Mutluluk?

3897 Kelimeler
24YILÖNCE Gülizar günlerdir görmediği sevgilinin kollarına kendisini bıraktı ama Ayhan eskisi gibi Gülizar'ı kolları arasına almamış sadece Gülizar'ın sarılmasını bitirmesini beklemişti. Gülizar,günlerdir görmediği sevgilisine nazlı bir sesle"Kaç gündür neredeydin seni çok özledim." Ayhan soğuk bir sesle"Evde bazı problemler var." Gülizar,Haşmet Bey'in yine Ayhan'ı azarladığını düşündü.Kim bilir yine Ayhan'a hangi lafları söylemişti. "Baban yine seni Gülseren konusunda üzdü mü?Bu kadın da hiç mi gurur yok?Yıllardır onu sevmeyen bir adamla evli." Ayhan öfke dolu bir sesle"Gülseren hakkında doğru konuş" Gülizar,yıllardır Ayhan'ın Gülseren hakkındaki şikayetlerini dinleyip onu teselli ediyordu.Gülizar bir şey deyince mi olay oluyordu? "Yıılardır bana nefretle anlattığın karın şimdi kıymetli mi oldu?" "Gülseren hakkında doğru konuş o benim çocuklarımın annesi." Gülizar,elini karnına koydu ve sinirli bir sesle"Peki ya ben,ben de senin çocuğuna hamileyim ama baban ve ya çevren bana hakaret ederken niye yanımda durmuyorsun Ayhan?" Gülizar,Ayhanla beraber olmaya başladıktan sonra çevresi yarafından koca ayartıcı olarak adlandırıldığı için arkadaşları ve kadın akrabaları,Gülizar'ın kocalarınI da ayartmasından korktuklarından onunla her türlü ilişkilerini kesmişlerdi.Ayhan'ın babası Haşmet Bey ise hamile kalıncağa kadar Gülizar'ı her gördüğünde onu yuva yıkmakla suçlayıp hakaret etmşti. "Gülizar,sen benden babamı karşıma mı almamı istiyorsun?" "Evet,bir kerede babana karşı çıkıp beni koru." "Eğer babama karşı çıkarsam bu lüks içindeki hayatı ikimizde kaybederiz o zaman yine benim yanımda olursun yoksa İbrahim'e geri dönersin?" Ayhan bu sefer sınırı aştığının kendisi de farkındaydı ama bu sorunun cavabını da merak ediyordu.Gülizarla ilk tanıştığında Gülizar,İbrahimle sevgiliydi ama Ayhan,Gülizar'ı görür görmez onun güzelliğine vurulmuştu.Gülizar'ı elde etmek için her gün pahalı mücevherler gönderip İbrahimden daha zengin olduğunu göstermeye çalışıyordu ve bu işe yarıyordu.1 aya kalmadan Gülizar,İbrahimden ayrılıp kendini Yavuz'un kollarına bırakmıştı. "Seni paran için seçtiğimi zannediyorsun değil mi?" Gülizar'ın gözlerindeki hüznü görünce Ayhan bu soruyu sorduğuna pişman oldu.Gülizar'dan özür dilemek için ona yaklaşmak istedi ama Gülizar eliyle dur işareti yaptı Ayhan'a.Daha söyleyecekleri bitmemişti. "Haklısın ilk başta zengin olman beni etkiledi.Sen gece aç yatmak nedir bilir misin Ayhan?Okula giyicek ayakkabı bulamayıp milletin eski ayakkabılarını giymek kardeşlerine ilaç alacak paranın olmayıp akrabalardan para dinlemek.Ben bunların hepsini yaşadım."i Gülizar gözlerinde biriken yaşların akmasına izin verdi ve titreyen sesiyle"Bunları bana acı diye anlatmıyorum ben yaşadığım her şeyle gurur duyuyorum İbrahimle sevgili olmanın tek nedeni o da benim gibi acı yaşadığı için birbirimizi anlıyorduk sonra sen çıktın karşıma hayatım da daha önce görmediğim zenğinliği ve lüksü yaşattın ama en önemlisi bana değerli olduğumu hissettirdin.Bana sevilmenin ne demek olduğunu hissettirdin o zaman para için başlayan yakınlık aşka dönüştü." "Ben özür seni kırmak istememiştim.Ben de neden böyleyim bilmiyorum.Kimin hayatına girsem o kadına üzüntüden başka hiçbir şey vermiyorum" "Git Ayhan" "Gülizar" Gülizar"Git"diye bağırdı ama Ayhan'ın gitmediğini görünce tehditkar bir sesle"Eğer sen gitmezsen ben giderim ve çocuğunun yüzünü göremezsin." "Tamam ben giderim yeter ki sen kal.Sensiz yapamam." Gülizar,Ayhan'ın ardından kendini koltuğa bıraktı ve öfkeli bir sesle"Neden senin bir adamı sevdim ki?"diyerek ağlamaya başladı. Ayhan,konağın arka bahçesindeki taşlara oturmuş gökyüzünü izliyordu.Ne yapacağına karar vermeye çalışıyordu ama ne babasının parasından vazgeçmek istiyordu ne de Gülizar'a olan aşkından ama babası ve sevdiği kadın sürekli olarak birini seçmesini bekliyordu. "Yengem seni bekliyor" Fatma bahçenin köşesine rastlanmış abisini izliyordu.Abisinin yüzünde saklayamadığı bir hüzün vardı. "Tamam,birazdan yanına giderim sen de yat saat epey geç oldu." Abi ve kardeş aralarındaki en uzun konuşmayı yaptıkları halde Fatma odasına çıkmayıp bahçe de bekliyordu. "Fatma başka bir şey daha mı söyleyeceksin?" "Sen iyi misin?" "İyi değilim Fatma hatta iyi olmanın yanından bile geçmiyorum" "Neden iyi değilsin?" "Çünkü ben her şeye sahip olmaya çalışan ama bu uğurda hiçbir şeyden vazgeçemeyen bir korkağım." GÜNÜMÜZ Boran,gecenin karanlığında gökyüzünü ışıklandıran yıldızları izliyordu.Her bir yıldız Yavuz'a,Leyla'ya yaşattığı bir anı hatırlatıp aşklarını korumaya için verdiği sözü hatırlatıyordu. 2YILÖNCE Leyla'nın sınavlarından dolayı abisi ve yengesinden 1 hafta sonra Şanlıurfa'ya gidecekti ve Leyla ŞanlıUrfa'ya gitmeden önce son akşamını Yavuzla geçirmek istediği için bahçeye çadır kurup güneşin doğuşunu izleyip romantik bir gece geçireceklerdi.Yavuz'un kollarında yıldızların hikayelerini dinleyen Leyla çocuksu bir merakla"Yavuz yıldızları neden bu kadar seviyorsun?" "Çünkü yıldızlar yüzyıllarca yıldır aşıkların sırlarını korumuş ve şahit olmuşlardır.İnsanlar gibi aşıkları kınayıp ayırmaya çalışmamışlardır." "Ve şuan da bizim aşkımıza şahit oluyorlar." Yavuz,ona aşk dolu gözlerle bakan sevgilisini seyrederek"Evet,şuan bizim aşkımıza şahit oluyorlar ve ikimiz de yaşadığımız sürece bu aşka şahit olmaya devam edecek" "Ve bizi kınamayacaklar da" Leyla'nın dedesinden bahsedini biliyordu.Koskaca Haşmet Haşimoğlu soyu ayyaşa dayanan bir damadı kabul etmezdi. "Bizim aşkımıza şahit olan herkes bizi kabul edecek"Yavuz,Leyla'yı ikna etmekten çok kendini ikna etmeye çalışıyordu.İbrahim babasıyla her zaman gurur duymuştu sıfırdan bir imparotorluk inşa etmişti ama soya bu kadar önem veren insanlar babasını her zaman ikinci sınıf olarak görmüşler ve bunu her fırsatta dile getiriyorlardı. "Keşke benim soyum da sizin gibi aşirete dayansa" Leyla ise halasını kaybettiği gün aşiretin aslında borç budalılığından başka bir şey olmadığını fark etmişti.O her zaman Yavuz gibi özgür olmak istemişti hiçbir soya bağlı olmadan sevdiğiyle huzurlu bir hayat geçirmek istiyordu. "Keşke benim soyum da sizin gibi bir ayyaşa dayansa" İki sevgili birbirlerinin gözlerinin içine bakarak gülmeye başladılar.İkisi de kendinde olmayanı istiyordu.Dileklerinin ne kadar ağır bir sorumluluk getirdiğini bilmeden. Yavuz ağlanacak hallerine gülmeye devam ederek"Desene biz tamamen mahvolmuşuz." Leyla gülmekten yaşaran gözlerini silerken"Aşık ve mahvolmuş bir çift herkesin hayali." Yavuz,Leyla'nın buz gibi soğuk olan yüzünü ellerinin arasına gelerek"Aşık ve mahvolmuş bir çift olabiliriz ama yine de son nefesime kadar senden vazgeçmeyeceğim" Leyla bir yemin gibi Yavuz'un dediklerini tekrar etti.Leyla'nın sesinde korkudan eser yoktu aksine aşk ve kararlılık vardı. "Aşık ve mahvolmuş bir çift olabiliriz ama yine de son nefesime kadar senden vazgeçmeyeceğim." Leyla ve Yavuz aşklarını yıldızların şahitliğinde dudaklarıyla mühürlediler.Bu mühürü ancak ölüm kırabilirdi onun haricinde kimse bu mühürü bozamazdı. Yıldızlarla dertleşmeye devam eden Yavuz'u kapının açılma sesiyle son bulmuştu.Odadaki konuşma seslerinden odada biri olduğundan şüphelenen babası etrafı gözden geçirdikten sonra oğluna döndü. "Kiminle konuşuyorsun deminden beri?" "Leyla'yla aşkımıza şahit olan yıldızlarla konuşuyorum." Oğlunun,Leyla'nın evlendiğini öğrendikten sonra cansız varlıklarla konuşmaya başlaması İbrahim'i korkutmaya başlamıştı.İbrahim oğlunu Amerika'ya gitmeden önce son kez Leyla'ya olan aşkından vazgeçmesi için ikna etmeye gelmişti.Oğlunun karşındaki koltuğa oturan İbrahim babacan bir sesle"Oğlum,Leyla evlendi artık onun bir kocası bir ailesi var." Oğlum,Boran'ın küçükken bu kelimeyi duymak için babası ne derse desin kabul etmişti ama bu kelimeyi duymak için bu dünyada en sevdiği insanı kaybetmesi mi gerekiyordu? "Baba Leyla o adamı seviyor mu?" Yavuz,her zaman Leyla'nın kararlarına saygı duymuştu eğer Leyla kocasını seviyorsa Yavuz kendini kor ateşine atarak Leyla'yla olan aşkından vazgeçerdi. "Ne fark eder oğlum?" "Çok şey fark eder baba eğer Leyla o evlendiği adamı seviyorsa bir daha asla karşılarına çıkmam ama sevmiyorsa o zaman beni kimse durduramaz" "Bana da mı üzülmüyorsun oğlum seni de kaybedersem bu dünyada kimsesiz kalacağım" Yavuz,Leyla'ya olan sevgisi hariç diğer bütün konularda babası neyi sevmişse onu sevmiş neyden nefret etmişse ondan nefret etmişti 27 yılllık yaşıntısını babasının kuklası olarak geçirmişti. "Peki ben ne olacağım baba?Bir kere bile olsun bunu düşündün mü?Oğlum bu hayatta ne istiyorsun diye sordun mu?" İbrahim,oğlunun kendisi gibi güçlü ve acımasız olsun istiyordu eğer ona kendi değerlerini öğretirse kimse canını yakamaz diye düşünmüştü ama oğlunun canını yakan aslında kendisiydi. "Ben senin acını çekmeni istemediğim için" "Baba ben acı çekmiyorum ki ben Leyla'sız geçirdiğim her gün yavaş yavaş ölüyorum." İbrahim,oğlunun ölümü bu kadar kolay ağzına almasına sinirlendiriyordu.İbrahim ölümün ne anlama geldiğini en iyi bilenlerdendi.Annesi ve kızkardeşlerini 18'ine girmeden toprağa vermiş bu acımasız dünyada kimi sevse kara toprağa kurban veriyordu. "Ölmeyi kolay mı zannediyorsun sen?Sevdiklerinin başında ölmesini beklemek onlara o kara toprağı atmak o karanlık ve soğuk evde yalnız başına yaşamak her gün insanların sana acıma duygusuyla bakması sen bunların hiçbirini yaşamadın oğlum o yüzden anlamını bilmediğin kelimeyi ağzına alma.Anladın mı?" "Baba ben mi ölüm kelimesini bilmiyorum.Ben annemi daha tanımadan toprağa verdim.Bana annelik yapan anneannemi babam işlerle uğraşırken bana babalık yapmaya çalışan dedemi toprağa verdim ben." Yavuz,babasının ayaklarının dibine oturdu ve ellerini sıkıca tuttu ve yalvaran gözlerle"Baba ikimizde sevdiklerimizi kaybettik ve acı çektik ne olur bana izin ver en azından bundan sonra sevdiğim kadınla mutlu olayım" "Hayır,biraz daha düşünmen gerekiyor belli ki eğer kararını değiştirirsen beni çağır" "Baba"diye bağırdı Yavuz odanın kapısı tekrardan üstüne kilitlenirken ama Yavuz vazgeçmedi ev Yavuz'un yalvarmalarıyla çınlıyordu. "Baba ne olursun bana bunu yapma beni Leyla'sız bırakma" İbrahim,oğlunun kapısının önünde durmuş sessiz bir şekilde oğlundan özür diliyordu.Ne kadar bencilce olursa olsun oğlunu yaşatmak için her türlü önlemi alacaktı. Yunus patronunun yanına yaklaştığında patronunun sessizce fısıldadığını duydu ama patronun özeline saygı duyduğu için geldiğini anlaması için öksürdü. İbrahim,Yunus'un geldiğini görünce yüzüne yine o sert ifadesini yerleştirdi.Soğuk ve sert sesiyle"Hazırlıklar tamam mı?" "Evet efendim,cumartesi günü 21.00'e uçak biletini aldım ama ya Yavuz Bey uçağa binmek istemezse o zaman ne yapacaksınız?" "Yavuz o uçağa ya kendi rızasıyla binecek ya da zorla benim tarafımdan bindirilecek ama yine de Yavuz cumartesi 21.00'de o uçağa binecek" Leyla bütün gün misafirlere hizmet etmenin verdiği yorgunlukla dinleniyordu.Komidinde duran bilezikleri kayınvalidesinin ısrarı sonucunda bütün gün bileğinde taşımıştı.Bilezikleri gören genç kızlar,Leyla'ya kıskançlık dolu bakışlarıyla bakıyorlardı eğer Leyla olmasa bu bilezikleri ve Şahkıran gelini aralarından biri olabilirdi. Kıskançlık dolu bakışlardan birine sahip olan Sema,bileziklere bakarak"Çok şanslısın Şahkıran gelini olmak herkese nasip olmaz." Bu lafları duyan Avjin Hanım kibir dolu bir sesle"Şahkıran gelini olmak öyle kolay değil.Bize gerek aile olarak gerek de zenginlik olarak bize eşit olması lazım." Leyla peki ya aşk diye bağırmak istiyordu.Bir insana aşık olmadan sırf parası ve saygınlığı için evlenmek ne kadar doğruydu?Sırf bu düşünceler yüzünden halası genç yaşında canına kıymıştı.Annesi onu sevmeyen ona değer vermeyen bir adamla bir ömür geçirmek zorunda kalmıştı. "Zaten bir Şahkıran da ancak Haşmetoğullarıyla birbirine denk olabilir.İkisi de ŞanlıUrfamızın en saygın aileleri" Şahkıran ve Haşimoğullarına yakınlaşmak için iki aileyi de övmeye başlamıştı.Sanki kız kaçırma olmamış evlilikler zorlama değilde istiyerek yapılmış gibi davranıyorlardı. "Nikahı büyükşehir başkanımız kıydı.Şahitlerden biri de sayın milletvekilimizdi."dedi.Kocasını şirkette işe alınmasını isteyen kadın. "Eee,koskaca Şahkıran ailesine de bu yakışırdı"dedi.Deminki kadın gibi işsiz kocasına şirkette işe alınmasını umut ederek. Leyla karşısındaki dalkavukları daha da fazla izlemeye tahammül edemedi.Dün gecesi can korkusundan Leyla'nın yardım çığlklarına sessiz kalanlar bugün hiçbir şey olmamış gibi Leyla'ya dalkavuk yapmaya çalışıyorlardı.Leyla'ya kalsa hepsini kapı dışarı ederdi ama kayınvalidesi köşesinde koltukları kabararak iltifatları dinlemeye devam ediyordu. Leyla çayları tazeleme bahanesiyle mutfağa gittiğinde Sema,Leyla'nın ağzından laf alabilmek için Leyla'nın peşi sıra mutfağa girdi. "Çok şanslısın kız koskaca Şahkıranlara gelin oldun bir de erkek doğurdun mu?Sırtın yere gelmez artık" Bu mal ve soy meraklısı dünyaya çocuk getirmek resmen delilikti.Leyla hiçbir çocuğun kendisi gibi bir hayat yaşamasını istemiyordu.Bir çocuğun annesi ve babası birbirlerini sevmeli çocuğunun istediği gibi bir hayat yaşamasına müsaade etmelilerdi.Hele ki kız çocukları için birini severken korkmamalı okumak lüks olmamalıydı. Leyla'nın sessiz kalmasından şüphelenen Sema meraklı bir sesle"Yoksa sen çocuk istemiyor musun?" "Olur mu öyle şey?Bunlar daha yeni evli ya birbirlerine vakit ayırmak istiyorlar"dedi Hatice,Sema'nın Leyla'nın peşinden ayağa kalkmasından şüphelenen Hatice onları takip etmişti. "Bunları neden Leyla söylemedi o zaman?" "Utandı ablası.Bizim gelin çok utangaç" Sema,Hatice'nin Leyla'nın ağzından dedikodu malzemesi almasına izin vermeyeceğini anlayınca"Utanma kız ben seni ablanım"diyerek mutfağı terk etti. "Neden sustun niye cevap vermedin Sema'ya?" " Herkesten ve her şeyden insanların bitmez ve tükenmez isteklerinden yoruldum artık." Hatice,Yakupla evlendiğinden beri duyduğu hakaret ve küçümsemelerin yarısını bile yaşamamıştı Leyla buna rağmen yorulmaktan bahsediyordu. "Sen ne yaşadın da bıktın ben kaç yıldır nelere göğüs geliyorum haberin var mı?Hemen iki lafa yoruldum diyorsun." "Ben de sevdiğim adamla evlensem ben de her şeye göğüs gerer onu asla yalnız bırakmazdım." Hatice,Boran ve Leyla'nın büyük bir aşkla evlenmediğini biliyordu ama iki haftadır evli oldukları için birbirlerine alıştıklarını zannediyordu." "Leyla" "Sen her gece sevmediğin bir adamın kollarına girmeyi o sana her dokunduğunda vücuduna batan dikenlere katlanmak kolay mı zannediyorsun?" "Ben bu kadar acı çektiğini bilmiyordum" "Kimse bilmiyor zaten Hatice abla.Herkes bana bakıyor ama gözlerimdeki acıyı ve hüznü görmüyorlar çünkü görürseler müdahale etmek zorunda kalırlar ama kimse bir için rahatını bozmak istemiyor" "Ben çok özür dilerim Leyla acını ve hüznünü fark etmediğim için." "Artık çok geç ben bir kere bu konağa hapsedildim ölümden başka kurtuluşum yok artık.Sessizce hücremde ölümü bekliyorum artık" Hatice 24 yaşındaki bir kızın ölümü ağzına almasını şaşkınlıkla dinliyordu.Leyla'nın yaşındaki bir kızın cıvıl cıvıl olması gözlerinden mutluluk akıyor olması gerekirdi.Yakup yaşasaydı Leyla'nın acısına son verir onu bu zorunlu evlilikten kurtarırdı. "Yakup yaşasaydı bunların hiçbiri yaşanmazdı" "Ben artık ölülere bel bağlamıyorum ama ne yazık ki ŞanlıUrfadaki en büyük korkaklar yaşarken en caseretlisinin erkenden ölmesi ne kadar acı ne kadar zalim bir şaka" "Peki Boran'a sevemez misin?Ona bir şans ver Boran iyi bir çocuktur." "Hatice Abla sen hayatına girecek olan bir insanı Yakup abi gibi sever misin?" Hatice bu dünyada gözlerini Yakupla açmış Yakupla kapatmak istiyordu.Yanında başka bir erkeğin adının geçmesi bile aşkına hakaretti ama sessiz kalmayı tercih etti. "Cevap veremediğin bir şeyi benim yapmamı nasıl istersin?Sesin de diğerlerinden farkın yok Hatice Abla" Leyla çay bardaklarıyla dolu tepsiyi eline alıp"İzninle beni şanslı olarak gören kadınlara çay dağıtmam lazım" Leyla,bileziklerini kasasına koymak için ayağa kalktı.Bir an önce üniversiteden mezun olup kendine bir iş bulması gerekiyordu yoksa bu dedikodu cehennemine tamamen hapsolacaktı. Arslan bugün Simge'nin ofise geldiğini sekterinden öğrenmişti.Tek dileği dünürlerinin haberdar olmamasıydı.Sekreteriyle bütün şirkete bugün gelen misafiri unutmaları gerektiğine dair bir iç yazışma göndermişti ama ne kadar etkili olduğunu yarın öğrenecekti. Yanında oturan oğluna farktığında hiçbir şey yaşanmamış gibi davranıyordu ama Arslan oğlunun gelinini aldatmasına izin veremezdi.35 yıllık evliliklerinde bir kez olsun karısınını aldatamış kadınlara yan göz bile bakmamıştı. "Oğlum şöyle Erdoğan abinin dükkanın yanına çekte sana bir kaçak çay ısmarlayalım" "Baba evden beklerler daha sonra gideriz." "Olmaz.Oğlumla çay içmek istiyorum çek Erdoğan abinin yerine" Boran babasıyla en son babasıyla 3-4 yıl önce başbaşa konuşma yapmışlardı.O günden sonra babası abisinin acısıyla kendini evdeki herkesten uzaklaştırmıştı. Dükkanın yanına park ettiklerinde dükkanın çırağı iki çayla dükkanın camına vurdu.Eskiden bu dükkana her hafta sonu gelirledi.Çıraklar artık o kadar alışmışlardıki Boranlara siyah volvo'yu görür görmez iki çayla arabanın camına vuruyorlardı. Arslan bir yerden çay içiyor bir yandan da konuya nasıl gireceğini düşünüyordu.Arslan bardağından bir yudum daha içtikten sonra bardağı arabanın camının önüne koyup oğluna döndü ama ağzını her açtığında kelimeler boğazına düğümleniyordu. Babasının kıvranmasını izlemeye daha fazla katlanamayan Boran konuşmayı kendi başlatmaya karar verdi. "Baba benimle ne konuşmak istiyorsun?" Arslan konuşmayı oğlunun açmasına sevinmişti eğer oğlu konuyu açmasaydı Arslan daha çok kıvranacaktı. "O kadın Simge bugün bizim ofisimize gelmiş" "Güvenlik mi söyledi?" Arslan kızgınlık dolu bir sesle"Güvenliğin söylemesine gerek bugün ofiste Simge'yi görmeyen hiç kimse kalmamış.Bu dünürlerin kulağına giderse ne olacak biliyor musun?Serhad aşiret maşiret dinlemez Leyla'yı geri alır" "Hayır,baba Leyla'yı kimse benden geri alamaz.Almaya kalkan ise ellerimde can verir." Arslan,oğlunun birini öldürmekten bahsederken bu kadar sakin kalabilmesinden korkmuştu.Küçükken birisi ağladığında onunla ağlayan sevgi dolu oğluna ne olmuştu? "Oğlum eğer Leyla'yla olan ilişkine bir şey olmasını istemyorsan karına sadık ol" "Senin için söylemesi kolay baba sen ve annem evlendiğinizde birbirinizi de aşıktınız ama biz sizin gibi değiliz.Leyla'ya dokunduğum an Leyla bana acı dolu bir ifadeyle bakıyor ki baba o ifadeyi ne zaman görsem kalbim acıyor baba." "Oğlum,hiç Leyla'nın açısından baktın mı olaylara?Kız okulunu bırakıp buraya geldi ve ne olduğunu anlayamadan evlendirildi." "Baba ben anlamaya çalışıyorum ama"Boran kalbini sertçe vurarak"Burası anlamıyor Leyla'nın benim olmasını istiyorum eskiye dair ne anısı varsa silsin istiyorum." "Oğlum,Leyla zaten seninle evlendi bir ömür sana ait olacak" Öyle değil baba,Leyla hala Yavuz'u seviyor diye bağırmak istiyordu.Ne kadar çabalasam da gözü hala beni görmüyor.Bana hak ettiğim sevgiyi ve önemi vermiyor hatta o aptal kolyeyi benden daha fazla önem verip seviyor diye bağırmak istiyordu Boran ama her zamanki gibi sustu eğer Leyla'nın başka bir adamı sevdiğini öğrenirse bu evlilik bitebilirdi. "Anlamıyorsun baba" Arslan babacan bir sesle"Anlat oğlum bütün gece bizim sen yeter ki anlat" "Anlatamam baba"İçinden cümlenin devamını getirdi."Anlatırsam Leyla'yı kaybederim" Arslan,oğlunun gözlerindeki acı yüzünden gözlerini kaçırdı.Kızını kurtarmak için yapılan bu evlilik oğlunu mahvediyordu. "Oğlum,boşanmak istersen" "Asla baba bir daha ne benim yanımda ne de Leyla'nın yanında bu kelimeyi ağzına alma." "Neden oğlum ikinizde acı çekiyorsunuz?Eğer boşanırsanız ikinizde mutlu olabileceğiniz insanlarla tanışabilirsiniz" Boran biliyorduki eğer Leyla'dan boşanırsa Leyla hemen Yavuz'a geri döner bir daha asla Boran'ın yüzüne bakmazdı. "Çünkü Leyla'yı seviyorum anlladın mı?Ona öyle bir kapıldım ki eğer o yoksa ben de yokum" "Leyla duygularından haberdar mı?Ona açıldın mı?" Boran acı bir şekilde gülümseyerek"O benim duygularımın farkında değil o beni görmüyor baba o geçmişte takılıp kaldı baba eğer onu benden boşarsan onu tamamen kaybederim" Boran,babasının ellerini sıkıca tuttu ve yalvaran bir sesle"Baba ne olur Leyla'yı benim elimden alma ne istersen yaparım" Arslan,oğlunun karşılıksız aşkı için bir kızı istemediği bir evliliğe zorlamak istemiyordu ama eğer oğlunun gözlerindeki acı son bulucaksa bunu göz yumabilirdi. "Tamam,ilişkinize karışmayacağım ama olurda ilişkiniz yürümezse o zaman sizin boşanmanızı kimse engelleyemez." Boran,yıllar sonra babasına sıkıca sarıldı ve minnet dolu bir sesle"Teşekkür ederim baba teşekkür ederim." Arslan içinden" affet beni Allahım oğlumun mutluluğu için bir kızın hayatını mahvediyorum."Bundan sonra Arslan da vicdan azabınından kurtulmak için Leyla'nın gözlerine bakamayacak o insanları acıdan kavuran gözlerden kaçacaktı. Arslan,oğluna verdiği sözden dolayı gelinin yüzüne bakamıyordu çünkü o gözlerdeki acı verdiği kararda durmasını zorlaştıyordu. Arslan ceketini yatağın ucuna atıp yatağa oturdu ve ellerini başlarının arasına alıp kendini en doğru kararı verdiğine ikna etmeye çalışıyordu. Kocasının sıkıntılı bir vaziyette olduğunu fark eden Avjin kocasının ardından odaya girdi.Endişeli bir sesle"Başın mı ağrıyor?İlaç getireyim mi?" Avjin kocasının yanından uzaklaşacağı sırada Arslan,karısının elini sıkıca tuttu ve özlem dolu bir sesle"Şuan sana çok ihityacım var sadece bu seferlik bırakma elimi,yüreğimi" "Bugün şirkette bir şey mi oldu?" "Oğlanın görüştüğü bir kız vardı ya Simge bugün şirkete gelmiş.Oğlumuz daha 1 aylık bile olmadan karısını aldatarak kendisini ve karısını mutsuzluğa mahkum ediyor." Avjin kocasını görür görmez aşk olmuştu.Sırf kocasını görüceğim diye çalışanların kızlarıyla beraber çeşmeye gider dolan suları boş araziye boşaltıp tekrar çeşmeye giderdi.Anasına yakalandığı gün annesi vücudunda moratılmadık yer bırakmamıştı ama buna rağmen kocasını görmenin verdiği mutluluğa rağmen ağlamak yerine sıratarak morarmış yerlerine bakardı aynadan ama oğlunu kaybettikten sonra kocası onu acısıyla beraber bu konakta bırakıp kendini bağ evine kapatmıştı. İlk başlarda oğlunun hatıralarından dolayı konakta yaşayamadığını düşünmüştü ama sonradan kulağına gelen dedikodularda kocasının bağ evine kadın aldığı haberi gelmeye başlamıştı.Önce haberlere inanmak istemedi ama daha sonra kocasını ihmal etmenin verdiği vicdan azabını susturmak için bu dedikodulara inanmayı seçti. "Babasının oğlu ne yapmasını bekliyordun ki?Sen beni aladatıyon oğlunda gelinini." Arslan öfke dolu sesiyle"Ben seni aldatmadım aldatmam da" "O zaman neden bağ evine gitmeye devam ediyorsun?" "Ben bu evdeki acıdan kaçıyorum.Senin bize dayattığın acı artık beni tüketiyor." Avjin Hanım oğlunu kaybetmişti nasıl olur da bu acıya son verip hiçbir şey olmamış etrafa neşe saçabilirdi. "Ben oğlumu kaybettim" Arslan artık bu konuları konuşmaktan sıkılmıştı sanki Arslan oğlunu kaybetmemiş her gece yatağa girerken oğlu için gözyaşı akıtmıyor gibi davranıyordu. "Ben artık bunları tartışmak istemiyorum.Hüzün istemiyorum ben artık bu konakta kahkahalar,hoşsohbetler duymak istemiyorum" "Yazıklar olsun Arslan oğlunu bu kadar çabuk unuttun ha" Arslan yatağın kenarında duran ceketini aldı ve acı dolu gülümsemeyle"Avjin ben konuşuyorum ama beni duymuyorsun,duysan bile anlamıyorsun"Karısının yüzünü sağ eliyle okşayarak"Bizim aşkımız da evliliğimiz de bitmiş biz sadece uzatmaları oyanayan ama bunu fark etmeyen iki körüz" "Arslan" Arslan karısının kömür karası saçlarına kondurduğu öpücükle karısını susturdu eskiden bu kömür karası saçları kendisi tarar yurtdışlarından saç yağları getirir,makasın bu saçların yanına bile yaklaşmasına izin vermezdi ama karısı değişmedikçe bugün bu saçlara son kez dokunuyordu. "Hoşçakal kömür karam hoşça kal sevdalığım" Avjin kocasının odadan çıkmasını izledi eğer Avjin gitme,kal deseydi Arslan gitmezdi bunu en iyi Avjin biliyordu ama gitme,kal diyemezdi.Çünkü oğlunun kaybıyla yüzleşip hayata kaldığı yerden devam etmeye cesareti yoktu. Kapının kapanma sesinden sonra Avjin tuttuğu gözyalarını serbest bıraktı ve hüzün dolu bir sesle"Hoşçakal sevdiğim,hoşçakal çakır gözlüm" Hatice konağın avlusundan kayınpederinin arabayla uzaklaşmasını izliyordu.Leyla'nın yanına yaklaştığını gören Hatice nefret dolu bir sesle"Bu konak insanların mutsuzluğu üzerine kurulmuş" "Bu konağı niye suçluyorsun ki?Bu konağı mutsuz yapan biziz" "Elimde olsa bu konakta bir dakika bile durmam"Hatice'nin aklına babasının kocasının cenazesinde söylediği laf aklına geldi. Bu ev demişti bu evde kalmaya bak eğer sen bu evde kalmaya devam edersen annene de kardeşlerine de el sürmemeye devam edicem diyerek Hatice'yi bir anlamda tehdit etmişti.Hatice küçükken her gece annesinin çığlıklarını duymamak için kulaklarını yastıkla kapatıyordu.Aynısını kardeşlerinin yaşamaması için bu konakta hapis hayatı yaşamayı kabul etmişti. "Hiç yeniden başlamayı düşünmedin mi?" "Leyla ben bu konağın kapısından çıktığım an babam saçıma yapışıp beni konağa geri sokar beni sevdiğinden değil ha yaşadığı lüksten vazgeçmemek için" "Arslan amcaya anlatsan o sana yardım eder." "Bana kimse yardım edemez.Kardeşlerimin okuması ve güzel bir hayata sahip olması için bu konağa hapsolmayı kabul ettim ben ama sen bunları anlayamassın Leyla küçükken Ayhan amcayla seni izlerdim.Babam beni kuacağına bile almazken Ayhan Amca gururla herkese senden bahsedeiyordu." "Haklısın seni anlayamam ama ben de sevdiğim insanların yaşaması için kendimden vazgeçtim aslında ikimizde aynıyız.İkimizde sevdiklerimizi yaşatmak için bu konağa hapsolmayı seçtim." Hatice gizli bir şeyi itiraf edercesine kısık bir sesle"En çok da neyi özledim biliyor musun?Dışarı çıkıp felekten bir gün çalmayı,sokaklarda boşboş gezmeyi,dükkanları gezip kıyafetleri denemeyi Kısacası Leyla ben normal bir insan gibi yaşamayı özledim " Leyla,Hatice'nin normal insan gibi yaşamak istimesini anlıyordu.Leyla da dedesinin kendine çizdiği hayattan kaçmak için İstanbul'a kaçmıştı en azından Hatice'nin bir gün bile olsa normal insan gibi yaşamasını sağlayabilirdi. "Bir günlüğüne bile olsa senin normal insan gibi yaşamanı sağlayabilirim" "Gerçekten mi?" "Bekle beni"Leyla odasına doğru koşmaya başladı.Odasının kapısını açtığında Boran şaşkın gözlerle Leyla'ya bakıyordu. "Ne oldu Leyla?" Leyla heyecanlı bir şekilde Boran'ın yanına oturdu.Boran karısını bu kadar heyecanlandıran şeyin ne olduğunu merak ediyordu. "Cumartesi günü Hatice'yle beraber dışarı çıkmak istiyorum" "Tabii ki de sizi kaçta almaya geleyim" "Hayır,biz Haticeyle beraber gideceğiz" "Tamam ama bir şartla aynı akşam benimle başbaşa yemeğe çıkacaksın" Leyla,Boranla yalnız kalmaya dayanamıyordu.Onunla her başbaşa kaldığında Yavuz'a ihanet ettiğini düşünüyordu. "Boran" Boran yalvaran bir sesle"Beni artık red etme Leyla sadece bir yemek" Leyla,Hatice'nin sadece bir anlığına yüzünün gülmesi için Boran'ın teklifini kabul etmeye karar verdi. "Tamam çıkalım bakalım yemeğe" Sevgi gözlerini açtığında yatağın sağ tarafı yine boştu.Yasin,Ankara'ya döndüklerinden beri çok meşguldu her gün Sevgi uyanmadan okula gidiyor Sevgi uykuya dalddığı zaman ise eve geliyordu.Sevgi,Ankara'ya geldiğinden beri evden dışarı çıkamamış bütün gün evin işleriyle uğraşıp duruyordu.Yasin,dedesinin parasını kabul etmediğinden alışık olduğu yaşam tarzına özlem duymaya başlamıştı.Yasin'i bir görebilse ona temizlikçi meselesini açacaktı ama kocasını görmeyeli 1 hafta olmuştu.Buna rağmen kocasının sesini duyabilmek için her gün kocasını arıyordu. Yasin'in telefonu uzun süre çaldıktan sonra yorgunluk dolu bir ses"Sevgi" Sevgi,Yasin'i ne zaman arasa sesi yorgun çıkıyordu.Kocasının en son ne zaman dinlendiğini merak ediyordu. "Napıyorsunuz?Seni merak ettim." Sevgi'nin sesini duyan Yasin'in sesi oyunbaz bir ifadeye büründü.Karısının sesini ne zaman duysa içini bir mutluluk kaplıyordu. "Seni düşünüyordum" "Yalancı" Sevgi'nin cümlesinden sonra Yasin'in kısık sesli kahkahasını duydu.Yasin'e gülmek çok yakışıyor diye düşündü Simge hele gülerken ağzının sağ kısmında çıkan gamzeler Sevgi'yi her görmesinde büyülüyorlardı. "Seni özledim"dedi Yasin özlem dolu sesiyle "Ben de"dedi Simge kocasını kırmak istemediği için. "Yasin"dedi odaya giren kadın sesi"Hoca bizi bekliyor" "Tamam"dedi Yasin ve gene özlem dolu bir sesle"Şimdilik telefonu kapatmam lazım akşam görüşürüz.Seni seviyorum" Yasin,Sevgi'nin cevabını duyamadan telefonu kapattı.Sevgi bir kez daha seni seviyorum demekten kurtulduğu için derin bir nefes aldı.Yasin ne zaman Sevgi'ye seni seviyorum dese Simge nefes alamıyordu çünkü bu güzel sevgiyi kullandığı için kendini kötü hissediyordu en çok da Yasin'in sevgisinin kulanıldığını anlayıp onu terk etmesinden korkuyordu. Yaşadığı şartlar istediği gibi değildi ama yine özgürdü eğer Yasin onu terk ederse annesinin yanına geri dönmek zorunda kalacak ve annesi kararını sormadan Sevgi'yi tekrardan evlendirmeye çalışacaktı ve kocası muhtemelen Sevgi'nin camdan bakmasına bile izin vermeyecekti.Sevgi buna izin veremezdi gerekirse hissetmediği duyguları bile söyler,Yasin'in hayatına ikinci bir kadın almasına bile verirdi yeter ki Yasin onu boşamasındı geri kalan her şeye katlanırdı. Kadın olmak neden bu kadar zordu?Neden özgürlüğüne kavuşmak için kadın illa bir erkeğe bağlanması lazımdı?Bir kadın erkeksizde mutlu olamaz mıydı?Sevgi her gün kafasındaki bu sorulara cevap bulmaya çalışıyordu. Oysa Sevgi'nin tek bir hayali vardı.Üniversiteye gidip öğretmek olup kendi öğrencilerini yetişmek istiyordu ama annesi,en sevdiği oğlunu kaybettikten sonra Sevgi'yi görmüyordu.Bazen gece yatarken keşke Yakup abim yerine ben ölsem diye düşünürdü o zaman ailesi birkaç gün Sevgi'nin yasını tuttuktan sonra eski mutlu günlerine geri dönerlerdi. Sevgi bazen de uyku tutmadığı gecelerde keşke erkek olarak doğsaydım diye düşünürken buluyordu.O zaman annesi onu daha çok severdi.Üniversiteye gitmesine izin verir,evlenmek için Sevgi'yi zorlamaz kendi ekmek parasını kazanmasına izin verirlerdi. Kadın'ın aşağılandığı ve hak ettiği bir değeri göremeyen bir coğrafta yaşamak,hayatta tutunmak ancak bir ölüm oyunuydu.Ölüm ise her an kadınların canını almak için onları takip eden bir gölgeydi ve Sevgi yaşamak istiyordu. 
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE