DÜN SABAH
Sevmek herkes tarafından farklı anlaşılıyordu.Kimine göre sevmek Leyla gibi olmaktı.Sevdiğine tamamen güvenip onu özgür bırakmaktı.Kimine göre de sevmek Boran gibi olmaktı. Sevdiğinin hayatına her giren insanı kıskanıp sevdiğini altın kafeslere hapsetmekti.
Boran,Elmas Hanım'ın telefonundan sonra yapması gerekene karar vermişti.Leyla'yı elinden almaya çalışan düşmanına bunun bedelini ödecekti.Telefonunu eline alıp babasının asla aramamasını söylediği numaraları tuşladı.
Telefonu kaba sesli bir adam açtı."Alo,kimsiniz?"dedi.
Boran kendisine her türlü kapıyı açan soyismini gururla söyleyerek"Ben Boran Şahkıran."
Şahkıranların ismini duyan adam kaba sesiyle"Biz Şahkıranlarla çalışmayız bir daha bu numarayı aramayın"dedi.
Soyisminin açamadığı kapı kalmayan Boran ilk defa soyisminin açamadığı bir kapıyla karşılaşınca panik dolu bir sesle"Durun kapatmayın kim ne veriyorsa size 2 katını teklif ediyorum"dedi.
Boran'ın teklifini duyan kaba sesli adam Şahkıranlara olan nefretini belli etmek için küçümseyici bir sesle"Koskaca Şahkıranlar sadece 2 kat para mı teklif ediyorlar?"dedi.
Normalde ailesini küçümseyen bir insanla 1 dakika bile muhatap olmazdı ama bir kere denize düşmüştü evliliğini kurtarmak için yılana sarılacaktı."Sen kaç kat para istiyorsun?"diye sordu.
"5"dedi telefonun diğer ucundaki kaba sesli adam
Şirketten çektiği her paranın hesabı muhasebe departmanı tarafından kayıtlara geçiriliyor babası tarafından tek tek kontrol ediliyordu.
"5 çok"dedi Boran,babasına parayı nereye harcadığını açıklamaya çalışırken kullanacağı bahaneleri düşünürken.
"Ya 5 kat parayı teklif edersin ya da bizi tekrar aradığında başına geleceklerden sorumlu olmayız karar senin"dediTelefonun diğer ucundaki adam tehditvari bir sesle.
"Tamam,kabul ediyorum"dedi Boran.Leyla tamamen onun olacaksa değil 5 kat,10 kat hatta 100 kat bile olsa öderdi bu adamlara.
"Birazdan telefonuna gelecek olan mesajda parayı hangi hesaba yatıracağına dair bilgilendireceksin"dedi kaba sesli adam.
Boran,güvenmediği insanlara iş bitmeden para yatırmak istemiyordu.İtiraz dolu bir sesle"İş bitmeden 1 kuruş bile ödemem"dedi.
Telefonun diğer içindeki kaba sesli adam tehditvari bir sesle"Sen galiba bir şeyi unutuyorsun Boran bey.Senin bana ihtiyacın var benim sana da senin parana da ihityacım yok"dedi.
Boran,babasının bu adamların ne kadar güvenilmez olduklarına dair bir iki şey anlatmıştı her seferinde uyarı dolu gözlerle Boran'a bakmış"Sakın ha bu adamların yarım metre bile olsa yanına yaklaşma"demişti ama Leyla'nın onu terk etmesine dayanamazdı onu bir kez elinden almışlardı bir daha bunun olmasına izin veremezdi.
Boran uzlaşmacı bir sesle"Paranın yarısını şimdi yatırırım yarısını da iş bittikten sonra"dedi.
Telefonun ucundaki adam küçümseyici bir sesle"Tam bir Şahkıran gibi davranıyorsun"dedi.
"Kabul ediyor musun?"dedi Boran,ailesini küçümsemeye devam eden adamla konuşmayı kısa kesmek için.
"Evet,ama para da bir yamuk yaparsan seni toprağın yedi kat altına gömerim"dedi karşındaki çocuğu korkutmanın verdiği zevkle.
"Merak etmeyin ben sözüne sadık biriyim"dedi Boran telefonun ucundaki adama güven vermek istercesine.
"Göreceğiz"dedi telefonun ucundaki adam tehlikeli bir gülümsemeyle.
BU SABAH
Oğuz'un"Kerim öldü"sözü Boran'ın kulaklarında çınlıyordu.Nasıl olabilirdiki Boran o adamlara sadece Leyla'dan uzak durması için Kerim'i ikna etmelerini istemişti ama onlar Boran'ı bir katile çevirmişlerdi.
Leyla'nın koltukta hüzünlü bir sesle"Nasıl ölebilir abi?Daha dün görüştük iyi ve sağlıklı bir şekilde karşımda oturuyordu."
Oğuz,kardeşi gibi gördüğü birinin verdiği kaybetme acısıyla"Komşusunun anlattığına göre kız arkadaşının evinden çıkarken"
Boran şimdiye kadar Kerim'in Leyla'da gözü var sanıyordu.O yüzden Leyla'yı Amerikalara götürmek ondan ayırmaya çalışıyor diye ona nefret duymaya başlamıştı ki o nefret onu katil etmişti.
"Kerim'in kız arkadaşı mı var?"diye araya girince odadaki bütün gözler ona dönmüştü.
"Evet,Amerika'dan geri dönme sebeplerinden biri kız arkadaşını annesi ve ailesi olarak gördüğü bizle tanıştırmaktı."Leyla'ya dönüp"Sana bir kız arkadaşını olduğunu söylemedi mi?"dedi.
Leyla"Hayır"dedi.Arkadaşı onun dertleriyle uğraşmaktan kendi mutluluğuna bile vakit bulamamıştı.Kerim'in gözünde değerli olduğunu biliyordu ama kendinden bile çok sevdiğini daha yeni farkına varıyordu.
Boran'ın gözleri Leyla'nın bileğine kaymıştı.Kendi kendine kurduğu senoryalarla sevdiği kadının ve masum bir insanın canının almıştı.Vicdanı bir el gibi Boran'ın boğazını sıktığından nefes alamıyordu.
Boran,ayağa kalktığında Oğuz nereye gidiyorsun dercesine ona bakıyordu.
"Leyla'ya su getirebilmek için mutfağa gideceğim"dedi Oğuz'un sorusunu yanıtlarcasına.
Salonun köşesindeki masada oturan Elmas Hanım"Ben getiririm lütfen siz oturun"dedi.
Boran,Oğuz'un yanlarında olması sebebiyle daha az sert bir sesle"Ben getireceğim siz oturun lütfen"dedi.
Boran'ın bakışlarını gören Elmas"Peki efendim"diyerek kalktığı sandalyeye geri oturdu.
Boran,buzdolabından soğuk su şişesini dolaptan çıkardı.Dolaptan su bardağı çıkaracağı sırada gözyaşları sessizce akmaya başladı."Allah'ım ben ne yaptım masum bir insanın canını aldım"dedi.
Gözyaşları duruncuya kadar mutfakta kaldı.Kimse ağlamadığını görmesin diye musluğu açıp yüzünü yıkadı.Odaya geri döndüğünde Oğuz defin işlemlerinden bahsediyordu.Bardağı Leyla'nın önüne koyup tekli koltuğuna geri oturup vicdan azabını azaltmak için"Ben bütün defin işlemleriyle ilgilenmek istiyorum"dedi.
Oğuz,anlaşamadığı halde karısının arkadaşının cenazesine ilgilenmek isteyen Boran'a takdir dolu gözlerle bakıp"Sağol koçum ama ben her şeyi hallediyorum"dedi.
"Tabii ki de siz bütün işlemleri halledebilirsiniz ama doğru olan sizin Leyla'yla beraber Kerim'in annesinin yanında olmanız gerekir."dedi Boran vicdanının rahatlatmasına izin verilebilmesi için.
"Tamam koçum konuşuruz bunları sonra buraya Leyla'yı alıp cenaze evine götürmek için aldım.Arkadaşına son vazifesini yapması gerek"dedi Oğuz.
"Tabii ki de siz gidin ben de cenaze evine misafirlere ikram edilecek yiyecek ve içeceklerle ilgili işleri hallettikten sonra gelirim"dedi Boran yalnız kalıp kendisini katil yapan kişilerle konuşabilmek için.
"Eyvallah koçum"dedi Oğuz,Boran'ı takdir eden gözlerle.
Elmas Hanım üzüntüden ayakta kalmakta zorlanan Leyla'yı odasına çıkarttı.Dolaptan çıkardığı siyah elbiseyi Leyla'ya gösterip"Bu elbise sizin için uygun mu?"diye sordu.
Leyla umursamaz bir halde olur anlamında kafasını salladı.Elmas Hanım'ın üstünü değiştirmek için odada kaldığını gören Leyla bileğindeki morluğu görmesinin vereceği utançtan kaçmak için"Beni dışarda bekleyin Lütfen"dedi.Elmas'ın endişeli halini gören Leyla"Merak etmeyin eğer zorlanırsam sizi çağırırım"dedi.
Leyla'nın kendisini rahatlatması üzerine"Peki efendim"diyerek odanın kapısını kapatıp dışarı çıktı.Elmas Hanım kendisine uzattığı uzun kollu siyah elbiseyi giyip başını kapatmak için çekmesinde duran siyah örtüyü omzuna alıp dışarıya çıktı.Merdivenlerden aşağıya indiğinde abisi oturduğu koltuktan kalkıp Leyla'nın yanına gitti ve kardeşinin koluna girip Boran'a döndü"Biz gidiyoruz"dedi.
Boran,Leyla'nın gözlerinin içine bakarak"Ben de işleri hallettikten sonra geleceğim"dedi.
Leyla kafasını salladı.Aslında Kerim'e söylediği sözlerden dolayı kızgındı ama Kerim'in cenazesiyle bu denli ilgilenmesi kızgınlığını az da olsa geçmişti."Hadi gidelim abi"dedi Leyla.
Oğuz aylar sonra ilk defa kardeşinin ona bu kadar yakın olmasının verdiği mutlulukla"Gidelim kardeşim"dedi.
Boran,Oğuz'un arabasının sesini duyunca Elmas Hanım'a dönüp"Bugün çok yoruldunuz Elmas Hanım odanıza dönebilirsiniz"dedi.
Boran'ın sert bakışlarından kaçmak isteyen Elmas Hanım"Peki efendim"dedi.
Boran konuşması dinlenmesin diye çalışma odasına çıktı.Dün konuştuğu numarayı çevirdiğinde telefonu dün konuştuğu kaba sesli adam açıp"Alo,kimsiniz?"dedi.
Boran öfke dolu bir sesle"Benim Boran Şahkıran dün telefonda konuşmuştuk"dedi.
Telefonun ucundaki kaba sesli adam kibirli bir sesle"Hediyemizden memnun kalmışsınızdır"dedi.
"Ben size adamı korkutun dedim ama siz adamı öldürdünüz"Öfkeden yüksek sesle konuştuğunu fark eden Boran sesini alçaltarak"Beni katil yaptınız"dedi.
Telefonun diğer tarafındaki kaba sesli adam"Beni iyi dinle koçum.Bizi aradığında az buçuk bunların yaşanacağını tahmin etmişsindir şimdi uzutma da geri kalan paranın 8 katını yatır"dedi.
"Sekiz kat mı?Hani 5 katta anlaşmıştık"dedi itiraz edercesine.
"Eee,şimdi senin uyarmamızı istediğin adamı yanlışlıkla öldürdüğü için saklanmak zorunda kalacaklar.Onların saklanma masrafları,onlar ortalıkta yokken ailelerin ihtiyaçlarını karşılamak için para lazım"dedi.
"Bu sizin hatanız bedelini niye ben ödüyorum?Ben anlaştığımız fiyattan daha fazlasını ödemem"dedi Boran öfke dolu sesiyle.
Telefonun diğer tarafındaki kaba sesli adam küçümseyici bir sesle"Siz Şahkıranlar için bu para az bile.Siz her yerde paranızla hava atarsınız yoksa bizim gibi insanlara para ödemek mi istemiyorsunuz?"dedi.
Kaba sesli adam doğru tahmin etmişti.Boran kendinden küçük gördüğü insanların kendisini tehdit etmesine öfkeliydi.Kerim'in,Leyla'yı kendisinden uzaklaştırmaya çalışmasına öfkeliydi.Leyla'nın,Kerim'in teklifini kabul etmesine öfkeliydi.
Boran'ın sessiz kalması üzerine telefonun diğer tarafındaki kaba sesli adam tehditvari bir sesle"Tamam o zaman ben de paramı Arslan Şahkırandan isterim"dedi.
"Babamı bu işe dahil etme"dedi Boran öfke dolu bir sesle.
"Hem paramızı vermiyorsun hem de paramızı tahsil etmemize izin vermiyorsun sence de şansını çok fazla zorlamıyor musun?"
Babası,bir insanın ölümüne karıştığını duyarsa Boran'ın gözünün yaşına bakmaz kulağından tuttuğu gibi polise teslim ederdi.Arkadaşına zarar verdiğini öğrenen Leyla ise Boran'ı geri dönmeksizin terk ederdi.
"Tamam"dedi Boran çaresiz bir sesle"Yeter ki babama söylemeyin."dedi.
"Merak etme,sen bizim isteklerimizi yerine getirdiğin sürece bu sır ikimizin arasında kalacak dedi."Telefonun ucundaki kaba sesli adam.
Boran telefonu kapattıktan sonra çalışma odasındaki kasayı açtı.Babasının ve abisinin mezuniyeti için aldığı saatleri,küçük bir birikimini kasadan dışarıya çıkardı.Bankadaki hesabından biraz daha para çekmeye devam ederse babası hesabındaki aktiviteleri incelemeye alırdı ve bu durum Boran'ın sonunu getirirdi.
Boran küçük bir el çantasına saatleri ve küçük birikimini koyup evden dışarıya çıktı.Saatleri eski bir tanıdığa satıp parasını babasından gizli olarak açtığı hesaba yatıracaktı.
Telefonu kapattıktan sonra kaba sesli adam'ın yüzünde küçümseyici bir gülümseme belirdi.Koltukta oturan oğluna dönüp"Bu zengin çocukları nasıl bu kadar saf olabiliyorlar"dedi.
Aslında planda yanlışlık yapılmamıştı.Boranla konuştuktan sonra asıl patronunu arayıp konu hakkında bilgilendirmişti.Patronu ise ellerinde bir koz bulunsun diye acımasız bir sesle"Öldürün ama insanların katillerin yüzünü görebilceği bir yerde"demişti.Adamlar gün boyunca çocuğu takip etmişler kız arkadaşı olarak tahmin ettikleri kadın camdan onları izlerken bıçağı genç adamın karnına saplamışlar ondan sonra yüzleri görünsün diye dehşet içinde"Yardım edin"diye bağıran kadına dönmüşlerdi.Kadının yüzünü gördüklerinden emin olduklarında sokağın sonuna park ettikleri arabaya binip kaçmışlardı.
Babasının patronuna bu kadar güvenmesine anlam vermeyen oğlu"Baba o adama güveniyor musun yarın bizi satmayacağı ne malum?"dedi oturduğu koltuktan,babasının patronlarıyla konuşmasını dinleyen oğlu.
"Güvenmek zorundayım"dedi kaba sesli adam."Eğer Yakup yaşasaydı Şahkıranlara bağlı kalırdık ama"dedi Boranla olan konuşmalarını düşünen kaba sesli adam"Boran koskaca bir aşireti yönetecek ne gücü var ne de iradesi"dedi.
"Ama"dedi.Gözüne çay dağıtan 18 yaşındaki kız takıldı."Patronun oğlunu bizim sülaleden biriyle evlendirirsek o zaman sırtımız yere gelmez"dedi kaba sesli adam.
"Peki ya Haşimoğulları baba yıllardır ŞanlıUrfa'nın en güçlü aşireti hem de onların ortanca oğulları da bekar"Haşimoğullarına akraba olmanın vereceği gücün hayaliyle yaşayan oğul.
"Haşim Haşmetoğlu'nun gözünde bir çöp kadar değerimiz yok bizle akraba olmayı bırak yanına bile yaklaştırmaz.Bu hayattan tek kurtuluşumuz patronun sözünü tutup ailemizle akraba olması"dedi düşünceli bir şekilde.
Çayları servis eden kız mutfağa annesinin yanına geri döndü."Babanlar odaya kapanıp ne konuşuyorlar böyle?"dedi kızın annesi merak dolu bir sesle.
" Hayallerindeki güç ve paraya kavuşmak için beni kimle evlendireceklerini konuşuyorlar"dedi Zümral.
Kızının evleneceğini duyan anne sevinçli bir sesle"Hadi hayırlısı bakalım evlenme yaşında gelmişti."dedi.
Zümral dışarıdan kendi hayatını izliyordu.Babası ve abisi kimle evleneceğini ona sormadan karar veriyordu.Annesi ise yaşın geldi diyerek babasına hak veriyordu.
"Kızım sen ne istiyorsun?diye sormuyorsun anne."dedi Zümral hüzünlü gözlerle.
"Sana bunları hep okuduğun okulda öğretiyorlar değil mi?"dedi kızgın bir sesle"İstanbul da yaşıyor olabiliriz kızım ama biz topraklarına bağlı bir aileyiz baban ne derse bizim için doğrusu o dur.Bir daha böyle konuştuğunu duyarsam babana söylerim senin aklını çelen o okuldan alır"dedi annesi.
Zümral sitem dolu bir sesle"Peki anne insanlar hayatım hakkında karar verirken oturur bir köşeden izlerim onları"deyip odasına çekildi.
Kardeşinin odasına girdiğini gören abisi"Anne yine ne oldu bu kıza da kendini yine odalara kitlemeye başladı?"diye sordu.
"Sorma kimse benim fikrimi sormuyor diye hayıflanıyordu."dedi Zümral'ın annesi oğluna varyansın edercesine.
"Babam bir izin verse ona öyle bir haddini bildireceğim ki bir daha ağzını bile açamayacak"dedi Zümral'ın abisi kızgınlık dolu sesiyle.
Zümral odasının kapısından annesi ve abisinin konuşmalarını dinliyordu.Zümral,ailesinden ne mal ne de mülk istemişti tek dileği kendi hayatını istediği gibi yaşamak istiyordu.Okulundaki kızlar hangi üniversiteyi hangi insanla evleneceklerini konuşuken Zümral uzaktan onları izliyordu her gün rüyalarında o kızlar gibi kendi hayatına karar verdiğini istediği üniversitede kendi seçtiği adamla sevdiği işi yaparken görüyordu.Bazen bu rüyalardan uyanıp gerçek hayattaki kabuslarına devam etmek istemiyordu.
Odasının kapısı vurulduğunda daldığı düşüncelerden çıktı Zümral."Gelin"dedi üzgün bir sesle.
Yengesi elindeki yemek dolu tepsiyle içeriye girmişti.Yengesi uzaktan akrabalarıyda Zümralların,Abisi askerden döndükten annesi biricik oğluna kız aramaya başlamıştı.Bir gün amcasının yengesi heyecanla Zümralların evine gelip yengesinden bahsetmişti.Zümral'ın annesine göre hiçbir kadın oğluna layık değildi ama Zümral'ın babası,yengesinin ailesini tanıdığından olur demişti.
Zümral,yengesiyle tanıştığında yüzünde gülücükler eksik olmayan bir kadındı ama abisiyle evlenip bu eve taşındığı günden sonra yüzündeki o gülümsemeler bir çiçek gibi günden güne solmuştu.Zümral'ın kendisi gibi bir hayat yaşamasını istemeyen yengesi,Zümral ders çalışsın diye onun işlerini de üstlenir,eve geç kalacağı zaman onu idare ederdi.Annesi bile aç olup olmadığını önemsemediğinde yengesi Zümral aç kalmasın diye bugünkü gibi elinde tepsilerle yemek taşırdı Zümral'ın odasına.
"Aç kalma sonra derslerini anlayamazsın"dedi yengesi.
"Sağol yenge ama artık ders çalışabilceğimi sanmıyorum"dedi Zümral üzgün bir sesle.
"Neden?"dedi yengesi endişe dolu bir sesle.
"Abimler beni evlendirmeye çalışıyor ya"dedi Zümral üzgün bir sesle.
Yengesi gülümseyerek"Haa o meseleye mi üzüldün sen?"dedi.
Yengesinin gülümsemesini anlamayan Zümral kırgın bir sesle"Sen de mi benim evlenmemi bu kadar çok istiyorsun?"dedi.
"Peki kimle evlendirmeye çalıştıklarını biliyor musun?"dedi yengesi bir şeyler bildiğini belli edercesine.
"Kim olacak yenge abim gibi bir adamla evlendirecekler"dedikten sonra yengesinin yüzünün düştüğünü görünce büyük bir gaf yaptığını anlayan Zümra pişmanlık dolu bir sesle"Yenge öyle demek istemedim.Özür dilerim"dedi.
"Özür dileme doğru söylüyorsun ama sana garanti veririm seni evlendirmeye çalıştıkları çocuk ne babana ne de abine benziyorlar hatta tanıdığım birçok erkekten farklı"dedi yengesi kendinden emin bir sesle.
Zümral'in kafasının karıştığını gören yengesi şefkat dolu sesiyle"Hadi yemeğini yiyip derslerini çalış gerisi için endişelenme"dedi.
Zümral yemekleri yemeye başladı yemeği her ağzına atışında boğazında bir şeyler düğümleniyordu.Öz ailesi nasıl olduğunu merak edip yanına gelmezken el dedikleri yengesinin ona böyle şefkatli yaklaşması canını yakıyordu."Yemek"dedi Zümral üzüntüsünü belli etmemek için gülümseyerek"Çok güzel olmuş eline sağlık"dedi.
Zümral'ın gözlerinden her şeyi anlayan yengesi anlayış dolu bir sesle"Afiyet olsun canım"dedi.
Akşama doğru annesi Zümral'ın odasına geldi.Zümral okuduğu kitaptan başını kaldırıp annesine baktı.Annesinin onu merak edip odaya geldiğini zanneden sevinç dolu bir sesle"Ben üzgün değilim anne merak etme"dedi.
Annesi anlamamış gözlerle kızına baktı."Ne diyon yine kız sen?Bu aralar söylediğin hiçbir şeyi anlamıyorum"dedi.
Oysa bir evlat en çok annesi tarafından sevilmek isterdi ama annesi küçüklüğünden beri Zümral'a hep bir hata gözüyle bakardı.Mantığı Zümra'ya artık alışması gerektiğini söylerken kalbi bir gün annesinden gelecek olan sevgi ve şefkati bekliyordu.
"Boşver anne neden odama geldin?"dedi.
"Akşama babanın misafirleri gelecek sana dün yengenle aldığımız elbiselerden giyin"dedi annesi emir veren bir sesle.
Dün annesinin odaya elinde poşetlerle odasına girip sana kıyafet aldık yengenle dediğinde Zümral o kadar mutlu olmuştu ki ilk defa ailesi tarafından önemsendiğini zannetmişti.Halbuki ailesi onu damada hazırlıyorlarmış.
Kızının elbiselerle ilgilenmediğini gören annesi dolaptan önüne gelen ilk elbiseyi alıp kızının önüne atıp emir veren sesiyle"Giyin hadi"dedi.Kızının yerinden kalkmayıp kitabına devam ettiğini gören annesi tehdit dolu sesle"Yarın okula gitmek istiyorsan bu elbiseyi giy"diyerek öfkeden söylenerek odadan çıktı.
Zümral ,annesinin ardından oflayarak yatağından kalkıp annesinin giy diye attığı mavi puantiyeli elbiseyi üzerine geçirdi.Yengesinin sözleri aklına geldi bu evden kurtulup okuyacaksa her şeyi yapmaya razıydı.Hayatının elinden alınmasına izin vermeyecek sonuna kadar savaşacaktı.
Yengesi odasına girip misafirlerinin geldiğini söyleyince Zümral hoşgeldiniz demek için misafirlerin oturduğu salona girdi.Salonda 50lerin sonunda takım elbiseli bir adamla 30larında gözlüklü bir adam babasıyla sohbet ediyordu.Kızının salona girdiğini gören babası yapmacık bir şefkatla"Gel kızım utanma küçükken İbrahim amcanın kucağından inmezdin"dedi.
Zümral kafasını sallayarak İbrahim'in uzattığı eli öpüp"Hoşgeldiniz Efendim"dedi.İbrahim takdir dolu bakışlarıyla kıza baktı."Bu devirde böyle saygılı bir kız yetiştirmek helal olsun size"dedi.
Babası mahçup bir sesle"Kızım diye demiyorum ama günümüz kızlarına hiç benzemez şimdiye kadar bir kere bile sözümüzden çıkmadı"dedi.
Zümral şaşkınlık dolu bakışlarla babasına baktı.Zümral'ı her azarladıklarında ne kadar asi olduğundan dert yakınırdı ailesi ama şimdi Zümral'ı patronu beğenip oğluna alsın diye övüyorlardı.
"Maşallah"dedi İbrahim beğeni dolu bir sesle.Zümral bir kukla gibi görevlerini yerine getiriyordu ne bir eksik ne de bir fazla ama canını en çok yakan şey okula gidebilmek için yaptıklarıydı neden okulundaki diğer kızlar gibi sadece derslerini düşünmüyordu veya ailesi tarafından sürekli okuluyla tehdit ediliyordu?
Babası yapmacık bir şefkatla"Kızım misafirlere kahvelerini nasıl içtiğini sorsana"dedi yapmacık şefkatinin altındaki uyarıyı fark ettirircesine.
"Kahvenizi nasıl alırsınız?"diye sordu Zümral söylenenleri yapan bir kukla gibi.
"Benim ki sade olsun kızım"dedi İbrahim,Zümral başını tamam anlamında salladıktan İbrahim'in yanında oturan adama döndü.Adam"Benimki de sade olsun"dedi kısık bir sesle.
Zümral kafasını salladıktan sonra odadan çıkıp mutfağa gitti.Annesi mutfağın tezgahına çıkardığı fincanlarla cezveye su doldurdu.Kahve dolu kutuyu 4 kişilik kahve koydu.Şeker kasesini eline aldığında"Kahvelerini nasıl içiyorlarmış?"diye sordu arkasını dönmeden.
"Sade içiyorlarmış"dedi Zümral yaslandığı mutfak kapısının köşesinden.Annesi cezveyi ocağa koyup ağır ağır pişirip fincanlara koydu.Fincanların yanına ise ağızlarını tatlandırsın diye güllü lokumları koyup kahve tepsisini Zümral'a verdi
Annesi tembih eder bir sesle"Soran olursa kahveleri sen yaptın tamam mı?"dedi.
"Anne öyle diyeceksem kahveleri neden bana yaptırmadın ?"diye sordu Zümral sürekli patronun kendisini beğenmesi için uğraşan ailesine karşı bıkkınlık dolu bir sesle.
"Eline bir şey yakışmıyor ki bir de benim kızım olacaksın"dedi annesi hayıflanırcasına.
"Hatalı mamul ne yaparsın geri de veremiyorsun sonuçta evlat"dedi alay dolu bir sesle.
Annesi,kızının sesindeki alayı fark edince öfke dolu bir sesle"Senin yine çenen açıldı bakıyorum.Misafirler gitsin göstereceğim ben sana hatalı mamülü"dedi.
Zümral kahve dolu tepsiyi misafirlerden başlayıp abisine doğru dağıtıp odadan çıktı.Kusursuz bir kukla gibi görevini yaptıktan sonra okula geç kalmamak için kendisini uykunun kollarına bıraktı.
Zümral odadan çıktıktan sonra İbrahim'in bakışları şefkatli bir babadan karşındaki insandan tir tir titreten bakışlarla yer değişti.
"Boran sizi aradı mı?"diye sordu.
Zümral'ın babası yalakalık dolu bir sesle"Aradı efendim dediğinizi yapıp fiyatı daha artırdım"dedi.
İbrahim kahvesinden bir yudum alıp gülümsedi."Güzel"dedi."Parayı yatırdıktan sonra 1 hafta bekleyin sonra tekrardan arayıp yine para istemeye devam edin"dedi.
"Peki efendim"dedi Zümral'ın babası yalakalık dolu bir sesle.Kahveler bittikten sonra Zümral'ın babası merakına yenik düşerek"Efendim Yavuz oğlumuz ne zaman dönecek Amerika'dan"dedi.
"Yakında"dedikten sonra Zümral'ın babasının yüzünü düştüğünü gören İbrahim"Hem burada kızımız okulu bitirir hem de biz düğün hazırlıklarını tamamlarız"dedi.
Düğün hazırlıkları lafını duyan Zümral'ın babası genişçe gülümsemeye başladı."Siz nasıl uygun görürsünüz efendim"dedi.
İbrahim arabayla evine dönerken Yunus ön koltuktan merak dolu bir sesle"Efendim Yavuz Bey'in,Zümral hanımla evlenmeyi kabul edeceğinden nasıl bu kadar emin olabiliyorsunuz?"diye sordu.
İbrahim camdan dışarıyı izlerken ancak Yunus'un anlayabileceği hüzün dolu bir sesle"Bundan ne kadar nefret etsem de oğlum da benim gibi ve biz gücü ve parayı her şeyden daha çok severiz"dedi.
Leyla,Kerim'in yaşadığı eve Yavuz'u özlediğinde,Yavuz'la vakit geçirirken,Sınavı kötü geçip morali bozulduğunda,üzgünken,kızgınken gelmişti ama bu eve onun cenazesi için geleceğini hiçbir zaman tahmin etmemiş aklından ucundan bile geçmemişti.Daha çok gençti ölüm elbisesi ona hiç yakışmamıştı.
"Belkıs Teyze ne zaman gelecek abi?"dedi Leyla hüzünlü bir sesle.
"Belkıs Teyze gelmeyecek Kerim'in otopsisinden sonra ŞanlıUrfa'ya gidecek cenazesi bizi orada karşılayacaklar."
"Kerim'i kesecekler mi?"dedi Leyla endişe dolu bir sesle"Ama onun vücudu çok hassastır dayanamaz"dedi.
"Leyla"dedi acı dolu bir sesle"O öldü artık vücudu acı çekemez"
"Öyle deme abi"dedi Leyla boğazına düğümlenen hıçkırıklara teslim olurken"ben arkadaşımı toprağa koymaya daha hazır değilim"
Abisi,Leyla'yı kendisine çekip sıkıca sarıldı."Biz de hazır değiliz gülüm"dedi.
Leyla birkaç gün olsa abisinin kollarından kaçardı ama bugün kendini 8 yaşındaki kız çocuğuna benzetiyordu.Ne zaman üzülse Oğuz abisinin onu teselli etmek için beklediğini bilirdi.Bugün canı ne düştüğü zaman ki gibi ne de şekerleri kuzenleri tarafından yenildiği zaman hissettiği acının 2 katıydı ve ne zaman üzülse onu bekleyen kollarda olmanın rahatlığını özlemişti.
Leyla,abisinin kollarından ayrılıp kendini rahat hissettiği yere gitti.Kerim'in odası onu sadık bir arkadaş gibi karşılamış ona arkadaşının sıcaklığını sunmuştu.
Odası küçücüktü.Odasında gereksiz hiçbir eşya yoktu.Tipik Kerim diye düşündü Leyla.İstanbuldaki odasını organize ederken Kerim eline geçen bütün bibloları,süs eşyalarını kutulara koyup kaldırıyordu Leyla ise Kerim'in ardından bütün biblo ve süs eşyalarını geri çıkarmış Kerim ona "Bütün bu gereksiz eşyaları neden tutuyorsun?"diye kızması üzerine Kerim'i çok sinirlenip odadan kovmuş bunun sonunca 1 hafta küs kalmışlardı.Şimdi ki aklı olsa o 1 haftayı bile kaybetmek istemez her anın tadını arkadaşıyla çıkartmak isterdi.Mesela 1 hafta boyunca gezebilirler,sohbet edebilillerdi veya sadece anın tadını çıkartabilirlerdi.
Çalışma masasında 2 tane fotoğraf çerçevesi vardı.Birinde annesi Belkıs'ın büyütülmüş vesikalık fotoğrafı diğerinde ilk tanıştıkları gün Serhad abisi tarafından çekilmiş fotoğraf vardı.Fotoğrafta Oğuz Abisi Leyla ve Kerim'i birbiriyle tanıştırıyordu.Leyla'nın yüzünde kıskançlık dolu bir ifade varken Kerim'in yüzünde yeni bir çevreye girmenin verdiği tedirgin bir ifadeyle Oğuz'a bakıyordu.
O gün Leyla bahçelerinde babasının yurtdışına çıktığı zaman aldığı bebekleriyle oynuyordu.Abisi yanında Leyla'nın yaşlarında bir çocukla gelmişti yanına.
Abisinin geldiğini gören Leyla oturduğu minderden kalkıp koşarak abisinin yanına koşmuştu ama abisi onu kollarına almak yerine yanında getirdiği yabancı çocuğun elini tutup ona ilgi gösteriyordu.Leyla'nın içinde bu yaşına kadar hissetmediği bir his ortaya çıktı.
"Abi"dedi Leyla kollarını açıp abisinin ona sarılmasını beklerken.
Abisi ise Leyla'ya sarılmamış yanağından sadece makas alıp"Napıyorsun gülüm benim?"demişti.
Leyla'nın kolları hayalkırıklığıyla iki yana düşmüş hayalkırıklığını sesine de yansıtırak"İyiyim"demişti.
Oğuz ise elini tutan çocuğa dönüp"Bu benim kardeşim Leyla bu konağın gülü olur bundan böyle seninde kardeşin olur"demişti uyarıcı bir sesle.
Kerim,Leyla'ya elini uzatıp"Merhaba ben Kerim,Oğuz Abimin dediğine göre bundan böyle burada yaşayacakmışız kardeşim"dedi.
Leyla,abisinin bütün ilgisini kendi üzerine çeken bir çocukla kardeş olmak istemiyordu.Onun tek bir kardeşi vardı o da şuan annesi tarafından uyutulmaya çalışılıyordu ama ona beklentiyle bakan abisini üzmemek için elini uzatıp sıkmıştı bu sevimsiz çocuğun elini.
"Merhaba ben Leyla ama abimler bana gülüm derler"demişti.O sırada Serhad abisinin elinde babasının iş seyahati için gittiği şehirlerden birinden aldığı fotoğraf makinesi denilen aletle fotoğraflarını çekiyordu.
"Çektin mi?"diye sormuştu Oğuz abisi,Leyla'nın sevimsiz olarak gördüğü çocuğun elini tutmaya devam ederken.
"Çektim abi yarın fotoğrafçıya gidip çıkartmak lazım"demişti Serhad.
"Yarın ben şehire ineceğim o zaman bırakırım fotoğrafçıya"demişti.Serhad fotoğraf kamerasını incelemeye devam ederken tamam anlamında başını sallamıştı.
"Başka bir şey var mı?"diye sordu Oğuz etrafı incelerken.
Leyla,bebekleri göstererek"Evet,var benimle oynayacaksın"dedi.
Oğuz,kız kardeşinin kafasını okşayarak"Üzgünüm Gülüm,Kerim'in "demişti.
Serhad,kız kardeşinin üzgün olduğunu anlayınca"Ben oynarım seninle"demişti.
Oğuz abisinin onun yerine başka bir çocuğu seçmesine bozulan Leyla öfke dolu sesle"İstemiyorum"diyerek konağa doğru koştu.
Kerim konaklarına yerleştiğinden beri Leyla'nın bir numaralı düşmanı olmuştu.Kerim yanlarında olduğunda Oğuz'a yapışıyor,Oğuz,Kerim'e ilgi gösterdiğinde ağlama krizlerine giriyordu.
Leyla'nın,Kerim'e karşı içinde büyüyen kıskançlık duygusu Kerim'in babasının yurtdışındaki oyuncağı beğenip oynamak istemesi ile doruğa çıkmış oyuncağını alan Kerim'i itmişti.
Kerim'i ittiğini gören abisi öfke dolu bir sesle"Çabuk özür dile Kerim'den"demişti.
Leyla kıskançlık dolu bir sesle"Banane özür dilemeyeceğim önce o başlattı"demişti.
Abisi ise ağlayan Kerim'i kucağına alıp teselli ederken"Ne olursa olsun bu eve gelen misafire iyi davranmak zorundasın"demişti.
"Sen hep onun tarafını tut zaten.Onlar geldiğinden beri benimle ilgilenmiyorsun bile"demişti Leyla öfkeden akan gözyaşlarını serbest bırakırken.
"Leyla şımarma onlarla da birinin ilgilenmesi lazım sürekli seninle ilgilenemem"demişti kızgın bir sesle.
Abisi ilk defa Leyla'ya kızıyordu.Sebebi ise onun yerine kucağında tuttuğu çocuktu."Senden nefret ediyorum abi "dedi Leyla abisinin bütün seslenmelerine rağmen.
Leyla ne zaman üzülse,kızgın olsa kendini gizli yeri olarak adlandırdığı yere saklanırdı.Bu saklı yer konağın kilerindeki ufak bölmeydi.Konağın çalışanları dedesinin korkusundan yapamadıkları bütütn dedikoduları burada yapalardı.Burada hiçbir şey saklı kalmazdı.
Leyla kaç saat burada kaldığını bilmiyordu.Tek istediği şey abisinin onu merak edip üzülmesiydi.Geçen birkaç dakika sonra Leyla'nın kendisini sakladığı yerin önüne koyduğu çuvallar hışırdamaya başlamıştı.
Aklına dedesinin çocukların kilere girmemesi için anlattığı fare hikayesi gelmişti.Bacaklarını birbirbirine çekip annesinin ona öğrettiği duaları okumaya başlamıştı.Kendisine dokunan bir el hissettiğinde çığlık atmıştı.Çığlık kesilsin diye birisi ağzını kapatmıştı.Leyla ağzını kapatan kişinin kim olduğuna baktığında Kerim kısık bir sesle"Benim korkma"dercesine bakıyordu.
Bir numaralı düşmanını karşısında gören Leyla,Kerim'in elini itip kızgın bir sesle"Senin burada ne işin var?"diye sormuştu.
"Seni takip ettim"demişti meraklı gözlerle etrafı incelerken.
"Neden beni takip ettin?Abimle kavga etmem sana yetmedi mi?"diye sormuştu kızgınlık dolu sesiyle.
"Ben sizin kavga etmenizi hiç istemedim aksine"demişti utangaç dolu bir sesle"Hayatımda ilk defa bir arkadaşım olduğu için mutlu olmuştum"
Leyla şaşkınlık dolu bir sesle"Nasıl yani daha önce hiç arkadaşın olmadı mı?"demişti.
"Evet,çevremdeki çocuklar babam yüzünden benimle arkadaş olmak istemiyor.aileleri ise beni sürekli çevrelerinden kovuyordu"demişti yaptığı itiraftan dolayı Leyla'dan gözlerini kaçırırken.
"Pislikler"demişti Leyla sinirli bir sesle.
"Aslında onların yaptıkları umrumda değildi ama bizi babamından zulmündan kurtaran Oğuz Abinin kardeşiyle yakın olmak istemiştim ama tek yaptığım sizin aranızı açmak oldu."demişti kendini suçlayan bir sesle.
Leyla taşındıkları günden beri Kerim'e yapmadığı kalmamıştı ama o Leyla'yı suçlamak yerine yine kendini suçlaması Leyla'nın vicdanını harekete geçirmişti.
"Ben özür dilerim sen ortaya çıkayınca kadar Oğuz abim yanımda benden başka hiçbir çocuğa sevgi göstermemişti o yüzden kıskandım"demişti suçlu bir sesle.
Önemli değil,bundan sonra sana söz veriyorum Oğuz abiyle yakın olamayacağım"Üzgün bakışlarıyla Leyla'ya bakarak"Seninle de arkadaş olmayacağım"demişti.
" Oğuz Abim bundan sonra ikimizin de abisi sende benim en yakın arkadaşım"demişti Kerim'in gözlerindeki hüzünü silmek için.
"Gerçekten mi?"diye sormuştu Kerim bir arkadaşa ve abiye sahip olmanın verdiği sevinçle.
"Gerçekten Arkadaşınım"demişti Leyla gülerek.
Kerim hayatında ilk defa bir arkadaşa sahip olduğu için ne yapması gerektiğini bilmiyordu tek yapmak istediği ilk önce bir arkadaşı olduğunu annesine söylemek istiyordu ama arkadışını burada yalnız bırakamazdı.
"Anneme söyleyebilir miyiz?"diye sormuştu Kerim ürkek bir halde.
"Tabikii de hatta"Leyla oturduğu yerden kalkıp arkadaşına elini uzattı."Hadi gidelim arkadaşım"
Kerim,kendisine uzatılan eli bir daha bırakmayacağını belli edercesine sıkıp kalktı."Hadi gidelim"
Leyla ve Kerim elele tutuşarak salona doğru yürüdüler.Salona girdiklerinde annesinin telaşlı bir salonu tavaf ettiğini gördü.Abisi sakin olmasını söylerken annesi kızımı bulun bana diye bağırıyordu etrafa.
"Anne"dedi Leyla,annesini üzmenin verdiği suçlulukla.
Leyla'nın geldiğini gören Gülseren kızına sıkıca sarılıp endişeli bir sesle"Bir daha sakın bunu yapma"demişti.
"Özür dilerim anne seni korkutmak istemedim"demişti üzgün bir sesle.
Oğuz Abisi kız kardeşinin ellerini sıkıca tutup"Özür dilerim seni ihmal ettiğim için bundan sonra ne olursa olsun önceliğim sensin"demişti.
Serhad abisi meraklı bir halde Leyla ve Kerim'e bakıp"Siz ikiniz bunca saattir nereye saklandınız?"diye sormuştu.
Leyla,Kerim'e göz kırpıp"Arkadaşlar arasındaki sır"demişti.
Ne çok anı diye düşündü Leyla çerçeveyi yerine bırakırken.Dokunduğu her yerde bir anıları,mutluluk ve hüzünleri vardı.
"Seni çok seviyordu"dedi kapının köşesine yaslanıp Leyla'yı izleyen kız.
Leyla gelen sesle arkasını döndüğünde"Siz"diye sordu.
Ağlamaktan gözleri kıpkırmızı olmuş kız"Ben Kerim'in kız arkadaşı Ahsen"dedi.
Leyla'nın aklına abisinin sabah söyledikleri geldi.Abisi Kerim'in bir kız arkadaşı olduğundan bahsetmişti.Leyla elini uzatıp"Merhaba ben Leyla keşke böyle tanışamsaydık"dedi.
Ahsen kendisine uzatılan eli sıkıp"Keşke"dedi hüzünlü bir sesle.
Ahsen,Leyla'nın bıraktığı çerçeveyi alıp"Amerika'da her gün sizden bahsetti.Sizinle yaşadığı kavgaları,mutlulukları,hüzünleri ve dostluğu anlatıp durdu.Sizi o kadar kıskandım ki."dedi.
Leyla,Boran'ın aralarındaki arkadaşlığı yanlış anladığı gibi Ahsen'inde yanlış anlamasını istemiyordu."Aramızda arkadaşlıktan başka bir ilişki yoktu"dedi.
"Biliyorum benim kıskandığım şey dostluğunuzdu en kötü gününde onun yanında ben olmak isterdim.İlk arkadaşı ilk sırdaşı olmak isterdim."dedi Kerim'in küçüklük haline baktığı hüzünlü gözlerle.
"Kerim,babasına benzeyeceğinden korktuğun hayatına hiçbir zaman kimseyi sokmadı ama sen farklısın seni o kadar sevmiş ki bizimle tanıştırmak için seni Amerikalardan gelmiş"dedi Leyla,Ahsen'i teselli etmeye çalışırken.
"Ben de onu çok sevdim"dedi Ahsen gözyaşlarını serbest bırakırken.
Leyla arkadaşından kalan emanetine sıkıca sarıldı.Ahsen ağlamaklı bir sesle"Çok canım acıyor onsuz bu hayata nasıl devam edeceğimi bilmiyorum"dedi.
Leyla'nın aklına Yavuz geldi.Yavuz'dan haber almayalı 4 ay olmuştu.Onsuz uyandığı her gün ruhundan bir şeyler kopuyordu."Biliyorum canım inan bana neler yaşadığını benden iyi kimse bilemez"dedi.
İki kadın birbirlerini teselli ettiler.Karakol çıkar çıkmaz uykusuz bir halde cenaze evine gelen Ahsen,Leyla'nın kollarında uyuya kalmıştı.Ahsen'i yatağa yatırırken Ahsen'in yaşadığı korkudan dolayı sıçrayıp duruyordu.Leyla şefkat dolu bir sesle kızın saçını okşayıp"Geçti canım"diye Ahsen'i teselli ediyordu.
Boran,cenaze evinde ikram edilsin diye aldığı kıyamlı pideleri ve ayranları mutfağa teslim ettikten sonra Oğuz'un yanına gitti.Oğuz'un yanında Leyla'yı göremeyen Boran"Selamun Aleyküm abi Leyla nerede?"diye sordu.
"Aleyküm selam koçum Leyla,Kerim'in odasında"dedi Oğuz.
"Tamam ben ona bir bakayım"dedi Boran odaya attığı her adımda aklına Leyla'nın,Kerim'in eşyalarına sarılıp aşkını dile getirdiği sahneler geliyordu.Kapıyı açarken karşılaşacağı manzaradan korkan Boran elinin titremesine engel olamıyordu. O zaman ne yapardı bu evliliğe nasıl devam edebilirdi.Aklına gelen düşüncelerle odaya baskın yapar gibi girdiğinde Leyla'nın uyuyan bir kızın saçını okşadığını gördü."Leyla"dedi Boran gözleriyle yatakta yatan yabancıya bakarken.
Leyla işaret parmağını dudağına götürüp sessiz olması için"Şşşt!"
Boran sesini alçaltarak"Özür dilerim"dedi.
Leyla,Ahsen'in uyanmadığını görünce"Çok şükür uyanmadı"dedi.Boran'ın meraklı gözlerle kıza baktığını gören Leyla"Bu Ahsen,Kerim'in kız arkadaşı"dedi.
Boran,Kerim'in kız arkadaşına görünce aklına gelen deminki düşüncelerden dolayı kendini kötü hissetti.
"Aç mısın sabahtan beri hiç yemedin"dedi Boran aklına gelen düşüncenin pişmanlığıyla.
"Canım hiçbir şey yemek istemiyor"dedi Leyla,Ahsen'in uyanmaması için kısık konuşurken.
"Leyla yemek yemelisin ki güçlü kalabilesin hem bak Kerim'in kız arkadaşının senin desteğine ihtiyacı var"deyip Leyla'ya elini uzattı.Leyla"Boran"diye sızlansada Boran,Leyla'nın elinden tutup"Hadi"dedi.
Leyla kabul etmek istemese de Boran haklıydı.Cenaze evinde herkes kendi yasını tutarken bir de açlıktan bayılan Leyla'yla uğraşmalarını beklemek bencilce olurdu.
Leyla,ayağa kalkınca Boran'ın elini bırakmak istedi ama Boran daha da sıkı tuttu elini."Sana destek olmama izin ver Leyla ben senin kocanım"dedi.
"Boran"dedi Leyla hala kırgın olduğunu belli edercesine.
"Aptal bir koca"dedi Boran çocuksu bir ifadeyle.
Leyla,Boran'ın sözlerinden sonra ufak da olsa yüzünde ufak bir gülümseme belirdi."Yanımda olduğun için teşekkür ederim"dedi.
"Etme ben senin kocanım tabii ki de yanında olacağım"dedi.
Boran'ın zorlamasıyla iki üç lokma bir şeyler yiyen Leyla doyduğunu söyleyerek masadan kalktı.Ahsen'in aç olduğunu tahmin eden Leyla,Ahsen'e de atıştırsın diye birkaç tane kıymalı pide ve ayran götürmüştü Kerim'in odasına.
Kerim'in odasına girince Ahsen'in uyandığını gördü."Birazcık daha uyusaydın ya"dedi Leyla,Ahsen'in göz torbalarında uykusuzluktan oluşan siyah halkalara bakarken.
"Ne zaman uykuya dalsam dün gece aklıma geliyor.Kerim'in evden çıkmadan önce bana son kez sarılması sonra o adamların Kerim'in önünü kesmesi ve"Ahsen gözyaşlarını daha fazla tutmadı.Hıçkırarak"Kerim'i bıçaklamaları"dedi.
Leyla elindekileri masaya bırakıp Ahsen'in yanına oturdu.Ona sıkıca sarılıp"Geçti"dedi ama biliyorduki bu travma ömrü boyunca Ahsen'i takip edecekti.
Boran'ın odaya gelip"Vakit geç oldu artık eve gidelim"deyinceye kadar Leyla,Ahsen'i teselli etmeye çalışmıştı.
Ahsen'i bu halde yalnız bırakmak istemeyen Leyla"Boran ben bu gece burada kalsam daha iyi olur"dedi.
Kerim'le olan anılarını yad etmek isteyen Ahsen"Sen git ben idare ederim"dedi.
"Ahsen,kal dersem kalırım bir şey olmaz"dedi.Ahsen'in kendisine zarar vermesinden korkan Leyla.
"Lütfen Leyla beni yalnız bırakabilir misin?Kerimle son kez vedalaşmam lazım"dedi Ahsen,Kerim'in eşyaları toplanıp ŞanlıUrfa'ya götürülmeden önce.
"Tamam canım."dedi Leyla ama içi rahat etmediğinden Kerim'in çalışma masasından aldığı kalem ve sarı not kağıtlarından kopardı numarası yazıp Ahsen'e uzattı."İstediğin zaman beni arayabilirsin tamam mı?"dedi.
"Tamam"dedi Ahsen,Leyla'nın Kerimle olan fotoğrafına bakıp"Neden şimdi seni bu kadar çok sevdiğini anlıyorum"
"Asıl ben onun gibi bir arkadaşa sahip olduğum için şanslıyım ve sen Kerim'in emanetisin bize bundan sonra seni asla yalnız bırakmayacağıma yemin ederim"diye söz verdi Ahsen'e.
"Teşekkür ederim"dedi Ahsen minnettarlık dolu bir sesle.
Leyla,Ahsen'e bir kez daha sarıldıktan sonra Boran'a dönüp"Hadi gidelim"dedi.
Yol boyunca Leyla ve Boran'da sessizdi.Leyla,Kerim'in kaybetmenin hüznüyle konuşmakta zorlanırken Boran kendi vicdan azabıyla uğraşıyordu.Cenaze evine gittiğinden beri boğazında bir el onu sıkıp"Senin yüzünden"diyordu.Arabada oksijensizlikten boğuluyormuş gibi hisseden Boran arabanın camını açıp dışardaki bütün oksijeni içine çekti.
"İyi misin?"diye sordu Leyla endişe dolu bir sesle.
"İyiyim sadece araba çok sıcak oldu"dedi Boran,Leyla'nın şüphelenmemesi için.
"Klimayı aç istersen"dedi Leyla hiçbir şey şüphelenmeden.
"Gerek yok cam yetiyor"dedi Boran iyi olduğunu göstermek için gülümsemeye çalışırken.
"Tamam"deyip yolu izlemeye geri döndü Leyla.
Eve geldiklerinde Boran işi olduğunu söylerek çalışma odasına çıktı.Oturma odasında yalnız kalan Leyla,yıldızlarıyla konuşabilmek için terasa çıktı.
Terasta yıldızları izleyen Leyla özlem dolu bir sesle"Nerdesin Yavuz'um?Şu an senin sevgine,kollarına o kadar ihityacım var ki ama sen şu an bilmediğim diyarlarda bilmediğim insanlarlasın"dedi.
Yavuz'un kendisine aldığı kolyeyi boynundan çıkarıp ellerinin arasına aldı Leyla."Seni çok özledim"dedi.
Leyla'nın kolyesini ellerinin arasına alan Leyla terastaki koltuğa yatıp yıldızları izlemeye başladı.Her yıldız kayışında yıldızlara"Sen de gitme"dedi ama yıldızlar onu dinelyip birer birer kayıyorlardı.
"Leyla"diyerek içeriye girdi Boran.
Boran'ı gören Leyla gözyaşlarını silip kolyesini koltuğun yastıkların altında sakladı."Efendim"
"Odada seni bulamayınca endişelendim"dedi Boran.
"İyiyim "kelimesi ağzından çıktığında Boran inanmamış gözlerle Leyla'ya bakınca Leyla"İyi olmaya çalşıyorum benim için endişelenme"dedi.
"Tamam"dedi Leyla'yı rahatsız etmek istediğinden"Ben misafir odasındayım bir şey olursa çağırırsın"dedi.
"Gitme"dedi anlaşılması zor bir sesle.
Duyduklaarına inanamayan Boran"Efendim ne dedin Leyla?"
"Şu an yalnız kalmak istemiyorum Boran"dedi Leyla yalnız kalmak istemediğini belli edercesine.
"Sen nasıl istersen"deyip Leyla'nın yanına oturup onu kollarının arasına alınca göğsüne su damlaları değmeye başladı."Hepsi geçecek Leyla bana güven ben her zaman yanınayım"dedi Leyla'ya üzgün bir sesle konuşan ama yüzüne kondurduğu gülümsemeyle asıl niyetine kavuşamanın sevincini yaşayan Boran.