avuz havalimanında uçağına binmeyi bekliyordu.Bazen bu hayatta sevdiğine kavuşabilmek için deli olmak lazımdı.Nasıl kays Leyla'sı için mecnun olduysa,nasıl Ferhat sevdiği için dağları yarıp su getirdiğiyse nasıl Kerem aşkı için yanıp kül olduğuysa şimdi fedakarlık sırası Yavuz'a gelmişti.O da aşkı için gerekli sınavlardan geçmesi gerekirse bu uğurda canını bile seve seve vermesi gerekirdi.
Yavuz kolunda takılı duran saate baktı.Saat 22.00'yi geçiyordu.Planın 2.aşamasına geçmelerine 5 dakikadan az bir zaman kalmıştı.Saat 22.05 geçe Yavuz,kısa boylu korumaya dönüp"Benim lavoboya gitmem lazım"
Kısa boylu koruma hoşnutsuz bir ses çıkardı.İçinden 27 yaşındaki bir adama bir tuvalet bekçiliği yapmadığım kalmıştı diye düşündü."Tut kendini 10 dakika sonra uçağın gelecek zaten"
Yavuz,küçük bir çocuk gibi inatçı bir sesle"10 dakika değil 2 dakika bile bekleyemem ben tuvalete gidiyorum"
İbrahim Beyden aldığı emirden dolayı onu yalnız hiçbir yere salamazdı ama tuvaletini yaparken Yavuz'un başında beklemek istemiyordu.
Yavuz yanında duran ikiliyi göstererek"Onlar da benimle gelsin böylece hem ben lavoboya gitmiş olurum hem de sen beni yalnız bırakmamış olursun"
Kısa boylu koruma şımarık zengin veledine tuvalette bekçilik yapmaktan kurtaran çözümü hemen kabul etti.Yavuz ile beraber gidecek olan korumalara sert ve otorite dolu bir sesle"Dikkatli olun bir an bile gözünü ayırmayın üzerinden"
Korumalar tamam anlamında kafasını salladıktan Yavuz'un arkasından yürümeye başladılar.Yavuz tuvalete girdi.Tuvaletlerden en sağdakinin kapısını açtığında Akif karşısında duruyordu.İki arkadaş korumaları atlamanın verdiği mutlulukla gülerek birbirlerine sarıldılar.Ayrıldıklarında Akif heyecanlı bir sesle"Biraz daha geç kalsaydın uçağı kaçırabilirdin"
Yavuz arkadaşını rahatlatmak için sakin bir sesle"Merak etme her şey planımıza uygun gidecek.Gel seni havalimanından beraber ayrılacağın korumalarla tanıştırayım"
Akif,korumaları incelikten sonra Yavuz'a döndü."Onlara güveniyor musun?"
Yavuz'un yanına aldığı bu iki koruma eskiden dedesinin yanında çalışan korumaların çocuklarıydı.Her ne kadar dedesi öldüğü zaman işlerin başına babası geçtiği için ona biat etmek zorunda kalsalar da asıl bağlılıkları kan bağından dolayı Yavuz'aydı.Bu kan bağı olayını ne kadar ilkel bulsa da ilk defa işine yaramıştı.
Yavuz "Evet,güveniyorum"deyince korumaların yüzünde bir dakika bile olsa minnettar bir ifade oldu.Yavuz korumalarına güvenmekten çok güvenmek zorundaydı ama korumaları kendine daha da bağlamak için onları hoşt tutmak zorundaydı.
Akif ve Yavuz uçağın vaktine az kaldığından soyunmaya başladılar.Akif Yavuz'un kıyafetlerini giyinirken Yavuz da Akif'in kıyafetlerini giydi.Akif yanında getirdiği şapkayı Yavuz'a verdi.İkisinde de siyah şapka olduğundan Korumalara yakalansalar bile korumalar Akif'i Yavuz zannedip onun peşinden gideceklerdi.
Yavuz minnettar dolu bir sesle"Hakkını helal et kardeşim senin bana yaptığın iyiliği öz babam bile yapmadı."
"Helal olsun kardeşim.Sen benim hiçbir zaman sahip olamadığım kardeşim oldun,dert ortağım oldun en önemlİsi dost oldun bana."
Bazen konuşmaya gerek olmazdı sadece sarılmak bile bazen bütün sözcüklerden daha kıymetliydi.Akif ağlamamak için Yavuz'un kollarından ayrılıp sesini alaycı bir tona vurarak"Oğlum yeter artık seviyorsun beni ama bana biraz daha sarılırsan korumalar yanlış anlayacak"
Yavuz arkadaşının sırtına vurarak yarı kızgın yarı şakacı bir sesle"Eşek herif sen ne anlarsın şurada iki dakika bir duygusallaşalım dedim hemen ortamı boz"
Akif yakasını düzeltip şakacı bir sesle"Huyum kurusun"Akif kolundaki saati göstererek"Hadi git seni bekleyen korumalar şüphelenmeye başlayacaklar"
Yavuz tamam anlamında kafasını salladıktan onu bekleyen asıl uçağa doğru koşmaya başladı tuvaletten çıkmadan önce son kez arkadaşına baktı."Teşekkür ederim"
Akif bu gece arkadaşının başına gelebilecek olanlardan çok korkuyordu.Hayatında ilk defa korku denilen duyguyu hissediyordu eğer elinde olsa arkadaşını odaya kitler olaylar unutuluncaya kadar salmazdı ama Yavuz'u hiçbir şeyin durdurmayacağını biliyordu o yüzden Akif onu yanında olarak korumaya karar vermişti.
Akif arkadaşını üzmememek için tekrar şakacı bir ses tonuna büründü."Anladım merak etme bu durumlardan bir kurturalım ömür boyu bana borçlu olacaksın."
"Söz eğer Leyla'ya kavuşursam bu gece ömür boyu sana borçlu kalacağım"dedikten sonra Leyla'sına kavuşmak için koşmaya başladı.
Yavuz gittikten 5 dakika sonra Akif korumalara dönüp"Sıra bizde beyler"dedi.Korumalar ise kafa sallayarak Akif'i takip etmeye başladılar.
Akif tuvaletten çıktıktan sonra onlara yaklaşan kısa boylu korumayı gördü.Koruma onlara yaklaşmaya başladığında havalimanının çıkışına doğru koşmaya başladı.Kısa boylu koruma Yavuz zannettiği kişinin iki korumayla beraber kaçtığını görünce kolundaki mikrofana"Malum şahıs kaçıyor çıkışları tutun"dedi ama geç kalmıştı Akif çoktan havalimanının çıkışına ulaşmıştı.
Akif havalimanın çıkışında yolcu bekleyen taksiye iki korumayla bindiler.Koumaları gören taksi şoförü korkudan sessiz bir şekilde arabayı çalıştırdı.
Korku dolu bir sesle"Abi nereye gidiyoruz?"diye sordu.Akif arkalarında birilerinin olup olmadığını kontrol ederken umursamaz bir sesle"Devam et sen sürmeye ben durman gerektiğinde söylerim."
Şoför normalde böyle söyleyenleri arabadan kovardı ama korumlardan korktuğu için ses çıkaramadı onun yerine yola odaklanmaya çalıştı.
Kısa boylu koruma taksiyi takip ederken hala nasıl şımarık zengin veledin oyununa geldiğini düşünüyordu.Onun gibi zengin veletler istedikleri olmayınca çocuklar ağlar eğer yine istedikleri olmazsa o oyuncağın yerine başka yeni bir oyuncağa merak sararlardı ama bu herif bir kız uğruna her şeyden vazgeçmeyi göze almıştı.
Şoför'ün yanında oturan koruma heyacan dolu bir sesle"Efendim yetiştik"
Kaçaklara yaklaştıklarını duyan kısa boylu koruma sinir dolu bir sesle"Ne bekliyorsun?Önünü kessenize"diye bağırdı.
Emri alan şoför direksiyonu taksinin önüne kırdı.Taksi arabaya çarpmamak için zorla fren yaptı.Kısa boylu koruma elinden kaçan kaçağı yakalamanın verdiği gururla taksinin kapısını açtı ama Akif,korumalar geciksin diye arkasını döndü.Kısa boylu koruma kendinden kaçan şımarık veledi kolundan tutup kendisine döndürdü.Ona acıyan gözlerle bakmak için şapkasını çıkardığında Akif alaycı bir gülümsemeyle"Sürpriz"dedi.
Yavuz uçaktan indiğinde çıkış kapısının önünde etraftaki insanları inceleyen siyah takım elbiseli adamları görünce korumaların Akif'i yakaladığını anladı.
Yavuz yalnız yürüyen bir kadının yanında yürümeye başladı.Kadın telefonda sevgilisiyle tartıştığından Yavuz'un farkında değildi.Korumalar Yavuz'a yaklaştıkça Yavuz ise kadına daha da fazla yakınlaştı.Kadın sinirli bir şekilde döndüğünde Yavuz'a çarptı ve telefonu yere düştü.
Kadın sinirli bir sesle"Ne yaptığınızı zannediyorsunuz?"
Yavuz,korumalara baktığında en sağdaki korumanın bakışlarını üzerine diktiğini görünce elini kadının elinin üzerine koydu."Ne olur bana yardım edin."
Kadın ise elini tutmaya çalışan sapık adamdan elini kurtarmaya çalıştı ama adam elini bırakmıyordu."Eğer elimi bırakmazsanız sapık var diye bağırırım"
Korumanın onlara doğru yaklaştığını gören Yavuz yalvarır bir ses tonuyla"Lütfen bana yardım edin ne isterseniz yaparım"
Sevgilisiyle kavga ettiği için apar topar memleketine dönen kadının cebinde kendisini eve götürecek kadar parası yoktu.Cebinde kalan tek parayı sevgilisinden krtulmak için aceleyle aldığı uçak biletine vermişti.
"Bir şartla sizin istediğinizi yaparım"
Yavuz yaklaşan korumaya yakalanmanın verdiği korkuyla kadının şartını dinlemeden"Tamam her ne istiyorsanız yapacağım yeter ki buradan olabildiğince çıkalım"
Kadın taksi parasını bulmanın verdiği sevinçle tanımadığı adamın kendisine uzattığı eli tuttu.Havalimanının çıkışına geldiğinde kendisine daha da yaklaşan adama sinirli bir sesle"Bana biraz daha yaklaşırsanız tokadı basarım yüzünüze"
Yavuz çıkışa 1 adım kaldığından kadına daha da sokulup kısık bir sesle"Lütfen sadece 2 dakika daha sabredin"dedi.
Havalimanınından çıkmadan önce onları izleyen korumadan kaçmak için sevdiği kadının kulağına romantik şeyler fısıldayan adam izlenimi vermek için kadının kulağına"Lütfen birazcık gülümseyin"dedi.Kadının kendine verilen role uygun olarak gülümsemeye çalıştı.
Koruma adımlarını çiftten uzaklaştırıp yalnız olanlara yönlerdirdi.Yavuz temiz havayı hissettiği an yabancı kadından kendini uzaklaştırdı.
"Bugün bana yardım ettiğiniz için çok teşekkür ederim gerçekten hayatımı kurtardınız.Size nasıl teşekkür edebilirim?"
"Sadece başta kabul ettiğiniz şartı yerine getirin bana yeter."
Yavuz panikle kabul ettiği şartın ne olduğunu bilmiyordu ama ne olursa kadının şartını yerine getirecekti.
"Şartınız nedir?"
Kadın gururlu hali taksi parası istemeye gelince utançtan gözlerini yere dikmişti."Taksi paramı verseniz yeter"
Kadının utandığını gören Yavuz kadının dafa fazla utanmaması için Akif'in pantolonunu kontrol ettiğinde pantolonun cebine gizlenmiş olan 200 tlyi gördü.Akif bir kez daha onu hatta bilmeden bir kadının da ihtiyacını karşılamıştı.
Yavuz yolcu bekleyen taksilerden birine kadının binmesi için kapıyı açtı.Kadın teşekkür edip arka koltuğa oturdu.Yavuz ise kadını daha fazla rahatsız etmemek için ön koltuğa bindi.
Taksici nereye gittiklerini sorduklarında Yavuz,taksiciye Şahkıran konağına gitmek istediğini söyledi.Şahkıran konağını duyan kadın istemeden olsa da gerildi.ŞanlıUrfa da Şahkıranları tanımayan yoktu eğer adam ağzını açıp kadın hakkında bir şeyler söyleyecek olursa bütün ŞanlıUrfa'ya rezil olacaktı.
Kadın tedirginlik dolu bir sesle"Siz Şahkıranları nereden tanıyorsunuz?"diye sordu.
"Boran Şahkıran benim çok yakın arkadaşım"
Yavuz,Boranla tanıştığında sadece 7 yaşındaydı.Boran ise 4 yaşındaydı.Boran küçükken Yavuz'un peşinden ayrılmaz Yavuz nereye giderse gitsin peşinden giderdi.İlk başlarda nefret edip şikayet ettiği duruma o kadar alışmıştı ki ne zaman arkadaşları ile oynamak için sokağa çıksa Boran'ın gelip gelmediğini kontrol etmek için arkasını dönüp kontrol etmeye başlamıştı.Boran büyüdükçe Yavuz onunla daha çok konuşmaya,dertleşmeye başlamıştılar.Yavuz 10 yaşına geldiğinde ise Boranla kan kardeşi olmuşlardı.
Kadın tedirgenlik dolu bir sesle"Bu gece yaşananları Şahkıranlara anlatmasanız olur mu?Bütün ŞanlıUrfa'ya rezil olmak istemiyorum"
Yavuz kadını rahatlatmak için tehditkar dolu bakışlarını taksiciye dikerek"Merak etmeyin bu gece yaşananları burada bulunan kimse hatırlayamacak."
Şahkıranlardan korkan taksici başını Şahkıranlarla belaya sokmamak için bu gece arabasını aldığı herkesi unutmaya razıydı."Abicim ŞanlıUrfa da yaşayan hiç kimse Şahkıran ailesinin dostunun ricasını emir kabul edip hemen yerine getirir."
Duydukalarıyla biraz dahi olsa rahatlayan kadın taksinin camından ŞanlıUrfa'nın muhteşem manzarasını izlemeye başladı.
Taksi,Şahkıranların konağının bulunduğu sokağa girdiğinde evlerin önünde bekleyen adamları gördü.Babasının adamlarına yakalanmamak için taksiyi üst sokakta durdurdu.Taksiden inmeden önce cebindeki bütün parayı taksiciye verdi ve tehkitkar bir sesle"Hanımefendiyi istediği adrese bırak. yolda olurda hanımefendinin başına bir iş gelirse senden bilirim anladın mı?"
Taksi şoförü alınmış bir sesle"Ayıp ediyorsun abi.Biz taksimize binen hiçbir hanımefendiye yan gözle bakmayız"dedi.
"Ben bilmem ben uyarayım da"Taksiciyle konuştuktan sonra bakışlarını kadına çevirdi."Yarın Azadlı Holding'e gidin ve onlara Yavuz Azadlı tarafından göndereldiğinizi söyleyin.Onlar size her türlü yardımı ederler."
Kadının karşısındaki kişinin Yavuz Azadlı olduğunu duyunca daha da utandı.Azadlı Holding ŞanlıUrfa'nın en büyük dördüncü şirketiydi.Kadın kekeleyerek"Ta...Tamam"
Yavuz taksinin kapısını kapattıktan sonra konağa doğru ara sokaklardan koşmaya başladı.Konağın önüne geldiğinde yüzünde zaferin verdiği bir gülümseme geldi.Leyla'sına kavuşmasına sadece 15 adımı kalmıştı.
Yavuz son 15 adımı yürümeye başladığında konağın önünde siyah bir volvo durdu.Siyah volvo dan inen Yavuz'u gördüğünde Yavuz diye bağıracakken arkasından inen Leyla'yı görünce sustu.Leyla'nın,Yavuz'un yanında ne işi olduğunu anlamaya çalışırken Boran,Leyla'ya sıkıca sarıldığını ve Leyla'nın acı çeker bir ifadeyle Boran'ın kollarından kurtulmaya çalıştığını gördü.
Yavuz gördüğü manzara karşısında ne yapayacağını ne diyeceğini bilemiyordu.Kan kardeşi dediği adam sevdiği kadına sıkıca sarılmıştı.Boran ona nasıl kan kardeşine böyle bir ihaneti layık görebilmişti.Ona Leyla'yla olan aşkını anlattığı her seferde arkadaşının aklından geçen düşüncelerden midesi bulandı.Boran'a yakalanmamak için adımlarını geri geri atıp bir an önce bu iğrenç manzaradan kurtulmak istiyordu.Artık Leyla'ya kavuşmak için tek başına mücadele etmeye başlayacaktı.
Yavuz bu gece kalacak bir yer bulmak için cebinden eski bir telefon çıkardı.Akif her şeyi düşünmüştü.Şu hayatta güvenine ihanet etmeyen tek kişi Akif kalmıştı.Telefonu karıştırırken tek bir numaranın kayıtlı olduğunu gördü.Akif'in telefonuna kaydettiği kişiyi aradı. Telefon çalarken sırtında oluşan acıyla yere düştü.Gözleri kapanmadan önce hatırladığı tek şey telefondan gelen"Alo"sesiydi.
BU SABAH
Hatice güne diğer günlerden farklı uyandı.Kocası öldükten sonra kayınvalidesi tarafından sürekli yas tutmaya zorlanmış 29 yaşında genç bir kadındı.Hatice aradan geçen yıllara rağmen kocasının anısına saygısızlık yapmamış her gün onu yasını tutmaya çalışmıştı ama hayat devam ediyordu ve Hatice az daha olsa mutlu olmak istiyordu.
Yalnızlık ve sessizlik dolu odada daha fazla kalmak istemeyen Hatice yatağından kalkıp dolabın başına geçti.Dolabındaki bütün kıyafetler simsiyahtı.Kocasının 40 çıktıktan sonra kayınvalidesi,evin hizmetlileriyle beraber odasına girip bütün renkli kıyafetlerini toplatıp hepsini çöpe attırmış siyah kıyafetleri Haticenin önüne atıp emreder bir sesle"Bundan sonra sen artık dul bir kadınsın.Hareketlerine dikkat etmen lazım"diyerek Kayınvalidesi, Haticeyi ölmeden mezara gömmüştü.
Kayınvalidesi,Hatice'yi konaktan dışarı çıkmasına bile izin vermiyordu.Hatice konağın avlusundaki divana oturur sokaktan geçen insanların telaşlarını,mutluluklarını,kavgalarını izlerdi.Bir gün sadece bir gün onlar gibi serbestçe sokakta dolaşmak istiyordu ve Leyla sayesinde bugün dışarıda serbestçe dolaşacaktı.
Hatice odadan dışarı çıktığında kayınvalidesi avluda oturmuş sofranın hazırlanmasını bekliyordu.Hatice,kayınvalidesinin yanına oturdu.Mutlu bir sesle"Günaydın anne"
Kayınvalidesi,mutlu bir şekilde gülümseyen gelinine baktı."Hayırdır bugün çok mutlusun bir şey mi oldu?"
"Evet,bugün Leyla'yla alışverişe çıkacağız"
Avjin zaten dün kendisine sormadan evine giden gelinine kızgınken bugün bir de ona sormadan dışarıya çıkacaktı.
Avjin sert bir sesle"Benim niye bundan haberim yok?"dedi.
"Leyla dışarı çıkacağımızı söylediğinde haberin var zannettim anne"
Avjin hanım,gelinin haberi olmadığını işittikten sonra biraz da olsa yumuşadı."Öğrendiğim iyi oldu dul kadının dışarıda ne işi var otur evinde"dedi.
Hatice ağzını açıp yüksek sesle ben ölmedim yaşıyorum diye bağırmak istedi ama aklına kardeşleri geldi.İçinde yükselen öfkesini bastırmak için eteğinin ucunu sıkıca tuttu."Peki anne"dedi.
Gelininin kendine boyun eğmesiyle Avjin'in kaçan keyfi yerine gelmişti.Hizmetlilerin kahvaltının hazır olduğunu söylemesi üzerine kocasının boş olan sandalyesinin yanına oturdu.
Leyla,Boran'ın ıslık sesleriyle gözlerini açtı.Karısının uyandığını gören Boran mutluluk dolu bir sesle"Günaydın"dedi.
Leyla uyku mağmurluğuyla"Günaydın"diye mırıldanıp kendini tekrardan onu çağıran uykuya bırakmak istedi ama duvarda asılı duran saati görünce yataktan fırladı.Kahvaltıya geç kalmışlardı.
Leyla sitem dolu bir sesle"Beni neden uyandırmadın kahvaltıya geç kaldık?"dedi.
Boran,Leyla'ya sıkıca sarılıp saçlarına öpücükler kondurup oyunbaz bir sesle"Bugün enerjiye çok fazla ihtiyacın olacak.Yengemle gezdikten sonra yemekte uyuya kalmanı istemiyorum"dedi.
Leyla,Hatice'nin sadece bir gün bile olsa konaktan ayrılabilmesi için Boran'ın sarılmasının bitmesini bekledi.
Boran,Leyla'nın kollarından kaçmamasıyla daha da mutlu olmuştu.Nihayet diye düşündü Boran nihayet beni sevmeye başladı.
Boran ve Leyla kahvaltı masasına oturduğunda Avjin oğlunun karısının bütün gün dışarıda gezeceğinden haberi olup olmayacağını öğrenmek için konuyu açmaya karar verdi.
"Leyla bugün çarşıya gidince Mustafa'ya git siparişlerimi hazırlamış"
Leyla kayınvalidesinin gerçek niyetinden habersiz"Tamam efendim uğrarım"dedi.
Avjin bakışlarını oğluna çevirdiğinde oğlunun mutluluk dolu gözlerle karısını izlediğini gördü.Boran engel olamadığı gülümsemesiyle"Mustafa Amca'nın dükkanını biliyorsun değil mi?"
"Biliyorum ama eğer karıştırırsam Hatice Abla bana yardım eder."
Kayınvalidesinin bakışlarını üzerinde hisseden Hatice gözlerindeki hayalkırıklığını göstermemek için bakışlarını boş olan tabağına dikti."Leyla ben gelmiyorum"dedi.
Leyla önceki gün sadece konaktan bir gün bile uzak kalmanın hayaliyle yaşayan Hatice'nin bir günde nasıl hayallerinden vazgeçtiğini merak ediyordu."Neden gelemiyorsun?Ben her şeyi planlamıştım bugün için"
Boran,yengesinin gözünün ucuyla annesine baktığı an bu işe kimin engel olduğunu anlamıştı ama bu sefer annesinin yaptıklarına göz yuyamamazdı.Leyla'yla yemeğe çıkması yengesine bağlıydı.
"Yenge,sen de Leyla'yla git.Leyla uzun süredir buralarda değil çarşıdayken başına kötü bir olay gelmesini istemeyiz"
Leyla normalde ben kendimi korurum derdi ama Hatice'yi bu hapisaneden çıkartmak için sessiz kalmayı tercih etti.
Hatice,kayınvalidesinin tepkisinden endişelendiği için itiraz etmek istedi ama Boran"İtiraz kabul etmiyorum"diyince kabul etmek zorunda kaldı.
Hatice konaktan dışarıya adım attığı an kafesinden salınan bir kuş gibi özgür hissetti kendini.
"Dışarıda olmak nasıl hissettiriyor"diye sordu Leyla.
Hatice ciğerlerine oksijen dolması için derin bir nefes aldı."Yaşadığımı hissediyorum"dedi.
Hatice kapalı çarşının içinde gezerken Yakub'uyla yaptığı alışverişleri düşündü.Nişanlıyken ve evliliğin ilk yıllarındayken ne zaman alışverişe çıksalar Hatice utangançlığından dolayı helalinin elini tutamıyor hatta gözlerinin içine dahi bakamıyordu ama şimdiki aklı olsa helalinin gözlerine bakar elini tutup bütün dünyaya ona olan sevgisini dile getirirdi.
Leyla,Haticeyle aralarında oluşan sessizliğe saydı duydu.İkisi de bir zamanlar sevdikleri adamlarla geldikleri bu yerin tadını çıkartıyorlardı.İkisi de biliyorduki birisi bile ağzını açacak olsa eski güzel anılar kaybolacak günümüze mutsuzlukla dolu olan gerçekliğe geri dönmek zorunda kalacaklardı.
Mustafa Amca'nın dükkanının önüne geldiklerinde Hatice sessizliği bozdu."Annemin siparişlerini alalım yoksa eve döndüğümüzde bizi bir güzel fırçalar"
Leyla,küçüklüğünden beri Hatice'yi tanırdı.O hiç kimseden çekinmez lafını da sakınmazdı ama Avjin Hanım'ın yanında sadece kayınvalidesi ne derse desin hoşuna gitsin ve gitmesin sadece kabul ediyordu."Avjin Teyze'den neden bu kadar çok korkuyorsun?"
"Korkmuyorum sadece benden ne istenirse yapmak zorundayım."
Leyla aldığı cevap karşısında daha da meraklanmıştı."Neden ne istenirse yapmak zorundasın?"
"Herkes senin kadar şanslı değil kardeşlerimin benim gibi bir kadere sahip olmaması için buna dayanmak zorundayım"Hatice'nin aklına kocasının kırkında eve dönmek istediğini söylediğinde babası kız kardeşlerini göstererek tehditkar bir sesle"Kızkardeşlerinin okuldan alınıp evlendirilmesini istemezsin değil mi benim akıllı kızım?"
Hatice o an kimseye eğmediği boynunu bu dünyada hiçbir zaman eğmemesi gereken adama kardeşleri için boyun eğmişti.
Hatice'nin gözünden akan yaştan dolayı Leyla yanlış konulara girdiğini anladı.
"Ben özür dilerim seni üzmek istemedim"
Hatice gözlerinden akan yaşları sildi ve gülümseyerek"Boşver bugün moralimi hiç bir şey bozamaz"dedi.
Dükkana girdiklerinde Leyla'nın beklentisinin aksine genç bir adam vardı.
"Biz,Mustafa Bey'e bakmıştık"dedi Leyla.
"Amcam camiye gitti.Buyrun ben size yardımcı olayım"dedi genç adam.
" Şahkıran konağının siparişi hazırmış onu almaya geldik"dedi Leyla.
Müşterilerinin Şahkıran konağından olduğunu öğrenen genç adamın duruşu ve ses tonu değişmişti"Tabii ki biz siparişini kontrol edinceye kadar oturun bir mırramızı için"dedi.
Hatice dükkanda daha fazla kalmak istemediğinden dolayı"Teşekkürler ben içmeyeceğim"dedi.Leyla da kahve teklifini reddetti ama genç adam müşterileri dükkanda tutmak için sürekli bir şeyler içirmeye veya yedirmeye çalışıyordu.Bu yoğun ilgiden bunalan Hatice sert bir sesle"Eğer siparişler gelmeycekse biz gidiyoruz daha fazla bekelyemeyiz"dedi.
Müşterilerinin daha fazla dükkanda tutamayacağını anlayan genç adam içeriye girdi biraz sonra genç adamın peşinden 15 yaşlarında eli poşetlerle dolu genç bir çocuk çıktı.Hatice çocuğun elinden poşetleri almak istediğinde genç adam engel oldu.
"Poşetleri arabanıza kadar Ercüment taşır."
Hatice sert sesiyle"Gerek yok biz taşırız hadi Leyla"dedi.
Leyla ayağa kalkıp çocuğun sol kolundaki poşeleri Hatice ise sağ kolundaki poşetleri aldılar ve dükkandan çıktılar.
Genç adam Hatice'nin arkasından keyifli bir gülümsemeyle"Hiç değişmemiş hala aynı"dedi.
Patronunun mırıldandığını duyan genç"Efendim abi bir şey mi dedin?"diye sordu.
Genç adam"Yok bir şey diyerek"yerine döndü.
Günün geri kalanında iki elti ŞanlıUrfa'nın altını üstüne getirdiler.Eve dönerken Hatice minnet dolu bir sesle"Teşekkür ederim bugün hayatımın en güzel günlerinden biriydi."dedi.
Leyla ise gülümseyerek"Asıl ben teşekkür ederim ben de uzun süre sonra ilk kez eğlendim"dedi.Konağa geri döndüklerinde gezmenin verdiği yorgunlukla odalarına çekildiler.Leyla odasına girdiğinde Boran'ın üstünü değiştirdiğini gördü.
"Ben üzgünüm seni rahatsız etmek istemedim"
Siyah gömleğinin düğmelerini ilikledi. Boran karısının bu utangaç hali karşısında kalbinin sesini kulaklarında duymaya başladı.Nasıl olurda bir kadın her haliyle daha da güzel olur diye düşündü Boran.
"Önemli değil zaten benim işimde bitti."Karısının üstündeki çiçekli elbiseyi gördü."Sen üstünü değiştirmeyecek misin?"
Leyla umursamaz bir sesle"Gerek yok bununla da gelebilirim"dedi.
Karısının bu umursamazlığı karşısında Boran moralinin bozulmasına engel olamadı.Yıllardır hayalini kurduğu durumun karısı tarafından önemsememesi canını yakıyordu.
"Sen bilirsin"dedi ama içten içe bu yemeğe daha da özenmesini bekliyordu ama karısının hareket etmediğini görünce"Yemeğe geç kalıcaz çıkalım"dedi.
Boran,Leyla'nın kapıyı doğru yürüdüğünü görünce"Bir dakika bekle"dedi.Leyla kapının önünde durduğunda elini tuttu ve ve gülümseyerek"Artık çıkabiliriz"dedi.
Leyla'nın bu gece ki rolü kukla olmaktı.Kocasının dokunmalarının verdiği acıya katlanacaktı.Arabaya bindiklerinde devam eden sessizliği Boran bozmak için açtığında karısının uyuya kaldığını gördü.Uyurken o kadar güzeldiki arabayı durdurup karısını izleyebilirdi ama bu gece yemekte ona en samimi duygularını açacaktı.
Restorantın önüne geldiklerinde Boran yumuşacık bir sesle"Leyla hadi uyan restoranta geldik"
Leyla gözlerini açtığında burnunun dibinde olan Boran'ı görünce kendini hemen geriye çekti."Yorgunluktan uyuya kalmışım"dedi.
"Uyurken o kadar güzeldin ki ben sadece anın tadını çıkardım"dedi.
Boran'ın iltifatları karşısında daha da rahatsız hisseden Leyla arabadan çıkmak için aç olmadığı halde"Yemek dedi"Yemeğe geç kalacağız"deyip arabanın kapısını açıp kendi soğuk havaya bıraktı ama Boran rahatlamasına izin vermedi.
"Leyla"diyerek Boran elini tutması için Leyla'yı çağırdı.Leyla bir kukla gibi kendisine uzutılan eli tuttu.Restoranta girdiklerinde Leyla restorantın boş olduğunu fark etti.
"Restorant neden boş?"
"Bugün restorant sadece bize hizmet edecek"
Leyla'nın rahatsızlık hissi katlanarak büyüyordu.Sevmediği adamla bütün gece yalnız kalmak sadece onun gözlerine bakmak boğucuydu.
Boran,karısının sandalyesini çekip onu oturttuktan sonra karısının karşısına oturduktan sonra garson sipariş almadan yemekleri getirmeye başladı.
Leyla şaşkınlıkla masada olup bitenleri izliyordu.Garsonlar içecekleri bile sormadan bardakları doldurmaya başlamıştı.
"Boran neler oluyor?"diye sordu Leyla.
"Hangisini seveceğini bilmeden menüdeki bütün yemekleri getirmelerini söyledim.Bu gecenin kusursuz olmasını istiyorum."
"Neden Boran neden sadece yemek yiyip evlerimize dönmemize izin vermiyorsun?Sen böyle davrandıkça daha da boğuluyorum"dedi Leyla'nın itirafından sonra masada huzursuz edici bir gerginlik oluştu.
"Çünkü bu gece sana olan duygularımı düzgünce itiraf etmek istiyordum ama bunu bile beceremedim"
Boran'ın gözlerinde oluşan hayalkırıklığını gören Leyla evlendikleri günden beri merak ettiği soruyu sordu.Bu gece her şeyin konuşulmasını istiyordu.
"Beni neden seviyorsun?"
Yavuz'un yüzünde acı bir gülümseme belirdi."Ben de bilmiyorum Leyla sana ne zaman aşık olduğumu gözümü her açtığımda yüzünde bir gülümsemeyle bana bakıyordun."
"Peki ya Simge"
"Simge"diye tekrarladı Yavuz.Simge her zaman yanındaydı.Ona bir el atsa ulaşabilirdi ama o ulaşılmaz olana aşık olmuştu.Zaten aşk imkansız olanı sevmek değil miydi?
"Onu sevdim iyi bir insandı ama asla senin yerini dolduramadı."
"Ben özür dilerim ama sana karşı"
"Lütfen devamını getirme cümlenin"diye adeta yalvardı Boran.Cümlenin devamını biliyordu ama sevdiği kadının ağzından bunu duymak adete ölüm gibiydi.
"Biliyorum Leyla ama sen bana aşķımı sunmamı hiç izin vermedin oysa bana bir şans versen aşkımın büyüklüğü karşısında beni ve aşkımı kabul edeceksin"
Leyla o şansı sadece bir insana vermişti ve kalbi ruhu hatta bütün vücudu hala ona aitti.
"Boran"
"Lütfen hemen cevap verme lütfen bir kez olsun düşün"
Boran'ın yalvaran bakışlarına daha fazla dayanamayan Leyla pes etmiş bir sesle"Tamam bir kez olsun düşüneceğim"dedi ama içinden cümlenin devamını getirdi Leyla ama cevabım bugünle aynı kalacak ben sadece bir adamı sevdim ve ölünceye kadar onu seveceğim.
"O zaman ben de senden bir şey isteyebilir miyim?"
Boran aralarında sürekli şartlar olmasından h kadına dokunamamaktan bıkmıştı.
"Tabii ki de"
"Eğer düşündüğüm zaman da senin aşkını kabul etmezsem o zaman benden boşanır mısın?"
Boran'ın aklındaki cevap hayırdı.Leyla'nın bir kez daha ellerinden kayıp gitmesine izin veremezdi ama Leyla'yı ürkütmemek için cevabını kendine saklamayı tercih etti.
"O zaman ben de bunu düşüneceğim"
Leyla cevabı duyar duymaz Boran'ın onu bu evliliğe tutsak etmek istediğini anlamıştı.Boran'ın cevabının tercümesi beni sevmeye mecbursun çünkü seni asla bırakmayacağım demekti.
Konuşmalardan sonra soğuyan ortamı tekrar eski sıcaklığına kavuşturmak isteyen Boran menüdeki tatlılara bakmaya başladı.
"Ben tatlı olarak kazandibi istiyorum sen"
Boran,Leyla'ya konunun kapandığını ve onunla olan yemeğine devam etmesini istiyordu ama Leyla hayatında neleri ne zaman yapacağına Boran'ın karar vermesine izin veremezdi.
"Ben tatlı yemeyeceğim sevmem"
"Ama buranın tatlısı çok güzeldir"
Leyla'nın cevap vermemesi üzerine Boran,Leyla'nın masada duran elinin üstünü eliyle kapayarak"Bak ben kaç gündür bunun hayalini kuruyorum lütfen bu gece bitsin istiyorum"
"Boran tatlı yemeyeceğim ama sana eşlik edebilirim"
Boran buna bile razıydı.Bu masada Leyla'nın elini tutmak onunla bir şeyler konuşmak bütün bu hayallerinin gerçekleşmesinden mutluydu.Elbet bir gün Leyla'nın duygularını kabul edip ona sevdalanacaktı.
Boran,tatlısını bitirdiğinde garsondan hesabı istedi.Hesabı ödedikten sonra arabaya bindiler.Boran arabaya bindiğinde son sürprizi olan Zeki Müren'in kasedini taktı.
Leyla ,şaşkınlık içerisinde Boran'a baktı."Bu benim en sevdiğim şarkı"
"Biliyorum"
"Kim söyledi?"
"Hiç kimse sadece biliyorum"
Boran,Lisede camdan okul bahçesinin en gizli yerine saklayan Leyla'yı izliyordu.Mp3'nün kulaklarını takıp şarkıyı mırıldanıyordu.Leyla'nın sesini duyduğu an adete büyülendi.Bu büyüleyici sesi alıp saklamak kendinden başkasının duymaması için hapsetmeyi bile düşündü ama şimdi bu sesin sahibine tamamen sahip olmuştu.
"Küçüklüğümden beri seni izliyorum Leyla her hareketin her mimiğin bana o kadar büyuleci ve eşsiz ki seni izlemekten kendimi alıkoyamıyorum"
Boran'ın itirafı karşısında Leyla"Beni bu kadar çok sevdiğin için sevdiğin için teşekkür ederim"
Eğer Yavuz gibi bir aşığı tanımamış olsaydı Boran'a aşık olabilirdi ama kalbi zaten bir kişiyi seçmişti.
"Seni bazen boğuyormuş gibi hissettirebilirim ama bunun tek sebebi sana olan sevdam"
Leyla sessizce Boran'ı dinliyordu.Leyla sevdiği ve sevildiği bir adamla birlikte olmuştu hayatında hiç karşılıksız aşka tutulup bunun açısıyla günler geceler geçirmemişti.
"Boran"
Boran tekrar reddedilme korkusuyla arabayı çalıştırıp"Hadi konağa gidelim annemler merak etmiştir"
Boran'ın konuşmaya hazır olmadığını anlayan Leyla"Tamam konağa gidelim"
Konak yolunda Zeki Müren'in sesiyle Yavuzla olan şarkılarını kocasıyla beraber dinliyordu.Hayat ne kadar tuhaftı.Bundan 2 hafta önce evleneceği adam Yavuzdu.Sadece 2 hafta da hayatı geri dönülmeksizin rayından çıkmıştı.
"Leyla"Boran'ın ismini söylemesiyle Leyla daldığı düşünce havuzundan çıktı.Boran cevap bekler gözlerle Leyla'ya bakıyordu.
"Efendim Boran"
"Diyorum ki konağa geldik eğer inmek istemiyorsan geceyi güzel bir otelde de geçirebiliriz"
"Hayır,gerek yok"Leyla aceleyle emniyet kemerini çözdü. Boran'a yanlış bir mesaj vermek istemiyordu.
Leyla arabadan inip konağa gireceği sırada Boran sıkıca sarıldı Leyla'ya sanki kaçmasını engellemek istiyor gibiydi.
"Boran,insanlar bize bakıyor"
Boran,Leyla'ya cevap olarak kollarını daha da sıkılaştırdı ve fısıldayarak"Bugün için teşekkür ederim benim için çok anlamlı bir gündü.
Leyla acı çeker bir sesle"Önemli değil ama lütfen beni bırak"
Boran sıkılaştırdığı kollarını gevşettiğinde Leyla ciğerlerine dolan temiz havayı hissetti.Boran aslında cevabını Leyla'nın yüz ifadesinden bile alabilirdi ama Boran görmemeye devam etmek istiyordu.
Konaktan içeriye girdiklerinde direk odalarına geçtiler.Odalarına girmeden önce onları izleyen Avjin Hanım'ı fark etmediler.
Avjin Hanım,oğlundan kaçmaya çalışan gelinini ve aşktan gözü kör olmuş bir halde onu takip eden oğlunu izliyordu.Oğlunun,Leyla'ya olan aşkını nasıl fark edememişti?Belki de kocası haklıydı.En büyük evladının açısına o kadar odaklanmıştı ki diğer evlatlarının yaşadıklarını,acıları olabileceği mutlu olmak isteyebilceklerini unutmuştu ama oğlunun olmadığı bir dünyaya alışmaya cesareti yoktu.
Yakup,Avjin için bir oğuldan daha fazlasıydı.Yeri geldiği zaman sırtını dayadığı yoldaş yeri geldiği zaman annesinin dertlerini dinleyen bir sırdaştı.
"Seni acına katlanmak zorken sensiz yaşamaya alışmak daha da zor"
Leyla odaya girdiklerinde dolaptan pijamalarını alıp banyoya girdi.Banyo da işlerini hallettikten sonra dışarıya çıktığında Boran yatağa rastlanmış bir şekilde telefonuyla uğraşıyordu.
Leyla ışıkları kapatıp yatağa uzandığında Boran arkadan Leyla'ya sıkıca sarılıp kafasını Leyla'nın yasemin kokulu saçlarına gömdü.
Leyla sessizce vücuduna batan diken hissine katlanmaya çalışıyordu.Boran uykuya daldıktan sonra Leyla,Boran'ın kollarından kurtulup yatağın en uç köşesine çekilip uykuya daldı.
Sabah uyandığında yatağın boş olduğunu fark eden Leyla"Boran"diye seslendi ama cevap gelmeyince odada yalnız olmanın verdiği rahatlıkla odasında Boran'a yakalanma korkusu olmadan rahat rahat üzerini değiştirdi.
Avluya çıktığında Boran ve Aslan hariç evin kadınları masadaydı.Leyla masaya oturduğunda Avjin Hanım kızgın gözlerle etrafına bakıyordu.
Hatice ihtiyatlı bir sesle"Anne dün gece bir şey mi oldu?"
Avjin kızgınlık dolu bir sesle"Evet,Yavuz Bey"
Avjin,Yavuzdan bahsedince Leyla haftalar sonra Yavuzdan haber almanın sevinciyle gülümsemesine engel olamadı.
"Evet,Yavuz Bey bu sabah uçağıyla Amerika'ya gitmiş"
Yüzünde oluşan gülümseme Yavuz'un Amerika'ya gideceğini öğrendikten sonra önce dondu sonra da ağlama hissiyatına dönüştü.
"Anne senden öğrendin Yavuz'un Amerika'ya gittiğini"
"Bu sabah Arslan arayıp Yavuz'un Amerika'ya gittiğini o yüzden Yavuz'un elindeki işlerin artık Boran'a ait olduğunu söyledi"
Leyla muhabbetin gerisini duymuyor duysa bile anlamıyordu. Yavuz bu kadar kolay aşklarından vazgeçmiş olamazdı.Mutlaka bu işte bir bit yeniği vardı.
"Leyla,Boran sana bu konu hakkında bir şey söyledi mi?"
Leyla bir an önce Yavuzla konuşması gerektiğini düşünüyordu.Hatice'nin sorduğu soruyu bile cevaplamadan panik dolu bir sesle"Benim odama gitmem lazım"
Leyla,kayınvalidesi ve eltisinin arkasından söyledikleri şeyleri önemsemeyip odasına koşarak girdi.Odasını darmadağın ettiği halde cep telefonu odada yoktu.Acaba diye düşündü Leyla telefonu babasının evinde mi bırakmıştı?
Telefonunu bulamadığı için sinirden delirmek üzereydi.Yavuzla konuşmak zorundaydı.Neden gittiğini öğrenmek zorundaydı.
Tam sinirden ağlayacağı sırada kapıya vuruldu.Sinir dolu bir sesle"Girin"diye seslendi.
Mavi elinde bir mektupla içeriye girdi."Sana bu mektubu vermem söylendi."
"Bunu sana kim verdi?"
"Aşağıdaki korumlardan birisi"
Mavi,mektubu Leyla'ya verip odadan çıktı,Leyla yalnız kaldığında mektubu kimden geldiğini anlamaya çalışarak okumaya başladı.Mektupta;
"Leylam,
Eğer bu mektubu okuyarsan bilki seninle kavuşmak için hazırladığım planım başarısız olmuş demektir.Evlendiğini ilk duyduğumda beynimden vurulmuşa döndüm ama beni en çok sarsan Evlendiğin adamın Boran olması.
Bunun için kendini üzme.Adım kadar eminim ki bana her zaman sadık oldun ve tıpkı benim gibi ölünceye kadar bu aşka sadık olacağını biliyorum eğer aşkımızı sahip çıkarsak Zeki Müren'in şarkısında söylediği gibi elbet bir gün buluşacağız.
Elveda sırma saçlım.badem gözlüm,yasemin kokulu yarim elveda"
Leyla mektubu sıkıca kendine bastırdı."Elveda kara gözlüm,elveda aşkıyla beni ısıtan adam