş sözleşmesi yaptık ve sen buna uymak zorundasın. Aile ilişkilerin beni hiç ilgilendirmiyor.’’ ‘’Siz... Siz nasıl... Nasıl bu kadar acımasız olabiliyorsunuz?’’ Sinirle güldü. ‘’Harika, yine karşıma geçip çocuk gibi ağlayacak mısın? Karsu, işinin başına dön. Hemen.’’ ‘’Ben...’’ ‘’Hemen!’’ Hızla arkasını dönüp yukarı yöneldiğinde sessizce akan gözyaşlarıma engel olamamıştım. Aras’la bir an için göz göze geldiğimizde bir şey diyecek gibi olduysa da vazgeçmiş ve arkasından yukarı çıkmıştı. Öfkeyle yumruklarımı sıktım. ‘’Karsu, beni bırakacak mısın?’’ Mutfağın kapısında bizi dinlediğini fark etmemiştim bile. Hızla koşup sarıldım. ‘’Hayır... hayır prensesim, hayır. Seni bırakıp hiçbir yere gitmiyorum.’’ ‘’Ama duydum, gitmek istediğini söyledin babama. Hani beni bırakmayacağına söz vermiştin? Bana yalan mı söyledin?’’ ‘’Hayır, tabii ki sana yalan söylemedim. Ben sadece... kardeşim için endişeleniyorum güzelim, tamam mı? Sadece onu görmek için gitmek istiyorum. Seni tamamen bırakmayacağım. Söz veriyorum.’’ Sarılmama sıkıca karşılık verdiğinde sessiz hıçkırığımı salıvermiştim. Sarp’ın ne kadar önemli biri olduğu artık zerre kadar umurumda değildi. Bu acımasızlığını unutmayacaktım. Tek bir yol vardı. Kayla’ya gizlice gitmekten başka çarem kalmamıştı.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE