Mukadder hizmetçi zannettiği Berrin’i akşam yemeği sofrasında Münevver’in sağ yanında görünce iştahım kaçtı deyip masayı terk etmemek için dişini sıktı. İki yüzü davranmak canına yetmişti artık. Çocuk da yüzüne bakmıyordu doğru düzgün, varsa yoksa sarı bücürün peşinde dolanıyordu. Zengin aileye yamanmak için analı kızlı ahtapot gibi vantuzlarını geçirmişlerdi ailenin tamamına. Münevver’in gözü de Berrin’den gerisini görmüyordu sanki. En azından yarın beslemelerin gittiğini öğrenmek iyi bir haber olmuştu. Zorlukla tamamladıkları akşam yemeğinden sonra yorgun olduklarını söyleyip koğuşlarına çekildiler. Lale, odaya girdiklerinde acele ile kafasındaki çullardan kurtuldu. Bu kış gününde kulakları pişik olacaktı neredeyse. “Gerek var mıydı kızım bu kadarına, sana da yazık bana da yazık.”

