Kördüğüm - 20-

804 Kelimeler
Herkes odaya girerken Ensar kapıda durmuştu. Adnan beyin gözleri Ensar'ı bulduğunda herkese dışarı çıkmasını söyledi. Odada sadece Ensar ve Buğra'nın kalmasına izin vermişti. Ensar kapının önünde durmuş Buğra babasının baş ucunda oturmuştu. "Ensar." dedi sessizce Adnan bey. "Adımı alma ağzına." dedi Ensar öfkeyle. Buğra kaşlarını çattı. "Lan adam ne halde görmüyor musun? Hala neyin derdindesin sen?" "Çok pişmanım." dedi Adnan bey. Buğra hızla babasına baktı. "Neye pişmansın?" Ensar kafasını eğdi. Ağlamamak için zor tutuyordu kendisini. Adnan bey ise kendisini tutmaya bile çalışmadı. "Baba neye pişmansın?" dedi Buğra çaresizce. "Babamın ölmesine izin verdiğin için mi pişmansın?" dedi Ensar kendisini tutamayıp. Buğra duyduğu şeyle yerine oturdu. "Yaptın mı?" dedi sessizce. Adnan bey hıçkırarak ağlayınca odada sessizlik oldu. "Neden oldu?" dedi Buğra. "Nasıl yaptın?" diye devamını getirdi. "İhaleyi biz kazandık. Tehtid ettiler. Dosyayı bulamadım. Onlara vermem gerekiyordu. Sanki yer yarıldı da içine girdi dosya. Yok dedim. Babana söyleyemezdim. Dosya ondaysa da vermez diye. Zaten defalarca kez sordum dosyayı. Bilmiyorum dedi. Bende dosya kayıp dedim. İnanmadılar. Öldürürüz dediler. Blöf sandım. Bunu sen istedin dediler. Sonra zaten kaza haberi geldi. " Odada sessizlik hakimdi. Üç koca adam sessizce ağlıyordu. Ensar kapının dibine çöktü. Babasını, hayatta varlığını bildiği tek ailesini ondan kader almamıştı. Kafasını dizine yasladı. Hıçkırdı. Şimdi kız kardeşini görebilirdi. Üçü çok mutlu bir aile olarak yaşayabilirlerdi. Erkek adam ağlamaz diye bir kural koymuşlardı bir de. Onu söyleyen kişinin babası, babası yerine koyduğu adam yüzünden ölmüş müydü ki? Buğra babasına baktı. Murat amcasını hep çok sevmişti. Babasına sinirlenip eve gitmek istemediğinde Buğra'yı evine alıyordu. Sonra Buğra'yı üzdüğü için babasına kızıyordu. Koruyucu meleği gibiydi. "Nasıl izin verdin?" dedi sessizce. Ensar söyleyecek bir şey bulamıyordu. Artık hayat nasıl devam edecekti bilmiyordu. "Allah canımı alsaydı da yapmasaydım. Yemin ediyorum verecektim o dosyayı. Kötü bir şey olsun istemedim. Dosya nasıl kayboldu bilmiyorum. Ensar nereden buldun dosyayı?" Ensar kafasını kaldırdı. "Arşivde bir kutuda kilitliydi. Kutu arabamda." "Nasıl bir kutu?" "Ahşap. Üzerinde işleme olan bir kutu işte." Adnan bey doğruldu. "Üstünde harf var mıydı?" "Bilmiyorum incelemedim kutuyu. Zaten ne önemi var ki?" "Çok önemi var. O kutu babanın kutusuydu. Dosya nasıl o kutuda olabilir?" "Ne o? Şimdi de ölen adamı mı suçluyorsun?" dedi öfkeyle. "Hayır ben." "Sen artık sus." dedi Ensar. Dışarı çıktı sinirle. Buğra babasının sağlığından endişe ederken bir yandan Ensar'ın halini merak ediyordu. Dışarı çıktı hızla. Annesi babasının yanına giderken Ensar'ın peşinden yangın merdivenlerine girdi. Ensar daha fazla yürüyemedi. Olduğu yere çöküp ağlamaya başladı tekrar. Buğra sessizce oturdu yanına. "Ne yaptım lan ben? Annem bırakır gider . Giderken kardeşimi kaçırır. Babam, babam yerine koyduğum adam yüzünden ölür. Kardeşimi buldum derken hayatım yine tepe taklak olur. Ben ne yaptım da bunlar geliyor başıma?" Buğra hiçbir şey söylemedi. Çok utanıyordu. Bu küçük bir şey değildi. Ensar'ın arabasıyla kaza yapmadı. Ya da yanlışlıkla bir eşyasını kırmadı. Buğra kardeşinin bu hale gelmesini sağlayan adamın oğluydu. " Ne yapacağız? " " Sen babanın yanına döneceksin. Bende hisselerimi satıp gideceğim buradan." dedi Ensar. "Hayır. Saçmalama." "Ne saçmalama Buğra. Benim babam o şirket uğruna ölmüş. Ben orada durur muyum artık?" "Ya anlamıyor musun? Bu işte bir iş var." dedi Buğra. "Bana babanı mı koruyorsun?" dedi Ensar sinirle. Onu daha önce hiç böyle görmemişti Buğra. Ensar sanki kendisinde değildi. "Hayır. Ama gitmene de gerek yok. Biliyorum öğrendiğin şeyler normal şeyler değil. Bak o dosya..." "Sikerim lan dosyasını. Hala neyin derdindesin. Canınız cehenneme." Ensar hızla hastaneden çıkarken aklında nereye taşınacağına karar veriyordu. Güneş'i alıp bir an önce gitmeliydi bu şehirden. Yoksa o da katil olacaktı. Buğlem sessizce otururken yanına birinin oturduğunu hissetti. " Nehir teyze ben seni eve bıraksam Buğlem biraz yanımda dursa olur mu?" dedi masumca. "Yok oğlum ben kendim giderim. Sen Buğlem'i geç getirme olur mu?" Buğra başıyla onayladı. Nehir hanım hastaneden çıkınca Buğra Buğlem'in elini tuttu. "Buğra baban iyi olacak." "Çıkalım buradan. Seninle konuşmak istediğim şeyler var." Buğlem sessizce ayağa kalktı. Buğra boş bir piknik alanına geldi. Buğlem'i oturttuktan sonra yanına oturup sarıldı ona. "Buğra. Neyin var?" "Buğlem. Ben çok kötü bir şey öğrendim." "Ne oldu? Yoksa baban hasta mı?" "Babam." Buğra sessizleşti. Buğlem merakla oturduğu yere doğru döndü. Şimdi onu görmek, yüzünü avucunun içine almak istiyordu. "Anlat bana. Tek başına kaldırma bu yükü. Beraber omuzlayalım." Buğra Buğlem'e baktı. Kolunu omzuna atıp şakağını öptü. "Babam. Ensar'ın babasının ölümüne o sebep olmuş." dedi sessizce. Buğlem duyduğu şeyi idrak etmeye çalıştı. "Buğra sen. Ciddi misin?" "Evet." dedi. Tüm detayları anlatırken Buğlem ağlamamak için zor duruyordu. Eğer o da ağlarsa Buğra hiç güçlü kalamayabilirdi. Kollarını Buğra'ya sarmaya çalıştı. Buğra niyetini anlayıp sarılmasına yardım etti. "Üzülme sevgilim. İllaki vardır bunun da bir çözüm yolu. Ensar'la konuşacağım. Hem daha Güneş var. Onun düzenini bu şekilde bozmaz o." "Gidecek." dedi Buğra çenesini Buğlem'in kafasına yaslayıp gökyüzüne bakarak. Keşke şimdi bunları düşünmeseydi. Buğlem'le şu çimlere uzanıp dertsiz tasasız bir şekilde gökyüzünü izlemek için her şeyini verirdi. "Ben hep senin yanındayım." dedi mırıldanarak. Göğsüne yaslanmış küçücük bedeniyle Buğra'ya kocaman destek sağlıyordu. "Hep yanımda kal." dedi saçlarını öperek. 
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE