2.Bölüm "Kurban"

1507 Kelimeler
2.Bölüm “Kurban” İnci Karsu.. Şu hayatta en büyük hayalin nedir deseler, okuyup avukat olup eşinden psikolojik veya fiziksel şiddet gören kadınlara ücretsiz yardımcı olmak derdim. Ama tüm hayallerimin, gençliğimin ve annemin katili olan babam bunada engel oldu. Zorla Eczacılık fakültesine yolladı beni. İkinci senemde annem intihar edince bıraktım. Babamdan da uzaklaştım. Sonra duydum ki beni evlatlıktan reddetmiş. İşe yaramaz oğullarına sesi çıkmıyor ama ben okulu yarım bıraktım diye hemen aforoz edildim aileden.. Zaten aslında ortada bir ailede yoktu. Liseye yeni başladığım yıl birşey oldu ve babam aniden zenginleşti. Özel okul, yalı, arabalar birdenbire her şeyimiz oldu. 2 ayın içinde yüksek sosyeteye girdik. Dışarıdan işinde başarılı bir cerrah ama evin içinde canavar. Annem sürekli babama yapma, bu iş böyle olmaz diye itiraz etti ama hangi iş nasıl olmaz küçük olduğumuz için anlamıyorduk. Sonra babam annemi dövmeye başladı. Araya girince bende dayak yiyordum. Zamanla işin boyutu değişti ve babam; “Ben cerrahım ellerimi seni döverek yoramam, sana vereceğim ceza belli” dedi ve annem ne zaman babamı sinir etse kemer yada kırbaçla vurmaya başladı ona. Bazen dövüp dövüp tek ayak üstünde bekletti. Şiddet, ceza, işkence dolu yıllar… Annemle birbirimizin kopyasıydık. Ela göz kestane tonunda saçlar ve beyaz ten. Minyon tipliydik. Allah vergisi bir cilt güzelliğimiz varmış ama bize hiçbir zaman faydası olmadı. Lise yıllarım aşırı problemli ev hayatı ile devam etti ve bu yüzden hiç hatırlamak istemiyorum. Üniversite ikinci sınıfı yeni bitirdiğim yıl babam birine karşı büyük bir borca girmiş. Karşılığında gece aniden eve baskın yapan adamlara beni sattı.. Annemle feryat figan yalvardık ağladık ama iki tarafta vazgeçmedi. Babam satmaktan karşıdaki almaktan. Adam 63 yaşında emekli olmuş bir cerrah ama yaş farkından dolayı cemiyet hayatında dikkat çeker diye oğluyla nişanlandım diye duyurdular. Hiç görmedim oğlunu hâlâ da yolda görsem tanımam. O da doktormuş. Babamdan daha büyük yaştaki bu adam beni bi eve hapsetti ve babamın anneme yaptığı işkencelerin aynısını o da bana yaptı. İktidarsızdı her denemesi başarısız olunca sürekli dövdü beni. En sonunda enerji vermesi için ilaç almış ama daha eve gelmeden yolda kalp krizi geçirmiş ve araç kontrolden çıktığı için kaza yapıp ölmüş. Başımdaki bu beladan kurtulunca hemen hapis olduğum evdeki eşyaları satıp parasıyla kendime 1+1 ev tuttum. Babam cemiyete nişanı attığı ve okulu yarım bıraktığı için evlatlıktan reddettim diye duyurdu. Ama işin aslını annem ve ben gayet iyi biliyorduk. Okula devam etmek istedim ama maddi olarak imkanım olmadığı gibi üstüne birde annemin intihar etmesi eklendi. Zaten sevdiğim bir bölüm değildi bende hiç başlamadım. Eşyaları ikinci ele satarken elbise dolabından küçük bir kutu çıktı ve içinde takılar vardı.. Bir yıldır bu evdeydim, sıkılıp çok baktığım olmuştu eşyaların içine ama galiba son zamanlarda geldi bu kutu. Neden geldi kimin hiç bir fikrim yoktu. Bana yaşattığı işkencelerin karşılığı olarak hepsini tek tek farklı kuyumcularda bozdurdum ve parasıyla okulda ilgimi çeken bu parfüm işine girdim. Zaten 4 5 parça takı vardı ancak sermaye olarak kullanabildim. İyi kötü kendi yolumu çizmiş devam ederken benden iki yaş küçük ikizlerden en işe yaramazı Güney geldi ve gırtlağa kadar borcum var ödemezsem beni öldürecekler abla. Babamdan istersem bu defa da o öldürür ocağına düştüm yardım et deyince dükkan karşılığında kredi çekip verdim. Çalışıp heray düzenli şekilde ödeyecekti ama tabiki parayı alınca ortadan kaybolup tatile çıkmış kızlarla. Attığı storyleri ağlayarak izlemiştim. Evde anneme ve bana asla destek olmamışlardı. Bu son yaptığıyla da üzerine tüy dikince ikisiyle de artık görüşmüyordum. Ailem yok tek başımayım. Annede benim babada benim, kardeşte benim kendime deyip yılmadan çalışmaya devam ettim. Kampanyalar reklamlar derken kredi taksitlerini ve masraflarımı karşılamaya çalışıyordum. Sabah siyah kotumu ve tişörtümü giyip dükkanıma geldim. Temizliğimi yapıp reyonlarımı düzenledim. Ödemeleri hesaplarken içeri takım elbiseli esmer ben yaşlarda bir bey girdi. Allah var yakışıklıydı. Yapılı vücut, beyaz ten kirli sakal.. Okul arkadaşımmış hatırlayamadım. Bunun utancı ile kahve ikram etmek istedim kabul etti. Soru cevap şeklinde biraz sohbet ettik. Lise yıllarımdan arkadaşımmış ama asla hatırlayamadım. Ne isim ne soyisim tanıdık gelmedi. Holding patronuymuş. Benle ne işi olur ki anlamadım ama açık açık da hayırdır kardeşim ne işin var benimle diyemediğim için kibarca ilgilendim. O da kibarlık olsun diye parfüm aldı. Altında kalmamak için bende çok sevdiğim ve fıx kokum olan ferah bir deniz kokusunu hediye ettim. O çıktıktan yaklaşık 2 saat sonra içeri 3 tane daha takım elbiseli adam girdi. Bugün holding patronlarına çalışıyorum sanırım. Karşılayıp ilgilendim ama hareketleri bi tuhaf geldi. Sonra bi tanesi; “Sen doktor Cengiz Karsu'nun kızı mısın” “Evet” “Baban dün gece ömür boyu çalışsa ödeyemeyeceği bi borcun altına girdi patronun mekanında. Alacak verecek meselesi var. Senin adını verdi patrona. Gelip konuşman lazım ödeme planı ile ilgili” deyince diğerleri güldü. Anladım babam beni yine satmış. Ama bu defa öyle kolay olmayacak.. “Peki bekleyinde eşyalarımı alayım” deyip çekmeceden biber gazını aldım, çantamı telefonumu aldım dükkanın çıkışına doğru ilerlerken önde yürüdüğüm için geriye dönüp hepsine gazı sıktım ve caddede koşmaya başladım. Maalesef ben 3 kişi görmüştüm ama dışarıda arabayla bekleyen dördüncü bir kişi daha varmış. Ben koşarken daha nereye geldiğimi anlamadan yanımda bir araba durdu ve içinden inen adam beni yakaladı ağzıma bez kapatıp arabaya çekti. Sonrası karanlık.. Gözümü açtığımda yumuşacık bir yatakta yatıyordum. Bi an kendimi evde sandım ama sonra aklıma gelenle hemen doğruldum. Ayağımdan yatağa kelepçeli buldum kendimi. Her yeri siyah bir odaydı. Mobilya, halı, hatta üzerinde yattığım nevresimler bile. Camda siyah perdeler. Şuan içeri loş ama gece mi gündüz mü algılayamadım. “Kimse yok muuu, imdaaattt” diye bağırdım. Hemen kapının kilidi açıldı ve dükkanda yüzüne biber gazı sıktığım adamlardan biriyle karşılaştım. Gözleri hâlâ kırmızıydı.. “Cehenneme hoşgeldin” “Kimsiniz siz, ne istiyorsunuz benden” ses arka taraftan geldi; “Onlar değil ben istiyorum bişiler senden. Bakalım verebilecek misin” diyerek odaya sarışın mı kumral mı çözemediğim bi adam girdi. Diğeri kenara çekilip elini önünde bağladı. Demek ki yetkili abimiz bu.. “Para istiyorsanız karşılığında babamın canını alın. Borçlu olan o, benim asla bi alakam yok artık o adamla. Evlatlıktan reddetti zaten” “Maşallah ne kadar hayırlı bir evlatsın. Bide kız çocukları babalarına düşkün olur derler. Tüm teorileri alt üst ettin” “Kız çocukları babalarına düşkün olur evet katillerine değil” Yüzünde anlam veremediğim bir ifade oldu. Benden en fazla 5 yaş büyük takım elbiseli biriydi. Ayakta durmaktan sıkıldı sanırım tekli siyah koltuğa oturdu. Başıyla öteki adama işaret verdi, adam odadan çıkıp kapıyı kapattı” “İnci Karsu, 24 yaşında. Üniversite ikinci sınıftan terk. Eczacılık fakültesini derece ile kazanmışsın. Liseyi birincilikle bitirmişsin ama bu kadar zeki ve çalışkan bir kızımız parfümcü olmuş” “Seviyorum işimi, en azından kazancım helal. Alın teri. Nasibimi zorlamıyorum. Gelene razıyım” “Çok güzel bir hayat felsefen varmış. Aç gözlü olmayan kadınlara bayılırım. Bide senin gibi üzerindeki siyah kıyafete zıt bembeyaz teni olan kadınlara” Öyle söyleyince üzerime baktım. Tişörtüm toplanmış hemen düzelttim ve; “Buraya kişisel zevklerini konuşmak için mi getirdin beni. Derdin ne onu söyle. Asıl meseleyi konuşalım” “Baban seni bana sattı, aslında evlerden birinde çalıştırmayı düşünüyordum seni ama şimdi şöyle bakınca biraz vakit geçirmeye karar verdim. Hevesimi alınca yollarım seni” “Borç babamın borcu, öldür kapansın mesele. Benden başka iki oğlu var git senet imzalasınlar onlardan nakit olarak tahsil et. Benden uzak durun” güldü tam ağzını açıp bir şey diyecekti ki o sırada silah sesi duyduk. İki elimi de kulağıma kapatıp çığlık attım. Sonra yanımdaki adam ayaklandı kapıya ulaşmadan kapı kırıldı ve içeri gündüz sınıf arkadaşınım diye dükkanıma gelen Acar Kılıç daldı. Yanında da tanımadığım bir sürü adam. Göz göze geldik sonra silahını diğer adamın alnına dayayıp; “Giray Bakırcı… Yine puştluk peşindesin bakıyorum” “Seni ilgilendiren bir durum yok” “Tam tersi bu durum tamamen beni ilgilendiriyor, benim meselem. Uzak dur” “Ben bu kızı satın aldım. Babası ömür boyu çalışsa ödeyemez” “Giray kız benim. Lafı uzatma alıp çıkıyorum. Babasını mı vurursun kardeşleri ile mi çözersin meseleni ben anlamam” deyip bana doğru geldi. Elinde silah olunca geri çekildim refleks olarak. Silahı beline koyup anahtarı istedi. Giray dediği adam çıkarıp attı, Acar havada yakaladı. Ayağımdaki kelepçeyi çözerken Giray; “Yanlış yapıyorsun Acar, kimse kimsenin bölgesine işine karışamaz. Altındaki koltuğa güvenme bi bakarsın kaymış” “Kralın gelse kaydıramaz, dene şansını da ağzının payını nasıl veriyorum izle” deyip elimden tutup kaldırdı. Beraber merdivenlerden inerken etrafıma bakındım, gecelikli ve neredeyse çıplak kadınlar vardı. Galiba burası da genel evdi. Acar; “Etrafına iyi bak İnci Karsu, seni bu adamın elinden almasam sende bunlar gibi olacaktın” Korkudan cevap veremedim. Arabaya binip biraz uzaklaşınca.. “Acar neler oldu ben hiçbir şey anlamadım. Yani sen geldin, senden iki saat sonra bu Giray dediğin adam beni kaçırttı.. Ben kime ne yaptım da olayların ortasındayım” “Evde konuşuruz anlarsın neler olduğunu ama zengin bir ailen yok artık. Baban kumar masasına tüm zenginliğini ve seni bıraktı” Zenginliğin hiçbir zaman sefasını süremedik zaten o önemli değildi de baban seni sattı, seni masada bıraktı lafı çok ağır olmuştu. Annemin yerine keşke babam ölseydi. Bu koca dünya bana bu kadar dar gelmezdi.. Bakalım bu Acar ve Giray kim dertleri neymiş öğrenip bi şekilde yeniden hayatıma babamdan uzakta devam etmeliydim.. Ahh İnci ahh yine bi çıkmaza girdin. Bu defa halinden anlayacak bir annende yok..
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE