Aşk Vazgeçtiğin Zaman Aşktır

3046 Kelimeler
24 YIL ÖNCE Aşk ne kadar garip bir şeydi bir insanı sevmek için illa acılara katlanmak mı lazımdı?Niye sadece mutlu olunmuyordu?Uzanabilecek kadar yakın olup kalp ile bu kadar uzak olmak mümkün müydü? Gülseren aklındaki cevapsız sorularla kocasının içki kokan nefesi ve başka bir kadının parfümü ile dolu gömleğiyle yanında yatıyordu. Gülseren bu ikinci kadını ilk öğrendiği zaman konağı terk etmek istemişti ama kayınpederi onu karşısına alıp çocukları için konakta kalması gerektiğini söylemişti.Çocukları sulu gözleriyle annelerine sıkıca sarılmış ne olur bizi bırakma anne diye ağlamışlardı.Kocası ise sesini bile çıkartmamış ne kal ne de git demişti.Ertesi gün Gülseren'e dokunmak istemişti ama Gülseren ilk defa kocasını redetmişti.Ondan sonra kocasıyla aylarca odası ayrı odalarda yatmışlsrdı taki tekrardan kayınpederi olaya el atıncaya kadar. Gülseren kocasıyla tekrardan aynı yatağa paylaşmaya başladığında kocası artık o kadının varlığını bile gizlemiyordu.Buna rağmen kocası hala Gülseren'le beraber olmak istiyordu.Aldatma olayından sonra kocasıyla tekrardan beraber olduğunda bütün gece tuvalette istiğfar etmişti kocası kıymetli uykusundan uyanıp yanına gelmeyi bırak nasıl olduğunu bile sormamıştı. Gülseren o günden sonra çocuklarını toplayıp annesi ve abilerinin yaşadığı konağa geri dönmüştü. 2 gün geçtikten sonra yengeleri ağız birliğine varmış gibi sürekli ne zaman evine döneceğini soruyorladı. Annesine kocasının yaptıklarını anlattığı zaman annesi kızgınlık dolu bir sesle kızına bu yüzden evini mi dağatıcaksın diye hesap sormuştu.Gülseren gururumu kırdı dediğinde ise annesi erkektir aldatır diyerek damadını savunmuştu.Gülseren dönmeyeceğim diye inat ettiğinde annesi zaten kendisinin bu evde fazlalık olduğunu eğer o da bu eve gelirse gelinlerin huzursuzluk çıkartacağını söylerek ertesi gün Gülseren'ini konağa geri döndürmüştü. Gülseren rahmetli babasının evinden kovulduğunda onu yine kayınpederi alıp konağa geri götürmüş ona bu konağın kızı olduğunu bu konaktan gidecek birisi varsa o da bu haltı yiyen oğlu olduğunu söylemişti. Ayhan,babasının mal varlığından olmamak için boşunma konusunu açamıyordu ama her hareketiyle artık karısını istemediğini belli ediyor çocuklarına kötü davranıyor hatta bir kere Gülserenle boşanamamasının verdiğiyle sinirle Oğuz'a el kaldırmıştı bunu gören kayın pederi en sevdiği torununa kalkan bu eli karşılıksız bırakmamış bir ay boyunca oğlunu ne eve ne de iş yerine sokmuştu bir ay boyunca parasız kalan oğlu konağın kapısının önünde 2 hafta boyunca yalvarmıştı sevdiği adamın bu hallerine dayanmayan Gülseren kocasına yardım etmek istemişti ama daha konağın iç kapısına varamadan kayınpederi tarafından odasına yollanmıştı fakat torunlarının ısrarlarına daha fazla karşı koyamamış oğlunu konağa geri almıştı. Ayhan o günden sonra daha da sessizleşmiş oğlu Oğuz'un gölgesinde yaşamaya başlamştı.Oğuz daha 10 yaşını doldurmadan babasının yerine geçmiş kendi daha küçük bir çocukken kardeşlerine babalık yapmaya başlamıştı.Ayhan da bu durumu fırsat bilip ailesinden iyice kopup o kadının evine iyice yerleşmişti ama babasının korkusuna bu eve hafta da 3 gün anca uğruyordu. Gülseren bunlara rağmen çocuklarının üzülmemesi için elinden geleni yapıyor kayınpederi ise elinden geldiğince torunlarına babalık yapıp onların hiçbir şeyden eksik kalmaması için kocasından daha da çok çabalıyordu. Gülseren evdeki herkesin uyuduğundan emin olunca üstüne sabahlığını girip içki kokan odayı terk etti.Kızının odasına koyduğu tek kişilik yatağa yattı.Kocası eve geldiği zaman ev halkı uyuduktan sonra kızının yanına çıkıp uyuyordu.Kocası olan kırgınlığı hala geçmemişti. Sabah ev halkı uyanmadan yine kocasının uyuduğu odaya girip üstünü değiştirip mutfağa indi.Kayınpederi uyanır uyanmaz Gülseren'in elinden kahvesini içerdi. Gülseren kahvesini yapıp kayınpederini götürecekken kayınpederinin odasından kulakları sağır edecek derece bir gürültü sesi geldi.Gülseren ev halkı kayınpederinin odasının önünde toplandı. Kayınpederi yüksek sesle"O kadına benim malımla hiçbir şey alamazsın"diye bağırıyordu. Gülistan o kadından bahsedildiğini duyunca mutfağa geri dönmek istedi ama Ayhan yüksek sesle"O kadın benim çocuğuma hamile"bağırınca Gülistan'ın kalbine bir kazık saplandı.Kendi öz çocuklarına bir kere bile böyle sahiplenmemiş karnındaki çocucuğunun nasıl olduğunu bile merak edip sormamıştı. Gülseren karnına giren bir sancıyla yere çömeldi.Karnındaki sancı bağırıp yardım çağırmasını bile engelliyordu.Evin çalışanlarından Elmas hanımının eteğinin önünü görünce yüksek sesle"İmdat yardım edin"diye bağırdı. Ev halkı tartışmayı dinlemeyi bırakıp Gülseren'in başına toplandı.Oğuz annesinin elini tuttu ve ambulans çağırın diye bağırdı.Oğuz'un bağırmasıyla çalışanlar telefonun başına koştu.Berfin ve Serhad birbirlerine sarılmış alıyordu. Dışardaki çığlıkları duyan Ayhan ve Haşmet dışarı çıktı.Babası dışarı çıkmasını fırsat bilen Oğuz babasının yakasına yapıştı.Evin çalışanları Gülseren'i bırakıp baba ve oğlu ayırmaya çalıştılar ama birbirine uzun zamandır kin duyan baba ve oğul sonunda birbirlerine olan nefretlerini kusmak için Gülseren'in bayılmasını bahane ediyorlardı. "Senin yüzünden annem ölürse seni gebertirim anladın mı?Seni de o metresini de yaşatmam." "Ben senin babanım benimle doğru konuş o benim karım onu üzmek ister miyim?"" "Şimdi mi karın oldu?Annemi üzerken aklın neredeydi?" Ayhan oğluna duyduğu kıskançlıkla sesini daha da yükselterek"Sanane lan karı ben karı seni ne ilgilendiriyor?" Babasından aldığı cevapla daha da sinirlenen Oğuz babasının yakasından daha da sıkı tutup öfke dolu sesle"Sen bu dünyada gördüğüm en aciz insansın" "Yeter"diye bağırdı Haşmet"Gülseren burada canıyla cebelleşiyor siz orada sidik yarıştırıyorsun" "Ama baba"dedi Ayhan "Kes"dedi Haşmet"Al karını kucağına arabaya bindirip hastaneye götür" "Oğuz sen de burada kardeşlerinle burada dur." Olmaz"diye itiraz etti Oğuz.Öfke dolu gözlerle babasına bakarak"Ben de geliyorum yolda annemin başına bir şey gelmesinden korkuyorum." Ayhan ağzını açıp bir şeyler söylemek için ağzını açtı ama babasının öfke dolu bakışlarından dolayı laflarını geri yuttu. Gülseren'i kucağına alıp arabanın arka koltuğuna yatırdı yanında Elmas'ı oturtturlar,şöfor koltuğuna ise Ayhan oturdu.Haşmet kavga çıkmasın diye torunuyla beraber başka bir arabaya bindi. Ayhan yolda giderken kurtulmak istediği karısı ve çocuğunun yaşaması için dua etti.Karısını ilk kez kız istemeye gittikleri gün kapı aralağından 5 saniyeliğine görmüştü.Ona aşık olmak istemiş hatta kalbini zorlamıştı ama kalbi onu değil fabrikalarında çalışan Gülizar'ı seçmişti. Gülizarla tanıştığı ilk gün karısını boşamak istemişti ama babası,Gülseren'i boşarsa bütün mal varlığını elinden almakla tehdit etmişti ve Ayhan içten içe biliyordu ki Gülizar'ın onu sevmesinin en büyük sebebi mal varlığıydı.Mal varlığını kaybettiği gün Gülizar'ı da kaybederdi. Önceleri Gülistan'ı aldatmanın vicdan azabıyla ona iyi davranmak istedi ama babasının kendine göstermediği sevgiyi karısına göstermesi onun karısına olan bütün sevgisini ve saygısını tüketiyordu. Berfin doğdunda Oğuz bir kız çocuğuna sahip olmanın verdiği gururla tebrikleri kabul ederken babası bir köşede durmuş kız torunu olmasına olan memnuniyetsizliğini her ağzının açısından belli ediyordu.Sürekli olarak senin gibi bir erkekten zaten nasıl erkek çocuk doğurabilir diyerek Berfin'e olan sevgisini yavaş yavaş elinden almıştı.Bir zamanlar kucağından indiremediği kızını kucağına almamaya hatta onun yüzüne bakmamaya başlamıştı. Berfin'in doğmasından 2 ay sonra babasına olan hırsından dolayı 2.çocuk için Gülseren'i zorlamaya başlamamıştı.Nihayet Berfin 4 aylık olduğu zaman muradına ermişti Gülseren 2.kez hamile kalmıştı.Oğuz doğduğu zaman konağı bir bayram havası kaplamıştı.1 ay boyunca kurbanlar kesilip dağıtılmış ŞanlıUrfa sokaklarında aç hiçkimse kalmamıştı. Bu sefer babasından hak ettiği tebriği alacağını sanan Ayhan bu sefer babası tarafından sen bu çocuğu aynı kendin gibi korkak yetiştirirsin diyerek oğlu elinden alınmıştı.Oğuz'un gördüğü sevgi Ayhan'ın küçüklüğünden beri hyalini kurduğu sevgiydi.Bu sevgiyi onun değil oğlunun alması Ayhan'ı oğlundan uzaklaştımıştı. Serhad doğdunda ise konaktaki sevinç artmış babasının nasıl olsa oğluna sevgi ve şefkat göstereceğini bilen Ayhan oğlundan tamamen uzaklaşmıştı ama Gülizarla kurduğu aile öyle olmayacaktı.O aileye Ayhan kuracaktı çocuğuna babası değil o bakacaktı. Doğacak olan bu çocuğunun nasıl olduğunu dahil merak etmiyordu.Çünkü babası ona bütün sevgisini ve ilgisini verecekti ama onun kendi yüzünden zarar görmesini istemiyordu.İlk defa bir çocuğuna sahip çıkmak istiyordu. Hastaneye geldiklerinde karısını kucağına alıp acile doğru koştu ve endişeli bir sesle"Yardım edin"diye bağırdı. Gülistan'ı hemen sedyeye yatırıp müşahade odasına aldılar.Ayhan karısının kanla kaplanmış elleriyle müşahade odasının önünde ikisinin de kurtulması için dua ediyordu. Ev halkının geri kalanı ise Ayhan'ın arkasından hastaneye giriş yaptılar.Doktorun dışarı çıkmasını beklerken etrafı sessizlik ve gözyaşı kaplamıştı.Herkes içinden anne ve çocuk için dua ediyordu.Doktor odadan çıktığında Ayhan ağlamaktan şişmiş gözleriyle"Karım ve çocuğum nasıl?" Doktor ciddi bir sesle"Karınız ve çocuğunuz da iyi"diyince etraftan çok şükür diye sesler geldi. "Ama karınızın stresten uzak durması lazım bir dahaki kanamada çocuğu ve anneyi kaybedebilriz." Ayhan söz verir bir sesle"Bir daha asla böyle bir şey yaşanmayacak.Karımı görebilir miyim?" "Hasta şuan verdiğimiz ilaçlardan dolayı uyuyor.Uyanınca 1 kişi girebilir." Gülseren müşahade odasından çıkarken Ayhan doktoru bırakıp karısının peşinden gitti.Karısının sedyenin dışında sallanan elini parmaklarıyla kapattı ve uyanıncaya kadar o eli bırakmadı. Gülseren gözlerini açtığında endişeli gözlerle onu izleyen kocasını koydu.Eli hemen karnına gitti ve panik dolu sesiyle"Evladım"dedi. "O da iyi" Ayhan eliyle Gülseren'in simsiyah saçlarını okşayarak şefkat dolu sesiyle"Korkamana gerek yok bundan sonra ikinize de bir zarar gelmesine izin vermeyeceğim" Gülseren kocasının şefkat kokan ellerinden kaçmak istedi ama yapamadı.Şefkat kokan bu ellere teslim olmak istedi.O eller evlendikleri günden beri ilk defa ona böyle şefkatli bir şekilde dokunuyordu.Sevilmek böyle hissettiyormuş diye düşündü Gülistan ve bu sevgiye teslim olmak istedi. Karısının ağladığını gören Ayhan karısına sıkıca sarıldı.Oğuz'un doğumundan beri ilk defa karısına böyle sıkıca sarılıyordu. "Ağlama artık bundan sonra buna alışsan iyi edersin.Çünkü bundan sonra seni ve çocuğumuzu asla bırakmayacağım." "Bırakma bizi beşimizin de senin sevgine ve şefkatine ihtiyacımız var." Gülseren hayatında ilk defa kocasının kollarında uykuya daldı ve gözlerindeki akan yaş ilk defa hüzün değil sevinçti. GÜNÜMÜZ Boran gözlerini açtığında Leyla yine kollarının arasından çıkıp yatağın en uzak köşesine kıvrılmıştı.Leyla onu istemediğini her fırsatta belli ediyordu ama Boran vazgeçmeyecekti Leyla onundu en sonunda Leyla da bunu anlayacak ve Boran'ın aşkına teslim olacaktı. Kollarından kaçan karısını tekrar kollarının arasına almak istedi ama Leyla uyurken bile mücadelesini sürdürmeye devam ediyordu.Fısıltı dolu bir sesle"Yapma"diyordu. Boran"şşş!"Leyla'yı kollarının arasına aldı.Kafasını yasemin kokan saçlara daldırıp öpücekler kndurmaya başladı.Boran her bir öpücükte daha fazlasını istiyordu.Önce dudaklarını davetkar saçlarına dayadı oradan onu davet eden alnına,burnuna en son ise öpücüklerden payını almadığı için üzgün duran dudaklara kapandı. Leyla yüzüne batan dikenlerden rahatsız olduğu için gözlerini açtığında dudaklarına kapanmış olan Boran'ı görünce hiç düşünmeden Boran'ı itti ve odadan kaçmak için aklına gelen ilk bahaneye sığındı. "Bizi kahvaltıya beklerler." Boran kendisinden kaçmak isteyen karısını kuşatarak"Biraz beklesinler bir şey olmaz" Leyla panik dolu bir ses"Olur mu öyle şey ben bu evin yeni geliniyim.Yeni gelin hiç bu saate kadar uyur mu?"diyerek yataktan hızlıca kalkıp dolabın başına gitti dolaptan çiçekli elbisesini alıp kendini banyoya kilitledi. Boran karısının bir seferliğine kendisinden kaçmasına izin verdi.Kendisinden kaçan karısının unuttuğu bir şey vardı.Karısı bir ömür boyu ona ait olacaktı. Leyla ise musluğu açıp Boran'ın dokunduğu yerleri temizliyordu Boran vücudunun bir noktasına dokunsa bile Leyla kendini kirli hissedip vücudunu yıkıyordu. Sıcak suyun dediği her yer Leyla'yı yakıyor hatta kavuruyordu.Liflemekten her yeri kızarmış olmasına rağmen Leyla aynı yerleri liflemeye devam etti. Banyodan çıktığında Boran'ın yüzüne bile bakmadan kendini dışarıya attı.Dışarıda kayınvalidesi ve kayınpederi kurulmakta olan kahvaltı masasına oturmuş sofranın kurulmasını bekliyordu. "Günaydın efendim"dedi. Kayınpederi babacan bir gülümsemeyle"Günaydın kızım"dedi. Kayınvalidesi ise otoriter bir sesle"Günaydın"dedi. Leyla,Hatice'nin yanında oturdu.20 yaşlarındaki iki kadın hapsedikleri konakta üstlerine düşen görevi yerlerine getirmeye çalışan iki kukladan başka bir şey değillerdi. Kayınvalidesi,bakışlarını Leyla'ya dikerek"Boran nerede?" "Daha yeni uyandı üstünü değiştirip gelir birazdan" Avjin Hanım aldığı cevapan memnun değildi nasıl bir kadın kocasının hazırlanmasına yardım etmeyip onu beklemeden odadan çıkıyordu ama Arslan Bey'le olan konuşmalarından sonra sadece başını salladı. Biraz sonra Boran da kahvaltı sofrasına gelmesiyle kahvaltı başladı.Sessizlik içinde kahvaltı sürerken Avjin Hanım bir kez daha otoriter sesiyle Leyla'ya seslendi. "Bugün seni görmeye akrabalarımız gelecek" Leyla tamam efendim anlamında başını salladı.Düğünde onun sessiz çığlıklarına sessiz kalan herkes buraya toplanacak yüzlerindeki sahte gülümsemelerle köyün yaşlıları Leyla'ya,Şahkıranlar'a gelin geldiği için ne kadar şanslı olduğunu söyleyecekler köyün genç kızları ise kendilerinin gelin gitmeye can attıkları yeri kapan Leyla'ya kıskanç bakışlarıyla bakacaklar.Leyla her arkasını döndüğünde de arkasından dedikodusunu yapacaklardı. "İyi bari ben de teyzemleri görürüm" "Senin kadınların arasında ne işin var oğlum?Sen bugün babanla beraber şirkete gidiyorsun" Boran,bakışlarını Leyla'ya çevirdi.Leyla'yı ne zaman yalnız bıraksa Leyla'nın,Yavuzla iletişime geçmesinden korkuyordu.En azından Leyla'nın kalbinden Yavuz'u kalbinden çıkarıncaya kadar onu yalnız bırakmamalıydı "Ama baba" "Anneni duydun hem 1 haftadır şirkete de uğramıyorsun işler bıraktı." Boran babasınından istediği cevabı duyamayınca işe gitmek için giyinmeye odasına gitti.Boran odaya gittiğini görünce Avjin Hanım otoriter sesiyle"Kızım sen de kocanın yanına gidip hazırlanmasına yardım etsene" Leyla'nın kabul etmek istemediği ve bu yaşam tarzından kaçmak için elinden gelen her şeyi yapmıştı ama yine de çevresi tarafından kocasına bağlı bir kadın haline getirilmeye çalışılıyordu. Leyla kahvaltı masasından kalkıp kocasının ardından yatak odasına girdi.Boran,karısını görünce üstünü değiştirmeyi bırakıp arkadan karısına sıkıca sarıldı. "İşe hiç gidesim yok şu an olmak istediğim tek yer senin kolların" Leyla vücuduna batan dikenler yüzünden zar zor konuşabildiği için Boran'ın kollarından her çıkmak istediğinde Boran daha da sıkıca sarıyordu Leyla'yı.Sanki Leyla'ya bu kollardan da hayatından çıkamayacağını belli ediyordu. Leyla acı çeker bir sesle"Gitmelisin.Arslan Amca bizzat kendisini çağırdı seni" "Amca değil artık o da senin baban"dedi yumuşak ama uyarır bir sesle. Leyla eğer onları anne ve baba olarak kabul ederse bu evliliği kabul etttiği anlamına geleceği için sürekli küçük bir isyan da olsa dahi evliliği kabul etmediğini böyle belli etmek istiyordu ama Boran en küçük isyanı bile tehdit olarak algılayıp zorla da olsa ortadan kaldırmak istiyordu. "Tamam mı canım?"dedi ve Leyla'nın saçlarının arasına küçük bir öpücük bırakarak Leyla'yı kollarının arasından çıkardı. Leyla öpücükten sonra kendini tekrar kirli hissetmeye başladı.Boran'ın,kendisine her dokuşunda aklına Yavuz geliyordu.Yavuz,Leyla'nın saçları arasına bir öpück kondursa Leyla mutluluktan kalbininin yerinden çıkacağını zannederdi.Leyla,Boranla evlendiği gün bütün güzel duyularını toprağa gömmüş onun yerine sadece eski mutlu günlere dair anılar kalmıştı. Boran şirkete gidince Leyla kayınvalidesinin yanına gitti.Kayınvalidesi evin çalışanlarına bügun yapılacak işleri sayıyordu.Leyla evin çalışanları arasında Mavi'yi göremedi kaynanasına tam Mavi'nin nerede olduğunu soracağı sırada kayınvalidesi otoriter sesiyle çalışanlardan birine dönüp"Mavi'ye söyle ders çalışmayı bırakıp yardım etsin" Çalışan,Hanımının bu kararından rahatsız olmuştu.Kızının kendisi gibi el evinde hizmetçilik yapmasını istemeyen kadın kararlı bir sesle"Mavi ders çalışsın ben onun yerine de yaparım.Yarın ki sınavı çok önemli" "Bu misafirler de benim için çok önemli koskaca Şahkıran ailesinin onuru mu daha önemli yoksa kıytırık bir sınav mı?" Mavi'nin annesi,hanımına karşı gelmemek için"Tabiiki de Şahkıran ailesinin onuru" Leyla,kayınvalidesiyle konuşmak için çalışanların yanından ayrılmasını bekledi eğer evin çalışanları yanında ağzını açarsa bu kayınvalidesinin otoritesini yok saydığı anlamına gelirdi. Çalışanlar müsaade isteyip odayı terk ettiklerinde Leyla kayınvalidesine dönüp"Efendim,Mavi'nin sınavı varsa ben yardım ederim çalışanlara" "Leyla iyi niyetini anlıyorum ama unutma sen artık bir Şahkıransın hareketlerine dikkat etmek zorundasın Mavi'yi sevebilirsin ama unutma Mavi ve sen bir değilsin."dedikten sonra Leyla'nın cevabını duymadan ayağa kalktı. "Hadi siz de giyinin birazdan misafirlerimiz burada olur." Leyla giyinmek için odadan çıktığında elindeki süpürgüyle koridara giren Mavi''yi gördü.Buralarda bir kadının okuması çok zordu.Eğer ailen bir aşirete bağlıysa 18 yaşına girdiğinde diğer aşiretler evlilik yoluyla sulh veya gücüne güç katmak için kapını çalıyordu.Fakir isen ailen seni fakirliğinden kurtulmak için yaşı kaç olduğuna bakılmaksızın evlendiriyordu. Leyla,kayınvalidesinin verdiği karardan duyduğu üzüntüyle Mavi'nin yanına gitti.Leyla,Mavi'nin kendisini bu hayatta hapsetmeye çalışanlara öfkelenmesini beklerken onun hiçbir tepki göstermemesini anlayamıyordu. "Neden bu sakinsin?Senin şuan diğer yaşıtların gibi sınavlarına çalışıyor olman lazım" Mavi,boş gözlerle Leyla bakıyordu.Gözlerinde ne üzüntü vardı ne de öfke Leyla bu gözlerde sadece çaresizlik vardı. "Ben karşı çıksam ne değişecek?Sen düğün gecen de o kadar itiraz ettin de ne oldu seni de bu konağa hapsettiler." "Haklısın"dedi Leyla başka ne diyebilirdiki düğün gecesinde en yakınım dediği ablası Leyla'yı kaçmasın diye odaya kilitlemişti. Mavi büyümüşte küçülmüş haliyle Leyla'ya bu hayatta en çok merak ettiği soruyu sordu.Sorduğu soruyla beraber demin boş bakan gözler yerini acıya bırakmıştı. "Bir tek biz mi kadın olduğumuz için bir şeylere mecbur tutuluyoruz ya da dünyadaki bütün kadınlar mı?" "Eğer kadınsan doğu da batı da kaderin değişmiyor hayatın boyunca bir şeylere mecbur bırakılıyorsun." Simge şirketin önünde Boran'ın gelmesini bekliyordu.Boran o gün Simge'yi eve bıraktıktan sonra ne Simgeyi aramıştı ne de telefonlarına bakmış Simge'yi aklında bin bir soruyla yalnız bırakmıştı.Simge ne yapmasını gerektiğini bilmiyordu ama emin olduğu tek bir şey vardı o da sevdiği adam tarafından daha fazla kullanılmak istemediğiydi. Simge yüreğindeki korkuyu bastırmak için derin bir nefis aldı.Şirkete daha önce birkaç gittiğinden dolayı Boran'ın işyerindeki odasının kaçıncı katta olduğunu biliyordu. Görevliler ise Simge'yi daha önce Boran'ın yanında gördüklerinden hiçbir şey demeden Simge'nin geçmesine izin verdiler.Simge asansöre binerken güvenlik görevlisinin arkasından"Boran Ağamızı görüyorsun değil mi?Biz daha bir tane bulamadık adamın hem gül gibi karısı var hem de metresi var.Helal olsun valla." Resepsiyon da duran kız"Boşversene sen insanda biraz utanma arlanma olur.Hiç utanmdan hala buralara gelebiliyor." Eskiden Simge'yi,Şahkıranların ailesinin gelecekteki gelini olarak gördükleri zaman kapılarda Simge'yi karşılayan insanlar şimdi Simge'nin yüzüne dahi bakmıyorlardı. Asansöre bindiğinde insanların bakışlarından kaçmak için en arkaya gitti ama insanlar 2 de 1 arkalarını dönüp Simge'ye bakıyor sonra da kafalarını çevirip fısıldamaya devam ediyorlardı.Boran'ın odasının olduğu kata gelince insanların bakışlardan kurtulmak için kaçarcasına indi. Boran'ın sekreteri Simge'yi görünce ayağa kalktı.Simge'nin odaya girmesini engellemek için kapının önüne geçti. "Hoşgeldiniz Simge Hanım randevunuz var mı?" "Çekil önümden Yeşim Boran'la konuşmam lazım" "Ben arayım müsaitse tabii ki de içeri girebilirsiniz" "Ama benim beklemeye sabrım yok"diyerek Yeşim'i köşeye iterek içeriye girdi.Simge'yi gören Boran telefonu masaya bırakıp şaşkın gözlerle Simge'ye bakıyordu. "Simge senin burada ne işin var" "Seninle konuşmaya geldim" "Konuşmak istiyorsan beni arayabilirdin buraya gelmene gerek yoktu." "Aramadım mı sanıyorsun her aradığımda meşgula atılıyorum" Simge'nin ardından odaya Yeşim girdi.Endişeli gözlerle patronuna bakarak"Özür dilerim efendim engellemeye çalıştım ama" "Tamam sen işine dönebilirsin Yeşim" Yeşim tamam anlamında kafayı sallayıp odanın kapısını kapattı.Boran,Simge'ye koltukları göstererek "Otursana"dedi. "Gerek yok sana sadece 1 soru soracağım ve cavabını duyduktan sonra bu odadanda hayatındanda çekip gideceğim." "Ne demek istiyorsun?" "Beni seviyor musun Boran?" Boran bu soruya nasıl cevap vereceğini bilmiyordu.Kalbinde Simge'ye karşı sevgiden daha çok minnet duygusu vardı.En kötü günlerinde Simge yanında olmuş onu sevgisiyle iyileştirmeye çalışmıştı ama Leyla'ya duyduğu aşkın birazcığını bile Simge de hissetmemişti. "Seni seviyorum ama" "Ama ne?" "Ama Leyla'ya olan sevgimle kıyaslanamaz" Simge kalbindeki acının sebebini bilmiyordu.Yıllarca Boran'ın Leyla'ya duyduğu sevgiye şahit olmuştu ama bu gerçeği Boran'ın ağzından duymak canını çok yakmıştı. "Bundan sonra bir daha seninle görüşmek istemiyorum" "Simge ama ben seninle arkadaşlığımı devam ettirmek istiyorum" "Ama ben istemiyorum.Senin ağzından başka bir kadını dinlemek benim için ne kadar zor biliyor musun?" Boran,ne kadar bencilce olursa olsun Simge'nin sevgisini kaybetmek istemiyordu.Onun her şeye rağmen Boran'ın her sıkıntısına koşması onu dinlemesi hayatındaki hiçbir kadın onu böyle sevmemişti. "Simge" Simge,Boran'ın konuşmasına izin vermedi.Bugün Boran'a yıllardır içinde biriken her şeyi anlatacaktı ve Boran'ı hayatından tamamen çıkartacaktı. "Boran benim duygularımı bir kere düşünmedin değil mi?Senin her Leyla'dan bahsedişinde benim çektiğim acıyı döktüğüm gözyaşını umursamadın ama artık yeter Boran dayanamıyorum ben de mutlu olmak sevdiğim adam tarafından sevilmek istiyorum" "Ben seviyorum seni" "Sorunda bu Boran benim sevdiğim gibi sevmiyorsun" "Bitti mi ilişkimiz?" "Hiç başlamadıki bizim ilişkimiz sen Leyla'nın bir gün seni fark etmesi için etrafında dolaştın ben de senin bir gün beni fark etmen için etrafında dolaştım" "Simge bana çok fazla haksızlık yapmıyor musun?Ben,Leyla'yı unutmaya çalıştım" Simge'nin yüzünde alaycı bir gülümse belirdi.Leyla'nın her doğum gününde yollanan isimsiz çiçekleri,takıları onun gönderdiğini biliyordu. "O yüzden mi Leyla'nın doğum günlerinde Leyla'nın sevdiği cafeye gidiyoruz ya da Leyla'nın en sevdiği türküyü arabanda çalıyorsun?Boran ben çocuk değilim beni kandırmayı düşünme artık." Boran,Simge'nin yıllardır bunlara göz yumduğunu bilmiyordu.Hiçbir zaman olaylara Simge'nin bakış açısıyla bakmamış tek derdi Leyla'nın açtığı yaraları kapatamaya çalışmaktı. "Ben özür dilerim seni bu kadar kırdığımın farkında değildim" "Boran sen benimle ilgili hiçbir şeyi fark etmedin ama artık bunları konuşmak için çok geç.Kendine iyi bak" Simge odadan çıkmadan önce son kez Boran'a dönüp"Lütfen beni kırdığın gibi Leyla'yı da kırma en azından onunla mutla yaşa" Simge.şirketin kapısından çıkarken yeni bir hayatın onu beklediğinin bilincindeydi ve ikinci şansını kendini mutlu etmek için harcayacaktı. 
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE