Ruhun bazı emelleri vardır. Mutlu olmak. Sevilmek. Huzur bulmak. Ancak hayatta en çok rastladığım şey ise acı çekmektir. Ruhum omuzlarına aldığı binlerce yükün altında kambur kalmış yaşlı gözleriyle bana bakarken, gözlerime yansıyan donukluğu nasıl gizleyebilirdim ki? Pes ediyorum. Hayat beni yendi, artık mutlu olabilir. Oysa benim yegane kuralım pes etmemekti. O kadar ağırlaşmıştı ki içimde ki duygular, dışa vuramıyor ancak içimden atmak içinde çırpınıyordum. Artık, 'Neden ben?' Diye sormaktan bıkmıştım. Cevabı olmayan soruların odağı olmak ve o soruların anlamında boğulmak ıstırap içindeki bedenime ilmek ilmek acıyı işliyordu. Hayat adil değildi. Olsaydı her daim mutsuz olmazdım. Ki ben küçük bir çikolatadan bile mutlu olan bir kızken neydi bu ruhumun çektiği sefalet? Yüzüm

