11 YIL ÖNCE
Yakup endişeli bir halde kapının önünde duruyordu.Sabahın erken saatlerinde kardeşinin okulundan telefon gelmişti.Telefon da okulun müdürü olduğunu söyleyen kişi kardeşinin bir kavgaya karıştığını söyleyip okula gelmesini gerektiren bir durum oluştuğunu söylemişti.
Telefonu aldıktan sonra o saatteki bütün toplantılarını ve randevularını reddedip soluğu müdürün kapısının önünde almıştı.Kardeşine bir şey olmaması için dua ederken kapıya vurdu.
Okulun müdürü sert bir sesle"Girin"dedi.
Yakup kapıyı ilk açtığında dikkatini müdürün karşısında oturan üstü başı dağılmış bir halde oturan kardeşi çekti ama kardeşinin sağlıklı olduğunu görünce kalbindeki endişe azaldı.Yakup,kardeşinin basit bir kavgaya karıştığını düşündü.Hatta bu kadar ufak bir mesele için onu çağıran okul müdürüne kızdı.
Yakup ufak bir mesele için okula çağırmanın verdiği kızgınlıkla"Ben Yakup Şahkıran,Boran'ın velisiyim.Bugün okula gelmem için beni aramıştınız"dedi.
Müdür Bey yerinden kalkmadan siyah tek kişilik koltuğu göstererek"Buyrun oturun"dedi.Normalde bir ortama Şahkıran girdiğinde herkes ayağa kalkardı eğer kalkmazsa bu Şahkıran ailesine yapılan bir saygısızlık kabul edilirdi.Müdürün ayağa kalkmamasını saygısızlık olarak algılayan Yakup daha da kızgın bir sesle"Bakın basit bir kavgayı uzatmaya gerek yok.Bunlar deikanlılar bugün kavga ederler yarın da barışırlar."dedi.
Okul müdürü bugün çıkan kavgaya bir adamın yetiştirdiği çocuktan bu beklenir diye düşündü.Bugün ki kavga bir çocuğun geleceğine mani olabilirdi ve bu adam karşısına geçip utanmazca konuşuyordu.Okul müdürü sert olan sesini daha da sertleştirerek"Basit bir kavga mı?Bugün Boran futbol takımımızın kaptanı olan bir öğrencimizi döverek ayağını kırdı."dedi.
Yakup şaşkınlık dolu bir sesle"Ne yaptı dediniz?"Bakışlarını okul müdüründen kardeşine çevirdi.Benim yetiştirdiğim çocuk böyle bir şey yapamaz diye düşündü Yakup.Ona bir fiske bile vurmamış olabildiğince sevgi dolu bir ortamda büyütmüştü iki kardeşini de ama Boran bir suçlu gibi bakışlarını aşağıya dikmiş abisine bir kere bile bakmamıştı.Oysa bir kere bile olsa Boran bakışlarını kaldırsa inanırdı ona kim ne derse desin.
Yakup itiraz dolu bir sesle "Hayır,benim kardeşim böyle bir şey yapmaz"dedi.Müdür Bey araya girip bir kaç kelime söyledi ama Yakup sesini daha da yükselterek kardeşine doğru yürüdü."Oğlum desene ben suçsuzum kimseye bir zarar vermem abim beni böyle yetiştirmedi desene"dedi.Abisinin üstüne doğru yürümesinden korkan Boran"Abi ben özür dilerim"dedi.
Kardeşinin özürüne daha da kızan Yakup"Niye özür diliyorsun oğlum?Desene ben böyle bir şey yapmam desene"diye bağırdı.
Velinin,öğrencisine zarar vermesinden korkan Okul Müdürü ikisinin arasına girdi."Yakup Bey lütfen oturun böyle"diyerek zorla da olsa Yakub'u tek kişilik koltuğa otturduktan sonra Boran'a dönüp"Oğlum sen dışarı çık bizi dışarda bekle"dedi.
Boran korku dolu bakışlarını abisine dikti.Yakup ise hala benim kardeşim kimseye zarar vermez"diye sayıklıyordu.Öğrencisinin korktuğunu hisseden Okul Müdürü şefkatli bir sesle"Korkmana gerek yok oğlum hadi sen çık"dedi.Boran kafa sallayıp dışarı çıktı.
Velinin sakinleşmediğini gören okul müdürü telefonu eline alıp dahili numarayı tuşladıktan sonra kulağına götürüp"Hüseyin Efendi bize bir bardak su getir"dedikten sonra telefonu kapattı.Biraz sonra elindeki çay tepsisiyle içeri girdi.
Okul Müdürü,Yakub'u işaret edince hizmetli su bardağını Yakub'un önündeki masaya koyup Müdür Bey'e döndü."Müdürüm başka bir isteğiniz yoksa çıkıyorum"dedi.
"Çıkabilirsiniz"dedi Müdür Bey konuşulanları kimse duymasını istemediğinden.
Okul Müdürü konuşmak için Yakub'un sakinleşmesini bekledi.Yakup suyu içtikten sonra biraz da olsa siniri dinmişti.
Yakub'un sakinleştiğini gören Okul Müdürü sert sesiyle konuşmaya başladı."Bakın Yakup Bey Şahkıran ailesi okulumuzdan ellerini hiçbir zaman çekmediler.Buna minnettarız ama şu an hastanede yatan evladımızın hakkını da korumam lazım"dedi.
Yakup,Müdür Bey'e hak veriyordu ama kardeşinin neden böyle bir şey yaptığını anlamıyordu.
"Bakın Müdür Bey size katılıyorum o çocuğun hakkının aranması lazım ama benim kardeşim neden böyle bir şey yapar ben anlamıyorum"dedi Yakup.
Müdür zaten Boran'a en az 100 kez neden böyle bir şey yaptığını sormuştu ama Boran her defasında sessiz kalmıştı ama Müdürü en çok rahatsız eden şey Boran'ın yüzünde pişman veya üzgün olduğuna dair herhangi bir ifade yoktu aksine mutlu ve yaptığı şeyden tatmin olmuş gibi bir ifade vardı.
"Yakup Bey emin olun iki öğrencinin hakkına girmemek için belki de Boran'a 100 kez sordum ama cevap vermedi.Diğer evladımız zaten bacağının derdinde."
Kardeşinin sessiz kalması onu suçlu durumda bırakdığından aklında tek bir soru vardı.Boran'a ne olacaktı şimdi? Yakup endişeli bir sesle aklındaki soruyu hocaya sordu."Peki Boran'a ne olacak?"dedi.
"Bakın sizin kimlerden olduğunuzu"Müdür Bey ima dolu bir sesle"Kimleri tanıdığınızı da biliyorum ama"Korkusuz bir sesle"Sizden korkmuyorum okulların bitmesine 5 ay kaldı.Bundan sonra üniversiteli olacaklar eğer Boran'ı okuldan atmak istesem bile ne siz izin vereceksiniz ne de okul sahibimiz Necdet Bey o yüzden şartim şu."Müdür Bey çekmecesinden kart çıkarıp Yakub'a uzattı.Kartta psikolog Ayhan Kara'nın numarası vardı.
"Boran ya kartını verdiğim psikoloğa gidecek ya da sicil kaydına disiplin cezasını işleyip okuldan uzaklaştıracağım karar sizin"dedi.
Yakub kardeşinin siciline işlenecek olan disiplin suçu yüzünden üniversite de problem yaşayacağını biliyordu ama bu kararı vermeden önce kardeşiyle konuşmalıydı.Bunu neden yaptığını öğrenmeliydi."Bana yarına kadar süre verin Müdür Bey"dedi.
"Tamam ama lütfen iyi düşünün bu kardeşinizin geleceğini ilgilendiren bir konu"dedi Müdür Bey.
Yakup,hastanadeki çocuğu merak ediyordu.Bir Şahkıran işlediği hatanın bedelini her ne pahasına olursa olsun öderdi."Müdür Bey beni hastanede evladımızla görüştürebilir misiniz?"dedi.
Şikayetçi olamaması için çocuğa zarar vereceklerinden şüphelenen okul müdürü kızgın bir sesle"Bu yaptığınız tehdide girer ve polise haber vermek zorundayım"dedi.
"Beni yanlış anladınız Müdür Bey ben sadece çocuktan özür dilemek istiyorum ayrıca bütün hastane masraflarını ve kardeşimin verdiği zararı karşılamak istiyorum"dedi Yakup.
Müdür Bey kulağına gelen söylentilerde Yakub'un bu genç yaşında ne kadar olgun,mert ve cesaretli olduğunu duymuştu ama asla inanmamıştı Müdür Bey'e göre bu şehirde yaşayan bütün aşiret mensupları kibirli bir budalalardı ta ki bugün Yakubla tanışıncaya kadar.
"Ben talebinizi onlara ileticeğim Yakup Bey kabul edip etmemek evladımıza ve ebeveynlerinin vereceği bir karar"dedi.
"Peki o zaman her şey için teşekkürler Müdür Bey"dedi ve Müdür Bey'e sıkması için elini uzattı.Müdür Bey kendisine uzatılan eli sıktı."Yarın telefonunuzu bekliyorum"dedi.
Yakup,Müdür Bey'in odasından çıktığında odanın kapısının önünde onu bekleyen kardeşini gördü ve sert bir sesle"Beni takip et"dedi.
Arabaya bindiklerinde Boran mahcup bir sesle"Abi ben"
Yakup emir veren bir sesle"Sus"dedi ve kızgın bir sesle"burası konuşmak için uygun değil."dedi ve arabayı çalıştırdı.
Boran ara ara abisine bakıyordu ama abisi bir kere bile olsun Boran'a bakmamıştı.Yolda ne zaman ağzını açıp bir şeyler söylemek istese abisinin kızgın bakışlarıyla karşılaşıyordu.Okul Müdürü neden annesine veya babasına haber vermemişti ki?Onlardan özür dileyip bir de iki damla gözyaşı akıtsaydı bu basit mesele hemen halledilirdi.
Abisi,arabayı taşlık arazilerine geldiğinde durdurdu.Boran ,korku dolu gözlerle abisine baktı.Genellikle taşlık araziye getirilen kişinin evine naaşı geri dönerdi.
Yakup kardeşine dönüp emir verir bir sesle"Anlat"dedi.
"Abi"dedi Boran korku dolu bir sesle.
"Anlat"dedi Yakup emir verici sesini yükselterek.
Korkudan Boran'ın ağzından sadece"Abi"kelimesi çıkıyordu.
"Abinin şarap çanağına başlatma anlat.Okuldan bir haber alıyorum benim sevgiyle baktığım bir kere bile el kaldırmadığımız çocuk gidiyor okul arkadaşının ayağını kırıyor."dedi Boran öfke dolu bir sesle.,
Boran abisinin yapacaklarından korktuğu için kavganın sebebini itiraf etmeye karar verdi.Zor duyulan bir sesle"Leyla"dedi.
"Hala mı oğlum?"dedi Yakup.
"Hala abi"dedi Boran hüzün dolu bir sesle.
"Peki"dedi çekinerek"Dövdüğün oğlan Leyla'nın sevgilisi mi?"
Boran kendinden emin bir sesle"Hayır"dedi.İçinden ise keşke abi o olsaydı en azından bir kavgayla Leyla'yla onu ayırabilirdim"diye geçirdi.
Yakup anlamayan gözlerle kardeşine baktı."O zaman çocuğu neden dövdün?"diye sordu.
Boran abisinin sorusu üzerine o ana geri döndü sanki.Gözlerinde ve sesinde öfke hakimdi."Leyla ona gülümsedi"dedi.
Yakup şaşkınlık dolu bakışlarıyla kardeşine baktı."Sırf Leyla gülümsedi diye bir çocuğun ayağını mı kırdın?"diye sordu.
"Bana bir kere bile gülümsemişken o muhteşem gülümsemesini başka bir erkeğe sunması beni çıldırttı.O gülümseme benim hakkım abi ve benim olana göz diken bedelini öder"dedi Boran öfke dolu sesiyle.
Yakup yanında oturan kardeşini tanıyamıyordu.Onun tanıdığı Boran sevgi dolu,nahif bir çocukken nasıl böyle bir insana dönüşmüştü?"Sen kimsin Boran?Benim sevdiğim nahif,sevgi dolu çocuğa ne yaptın sen?"diye sordu Yavuz.
"Ben aynı kişiyim abi senin biricik kardeşinim"dedi Boran.
Yakup hayalkırıklığı dolu sesiyle"Hayır,Boran sen benim tanıdığım o masum çocuk değilsin artık"dedi.
Akşam eve döndüklerinde annesi koşarak Boran'a sarılmış oğlunun neden böyle bir şey yaptığını sormadan karşı tarafı suçlamaya başlamıştı.Boran'ı belki de bu kadar şımartan onu böyle bir insan dönüştüren kendileriydi.Şimdiye kadar Boran'ın yaptığı her şeyi alttan almışlar ya da delikandır yapar diye düşünüp görmezden gelmişlerdi.
Avjin kibir dolu bir sesle"Korkma oğlum abin bunu senin için çözecektir.Unutma sen bir Şahkıran'sın kimse sana bir şey yapamaz"dedi.
Boran,annesinden aldığı gazla bu meseleden de kurtulduğunu düşünüyordu.Konakta iki gün de üzgün gezerse bu mesele unutulur giderdi."Ben"dedi Boran üzgün bir sesle"Ben odama çıkıyorum bugün çok yıprandım"dedi.
Avjin,oğluna hak vererek"Tabii ki de oğlum git dinlen ben odama yemek gönderirim"dedi.
Yakup kızgınlık dolu bir sesle"Otur yerine"dedi.
Boran"Ama abi"diye itiraz etmeye çalıştı ama Yakup kızgınlık dolu sesiyle"Otur dedim sana"dedi.Boran,abisinin tepkisinden çekindiğinden onu savunsun diye annesinin yanına oturdu.
"Yakup benim yanımda kardeşinle nasıl böyle konuşabilirsin?"dedi Avjin otoritesini belli etmek istercesine.
"Bu yüzden senin yanında konuşuyorum.Boran bugün bir çocuğun bacağını kırdı ama sen sanki normal bir olaymış gibi oğlunu savunmaya devam ediyorsun"dedi Yakup annesinin otoritesine meydan okurcasına.
"Peki ne yapmamı istiyorsun Yakup?Oğlumu basit bir halk çocuğu yüzünden cezalandırayım mı?"dedi Avjin kibir dolu sesiyle.
"Evet,cezalandırmanı bekliyorum ve cezalandıralacak"Dedi Yakup otoriter bir sesle.
"Asla buna izin vermem"dedi Avjim kibir dolu tavrını sürdürerek.
Yakup meydan okuyan bir sesle"Anne sana bir şey hatırlatmak istiyorum ben sana fikrini sormadım.Sadece kararımı söyledim eğer illa da ben karşıyım dersen konuyu babama açarım ve hepimiz onun verdiği karara uyarız seçim senin"dedi.
Avjin oğlunu çok iyi tanıyordu eğer deli damarına basarsanız bu dünyada yapamayacağı hiçbir şey kalmazdı.O yüzden oğlunun suyuna gitmeye karar verdi.Kocası öğrenirse Boran'ın elindeki her şeyi alıp sokağa atardı.
"Peki cezası ne olacak?"diye sordu Avjin.
Her ne kadar annesini ikna etmiş olsada oğlunun psikoloğa gideceğini öğrenirse babasını bile dinlemez bu konağı Yakub'un başına yıkardı.
"Cezası ben de saklı."Bakışlarını Boran'a çevirip"Yarın sabah erkenden kalkacaksın.Seninle bir tanıdığı görmeye gideceğiz o yüzden erkenden yatağa gidiyorsun"dedi.
Boran yardım istemek için bakışlarını annesine çevirdi ama annesi bakışlarını kaçırıp çaresizlik dolu bir sesle"Abini dinle "dedi.
Yakup odaya girdiğinde Hatice yatağın ucuna oturmuş kocasının gelmesini bekliyordu.Yakup herkesten sakladığı yorgun yüzünü sadece aşık olduğu kadının yannında gösteriyordu.Yakup karısının yanına oturup başını karısının omzuna dayadı ve yorgun bir sesle"Sence kötü bir şey mi yapıyorum?"dedi.
Hatice kocasına güveniyordu.O asla kötü bir şey yapmazdı,yapamazdı."Asla sen asla kötü bir şey yapmazsın"dedi.
"Bana neden bu kadar güveniyorsun?"diye sordu Yakup.
"Çünkü ben senin adaletine aşık oldum"dedi Hatice kocasına duyduğu aşkla.
Yakup yorgun bir sesle"Ben hiçbir zaman bırakma sadece senin sevginle nefes alıp geleceğe umutla tutunabiliyorum"dedi.
Hatice yarı şaka yarı ciddi bir sesle"İstesen bile seni bırakmam sen benimsin"dedi.
Ertesi sabah bütün konak halkı erkenden uyanmıştı.Herkesin aklında tek bir soru vardı.Yakup,Boran'a nasıl bir ceza verecekti?
Konaktaki herkes masadaki yerini almış Yakub'u bekliyordu.Yakup her zaman ki gibi karısıyla beraber odadan çıktı.Avjin,oğlunun odadan gülümseyerek çıktığını görünce Boran'a zarar vermeyeceğini anlayınca içindeki endişe buhar olup uçmuştu.
"Günaydın"dedi Yakup kahvaltı masasında oturanlara.Kahvaltı masasındakiler her ne kadar Yakub'a kızgın olsalar bile babası evde olmadığında ailenin en büyük oğlu evin reisi olurdu ve kimse ona saygısızlık edemezdi.İsteksiz bir halde"Günaydın"dediler.
Yakup,ailesinin kendisine olan tavrına karşın asla verdiği karardan pişman olmamıştı.Çünkü sevdiği kadın sevdasıyla ona destek oluyordu.
"Anne, babam aradı dün gece"
Kocasının oğlunu aradığını duyan Avjin tedirgin bir sesle"Neden beni değil de seni aramış Arslan Bey?"diye sordu.
"Tabii ki beni arayacak anne unutma babam yokken bu konağın da şirketin de başı benim"dedi Boran otoritesini belli edercesine.
"Babana söyledin mi peki Boran'ın kavgasını"dedi Avjin tedirgin bir sesle.
Boran kaygı dolu bakışlarıyla abisine baktı.Babası hiçbir zaman kavgadan hoşlanmazdı eğer okulda kavga ettiğini duyarsa abisinin verdiği cezadan iki kat daha ağır bir ceza verirdi.
"Babam zaten sözleşme yüzünden strest altında bir de onu üzücek başka bir haber vermem.Babamı üzecek olanı da bu konakta huzur içinde yaşatmam"dedi.Yakup,annesine cevap verse de aslında sözlerinin muhatabı kardeşiydi.
Boran,abisinin laflarından sonra"Ben doydum"dedi.Yakup ise sert bir sesle"Kahvaltın bittiyse gidelim"dedi.
Boran,konaktan çıkmadan önce annesine beni kurtar diye bir bakış attı ama annesi,büyük oğlunun sözünü çiğnemeyeceğinden gözlerini kaçırdı.Boran çaresizce abisinin ardından arabaya bindi.
Yakup,arabayı çalıştırıp okul müdürünün ona verdiği adrese doğru sürmeye başladı.Dünkü konuşmadan sonra ev ahalisi olarak kardeşini ne kadar şımarttıklarını fark etmişti.Bugün Leyla bir erkeğe gülümsediği diye gülümsediği erkeğin ayağını kıran çocuk ilerde kız evlenmek isterse evlenmek istediği çocuğa kim bilir ne yapardı?
Okul müdürünün verdiği adrese gelince arabayı park edip sert bir sesle Boran'a"İn"dedi.Boran arabadan inip meraklı bir halde etrafını incelemeye başladı.Etrafı iş hanları vardı.Abisi önünde durduğu handan"Hadi"dedi.Boran abisinin yanına gidince abisi iş hanından içeriye girip Psikoloğ Ayhan Kara"yazan kapının ziline bastılar.Kapıyı 30larında esmer bir kadın açıp güleryüzüyle"Hoşgeldiniz"dedi.
"Hoşbulduk"dedi Yakup,kadının kendine gösterdiği koltuklara oturduktan sonra yerine geçip"Adınız soyadınız ?"diye sordu.
"Adım Yakup Şahkıran bizi buraya Cemal Bey gönderdi."dedi.Kadın,Cemal Bey'in ismini duyunca bir dakika isteyip psikoloğun kapısına vurup içeriye girdi.Biraz sonra Yakub'a dönüp"Psikoloğumuz sizi bekliyor"dedi.
Boran hiçbir şey anlamadan abisini takip ediyordu.Odaya girdiklerinde 50 yaşlarında kır saçlı bir adam onları bekliyordu.Yakup odaya girince Psikoloğ yerinden kalkıp Yakub'a elini uzattı ve insanı rahatlatan bir sesiyle"Hoşgeldiniz"dedi.
"Hoşbulduk"diyerek Yakup kendisine uzatılan eli sıktıktan sonra Boran'ı göstererek"Bu da kardeşim Boran,Cemil Bey bahsetmiştir belki"dedi.
"Evet"dedi Ayhan Bey o rahatlayıcı sesiyle"Ama halledilmeycek bir mesele değil"dedi.
Ayhan Bey,Boran rahatlayıncaya kadar sohbet ettikten sonra Yakub'a dönüp"Bizi artık Boran'la yalnız bırakmanızı istiyorum"dedi.
Yakup"Tabii ki de"dedi.Boran,abisinin odadan çıkacağını duyunca tedirgin gözlerini abisine çevirdi.Yakup güven veren sesiyle"Seni kapının önünde bekleyeceğim korkma"dedi.
"Söz mü?"dedi Boran tedirgin bir sesle.
"Söz"dedi Yakup.
Eve dönüş yolunda Boran abisine çekinerek"Abi ben deli miyim?"diye sordu.
Yakup,kardeşinin sorusu karşında arabayı kenara çekip kızgın bir sesle"Birisi sana bir şey mi söyledi?"diye sordu.
"Hayır,kimse bir şey demedi ama psikoloğa deliler gitmez mi? "diye sordu Boran bakışlarını aşağıda tutarak.
"Bana bak Boran"dedikten sonra Boran bakışlarını abisine çevirdi.Abisi şefkat dolu bir sesle"Senin sadece öfke problemin var bunun sana"Yakup ağzından tam Leyla ismi de çıkacakken kendini durdurdu.Kardeşinin artık Leyla'yı unutması lazımdı.
Boran ilk iki seanstan sonra Ayhan Bey'in yanında kendin rahat hissetmeye başladı.Bazen abisiyle beraber gidiyordu bazen de tek başına gidiyordu ama ev ahalisi özellikle annesi Boran'ın terapi aldığını hala söylememişlerdi.
Boran'ın 6.seans'ından bir gün önce psikoloğ Yakub'u arayıp onunla yalnız olarak konuşmak istediğini söylemişti.Yakup işten sonra psikoloğun yanına gitmişti.Psikoloğ her zaman ki gibi Yakub'u ayakta karşılayıp karşısındaki koltuğa oturmasını söylemiş Yakup otururken sohbet etmeye başlamışlardı.
Ayhan Bey,Yakub'un rahatladığını hissedip o güvenverici sesiyle"Sizi buraya Boran hakkında konuşmaya çağırdım."dedi.
Yakup endişeli bir sesle"Boran yoksa terapiyi aksatıyor mu?"diye sordu.
"Hayır,siz beni yanlış anladınız Boran terapilere geliyor ama" Ayhan Bey'in sesi ciddi bir ifadeye büründü."Bakın normalde hastalarımla konuştuğum hiçbir şeyi hasta yakınlarına anlatmam ancak hastamın birine zarar verme ihtimali varsa hasta yakınlarına duruma engel olsunlar diye uyarırım."dedi.
"Boran,kime zarar vermek istiyor ki?"dedi Yakup endişe dolu sesiyle.
"Leyla"dedi psikolog
Yakup itiraz dolu bir sesle"Ama Boran,Leyla'yı seviyor ona asla zarar vermez"dedi.
"Bakın Yakup Bey,Boran'ın Leyla'ya duyduğu aşk takıntılı boyutlara ulaşmış boyutta eğer Leyla Hanım aşkına karşılık vermemeye devam ederse Leyla Hanım' a vereceği zararlar hayati boyutta olabilir"dedi Psikolog ciddi bir sesle.
"Peki Leyla da Boran'a aşık olursa problem çözülür mü?"diye sordu Yakup.Kimse zarar görmesin diye gerekirse Leyla'nın ayaklarına bile kapanırdı yeter ki Boran'ın aşkına karşılık vermesi için.
"Maalesef Leyla aşkına karşılık verse bile çevresindeki erkekleri potansiyel düşman gördüğünden kızın abisi bile olsa onunla konuşması veya gülmesi halinde Boran tarafından hayati boyutlara varan bir zarar gelebilir."dedi Psikolog.
"Peki ne yapmam lazım Ayhan Bey?"dedi Yakup sesindeki endişe artarken.
"Leyla Hanımı,Boran Bey'den zarar gelmesin diye uzaklaştırmanız lazım yoksa her şey için çok geç olabilir"dedi psikolog.
O günden sonra Yakup üniversite sınavlarını bahane ederek Boran için raporlar alıyordu.Boran'ın okula gittiği günler ise yeni tanıştığı Simge'ye sürekli Boran'ı yalnız bırakmamasını tembih ediyordu.
Aylar sonra Yakub'u yaşadığı kabustan kurtaran bir gelişme olmuştu.Leyla,İstanbul'da bir üniversite kazanmıştı.Bundan sonra okul bitinceye abisinin yanında yaşamaya başlayacaktı.Yakup aylar sonra ilk defa bütün endişlerinden ayrılmış bir şekilde uyudu.Leyla sonunda kardeşinden uzakta bir hayat yaşayacaktı.
GÜNÜMÜZ
Boran yanında uyuyan karısına baktı."İyi geceler Leyla'm"dedi.Odasına girdiğinde kendisine bir huzursuzluktan daha kurtulmanın verdiği sevinçle uykunun kollarına bıraktı.
Leyla,uzun uzun basılan zilin sesiyle uyandı.Bileğini saklmak için sabahlığını üzerine giyip endişeli bir halde merdivenlerden indi.Kapıda Elmas'la konuşan abisini gördü.
"Abi"dedi Leyla endişe dolu bir sesle"Bir şey mi oldu?"diye sordu.
"Kerim"dedi Oğuz hüzünlü bir sesle.
"Ne oldu Kerim'e"dedi Leyla endişe dolu bir sesle
"Kerim'i kaybettik Leyla"dedi Oğuz,kardeşi olarak gördüğü birini kaybetmenin verdiği acıyla.
Leyla,sevdiği bir erkeği daha kaybetmenin verdiği acıyla yere çöktü."Neden"dedi."Neden benim sevdiğim insanlar bir bir elimden alınıyor?"diyerek hem arkadaşı hem de kendi için ağladı.