24YILÖNCE
Bize anlatılan masallarda kız ve erkek tanışıp birbirlerine aşık olur ve bütün zorluklara rağmen aşklarına sahip çıkar asla pişmanlık duymazlardı ama Gülizar aşık olduğu o zaman neden her gece yatarken pişmanlık duyuyor vicdanına ve kalbine oklar batıyordu?
Gülizar sopsoğuk ve yalnız yatağından kalkıp onu bekleyen büyük sessizliğe doğru yürümeye başladı.Gülizar bu sessizlikten kaçmak için Ayhanla nikahsız aynı evde yaşamayı kabul etmişti ama gel gör ki yine bu evde tek başına kalmıştı.
Gülizar kahvaltı etmek için mutfağın dolabını açtı ama koskaca dolabta iki tane zeytin ve 1 kalıp peynir kalmıştı.Kalanları dolaptan alıp ekmek torbasında kalan kuru ekmekle karnını doyurmaya çalışıyordu.Ayhanla görüşmeyeli 1 ay olmuştı.Kavga ettikleri günden sonra Ayhan,Gülizarla bağlantı kurmaya çalışmış ama Gülizar o günden sonra Ayhan'ın yüzünü bile görmek istemiyordu.
Gülizar,karnındaki çocukla beraber ortalıkta kalmıştı.Eskiden zar zor alışveriş yaptığı esnaf Ayhan'ın ayağını kesmesiyle Gülizar'ı artık dükkana sokmuyor soksalar dahi fiyatları 2 katına çıkartıyorlardı.
İlk başlarda 2 katı fiyatıyla dahi olsa alıyordu ama kenarda biriktirdiği parası suyunu çekdiğinden sonra elinde kalanlarla idare etmeye çalışıyordu.Daha ne kadar buna katlanabilceğini bilmiyordu.
Gülizar iki zeytin ve bir kalıp peyniri yedikten sonra evin içindeki değerli eşyaları satmak için bir araya toplamaya başladı.Elindeki vazo bu eve ilk taşındığında Ayhan'ın ona aldığı ilk hediyeydi.Bu hediyeyi verdiği sırada aşk dolu bir sesle"Bu sana aldığım ilk hediye ama şirketteki hisselerim biraz daha atsın sana o beğenediğin mağazadaki bütün eşyaları alacağım"
Gülizar ise sevdiği adamın bu güzel laflarını duyunca hediyeyi salonun baş köşesine koyup aşk dolu sesiyle"Sen beni bu kadar sev ben başka hiçbir şey istemem."
"Hayır,seni her gün aynı sevemem çünkü her gün sana olan sevgim katlanarak büyüyor."
"Delisin sen"
Ayhan ise sevdiği kadına sıkıca sarılarak"Senin delin ama"
Gülizar anılarla dolu olan vazoyu yerine koydu.Her ne kadar parasız olsa da bu anılardan vazgeçmek istemiyordu.Ayhan'a bir telefonuna cevap verse eski hayatına tekrardan kavuşacağını biliyordu ama Ayhan korkaklığından vazgeçmediği sürece onunla görüşmek istemiyordu
Gülizar,kapıya vurulmasıyla daldğı anılar havuzundan çıktı.Ayhan dışında bu eve kimse uğramadığından kimin geldiğini merak ederek kapıyı açtığında karşısında İbrahim'i gördü.
Gülizar kapıda İbrahim'i görmenin verdiği şaşkınlıkla"Senin ne işin var burada?"
İbrahim elindeki poşetleri göstererek"Duydum ki esnaf seninle alışverişi kesmiş ben de"Gözlerini Gülizar'ın karnına dikerek"Bebek aç kalmasın diye getirdim."
İbrahim'in bakışlarından çekinen Gülizar üstündeki hırkayla karnını örtmeye çalıştı.Bazen geceleri yatarken düşünürdü.İbrahim'i seçseydi hayatı nasıl olurdu?Sevdiği adamın ailesinden saygı görmek için karnındaki çocuğun cinsiyeti önemli olur muydu?
"Beni böyle gördükçe mutlu oluyorsun değil mi?Buraya da bunun için geldin benim süründüğümü görmek için"Öfke dolu gözleriyle"Sakın bana acıma anladın mı?"diyerek kapıyı kapatmaya çalıştı ama İbrahim ayağını kapının arasına koydu ve kapının kapanmasını engelledi.
"Ne yapıyorsun sen?"diye bağırdı Gülizar.
"Sadece elimdeki poşetleri sana teslim etmek ve konuşmak istiyorum"
İbrahim'in istediğini almadan kapının önünden ayrılmayacağını anlayan Gülizar kapıyı ardına kadar açtı ve soğuk bir sesle"Sadece 5 dakika"
İbrahim tamam anlamında başını salladı ve elindeki poşetlerle içeriye girdi.Poşetleri koltuğun kenarına bırakan ibrahim,Gülizar'ın karşısına oturdu.
"Kaç aylık oldu?"
Gülizar karnını okşayarak"26.haftaya girdik"Karnını okşarken şefkat dolu olan gözler İbrahim'e bakınca yerini soğukluk kaplıyordu.
"Buraya bunu konuşmaya mı geldin?"Duvardaki saati göstererek Gülizar"4 dakikan kaldı."
"Yavuz da birkaç gün sonra 5 yaş yaşına girecek"
Gülizar sert bir sesle"İbrahim"diyerek uyardı karşındakini.
İbrahim,bu hayatta tek bir kadına aşık olmuştu ve o başka bir adamı tercih ettiği ve ona asla geri dönmeyeceğini bildiği halde onu korumaya devam etmek istiyordu ama Gülizar'ın bu isteği kabul etmeyeceğini bildiğinden konuya girmek için zaman kazanmak istiyordu.
"Bir kaç gün önce ev sahibin beni aradı 1 aylık kiran ödenmemiş"
"Bir dakika ev sahibim neden seni arıyor"
İbrahim suçlu bir çocuk gibi gözlerini kaçırdı Gülizardan.Oysa İbrahim bu gözlere bu bakışlara aşık olmuştu.
"Ben ne olur ne olmaz diye şirketin telefonunu vermiştim."
Gülizar ilk başlarda İbrahim'in kendisini bu kadar sahiplenmesini sevmişti. Hayatındaki hiçbir erkek Gülizar bu korumamış sevmemişti.
"Neden beni korumaya devam ediyorsun?Ben seni başka bir erkek için terk ettim.Sana aşık olmadığımı söyledim."
Gülizar,İbrahim'in gözlerinde bir anlıkta olsa acı gördü ve o acı ifadesi yerine yine sert ve donuk ifadesini kondurdu.
"Beni bu dünyaya getiren anam babam beni sevmemiş sen beni sevmesen ne değişir Gülizar?Ben sevilmemeye alışkanım Gülizar."
"Ama bana acı çektiyorsun İbrahim seni her gördüğümde aklımdan seni seçseydim nasıl olurdu diye düşünmekten yoruldum.Senin sevdanı cesaretini gördükçe Ayhan'ın korkanlığına isyan etmekten yoruldum."
İbrahim,Gülizar'ı seviyordu ama bu yolu o seçmişti ve yaşadığı mutluluğu da pişmanlığı da hak etmişti.
"Artık pişman olmak için çok geç Gülizar"
Gülizar,İbrahim'in haklı olduğunu metres gibi yaşamayı kendisinin seçtiğinin farkındaydı ama vicdanını rahatlatmak için karşındakini suçlamak istiyordu.
İbrahim ceketinden kalın beyaz bir zarf çıkardı ve masanın üzerine bıraktı.Duvardaki saate bakarak"5 dakikamız doldu.Ben gideyim artık.Bu zarfın içinde benim kartım var yine bir şeye ihtiyacın olursa beni ara"
"Ayhan'ın bana yardım ettiğini öğrendiği zaman sana kızmasından korkmuyor musun?"
Ayhan korkusuz gözlerini Gülizar'a dikerek"Beni tanımıyormuşsun gibi konuşuyorsun.Ben yaptıklarımdan hiçbir zaman korkmadım."
Ayhan olsaydı diye düşündü Gülizar babasının korkusundan her şeyi 2 kere düşünür gerekirse babasının mirasını kaybetmemek için ayaklarına yapışır özürler dilerdi.
"Keşke sendeki cesaretin onda biri Ayhan'da olsaydı."
İbrahim soğuk ve kesinlik dolu sesiyle"Dediğim gibi Gülizar sen seçimini yaptın artık her şey için çok geç"
İbrahim açıkça aralarında artık hiçbir şey yaşanmayacağını söyleyerek Gülizar'a bir korkakla yaşayacak olmasının en büyük ceza olacağını biliyordu.
İbrahim arkasında pişmanlıklar dolu bir Gülizar bırakarak kapıya doğru yürümeye başladı.Gülizar ise pişmanlıklarla dolu bir halde İbrahim'in gidişini izliyordu.
İbrahim'in gidişini izleyen Gülizar yaptıkları için minnet dolu bir sesle"Sen çok iyi bir insansın İbrahim umarım bir gün seni seven bir insanla mutlu olsun."
İbrahim hiçbir şey demeden kapıyı arkasından kapadı.Gülizar,kapının kapanmasından sonra gözyaşlarını serbest bırakıp bebeğine sıkıca sarılarak pişmanlık dolu bir sesle"Özür dilerim bebeğim seni böyle bir babadan mahrum bıraktığım için"
İbrahim başını kapıya rastlamış Gülizar'ın gözyaşlarının sesini dinliyordu gururu izin verse kapıyı kırıp içeriye girmek onun gözyaşlarını silmek ona artık ben varım ağlama demek isterdi ama dediği gibi herkes doğru veya yanlış bir tercih yapmıştı ve bundan sonra hayatlarını yaptıkları tercihlerle yaşayacaklardı.
GÜNÜMÜZ
Yavuz,yıldızlar sayesinde Leyla'ya yaşadıklarını anlatıyordu.Eğer bir gün bile yıldızlarla konuşmasa Leyla''yı unutacağından sevdiği kadının ona olan sevgisinden şüpheye düşmekten korkuyordu.Biliyorduki Leyla'sıda ondan haber alamadığı için yıldızlarla konuşuyor,Yavuz'a olan aşkını hatırlayarak ona sadık kalıyordu.
Villada yaşayan insanlar ilk başlarda Yavuz'un yıldızlarla konuşmasını garip bulup bazıları onun delirdiğine dair dedikodu yaparken bazıları da babasının hapsettiği esaretten kurtulmak için deli taklidi yaptığını söylüyordu hatta babası oğlunun akıl sağlını kaybettiğini düşündüğünden psikolog bile çağırmıştı.Doktor geldiği gün bu esaretten kurtulmak için deli olmaya bile razıydı ama psikolog,Yavuz'un aşkını anlamayıp stres kaynaklı bir durum söyleyip kafasını meşgul eden şeylerden uzaklaşırsa düzelir demişti ama Yavuz,Leylasına kavuşamdıktan sonra dünyanın ucuna gitse bile düzelemezdi.Onun derdinin tek devası Leyla'ya kavuşmaktı ona kavuşmadıkça mecnundan hiçbir farkı kalmayacaktı.
İbrahim,psikoloğla görüşükten sonra oğluna yurt dışı mevzusunu açmaya karar verdi.Odanın önünde bekleyen korumlara kapıyı açmalarını emretti.Kapıyı açıldıktan sonra odaya giren İbrahim odasının bir şeyler karaladığını gördü ve meraklı bir sesle"Oğlum ne çiziyorsun böyle bir hevesle?"
Yavuz,mecnuna dönmüş bir sesle"Yıldızları çiziyorum"
İbrahim,oğlunun çizim yaptığı kağıda inceliyordu merak dolu bir sesle"Neden yıldızlara bu kadar takıntılısın?"
"Siz yıldızlara bakınca sadece bir gök cismi görüyorsunuz ama ben o yıldızlara bakınca aşk görüyorum"
İbrahim bir kez daha verdiği kararın doğruluğuna emin olmuştu.Oğlu burada kaldıkça anıların etkisiyle Leyla'yı asla unutamayacaktı.
"Oğlum sana Amerika'da bir arkadaşım yanına göndermek istiyorum.En azından anıların verdiği acılardan kurtarabilirsin"
"Tamam"dedi Yavuz mücadeleden vazgeçmiş bir şekilde.
İbrahim,oğlunu ikna etmek için bir sürü cümle planlamıştı kafasında ama oğlunun savaşmadan teklifini kabul etmesini beklemiyordu.
"Ama"dedi Yavuz uykusuz ve acı dolu gözlerini babasına dikerek"bir şartım var"
İbrahim babacan bir ifadeyle gülümsedi.Oğlu onu hiçbir zaman onu yanıltmazdı.Çünkü o babasının oğluydu.Pazarlık yapan bir iş adamı edasıyla"Şartın nedir?"
"Şartım son kez arkadaşımla konuşmak istiyorum."
İbrahim,oğlunun gitme şartının Leyla'ya bağlantı olmasını bekliyordu ama oğlu onu tamamen şaşırtarak arkadaşlarını görmey tercih etmişti.
"Hangi arkadaşlarınla görüşmek istiyorsun?"
"Arkadaşlardan daha çok arkadaşım Akifle görüşmek istiyorum"
Akif,İbrahim'in en yakın arkadaşı ve sırdaşı olduğundan eğer bir şey planlıyorsa bunu Akiften başka kimseyle planlayamaz diye düşündü İbrahim.
İbrahim şüphe dolu bir sesle"Neden Leyla'yla değilde Akifle görüşmek istiyorsun?"
Yavuz'un gözlerinde Leyla'sını görememesinin verdiği acıyla "Çünkü Leyla'yla görüşmeme izin vermeyeceğinizi biliyorum en azından arkadaşımla görüşüp ona veda etmek istiyorum"
İbrahim,hala oğlunun bir şeyler planladığından şüpheleniyordu.Oğlunu çok iyi tanıyordu kolay kolay pes edecek biri değildi.
"Korumalar da seninle gelicek"
"Gelsin baba"Yavuz ümitsizlik dolu sesiyle"Korkma baba artık hiçbir şey için çabalayacak çabamda ümidimde kalmadı"
İbrahim,oğlunun da kendisi gibi bir kadının ardından bütün hayatını ziyan etmesini istemiyordu.Babacan bir sesle"Oğlum belki tekrardan hayatına yeni bir kadın girer Amerika'da."
"Baba senin hayatına yeni bir kadın girdi mi baba?Ben kendimi bildim bileli bekarsın.Artık kendi yapamayacağın şeyleri benden isteme"
"Hep senin bana benzemeni istedim ama şimdi görüyorum ki sen de benim gibi hayatını ziyan ediceksin."
"Hayır,baba ben hayatımı ziyan etmeyeceğim çünkü biliyorum ki ben ne kadar Leyla'ya aşıksam aynı şekilde hatta daha fazla bana aşık sırf bunun için bile dünyaya bir daha gelsem yine aynı şeyleri yapardım ama bi tekle farkla"
"Nedir o fark?"
Yavuz acı dolu bir sesle bakışlarını babasının gözlerinin en derinine sabitleyerek"Sevdiğim ve saygı duyduğum insanlara asla güvenmezdim"
İbrahim bu evliliğe göz yumduğu gün oğlunu gözleri kan ve intikam bürümüş ağalardan korumak için her türlü şeyi yapıcağına yemin etmişti.
"Sen bana güvenme oğlum ama ben de bu dünyaya tekrar gelsem seni korumak için yine aynı şeyleri yapardım çünkü sen benim bu dünyada kalan tek akrabamsın"
Yavuz aslında babasının burda sen benim dünyada sevdiğim tek insansın demek istediğini biliyordu ama babasının bunu asla söylemeyeceğini biliyordu
"İbrahim'in babacan sesi yerine yine sert ve otoriter bir sese bırakarak"Yarın da arkadaşını görmeye gidersin korumalarla beraber"
İbrahim'in odanan çıkmasından sonra Yavuz'un odasının kapısı tekrardan kilitlendi.Kapının önünde bekleyen kısa boylu korumaya dönüp"Yarın korumaların sayısını iki katına çıkart ve Yavuz'u yarın arkadaşının evinde bir an bile olsun yalnız bırakma gerekirse zor kullan"
İbrahim,hiçbir zaman duygularını belli edememişti.Çevresi buna hiçbir zaman izin vermemişti.İlk işe girdiğinde patronu yaptığı her kötü iş için İbrahim'i suçlamış her gün sırtından sopamayı eksik etmemişti buna rağmen İbrahim ekmek parasından dolayı sesini çıkarmamıştı.Kayın pederinin şirketine girdiğinde yaşı daha 18'di.
Kayınpederi sırf hastalıklı kızının evde kalmaması için İbrahim'e şirketteki mevkisini yüksetmişti.İbrahim onu küçümseyen insanların başına geçtiğinde kimsenin onu küçümsemesine izin vermeyecekti.Kayınpederi kızının hatrından İbrahim'e her ne yapmak isterse izin veriyor kimsenin hakkında konuşmasına izin vermiyordu.Hele hayatı boyunca erkek evlat hasretiyle yanıp tutuşan kayınpederine erkek bir torun verince şirkete ortak etmişti İbrahim'i.
İbrahim'in hayatının en güzel günleriydi sonunda fakirlikten kurtulmuş sevmese bile saygı duyduğu bir karısı ve oğlu vardı.Oğlu doğduktan sonra ilk 6 ay İbrahim'in ilk defa ailesi vardı.Her gün şirketten erken çıkıp eve giderken oğlu için oyuncakçıdan oyuncaklar karısına çiçekçiden çiçekler alıyordu.Bu mutluluk tablosu oğlunu doğurduktan sonra sağlığının daha da kötüleşmesiyle oğullaarı doğduktan 9 ay sonra gözlerini kapatmıştı.
Kızını kaybettikten sonra kayınpederinin tutumu bir anda değişmişti.Eskiden yumuşak başlı olan kayıpederi kızını kaybettikten sonra Azrail'e dönüşmüştü.Erkek torununa kavuşan kayınpederi İbrahim'e sürekli işler verip oğluyla vakit geçirmesini engellemeye çalışıyordu.İşler önce şirkette geç vakitlere kadar çalıştırmaya daha sonraları ildışına ve yurtdışına gezilerine dönmüştü.
İbrahim oğlunun geleceğini kurtarmak için sesini çıkarmadan çalışmaya devam ediyordu ama her seferinde oğlunu görmesi için verilen sözler tutulmuyor ildışından aradığında ise oğlunun sürekli uyuduğunu söyleyerek telefonu hızlıca kapatıyorlardı.
Bu durumlara daha fazla katlanamayan İbrahim,kayınpederiyle bu konuyu konuştuğunda kayınpederi küçümseme dolu bakışlarıyla"Sen kim oluyorsun da beni sorguluyorsun hadini bil ben senin ayyaş baban değilim"diyerek İbrahim'i azarlamıştı.O an anlamıştı İbrahim çevresi tarafından her zaman ikinci sınıf bir insan mualemesi görecekti.
O günden sonra bir daha da İbrahim diğer insanlarla kendini eşitlemeye çalışmadı.Kendini işlere verdi.Oğlunu bile kendine verilen sürelerde görmeye razı oldu asla daha fazlasını istemedi.Oğluna tam anlamıyla kavuştuğunda ise oğlu çoktan 10 yaşını doldurmuştu.Birbirlerine kavuşsalar bile zaman onlardan bir çoktan duygu geri alanamaz şekilde kendiyle beraber götürmüştü.
İbrahim odasına geldiğinde kilitli olan çekmecesinden sevdiği kadının fotoğrafını çıkardı.Sevdiği kadına duyduğu saygıdan onu sevdiği adamla beraber olması için özgür bırakmıştı ama sevdiği adam koskaca aşiretin oğlu hiçbir zaman ona hak ettiği sevgiyi ve saygıyı göstermemiş korkaklığı dolasıyla sevdiği kadın elinden kayıp gitmişti.Fotoğrafın yüzünde ellerini gezdirdi.O dokunamadığı saçları okşadı.O dokunamadığı yanaklara dokundu.
Oğluna da ne fotoğraftan dokunmak ne de mezarından dertleşmek istemiyordu.En azından oğlunun bir ağa kızı için canından olmasına izin veremezdi.İbrahim'in doğduğu yerde eğer bir ağa oğlu değilseniz aşık olamaz hele de bir ağa kızının yanına dahi yanaşamazdınız eğer bu geleneğe karşı gelirseniz bunu canınızla öderdiniz.İbrahim'in yaşadığı topraklarda teknoloji gelişti evler değişti arabalar değişti ama insanların kafası aynı kaldı.
İbrahim kapısına vurulmasıyla fotoğrafı yine çekmesine koyup kilitledi ve sert ve otoriter sesiyle"Girin"dedi eğer duygusalsanız bu dünyada sağ kalamazdınız.İki güne cesediniz çıkardı.İbrahim zengin ve güçlü olmuştu ama bu uğurda sevdiklerini ve duygularını kaybetmiş mutsuz bir adama dönüşmüştü.
Yavuz,Cuma gününe kadar,yıldızları konuşmaya devam etti.Çevresinden saklıdığı sesini sadece yıldızlarına sundu.Yıldızlarının Leyla'sı hakkında getirdiği haberleri dinledi.Onun da bu aşka sahip çıktığını öğrendikçe kavuşma günlerini hayal etmeye başlıyordu.Sıkıca sarılcaktı Leyla'sına kokusunu içine çekecek ve bir daha asla Leyla'sını bırakmayacaktı.
Cuma günü nihayet hapis tutulduğu odasından çıkıyordu.Korumalar etrafını sarmış evin içinde bile Yavuz'un peşini bırakmıyordu.
Babası oturduğu masadan Yavuz'a bakıp"2 saatin var.Eğer beni veya admlarımı kandırmaya çalışırsan bir daha asla İstanbul'a adım atmana izin vermem anladın mı?"
"Anladım ama 2 saat olmaz Akif'in yanından çıktıktan sonra deniz havası almak için sahile gidicem"
İbrahim bir patron edasıyla"Antlaşmamızda sahile yoktu.Beni bilirsin antlaşmada olmayan şartların istenmesinden nefret ederim"
İbrahim şirketin patronu olabilirdi ama Yavuz da bu işe babasının altında çalışarak başlamıştı.Babasının bütün tekniklerini ezbere biliyordu.
"Bizim dünkü konuşmamızda saat şartı da yoktu.Sen nasıl saat şartını şimdi koyuyorsan ben de sahil şartını koyarım"
İbrahim,normalde her şeyi kabul eden oğlunun sahil konusunda neden bu kadar inatlaştığını merak ediyordu.
"Sahil neden bu kadar önemli?"
"Benim için sahil Leyla demek onunla olan mutlu anılarım demek"Acı çeker gözlerle"İstanbul'a veda etmek istiyorsam önce Leyla'ya veda etmem lazım"
İbrahim oğlunun daha fazla acı çekmesini engellemek amacıyla sert sesini yumuşatarak"Tamam ama sadece yarım saat"
Yavuz odadan çıktığında İbrahim kısa boylu korumayı aradı ve otoriter bir sesle"Adamların yarısını sahile gönder"deyip telefonu kapattı.
Yavuz,babasınının odasından çıkınca yüzünde zafer ifadesi belirdi.İçinden biraz daha sabret Leyla kavuşmamıza kimse engel olamayacak diye geçirdi.
Babasının adamlarının yaklaştığını gören Yavuz zafer kazanmış ifadesini üzgün bir suratla değiştirdi.Planının ilk aşamasını başararak odadan çıkmayı başarmıştı.Şimdi planın iki aşamasına geçme vakti gelmişti.
Yavuz arabaya bindiğinde kısa boylu koruma yanına bindi.Uzun boylu korumalardan birini de öne bindirdi geri kalanlar ise diğer arabalara binerek Yavuz'a hiçbir şey yapmasına izin vermeyeceklerine dahil gözdağı veriyorlardı ama bilmedikleri şey Yavuz'un planını başarmasına yardım ettikleriydi.
Arabadaki sessizlikten sıkılan Yavuz cebinden çıkarttığı kaseti şoföre uzattı ama kaseti şoför yerine yanında oturan kısa boylu koruma alıp incelemeye başladı.
Yavuz alaycı bir sesle"Merak etmeyin içine hiçbir şey saklamadım alt tarafı türkülerin olduğu bir kaset."
Yavuz'un alaycı tavrına karşın koruma ciddi bir sesle"Benim işim bu gerekirse kasedi söker incelerim"
Yavuz öfke dolu bir sesle"Sakın ha öyle bir şey yaparsan bir daha asla bu camiada iş bulamaman için her şeyi yaparım"
Koruma hayatı boyunca parababalarından duyduğu tehdidi babasının parasıyla hava atmaya çalışan şımarık çocuğa gülemeden edemedi.
"Bana bak çocuk hayatım boyunca yemediğim dayak duymadığım tehdit kalmadı buna rağmen hiçbirine boyun eymemişken senin gibi şımarık çocuktan korkacağımı mı sandın?"
Koruma kasedi şoföre uzatırken alaycı bir ifadeyle"Aman dikkat zarar görmesin yoksa işsiz kalırız."
Önde oturan koruma yüzündeki alaycı gülümsemeyle Yavuz'a bakıyordu ama Yavuz hiç istifini bozmadı.Planınını başardığında baba parası yiyen şımarık bir çocuk tarafından rezil edileceklerdi.
Şoför kasedi takdığında arabanın içi Zeki Müren'in sesi kapladı.Yavuz şarkıyı içinden tekrar etmeye başladı.
Elbet Leyla'm bir gün bulaşacağız
Bu böyle yarım kalmayacak
İkimizin saçları da ak
Öyle durup bakışacağız
Belki bir deniz kenarında
El ele maziyi konuşacağız
Benim içinde yanan ateş var
Leyla'm yakında kavuşacağız
Şarkının ilk sözlerini kendine göre uyarladığı halini Leyla'ya söylediğinde Leyla aşk dolu gözlerle Yavuz'a bakıp"Eğer bu dünyada kavuşamasak bile bu kalp her zaman sana sadık kalacak.Seni unuttuğum gün benim bu dünyada vaktim dolmuştur demektir."demişti.
Yavuz ise"Sakın bana ölümden bahsetme sen yeter ki yaşa ben unutulmaya razıyım"demişti.
Yavuz aşk hakkında deneyimli değildi.Küçükken gördüğü bir kıza aşık olmuş bir daha da kalbini kimseye sokmamış hayatını da o kadınla geçirmek istemişti ama kurduğu hayallerin ve mutlu anılarının elinden alınması sadece 1 dakika sürmüştü.
Arabanın durmasıyla Yavuz daldığı anılar havuzundan çıktı.Akif'in korumaları arabaya yaklaştılar Yavuz'u görünce içeriye beklenilen misafirin geldiğini haber verdiler.Biraz sonra Akif yüzünde bir gülümsemeyle dışarıya çıktı.
Yavuz arkadaşını görmenin verdiği sevinçle arabadan indi.İki sıkı dost birbirine sıkıca sarıldı.Birbirlerini en son Yavuz Almanya'ya gitmeden önce görüşmüşlerdi.
Akif sitem dolu bir sesle"Nihayet sizi görebildik.Artık ümidimi kesmeye başlamıştım"
"Bende seni özledim arkadaşım"
Akif evi göstererek"Hadi içeriye geçelim"
Yavuz ile Akif eve girerken Yavuz'un peşine takılan korumalardan da eve girmek istedi am Akif'in korumaları,Yavuz'un peşine takılan korumaları durdurdu ve tehditkar bir sesle"Siz dışarıda bekleyeceksiniz"
Yavuz'un peşine takılan korumaların lideri olan kısa boylu koruma"Biz de içeriye giricez bize verilen emir Yavuz Bey'i bir an bile yalnız bırakmamak"
Yavuz ortamı sakinleştirmek amacıyla uzlaşmacı bir sesle"Kaçmayacağım sadece arkadaşımla muhabbet edicem siz burada bekleyin"
Kısa boylu koruma sert bir sesle"Biz sadece babanızdan emir alırız ve o da sizi bir an bile yalnız bırakmamız gerektiğine dair emir verdi"
"O zaman burada kavga etmek yerine babamı ara"
Kısa boylu koruma telefonu çıkardı ve patronunu aradı.Telefonda içeri girmelerine izin verilmediğini ve Yavuz'un verdiği emiri söyledikten sonra patronun verdiği emiri dinleyip telefonu kapatıp Yavuzların yanına döndü.
"İbrahim Bey,Yavuz Bey'in villaya yalnız girmesine izin verdi ama bize de kapının önünden ayrılmamızı söyledi."
Akif uzlaşmacı bir tavırla"Tabiiki de burada durabilirsiniz."dedikten sonra uzlaşmacı tavrı tehditkar bir sese dönüşerek korumalarına"Arkadaşlara yardım edin zorluk çıkarmayın eğer bir zorluk çıkartırsanız beni uğraştırmayıp kendinizi bir mezara gömün"
Korumalar hep bir ağızdan"Emredersiniz patron"diye bağırdılar.
Arif yapması gereken uyarıları yaptıktan sonra Yavuz'u içeriye davet ederek"Hizmetlilerimize en sevdiğim yemeği yaptırdım"
Yavuz ise kibar bir sesle"Teşekkür ettiğimi söylersin"dedi.
Akif eve girdikten sonra dışarıya açılan kapıyı sürgüledi ve Yavuz'a dönerek"Sen hayatımda gördüğüm en büyük oyuncusun eğer normal halini görmesem bu güçsüz ve aciz haline inanırdım"dedi.
Yavuz kurnaz bir ifadeyle"Eğer güçsüz ve aciz olmasaydım o hapisaneden çıkabilir miydim zannediyorsun?Bırak babam beni eski pısırık oğlu sanmaya devam etsin ki işimi daha fazla kolaylaştırsın"
"Peki baban sana inandı mı?"
"Asla babam kendinden başka kimseye inanmaz sadece bir falsolarını görünceye kadar inanmış gibi yapar"
Arif merak dolu bir sesle"Şimdiye kadar asla babanın sözünden çıkmadın aksine kim ne derse desin her zaman babanı dinledin şimdi ne değişti?"
Yavuz özlem dolu bir sesle"Leyla"dedi"Eğer biri onu benden almaya çalışırsa onu geri almak için her şeyi yaparım"
Arif tehlikeli bir gülümsemeyle"Tamam o zaman ortak artık planın ikinci aşamasına geçmenin sırası geldi."
Buralarda kız evlendikten sonra kocasıyla beraber kızın ailesinin elini öpmeye giderlerdi ama Leyla hala güğün gecesi üzerine kilitlenen kapının etkisinden çıkamıyordu.Oysa anasının o gül kokulu ellerini kına yakılmış olan saçlarını çok özlemişti.Küçükken annesinin ona okuduğu masalları dinlemeden uyuyamazdı.Annesi masal okurken Leyla kendini o masalların kahramanı zanneder kah gemilerle ıssız denizlere açılır kah sarayında prensini beklerdi ama hepsinden önemlisi bu hayallerde asla korkuya kapılmazdı çünkü bilirdiki annesi onu kurtarmak için orada olacaktı.
"Ne düşünüyorsun böyle?"Boran pijamalarını giyinmiş karısının onu fark etmesini bekliyordu ama karısı çoktan düşünceler diyarına geçmişti.
"Annemi düşünüyorum"
Boran,konağa Hatice yengesinden dolayı bir kadının ailesine olan özlemini biliyordu.Rahmetli abisi,yengesini hafta da 1 ailesinin yanına götürür bazen de ailesinin yanında kalmasına izin verirdi ama Boran,Leyla'nın onu her an terk etmesinden korktuğundan dolayı karısının hiçbir yerde tek başına kalmasına izin veremezdi.
"İstersen yarın seni ailenin yanına götürebilirm"
Leyla o konağın kapısından çıktığındaki duygularla yüzleşmekten korkuyordu.O konak artık onun evi değil kabus dolu hayatının başlangıcıydı.
"Ben gitmek istemiyorum"
"Leyla"
Leyla rica dolu bir sesle"Lütfen Boran bana biraz zaman ver.Hala da yaşanan olayları affedebilmiş değilim"
Boran,karısının ağzından ne zaman evlilikleri hakkında kötü bir şey duysa kalbi acıyordu .Leyla'nın bu evliliği sahiplenip bir anca kollarının arasında yerini almasını istiyordu ama babasına söz vermişti.Leyla'yı istemediği hiçbir şeye zorlamayacaktı.
İşteki yorgunluğundan dolayı Boran'ın gözleri Leyla'sını biraz daha görebilmek adına uykuyla mücadale ediyordu.
"Leyla"dedi uykulu bir sesle"Bugün işte o kadar yoruldum ki sana anlatamam ama beni ayakta tutan ve güç veren şey akşam seni kollarımın arasına aldığım anı düşünmek oldu."
Leyla'yı kendine çekip sıkıca sarıldı Yavuz.Kafasını karısının yasemin kafalı saçlarına gömdü ve Leyla'yı ne kadar sevdiğini söylemeye başladı.Leyla ise böyle anlarda yumruklarını sıkıca sıktı.Vücuduna batan dikenlerin acısına katlanmaya çalıştı.Biraz sonra kocasının horlamalarını duyunca Leyla usulca odadan çıkıp onu bekleyen yıldızların yanına geldi.
"Ey yıldızlar bana Yavuz'umdan haberler gyetirdiniz mi?O da benim gibi aşkına sadık kalıyor mu?Ondan başkasıyla evlendigim için kırgın mı?"
Leyla kendini yetim bir çocuk gibi hissediyordu.Gölgesinde dinlenebileceği bütün insanları kaybetmeye başlamıştı.Yavuz'un anne konusunda ne kadar hassas olduğunu biliyordu.Ne zaman annesinin mezarına uğrasa gözyaşlarını Leyla'ya akıtırdı.
İstanbul'a ilk taşındıkları zaman Yavuz'un işleri o zaman aldıkları iş yüzünden geç vakitlere kadar sürüyordu. Ancak akşam 22.00'den sonra 1 saatliğine yengesinin gözetimi altında bulaşabiliyorlardı.Yengesinin,anısıyla yemeğe gittiği gün annesine ne kadar yalvardıysa da annesi izin vermemişti.O gün annesiyle kavga etmişlerdi.Kavgayı Yavuz'a anlattığında Yavuz ona kızmış eve gider gitmez özür dilemesini söylemişti.
Leyla'nın yüzünün düştüğünü gören Yavuz,Leyla'nın yüzünü ellerinin arasına alıp"Kızma güzel gözlüm ilerde annen öldüğünde herhangi bir pişmanlığın olsun istemiyorum"demişti.
Leyla böyle seven bir adama nasıl kızabilirdiki?Onun ilerde pişman olmaması için çabalaması çabalıyordu.
"Seni seviyorum."Leyla iç geçirip"Senin gibi mükemmel adamı bulmak için acaba ne tür bir sevap işledim acaba"
"Mükemmel değilim sadece seni çok seviyorum"
Yine cevabını almıştı Yavuz'undan annesiyle arasına hiç kimsenin girmesine izin vermeyecekti.
Sabah erkenden yüzünde bir gülümsemeyle uyandı Leyla.Karısını ilk defa bu kadar mutlu gören Boran bakışlarını karısından çekemiyordu.
Aynanın karşısında saçlarını tarayan karısına arkadan sıkıca sarıldı ve kulağına eğilip"Gülmek sana çok yakışıyor.Seni güldürmek için daha çok çabalamam lazım"
Boran'ın sarılması karşısında Leyla'nın gülümsemesi bir anlığına döndü ve Boran'ın kollarından çıkmak istediğinde ise Boran kollarını daha da sıkılaştırdı.
"Boran bana arabalardan bir tanesini verebilir misin?"
"Tabiiki de ama neden istiyorsun?"
"Bugün annemi görmeye gitmek istiyorum"
"İyi fikir dönüşte de seni almaya ben gelirim ve"Sesi oyunbaz bir ifadeye bürünerek"Belki de dışarıda biraz vakit geçiririz"
"Gerek yok zaten cumartesi günü yemeğe gideceğiz kendini yorma benim için"
Boran kollarını geri çekti ve sinirli bir sesle"Ben senin için hiçbir zaman yorulmam Leyla ama sen istemiyorsan seni zorlamayacağım"
"Boran öyle demek istemedim"
"Kendini yorma Leyla yüzün her şeyi belli ediyor"
Leyla,Boran'a nasıl davranacağını bilmiyordu.Hayatında sadece bir adama aşık olmuştu ve hayatına başka birini almak istemiyordu ama Boran bunu görmüyor görmek istemiyordu.
Arabaya bindiğinde çantasından Zeki Müren'in kasedini çıkardı.Zeki Müren'in sesinden elbet bir kavuşacağız şarkısını dinlemeye başladı.Bu kaseti ona 3.yıllarında Yavuz hediye etmişti.
"İlerde ayrılmak zorunda olursak bu şarkı bizim umudumuz olsun"demişti.
"Umutluyum Yavuz'um elbet biz de buluşacağız"
Leyla konağa yaklaştığında duymaya alışkın olduğu kadın sesleri ve çocuk seslerini sessizlik kaplamıştı.Babasına kavuşmak için koştuğu kapıya ne olursun babamlar evde olmasın diye dua ederek giriyordu.
Konaktan içeriye girdiğinde bahçeden gelen konuşma seslerini duyunca bahçeye yöneldi.Bahçede annesi torunlarına yemek yedirmeye çalışıyordu.
Gülseren elindeki kaşıkla"Hadi benim güzel kızlarım 1 kaşık daha yiyin söz oyun oynamanıza izin vereceğim"
Leyla oyunbaz bir sesle"Sakın ha kanmayın 1 kaşıkla başlar bir de bakmışsınız tabağı bitirmiş size"
Leyla'nın sesini duyan kızlar teyze diye bağırarak Leyla'ya doğru koşmaya başladılar.Leyla onlara sıkıca sarıldı.
"Aşklarım benim nasılsınız?"
Kızların en büyüğü Aslı tatlı bir sesle"İyiyiz teyzecim"dedikten sonra etrafına bakarak"Hediyelerimiz nerede?"
"Üzgünüm aşkım,sizin burada olacağınızı bilseydim size bir sürü hediye alırdım"
Gülseren ,torunlarını azarlar bir sesle"Üzmeyin benim güzel kızımı"dedikten sonra Leyla'ya dönüp"Evine hoşgeldin"
"Hoşbuldum"
Annesi,Leyla'yı bir çocuk gibi kollarının arasına alıp kokusunu içine çekti.Leyla da annesinin kokusunu en derinlerine çekti.Bu koku bile her şeyin geçeceğine dair umut veriyordu.
"Hoş geldin Leyla"Bu ses bile Leyla'yı düğün gecesine götürmeye yetti.
Leyla,annesinin kollarından çıkıp sesin sahibine dönerek"Hoşbuldum Abla"
"İki kızım burada olduğuna göre mutfağa söyleyeyimde en sevdiğiniz yemekleri yapsınlar"
"Anne ben çok fazla kalamayacağım"
Gülseren"Hayır'ı cevap olarak kabul etmiyorum"
Gülseren mutfağa gittikten sonra iki kızkardeş yalnız kaldı.İkisi de konuşmaya nereden başlayacaklarını bilmiyorlardı.
"Sen evlendikten sonra buralar cenaze evinden farksız oldu.Evdeki kimsenin yüzü gülmüyor"
"Ben de düşünmüştüm ki kan dökülmediği için herkes çok mutlu"
"Leyla biz canavar değiliz elbette kan dökülmediği için sevindik ama seni istemediğin bir evliliğe mecbur bıraktığımız için üzgünüz."
"O yüzden mi beni odaya kilitledin?"
"Ben sadece çocuklarımı ve kocamı düşündüm"
Leyla hayalkırıklığıyla dolu olan gözleriyle"Ya beni düşündün mü abla?Yaşadığım korkuyu,üzüntüyü,hayalkırıklığını"
Berfin,hayatı boyunca bu duygularla yaşamıştı.Doğduğu zaman ev bir matem havasına bürünmüşken Leyla doğduğı zaman ise konağa şenlik havasına bürünmüştü.Çocukluğunda babasıyla olan herhangi bir sevgiyle dolu anısını yokken babası Leyla'yı dibinden ayrılmayıp ona bütün sevgisini sunmuştu.Dedesi,Berfin 18'ine girdiğinde Berfin'in kararını bile sormadan kendiği istediği adamla evlendirilken,Leyla 18'ine girdiğinde konakta hangi üniversiteye gideceğine dair tartışmalar vardı.
Leyla'nın 24'ünde yaşadığı korku ve hayalkırıklığının tadına Berfin doğar doğmaz tadına bakılmak zorunda bırakılmıştı ve hiç kimse Leyla'ya yaptıkları gibi ona yaşattıklarından dolayı pişman olduklarını söylememişlerdi.
"Seni bu konakta yaşayan herkes düşünüyor Leyla.Ben evlendiğim zaman benden kurtuldukları için düğün yapanlar sen evlenince yasa büründüler."
Leyla,ablasının düşünceleri karşısında şoka uğramıştı.Leyla,ablasının yaptıklarına karşı hiçbir pişmanlık göstermemesini kabullenemiyordu.
"Abla kendi evliliğinle benim evliliğimi nasıl karşılaştırırsın ikisi de farklı durumlar"
Berfin üstünden lise üniforması çıkarılıp zorla kararı bile sorulmaksızın giydirildiği gelinlik içinde kaç hafta kaç gece ağlamıştı.
"Evlenmemek için kaç gün kaç gece ağlamıştım hatırlıyor musun?Sen ise yanıma gelip dedemin bizim hakkımızda en doğru kararı verdiğinden o yüzden boşuna kendimi üzmememi söylemiştin Leyla"Berfin hayalkırıklığına uğramış gözleriyle"ama kendi hayatın söz konusu olduğunda başkasının senin hayatına karar vermesine katlanamayıp hayal kırıklığına uğradın değil mi Leyla?"
Leyla küçüklüğünden beri çevresindeki kızların aileleri tarafından zorla evlendirildiğini gördüğünde onlara hep aynı şeyleri söylerdi.Üzülme ailen senin için en uygun adayı seçmiştir.İlerde seni çok güzel bir hayat bekliyor diye laflar ederdi.Kendini asla onların yerine koymazdı neden koyacakti ki?Dedesi Şanlıurfa'nın en büyük aşiretlerden birinin başındaydı.Babası ve abileri ağzından ne çıkarsa emir kabul edip yerine getiriyordu.Sevdiği adam aşkından deli divaneye dönmüştü.İstediği üniversitede istediği bölümü okuyordu.Hayat ona neden cahil ve şehir bile görmemiş kızlarla aynı kaderi biçsindiki?
Leyla geriye dönüp eski hayatına baktığında ne kadar kibirli olduğunu gördü.Belki de Allah ona ettiği o bencilce lafların cezasını veriyordu ama bu ablasının yaptığını haklı çıkaramazdı.
"Özür dilerim abla seni ne kadar üzdüğümün farkında değildim ama bu bana yaptıklarını haklı çıkarmaz."
35 yaşındaki Berfinden hayatında ilk defa biri özür diliyordu.Kalbinde kilitli kalmış düğümlerin birer birer açıldığını hissediyordu.Bir insan özür dilediği zaman karşılığında nasıl cevap vereceğini bilmiyordu.
"Ben"dedi sadece"O gün neden öyle davrandığımı bilmiyorum.Çocuklarımı ve kocamı bahane ederek senin de benim gibi hayat yaşamanı istedim galiba"
İki kızkardeş birbirlerine ilk defa kendilerini bu kadar açmışken Berfin'in kızları elele tutuşup evden çıkıyorlardı.Leyla,yeğenlerine baktığında kendisini ve ablasını gördü.Küçükken,Leyla ablasının peşinden ayrılmaz sürekli ablasıyla yatmak isterdi.Ablası ise kardeşini bir dakika bile yalnız bırakmaz arkadaşlarına dahi gitse Leyla'yı yanında götürürdü.
"İnşaallah sonları bizim gibi olmaz ve bizim yaşadığımız hiçbir şeyi yaşamazlar"
Berfin kızlarına baktı ve söz verir gibi bir sesle"Bizimle aynı kaderi yaşamayacaklar gerekirse kocam ve ben bu yolda canımızı vereceğiz"
"Onlar çok şanslılar.Çünkü eniştem gibi bir babaya sahipler"
"Galiba haklısın en azından bir konuda şanslıyım"dedi Berfin yüzünde beliren hüzünlü bir gülümsemeyle.
Günün geri kalanında iki kızkardeş birbirileiryle konuşmmak istedi ama gurur denilen insanın en büyük düşmanı onlardan bu fırsatı çaldı.
İkisi de hayatlarında en önemli figüre babalarına kırgınlardı.Biri hayatı boyunca baba sevgisini tatmadığı için diğeri de hayatı boyunca gölgesine sığındığı babası en çok ihtiyacı olduğunda onu yalnız bırakmıştı.
İki kız kardeş hesaplaşmanın verdiği vicdanı yorgunluktan ve babalarına olan kırgınlıktan dolayı evin erkekleri gelmeden evlerine dönmek istediler.
Berfin kocasının Leyla da kendi arabasına binerken 5 dakika boyunca durarak vedayı geçirtirmek istediler ama ikisi de kırgınlıklarından dolayı adım atamıyorlardı.
Hoşça kal Leyla'm iki gözüm affet bu cahil ve aptal kadını demek istedi ama ağzından sadece"Hoşçakal Leyla"dedi.
Leyla ise Hoşça kal Ablam affet bu kibirli ve düşüncesiz kardeşini demek istedi ama ağzından sadece"Hoşçakal Abla"çıkabildi.
İki kızkardeş akşamın ufkunda ruhlarını hapsettikleri evlere,mutsuzluk kulelerine geri döndüler.