13. BÖLÜM
SARP’IN ANLATIMINDAN DEVAM
Kapıdan ilk giren babam olmuştu. Yüzünde gerginlikle karışık zoraki bir gülümseme vardı. ‘’Sarp.’’
Basit bir sarılma için uzandığında isteksizce karşılık verdim. ‘’Baba.’’
Karsu’yu fark ettiğinde hızlıca süzüp kenara çekildi. Arkasından annem girmişti. Onun da bakışları önce Karsu’yu bulduğunda dudaklarını kıvırıp dikkatle süzdü. Ardından hiçbir şey söylemeden bana yöneldi. ‘’Nasılsın Sarp?’’
Sarılmak için hafifçe uzandığında yine soğuk bir şekilde karşılık verdim. ‘’İyi, anne. Salona geçelim.’’ İkisi salona yöneldiğinde kapıdan nihayet çok sevgili kardeşim girmişti. ‘’Sarp! Benim sevgili kardeşim! Nasıl da özledim seni!’’ İtici bir gülümsemeyle sıkıca sarıldığında karşılık vermedim bile.
‘’Abi.’’ Fısıltı gibi çıkmıştı ağzımdan. ‘’Geçsene.’’
Karsu’yu fark ettiğinde iştahla baştan aşağı süzdükten sonra ‘kibarca’ sırıttı. ‘’Bu güzel bayan da kim? Tanıştırmayacak mısın beni kardeşim?’’
Karsu’nun rahatsızlığını hissettiğimde konuyu dağıtmak istedim. ‘’Annemleri bekletmeyelim istersen.’’
Hafifçe göz kırpıp içeri yöneldiğinde Karsu gergin nefesini bıraktı. ‘’Sarp Bey...’’
Rica eder gibi baktığımda kendini toparlayıp önümden içeri girdi. Herkes koltuklara yerleştiğinde bende yerime oturdum. Boğazımı temizleyip konuya direkt girmek istedim. ‘’Evet sevgili ailem. Akşam yemeğinde bir araya gelmemizi neye borçluyum acaba? Öğrenmek için sabırsızlanıyorum doğrusu.’’
Abim Karsu’ya ithafen araya girdi.’’ Ben de bu güzel hanımefendinin kim olduğunu öğrenmek için sabırsızlanıyorum doğrusu. Hala bizi tanıştırmadın kardeşim.’’
Hafifçe dişlerimi sıkıp Karsu’yu işaret ederek tanıttım. ‘’Karsu, Arya’nın bakıcısı, aynı zamanda benim özel şefim. Bu akşam bize eşlik etmesini ben istedim.’’
‘’Bu akşam bir aile yemeği olacağını söylediğimi hatırlıyorum Sarp. Yani bunun bize özel bir yemek olması gerekmez mi sence?’’
Kaşlarımı çatıp babama dik bir bakış attım. ‘’Gerekmez. Her ne konuşacaksanız onun yanında konuşabiliriz.’’
Karsu’nun yanımızda oluşu sadece annemle babamı rahatsız ediyordu, bunun çok da umurumda olduğunu söyleyemezdim gerçi. Karsu yanımdayken kendimi yalnız hissetmiyordum en azından. Ya da daha az geriliyorum diyelim.
Karsu ortamın gerginliğini azaltmak istercesine araya girdi. ‘’İsterseniz yemeğe geçelim efendim.’’
‘’Aynen, iyi olur. Anne, baba?’’ Derin nefesimi bıraktım. ‘’Abi?’’
‘’Böyle güzel bir teklife asla hayır diyemem Karsu Hanım.’’ Abim bu gece epey can sıkacaktı belli ki.
Onlara eşlik edip birlikte yemek salonuna geçtik. Herkes yerlerini aldığında en son Karsu’yla ben oturduk. Masayı öncesinde görmemiştim, gerçekten şahane görünüyordu. Hakkını yiyemem, Karsu ciddi bir emek vermişti masaya.
Armudun sapı, üzümün çöpü demeyi seven annem masadan etkilenmiş gibiydi. ‘’Oğlum, bu ne güzel masa böyle. Bizi bu kadar iyi ağırlayacağını bilsek çok daha önce gelirdik.’’
‘’Bugün Karsu sizleri ağırlamamda bana yardımcı oldu. Yemekler ve hazırlık, hepsi onun ürünü.’’
Bizimkiler şaşırmış gibi ona baktıklarında Karsu’nun yanakları yine kızarmıştı. Mahcup bir şekilde gülümsedi. ‘’Umarım memnun kalırsınız efendim.’’
Yemeklerin servisi için yardımcılar geldiğinde sessizlik çökmüştü. Herkes sessizce yemeğine odaklanmışken bakışlarım Karsu’ya kaydı. Tabağıyla öylece bakışıyordu. Hafifçe eğilip fısıldadım.
‘’Bu akşam tabağını bitirmeyi düşünüyor musun?’’
‘’Ben... yemesem?’’
‘’Saçmalama Karsu, başla hadi sende. Altı üstü yemek yiyoruz burada, rahatla biraz.’’
O da yemeğine başladığında masadaki kaşık bıçak seslerini ilk bölen annem olmuştu. Şarabından bir yudum alırken dikkatli bakışları Karsu’ya yöneldi.
‘’Demek Sarp'ın özel mutfak şefisin.’’
‘’Evet efendim.’’
‘’Alev. Adım Alev, ismimle hitap edersen sevinirim.’’
‘’Ta... tabii, anladım.’’
‘’Nereden mezun oldun bakalım?’’
‘’Yeditepe Üniversitesi Alev Hanım.’’
‘’Hmm...’’ İğneli bakışları Karsu’nun üzerinde gidip geliyordu. ‘’Sonra? Nerelerde çalıştın, nerelerde tecrübe edindin, biraz bahseder misin?’’
Karsu cevap vermekte tereddüt ettiğinde bakışlarımız birbirini bulmuştu. O cevap vermeden atıldım. ‘’Birçok yerde anne. Çok fazla yer görmüş Karsu. Hatta yurt dışına bile gitmiş. Yemek konusunda epey tecrübeli yani.’’
Karsu ‘Ne saçmalıyorsun’ der gibi yüzüme baktığında başımla hafifçe onaylamasını işaret ettim. Cevabım annemin dikkatini çekmiş gibiydi. ‘’Öyle mi? Çok hoş. Nerelerde bulundun mesela?’’
Gecenin anlam ve önemi Karsu’nun iş tecrübesi miydi gerçekten?
‘’Şey... Birçok yerde Alev Hanım. İtalya, Çin, Fransa gibi bazı ülkeler. Ayrıca Türkiye içinde de birçok yer görüp tecrübe edinme imkanım oldu.’’
Karsu’nun yalanımı bu kadar rahat devam ettirmesine şaşırmalı mıydım emin değilim. Ama cevabının annemin ilgisini çektiği belliydi. Yine de annem bunu belli etmemeye çalışarak kendini toparladı.
‘’İlginç, şaşırdım doğrusu. Peki, merak ettiğim bir soru daha. Mutfak sanatları mezunu olan birisi için, çocuk bakıcılığı sence de saçma bir iş tercihi değil mi Karsu? İkisini birlikte yapmak zor olmuyor mu senin için?’’
‘’Evin asıl şefi Barbaros Bey benim üniversiteden hocamla yakın arkadaşlar. Hocam Sarp Bey'in özel şefliği için sağ olsun beni önerince o sebeple işe başlamış oldum. E... Arya için de yeni bir bakıcı arayışındalardı. Güvenilir birini bulana dek benim ilgilenmemi istediler. Ben de memnuniyetle kabul ettim."
Karsu’nun bu profesyonel yalancılığını takdir mi etsem, yoksa endişe mi bilememiştim. Bu kadar şeyi hangi ara kafasında kurup sıralamıştı kim bilir.
‘’Çocuk tecrübesi olmayan birine çocuk emanet etmek... Garip bir tercih Sarp. Ama senin kararın tabii. Arya’nın eğitimini, geleceğini eminim sen daha çok düşünüyorsundur babası olarak.’’
Annemin imalı sözleri gerilmeme sebep olsa da sakin kalmak zorundaydım. Karsu’nun yanında tatsızlık çıkmasını istemiyordum. ‘’Evet, anne. Garip, ama bana kalırsa doğru bir tercih. Arya onunla gayet iyi anlaşıyor. Dersleri de gayet iyi. Hiçbir sıkıntı yok. Üstelik onun sağlıklı beslenmesiyle özellikle ilgileniyor.’’ Gergin nefesimi bırakıp ellerimi birleştirdikten sonra imalı bir bakışla babama döndüm. ‘’Artık bu muhteşem aile birleşmemizin nedenini söylemek ister misin baba?’’
Ağzını önündeki peçeteyle sildikten sonra şarabından bir yudum alıp boğazını temizledi.
‘’Evet, artık konumuza gelelim. Büyükbabandan haberin var mı?’’
Merakla kaşlarım çatıldı. ‘’Hayır, yok. Neden?’’
‘’Birkaç gün önce biraz rahatsızlandı. Doktoruyla görüştük, gerekli tetkikleri yaptı ve... fazla vaktinin olmadığını söyledi.’’
Anlamsızca yüzüne baktım. ‘’Nasıl yani? Ne demek fazla vakti yok?’’
Sıkkın nefesini bıraktı. ‘’Son evre kanser. Kendini açık etmeyecek türdeymiş. O yüzden fark etmemişiz.’’
‘’Tedavisi...’’
‘’Yok. O evreyi çoktan geçmiş.’’ Kısa bir es verip şarabından tekrar bir yudum aldı. Saçma bir şekilde üzgün değil gibiydi. Babasının yakında öleceğini yeni öğrenen biri için, oldukça saçma bir şekilde hem de.
‘’Kendisi hastalığını öğrenir öğrenmez vasiyetini hazırladı. Biz de bu akşam seninle bunun hakkında konuşmak için geldik.’’
Meraklı bakışlarım sırayla hepsinin üzerinde gezindikten sonra oturuşumu dikleştirip babama yöneldim. ‘’Dinliyorum.’’
‘’Biliyorsun, şirketimizin esas kurucusu büyükbaban. Dolayısıyla hisselerin çoğu onda. Kendisi tüm hisseleriyle birlikte mevcut bütün mal varlığını sizden birine bırakacak.’’
‘’Bize mi?’’
Başıyla onayladı. ‘’Ancak bunun için bir şartı var. Bir varis.’’
Yanlış duymuşum gibi yüzüne baktım. ‘’Anlamadım?’’
Annem araya girdi. ‘’İşin özü şu, Sarp. Abin veya sen, en kısa zamanda evlenip büyükbabanıza bir varis verirseniz, miras ilk varis veren kişiye kalacak.’’
Gergince güldüm. ‘’Bu... bu şaka falan mı? Gerçekten bu şakayı yapmak için mi geldiniz bunca yolu?’’
Abim rahat bir şekilde sandalyesine yayıldığında o sinir bozucu gülümsemesini takındı. ‘’Hayır kardeşim, tamamen gerçek.’’
Öfkeyle ayaklandım. ‘’Bütün bu saçmalığa son verip buradan gitmenizi istiyorum. Hemen, şimdi.’’
‘’Sarp, otur.’’
Duymak istemediğimi pekiştirmek için elimi salladım. ‘’Hayır, daha fazla dinlemek istemiyorum.’’
‘’Sarp, babanı dinle oğlum. Otur lütfen. Bunları duyman gerek.’’
Sinirimden gülmeme engel olamıyordum. ‘’Sahiden büyükbabam abimle benim çocuk yapma yarışına girmemizi mi istedi?’’
‘’Onun en büyük isteği Soykan soyunu devam ettirecek bir varis olması. Biliyorsun, benden başka bir çocuğu olmadı, bu yüzden sizin üzerinizden soyunun devam etmesi onun için çok önemli. Ama tek sebep bu değil tabii ki.’’
‘’Bunun başka nasıl bir sebebi olabilir ki?’’
‘’Biliyorsun oğlum, büyükbaban aile kavramına önem veren birisi. O yüzden tek isteği varis değil. Senin ve Demir’in bir aile kurup sorumluluk bilincine erişmeniz. Şirketlerini emanet etmeden önce size güvenmek istiyor.’’
Kelimelerimi vurgulayarak konuştum. ‘’Ben yeterince sorumluluk sahibiyim zaten. ‘’Bakışlarım abime yönelmişti. ‘’Bence bu kısım abimi daha çok ilgilendiriyor.’’
Abim keyifle kıkırdadı. ‘’Kalbimi kırıyorsun ama sevgili kardeşim. Benim sorumluluk sahibi olmadığımı da nereden çıkardın?’’
‘’Şirkete doğru düzgün uğramayıp, uzaktan yakından alakan olmamasından ve sadece keyfine göre yaşayıp her gün başka bir kadını yatağına alıyor olmandan olabilir mi ‘sevgili kardeşim’?’’
‘’Yeter artık! Sarp, hemen yerine otur! Abinle de böyle küstahça konuşmayı kes lütfen.’’
‘’Küstah mı? Küstah olan ben miyim gerçekten?’’
‘’Sarp, yerine dedim! Sakin ol biraz!’’
‘’Sorumluluk sahibi olduğumu ispatlamam için ne yapmam lazım kardeşim? Senin gibi tek gecelik bir ilişkiden çocuk yaptıktan sonra onu himayeme alıp ‘’Bakın, çocuğuma nasıl da sahip çıkıyorum ama!’’ havalarındaki baba rolünü mü oynamalıyım!’’
‘’Demir, yeter! İkiniz de oturun yerlerinize!’’
Öfkeli nefesimi soluyarak yerime oturduğumda Karsu’nun şaşkın bakışlarını görüp kafamı çevirmiştim. Babam da yerine oturduğunda annem ortamı sakinleştirmek için araya girdi.
‘’Sarp, lütfen biraz sakin ol. Bize karşı öfkeni anlıyorum, ama bu konu bunun dışında.’’
Sakinleşmek için derin bir nefes alıp şarabımdan bir yudum alıp boğazımı temizledim. ‘’Peki, eğer ikimiz birden bir varis veremezsek ne olacak? Ya da evlenmezsek?’’
‘’Büyükbaban tüm mirasını başka birine devredecek.’’
‘’Bu ne demek farkında mısın? Şu an sahip olduğun her şey elinden puff diye uçup gidecek demek oğlum.’’
‘’Tek kelime, saçmalık.’’
Abim gergin bir bakış attı. ‘’Her şeyini kaybedeceksin geri zekalı, anlamıyor musun?’’
Sinirle yeniden ayaklandım. ‘’Sözlerine dikkat et.’’
Karşıma dikildi. ‘’O zaman sende çocukmuşsun gibi davranma. Hem biliyor musun, sen Ayaz’dan bile daha çocuksun. Her zaman da öyleydin.’’
Öfkeyle üzerine atıldım. ‘’Sakın bir daha onun adını ağzına alma! Duydun mu beni!’’
‘’Sarp Bey, durun lütfen, yapmayın!’’
Koluma yapıştığında sinirle ittirdim. ‘’Karsu çekil!’’
‘’Böyle yaparak bir yere varamazsınız, kesin artık şunu, lütfen!’’
‘’Baba?’’
Arya’nın sesini duyduğumda donup kalmıştım. Gözlerim onu bulduğunda korkuyla dikilmiş bizi izliyordu. Yavaşça abimden uzaklaşıp ona yöneldim. ‘’Arya? Odanda olman gerekmiyor mu senin? Yağmur nerede? ’’
Omuz silkti. ‘’Tuvalete gitmişti, sesler duyunca bakmak istedim. Bunlar kim baba?’’
Ben nasıl açıklayacağımı düşünürken annem bir adım öne çıkıp Arya’yı inceledi. ‘’Demek torunum Arya sensin.’’
‘’Anne... Sakın.’’
‘’Sarp, bizi tanıştırmayacak mısın oğlum?’’
Gergin nefesimi bırakıp Arya’nın yanına adımladım. ‘’Güzelim, bunlar... Büyükannen, büyükbaban ve... amcan.’’
‘’Neden onları daha önce hiç görmedim baba?’’
Ben cevap veremeden abim keyifle atıldı. ‘’Aha, harika soru ufaklık! Evet sevgili babası, neden daha önce güzel yeğenimle hiç tanıştırmadın bizi?’’
‘Kes sesini’ bakışımla sırıtışı daha da büyüdü. Ben doğru kelimeleri ararken Karsu yanına gelip hizasına eğildi. ‘’Prenses, baban bunu sana daha sonra uygun bir şekilde anlatır. Ama şimdi büyüklerin biraz konuşması gerek, tamam mı? İstersen birlikte odana çıkalım, ne dersin?’’
Şu an beni açıklama derdinden kurtardığı için minnetle yüzüne baktım. Birlikte odasına gittiklerinde babam ortamı sakinleştirmek istercesine lafa girdi.
‘’Çocuklar, artık biraz sakinleşebilir miyiz lütfen?’’
İsteksizce yerime oturup gergin nefesimi bıraktım. Babam tüm ciddiyetiyle ellerini birleştirip masaya yaklaştığında ona döndüm.
‘’Karsu’nun bulunmasında sakınca olmadığını söylesen de, onun yanında konuşmak istemedim Sarp. Senin de bu konuyu onun yanında konuşmak istemeyeceğine eminim.’’
‘Nedir’ der gibi baktığımda devam etti. ‘’Konu sadece miras değil, bilmem farkında mısın. Eğer bu vasiyet suya düşerse hepimizin itibarı yerle bir olacak. Serveti bir kenara bırak, bizim dünyamızda barınacak tek bir yerimiz bile olmayacak Sarp, beni anlıyor musun? Şimdiye kadar kendi kurallarımızla inşa ettiğimiz bu imparatorluk öylece yıkılıp toz duman olamaz. Buna izin vermem.’’ Son cümlesi tehdit eder gibi çıkmıştı.
Aynı şekilde tüm ciddiyetimle ellerimi birleştirip masaya doğru eğildim. ‘’İnan bana baba, bu yarattığım dünyayı kimsenin yıkmasına en başta ben izin vermem. Sizinle yollarımız ayrıldığında, yönettiğim bu dünyayı ben kendi ellerimle yeri geldiğinde kanımı vererek, yeri geldiğinde kan dökerek bu ulaşılmazlığa getirdim.’’
Abim keyifsizce mırıldandı. ‘’Piyasada adam bırakmamışsın, duyduk namını. İnsanlar seninle aynı masaya oturmaya korkuyorlar resmen. Bu astığım astık, kestiğim kestik kafasıyla şirketini iyi büyütmüşsün, hayret.’’
Onu umursamadan devam ettim. ‘’Yani baba, ne kadar birbirimize düşman da olsak, bu konuyu birlikte çözmemiz gerek.’’ Sıkkınca geriye yaslandım. ‘’Ama nasıl? Sırf bu iş için hayatımızı evlilikle mi mahvedeceğiz yani?’’
‘’Benim bir fikrim var aslında.’’
Merakla anneme baktım. ‘’Neymiş?’’
‘’Büyükbabanın esas istediği soyunu devam ettirecek yeni bir varis, değil mi? Evliliğin gerçek veya sahte olması çok önemli mi?’’
‘’Nasıl yani? Daha açık konuşur musun anne?’’
‘’Demek istediğim, abinle sen evleneceksiniz, ama bu evlilikler tamamen formalite olacak. Tabii büyükbabanız bunu bilmeyecek, yoksa vasiyet suya düşer. Evliliğinizi eşinizle kendi aranızda sözleşmeye bağlı olarak yapacaksınız. Büyükbabanız öldüğünde geçerliliği bitecek. Karşı taraf da belli bir ücret alacak tabii bu sözleşmeden.’’
‘’Kim böyle bir şeyi kabul eder ki? Kim kendisinin çocuk yapma makinesi olarak görülmesini ister?’’
‘’Emin ol sevgili kardeşim, bu aileye girmek için kuyrukta bekleyen çok kız var. Biz sadece hoşumuza gideni alacağız. Üstelik karşılığında onları tatmin edecek bir para ödeyeceğiz. Sence de kulağa çekici gelmiyor mu bu?’’ Yüzünü buruşturdu. ‘’Gerçi tek eşlilik bana göre değil ama, olsun. Böyle bir miras için bir süreliğine birine katlanmaya değer.’’
‘’Sahiden tek düşündüğün şey bu mu?’’
‘’Senin düşündüğün şey ne kardeşim? Vasiyetten mahrum edilirsek elindeki tüm bu güç, bu koca imparatorluk kaybolup gidecek, farkında değil misin? O zaman ne yapmayı düşünüyorsun? Her şey elinden uçup gittiğinde eski işinde ancak leş temizleyen olursun, oda şansın varsa. Anlayacağın, bu ikimizin de tek çaresi.’’
Annem uyarıcı bakışlarını abime çevirdiğinde teslim olmuş gibi ellerini kaldırıp arkasına yaslandı.
‘’Elinizi çabuk tutmanız gerek çocuklar. Birini bulmak, evlilik hazırlıkları, çocuk süreci, bunlar uzun bir zaman demek. O yüzden bir an önce birini bulsanız iyi olur.’’
Gergince kadehimi kafaya diktim. Hala büyükbabamın mirası için böyle bir şart koştuğuna inanamıyordum. İstemeden birini hayatıma almak, üstelik onunla çocuk yapmak zorunda olmak, o kadar saçmaydı ki her şey. Abim için bu kârlı bir işten ibaretti. Ama benim için hem kendi hayatımı, hem de bir başkasının hayatını mahvetmek demekti. Üstelik Arya’nın böyle bir şeye ne tepki vereceğini de kestiremiyordum. Kabul edecek miydi, yoksa benden nefret mi edecekti? Peki hayatını bir sözleşmeyle de olsa benim çatım altına girip mahvetmeyi göze alacak birini bulabilecek miydim? Bunları öğrenmem için tek bir yol vardı, deneyip görmek.