1.Bölüm "İntikam"
1.Bölüm “İntikam”
Acar Kılıç..
Geçmiş.. Lise Yılları..
Okula son bir yıldır, her sabah olduğu gibi bu sabahta İnci'yi göreceğim için heyecanlı heyecanlı geldim. Sınıflarımız farklıydı. Bizden iki sınıf altta okuyordu. Muhtemel ben ondan 2 yaş filan büyüğüm ama görür görmez aşık oldum.
Onu ilk gördüğümde okulun kantininde oturmuş kendi halinde tost yiyordu. Üst sınıftan kızlar uğraşmaya başlayınca hemen yanına gidip müdahale etmiştim. Yanakları al al olmuştu sinirden mi utandığı için mi anlamadım. Ela gözleri beyaz teni ve pembe dudakları ile beni büyülemişti resmen..
Rüzgarına kapılıp gitmiştim o günden sonra..
Her tenefüste onun takıldığı yerlerde dolandım. Mümkün olduğunca karşısına çıkmaya çalıştım ama bakmıyordu bile bana. Artık kararlıyım bugün açılıp ondan hoşlandığımı hatta hoşlanmak değil bunun aşk olduğunu söyleyecektim.
İlk teneffüste bakındım ama sınıfında takılıyordu dışarı çıkmadı. İkinci üçüncü teneffüste de aynı oldu çıkmadı dışarı ve sıkıntılı görünüyordu. Artık derste sinir olmuştum dışarı çıkmasa da sınıfta konuşup açılmaya karar verdim. Zil çalınca adımlarım direk İnci'nin sınıfına doğru gitti. Bakındım yoktu, sınıfından birine sordum kantinde dedi ve hemen indim.
Yine oturmuş tost yiyordu zaten hep tost alırdı başka birşey almıyordu. Yanına gittim izin almadan masasına oturdum ve;
“Merhaba İnci afiyet olsun nasılsın”
“Teşekkür ederim ama tanıyamadım”
“Aynı sınıfta değiliz tanımaman normal ben Acar”
“Memnun oldum, hangi sınıftasın”
“İngilizce son sınıf, İrfan hocanın sınıfı”
Soru cevap şeklinde ilerledi sohbet. Gülünce fark ettim gamzesi vardı. Dişleri de adıyla uyumlu inci gibiydi. Gülmek çok yakışıyordu.
Bi kaç gün tesadüfen karşılaşmış gibi yapıp ayak üstü sohbet ettik. Sonra açıldım. Aslında beni hatırlayıp tanısaydı ilk konuştuğumda açılacaktım ama olmadı hatırlamadı beni…
“İnci ben senden çok hoşlanıyorum, sevgilim olur musun” deyip pat diye bi anda açıldım.
Sessiz kaldı sonra;
“Benim tek hedefim okulum, özür dilerim Acar konuşup umut verdiysem sana. Ama düşünmüyorum böyle şeyler. İlgilenmiyorum sana iyi günler” deyip kalktı gitti.
Çok bozulmuştum.. Halbuki kabul edecek sanmıştım. Sınıfından Eda'yla konuştuğumda galiba o da senden hoşlanıyor. Sürekli seni anlatıyor bana demişti. Ama şimdi neden böyle ters tepti ki.
Soluğu Eda'nın yanında alıp durumu anlattım. Panikledi önce ve kendine gelince;
“Ben konuşur haber veririm sana” dedi.
İki gün sonra;
“Seni fakir olduğun için istemiyor, babası doktor okuldan aldı onu. Özel koleje verdi. Devlet okulunda okuyan sıradan biriyle işim olmaz dedi. Üzgünüm Acar böyle biri olduğunu bilmiyordum İnci'nin” deyip gitti.
Aslında bende öyle biri olduğunu anlamamıştım hiç. Terbiyeli saygılı biri sanmıştım. Ama şımarık zengin kızıymış. Sonra bir daha görmedim onu. Babası gerçekten okuldan almış ve özel koleje vermiş..
Ünlü doktor Cihan Karsu'nun kızı devlet okulunda sürünemezmiş..
Babası nasıl ünlüyse ilk defa duymuştum adını..
Günümüz…
“Mirzaaaa” diye seslendim..
Mirza Hanzade.. Sağ kolum, ölüm makinesi..
Bu alemde herkesin yanında isteyeceği adam. Yeri geldiğinde sadık bir dost, yeri geldiğinde canı pahasına patronunu koruyan işinin en iyisi gözü kara koruma..
Anında geldi odaya ve;
“Buyur patron” deyip elini önde bağladı..
“İnci Karsu.. Babası doktor Cihan Karsu.. Bu kızın herşeyini öğren. Nerde yaşıyor, ne iş yapıyor,evli mi bekar mı.. Herkesin bildiği bilgileri ve ayrıca kimsenin bilmediklerini de öğren. 10 gün süren var aslanım”
“Tamam patron sırada ki kişi bu mu?”
“Evet sırada ki ve en son kişi. Listeyi tamamlıyoruz bu kızında icabına bakınca”
“Gözün aydın patron ben hemen hallediyorum”
“En önemlisini en sona bıraktım Mirza. Daha titiz ol bu defa”
“Tamam patron merak etme sen” deyip çıktı..
Ben Acar Kılıç..
Piyasaya hızlı giriş yaptım. Düzenimi kurdum ve arkamda bıraktığım eski meseleleri çözmeye başladım. Okuldayken benimle uğraşan akran zorbalığı yapan kim varsa hepsine ulaşıp intikamımı aldım. Sıra İnci'ye geldi. En sona bıraktım, bakalım fakir diye beğenmeyip aşağıladığı Acar Kılıç’ı karşısında iş insanı (!) olarak görünce ne yapacak..
Diğerleri pişman olup yalvardı ama affetmedim. İnci çok yalvarırsa belki affederim, bilemedim..
1 Hafta Sonra..
“Patron istediğin İnci Karsu dosyası hazır.. Tüm detaylar içinde yazılı”
“Başım çatlıyor Mirza, akşamdan kalmayım özet geç bakalım”
“Patron, bu kızın babası cerrah ama kumar bağımlısı. Neyi var neyi yok elinden gitmek üzere, iki sene önce kız bi doktorla nişanlanmış. Bir sene nişanlı kalmış aynı evde yaşamışlar. Nişanlısı da cerrahmış. Sonra ne olduysa babası kızı evlatlıktan reddetmiş. Nişanı attığı için galiba. İkiz erkek kardeşi var onlarda alemci. Biri bar işletiyor, diğeri müzikle uğraşıyor. Kendi halinde sahne filan alıyor gece mekanlarında. İnci Karsu parfümcü. Küçük bir dükkanı var, açık parfüm işi yapıyor. Borç paçalarından akıyor resmen. Kredi çekip açmış dükkanı ama sanırım işleri iyi değil.”
“Bu kızın neyinden intikam alıcam hayatı zaten alt üst”
“Bilemedim patron detaylar dosya da var, ne dersen nasıl plan kurarsan yolundayım”
“Tamam Mirza bana ilaç bul, kendime geleyim biraz, bi plan yaparım mutlaka”
“Tamam patron”
Akşam eğlencenin dozunu kaçırmıştım şimdi ceremesini çekiyordum. İlaç alıp ofisin arka tarafına geçtim ve dinlendim. Bir saat sonra kalkıp duş aldım, üzerimi değiştirdim. Masama geçtim dosyayı inceledim ve Mirza'ya seslendim. İçeri girince;
“İnci'nin dükkana ziyarete gidiyoruz, çıkalım birazdan”
“Tamam patron” deyip çıktı. Bende son sayfayı okuyup ayaklandım..
Dükkana girmeden önce arabanın içinden içeriyi biraz inceledim. Cadde üzerinde küçük bir dükkan, aslında işlek cadde işleri neden kötü gitti acaba? Sonra arabadan inip içeri girdim. Beyaz ferah ve çok güzel kokuyordu. Masada oturmuş sanırım hesap yapan çıtı pıtı kız İnci'ydi. Gözlükte vardı, ben içeri girince ayaklandı;
“Hoşgeldiniz, buyrun”
“Teşekkürler, kolay gelsin nasılsın İnci”
“İyiyim ama tanıyamadım sizi”
Evet İnci'ymiş. Oltama yakalandı..
“Normal uzun zaman oldu görüşmeyeli. Liseden Acar Kılıç”
“Yaaaa, aynı okuldamıydık.. Kusura bakmayın biraz dalgınım. Buyrun oturun bi kahve ikram edeyim”
“İyi olur aslında sade Türk kahvesi varsa içerim, henüz günlük kafein dozumu almadım”
Güldü, o gamzeler ne kadar belirgin öyle. Hafif tebessüm edince bile iki çukur çıkıyor yanağında hemen.. Masanın karşısındaki sandalyeye oturdum. Arka tarafa geçti. Dükkanı incelerken gayet düzenli ve temiz olduğunu gördüm. Çokda ferah bir koku vardı. Dükkanın giriş kısmına yakın yerde, yüksek yuvarlak cam bir masa duruyor, üzerinde kağıt filan var ne olduğunu anlamadım. Birde kutu. Daha arka tarafta da şuan oturduğum ikinci masa var.
Tezgahlar, zemin, tavan masa ve sandalyeler hepsi beyaz. Sadece tezgah içi camdı. Yine boy boy cam şişeler dizilmiş. Hepsinin üzerinde iki harf var ‘İ&K’..
Dükkanın adı da ‘İ&K’ zaten.. Kendi adı ve soyadı.. Egosunu sevdiğim kendi markasını yapmaya çalışmış sanırım.. O sırada elinde küçük bir tepsi ile geldi yeniden..
Şık gümüş bir sunumlukla, Türk kahvesi su ve lokum bıraktı önüme, kendisine de aldı. Geçip sandalyesine oturdu..
“Tekrar hoşgeldin Acar, lütfen kusura bakma ama ben hâlâ hatırlayamadım seni”
“Hoşbuldum, estağfurullah ne kusuru. Aynı sınıfta değildik İnci. Ben son sınıftım, senin ilk yılındı. Zaten dönem bitmeden okuldan ayrılıp koleje başladın”
“Anladım, lise yılları ise hatırlamamam normal”
“Neden”
“Boşver tatsız konular, eee neler yapıyorsun şimdi. Liseden sonra devam ettin mi”
“Evet işletme mühendisliği okudum. Kılıç Holding'in sahibiyim”
“Ooo başarılı bir iş insanı oldun yani”
“Evet.. Sen devam ettin mi”
“Evet, babamdan dolayı eczacılık fakültesine başladım mecburen yani. Aslında hukuk istiyordum. Sonra annem vefat edince okulu bırakıp iş hayatına atılmak zorunda kaldım”
“Başın sağ olsun”
“Teşekkür ederim, dostlar sağolsun” deyip ayağa kalktı ve;
“Çok pardon.. Müşteri geldi. Esnaf ziyareti böyle olur, kahveni iç keyfine bak hemen geliyorum” dedi ve içeri giren kızlarla ilgilenmeye başladı..
O küçük masada kızlar parfüm ismi yada kodunu soruyorlar İnci vitrinden alıp ufak ufak uzun ince kesilmiş kağıtlara kokuları sıkıp kağıdı koklatıyor.. Kızların kafası karışınca küçük kutuyu açıp içindekini koklattı. Türk kahvesi varmış içinde konuşmalardan anladığım kadarıyla.. Beyindeki kokuyu sıfırlamak için Türk kahvesi koklatılırmış.
Tezgahtan parfüm şişesini almak için uzanınca beli açıldı. Bembeyaz ve incecik bir bel.. Ahh o belini kavrayıp şu masaya seni…
Başımı hızlıca salladım kendime gelmeye çalıştım. Buraya geliş amacımı unutmamam lazım.
İntikam..
Kızlar bir kaç kağıt daha kokladılar. Sonra içlerinden iki tanesini alıp çıktılar. Elinde parfümün ücreti ile geldi çekmecesine attı ve;
“Kusura bakma Acar.. İş yeri haliyle”
“Yok olur mu ne kusuru. İşini iyi yapıyorsun sanırım. Biraz fazla detayı var gibi geldi”
“Bilmem alıştım.. Güzel kokularla iç içe olmayı seviyorum”
Soru cevap şeklinde on dakika daha oyalandım. Sonra bende kibarlık olsun diye bir iki şişe parfüm aldım ve ücretini ödedim. O da küçük kalem şeklinde bi parfüm hediye etti;
“Ben çok severim bu kokuyu, beğenirsin umarım” dedi..
Teşekkür edip çıktım. Görmeyeli kibarlaşmış. O eski ben zenginim havaları yok.
Gerçi bana hava atmadı hiç ama yüzüme demediği herşeyi arkamdan konuştu..
Şimdi alacağım intikam planı aklımda şekillendi.. Hadi bakalım egolu İnci hanım.. Diğerlerinin yıkılışını zevkle izledim ve şimdi sıra sende..
“Mirza”
“Buyur patron”
“Kapıya iki adam dik. Gece gündüz kızın peşinde olacaklar. Fakedilmesinler, işini düzgün yapacak adamlar olsun”
“Tamam patron, şimdi nereye gidiyoruz”
“Bu doktor bozuntusu nerde kumar oynuyorsa oraya bi gidelim bakalım durumlar nedir” deyip arabaya bindim ve ayrıldık o güzel kokulu dükkandan.
İnci Karsu..
Acar Kılıç'ın yeni ve son kurbanı sensin..