Dün gece
Boran,Leyla'nın uymasının ardından gözlerini açtı.Leyla'nın kendinden uzaklaşıp yatağın en ucuna kaçtığını kendi gözleriyle görmüştü.Bir an gözlerini açıp neden benden kaçıyorsun diye hesap sormak istemiş ama aklına bu geceden sonra Yavuzdan tamamen kurtulacağı aklına geldi.Ondan kurtulunca Leyla,Boran'ın aşkını fark edip kabul edecekti.Sadece biraz daha sabretmesi gerekiyordu.
Yataktan yavaşça kalkıp dolab'ın başına gitti.Dolaptan gömlek ve pantolonunu aldıktan sonra banyoya girip üstünü değiştirdi ve odadan sessizce çıktı.Merdivenlerden aşağıya indiğinde kapıda bekleyen korumalara arabayı getirmelerini emretti.
Korumalardan biri arabanın anahtarını verirken"Efendim gecenin bir yarısında nereye gidiyorsunuz acaba?"
"Sanane sana hesap mı vereceğim?"
"Efendim ben o anlamda"
Boran,korumanın cümlesini bitirmeden eliyle"Tamam,kes"Boran,korumanın uzattığı anahtarı sertçe çekip arabaya bindi.Araba uzaklaşınca koruma,arkadaşına dönüp"Zengin velet babasının parasıyla bize hava atıyor"
Arkadaşı ise "Suç bizim babamızda yıllardır yok ağamızdır yok büyüğümüzdür bu ciğeri beş para etmez adamların altında çalıştılar.Kendileri yaşlanınca bizi attılar bu kapının önüne"
Koruma haklısın anlamında kafasını salladı.Onları önemsemeyen hatta insan yerine koymayan adamlar için canlarını tehlikeye atıyorlardı.
Boran,hizbe bir evin önüne arabasını çekti.Arabadan inince anahtarı kapının önünde bekleyen korumaya uzatıp arabayı kimsenin görmeyeceği bir yere çekmesini söyledi.Koruma kendisine uzatılan anahtarı alıp arabaya bindi ve arabayı kimsenin görmeyeceği bir yere çekti.
Korumalardan diğeri Boran'ın girmesi için kapıyı açtı.Boran içeriye girdiğinde kolları ve bacakları sandalyeye bağlanmış baygın bir Yavuz duruyordu.
"Memleketine hoş geldin eski dostum"
Boran,kapıda duran korumaya dönüp"Uyandırın şunu"
Korumalardan biri kafasını sallayıp içeriye girdi.Biraz sonra bir kova suyla içeriye girdi.Boran sert bir sesle"Suyu dök şunun üstüne"
Koruma kova dolu suyu Yavuz'un suratına boşalttı.Yüzüne suyu yiyen Yavuz öksürerek kendini boğulmaktan kurtarmaya çalışıyordu.
"Uyandın mı eski dostum?"
Yavuz öfkeli bir sesle"Ne yapıyorsun sen?"
Boran masum bir sesle"Ben ne yapmışım ki?Sadece eski dostumu uyandırdım"
Yavuz,Boran'ı çocukluğundan beri tanımasına rağmen bu tarafını ilk defa görüyordu.Boran her zaman sessiz ve sakin çocuktu.Ne ara bu kadar değişmişti.
"Manyaksın sen"
"Leyla'nın benim olması için her şeyi yaparım"
Yavuz,Boran'ın neden böyle yaptığını anlamıştı ama bilmediği şey ne yaparsa yapsın Leyla onu sevmeyecekti.
"Leyla asla seni sevmeyecek."
Boran o an Yavuz'un canını yakmak istedi."Bugün Leyla'yla yemeğe çıkan da evlendiğim günden beri onunla aynı yatakta yatan benim"
"Doğrudur ama kaçını Leyla isteyerek yaptı.Yemeğe çıktığında sana hiç dokundu mu? veya seninle yatarken sana kaç defa sarıldı."Boran'ın öfke dolu görünce haklı olduğunu anladı ve daha da keyifli bir şekilde gülümsedi.
"Leyla seni neden asla sevmeyecek biliyor musun?"
Boran bu lafları duymak istemiyordu."Sus"dedi.
"Neden asla bana baktığı gibi sana bakmayacak neden biliyor musun?"
"Sus"
Yavuz ise Boran'ın sinirlenmesiyle sesini daha da çok yükseltiyordu. "Neden asla bana dokunduğu gibi dokunmayacak biliyor musun?"
"Sus"diye bagiran Boran,Yavuz'un yakasına yapıştı.Sağ yumruğunu havaya kaldırıp"Sana sus dedim.Sen aramızdan çıkınca Leyla beni sevecek."
"Sen hayal dünyasında yaşıyorsun Boran.Aşk senin zannettiğin gibi sadece bedenen yaşanan bir şey değil.Öyle olsaydı Mecnun,Leylasından veya Leyla,Mecnunundan görmediği için ondan vazgeçseydi bunun adı aşk değil heves olurdu."
Boran duyduklarına rağmen aklından hala tek bir cümle geçiyordu.Yavuz aralarından çıkarsa Leyla onun olacaktı.
İbrahim,Borandan aldığı telefonla soluğu izbe evin önünde almıştı.Evin içinden gelen bağırma seslerini duyunca oğlunun zarar görmemesi için koşarak eve girdi.
Eve girdiğinde oğlunun ellerini bağlı ve gömleğinin ıslak ve yakalarının buruşuk olduğunu görünce sinirli bir şekilde Boran'ın üstüne yürüdü.
Oğluma ne yaptın?"
"Sakin ol İhtiyar,oğluna hiçbir şey yapmadım"Aksine diye düşündü Boran o benim canımı okudu.
İbrahim bakışlarını oğlunu çevirdi.Endişe dolu bir sesle"İyi misin?Sana zarar verdiler mi?"
"İyiyim baba merak etme senin bana verdiğin zararı kimse vermedi."
İbrahim'in endişe dolu gözlerini rahatlama hissi aldı."Bana laf sokmaya başladığına göre iyisin"
Korumalara dönüp"Oğlumu çözün"Korumalar,Yavuz'u çözmek için Boran'a baktı.Boran kafasını sallayınca Yavuz'u çözdüler.
Elleri ve ayakları serbest kalınca Yavuz bileklerini ovaladı.Bilekleri bağlı kalmaktan mosmor olmuştu.
"Canın yanıyor mu?"diye sordu İbrahim.
Yavuz bir zamanlar kendinden bile daha çok güvendiği iki insana baktı."Fiziksel olarak hiçbir acım yok"dedi ve ikisini de arkasında bırakarak bu izbe yeri terk etti.
İbrahim oğlunun odayı terk etmesinden sonra tehditkar bir yüzle Boran'a döndü."Bir daha oğluma dokunursan ya da gömleğinin bir yerini dahi buruşturursan babana her şeyi anlatırım o çok sevdiğin karına sonsuza kadar veda etmek zorunda kalırsın anladın mı?"
Boran ses vermeyince İbrahim sesini yükselterek"Anladın mı?dedim"
İbrahim'in sesini yükseltmesi üzerine Boran "Anladım"dedi.
İbrahim,Boran'ın sırtına vurarak"İyi çocuk"dedikten sonra izbe yeri terk etti.Baba ve oğul tarafından hezimete uğrayan Boran duvara sinirle yumruk attı.
İbrahim,arabaya bindiğinde Yavuz camdan dışarıyı izliyordu.İbrahim,şoföre dönüp"Her zaman gittiğim yere götür"
Şöför kafasını tamam anlamında salladıktan sonra arabayı çalıştırdı.Yavuz nereye gideceklerini merak ettiği halde babasına kızgın olduğu için sormadı.
Arabadaki sessizliği bozan şoförün araba teyibinden açtığı türkü bozuyordu.Yavuz can kardeşim dediği adam ihanete uğramanın acısını hala yüreğinde hissediyordu.Boran'ın,Leyla'ya aşık olduğunu nasıl anlayamamıştı?Belki önceden fark etseydi Boran'ın duygularını her şey farklı olabilirdi.
Benim suçum diye düşündü Yavuz.Benim dikkatsizliğim.Özür dilerim Leyla çok özür dilerim"
Şoför arabayı kenara çekip İbrahime döndü."Geldik efendim"
Yavuz,şoförün sesiyle daldığı düşünce havuzundan çıktı .Ibrahim sert sesiyle"Hadi in"
Yavuz,babasının dediğini yapıp arabadan indi.Bu gece babasıyla ne yaşanırsa yaşansın ilişkileri eskisi gibi olmayacaktı.
Yavuz,gecenin bir yarısı ıssız mezarlıkta babasının ardından yürüyordu.Babası isimsiz bir mezarın yanında durdu
"Beni neden buraya getirdin?"
İbrahim,isimsiz mezarın başına çöküp toprakta bulunan kurumuş çiçekleri koparmaya başladı."Bu mezar da Leyla'nın annesi yatıyor"
"Anlamadım"
İbrahim otları temizledikten sonra mezarın yanındaki taşa oturup mezarla dertleşir gibi konuşmaya başladı.
"Gülizarla annen öldükten sonra tanıştık.Ona görür görmez aşık oldum,O ise bana aşık olduğunu düşünüyordu.İlk başlarda her şey çok güzeldi .Onunla dertleşiyor,günlük olaylar hakkında konuşabiliyordum.Onun yanında kendimi normal bir insan gibi hissediyordum ve bu benim için o kadar kıymetliydi ki."
Yavuz,babasını ilk defa bu kadar savunmasız görüyordu.Sanki Yavuz ağzını açsa babası tekrar o kırdığı duvarları tekrar inşa edecekti.
"İlişkimizin ikinci yılında hayatımıza Ayhan girdi.Ayhan'ın zenginliği Gülizar'ı büyüledi beni terk edip Ayhan'la beraber olmak istedi."Sesini pişmanlık bürüdü."Ben aşkının peşinden gitmesine izin verdim ve bu onun sonu oldu.Sevdiği adam,onun için her şeyi göze aldığı adam onun mezarına bir isim bile vermeyi çok gördü.Belki o gün ona izin vermeseydim yanımda zorla tutsaydım yaşardı."
Yavuz,babasını anlıyordu.O güne dönebilse Almanya'ya gitmek yerine Leyla'nın yanına gidip onu kolundan tuttuğu gibi buralardan uzaklara götürürdü.
"Peki ya sen neden ona isimli bir mezar taşı vermedin?"
"Denenemedim mi zannediyorsun?Her seferinde bana Gülizar Sancaklı'nın Almanya'da yaşadığını söylüyorlar ama bilmedikleri şey ben Gülizar'ı ellerimle buraya gömdüm"
Yavuz,Leyla'nın ailesinin gücünün farkındaydı ama bu kadar acımasız olduklarına inanmıyordu.Öyle bir aileden Leyla gibi bir kız nasıl çıkmıştı?
İbrahim,bakışlarını oğluna çevirdi."Şimdi sen bana diyorsun ki baba ben Gülizar gibi olmak istiyorum.İsimsiz bir mezarla burada yatmak istiyorum.Hayır,oğlum ben bir daha buna izin vermeyeceğim benden nefret etsen de seni yaşatacağım."
Yavuz kendini babasının yerine koydu.Leyla'yı bu şekilde toprağa verse tekrar toparlanabilir miydi?Oğlu için yıllar önce yaşadığı şeyleri tekrardan yaşayıp savaşabilir miydi?
Yavuz her zaman babası kadar güçlü olmak isterdi ama artık babasının gücünden korkuyordu.Onun gücüne ulaşmak için daha kimleri kaybetmesi gerekiyordu?
Babası,oturduğu mezarın mermerden kalkıp isimsiz mezar taşına bir tane öpücük kondurdu ve özlem dolu bir sesle"Yakında tekrardan geleceğim"
İbrahim gözlerindeki duygusal ifade yerine yine eski tehditkar ifadesini yerleştirdi."Korumalar kolundan tutup zorla mı bindirsin istersin ya da kendi rızanla mı arabaya binersin?"
Yavuz korumalara dönerek"Bugün onları fazlaca yordum. Arabaya kendim binerim"
Arabaya sessizlik hakim olmuştu.İbrahim kendini birine açmanın verdiği yorgunlukla camdan dışarıyı izlerken Yavuz hem en yakın arkadaşıyla yüzleşmenin verdiği yorgunluk hem de sevdiği kadını kaybetmenin verdiği acıyla konuşmaya tahkati yoktu.
Arabadaki sessizliği havalimanına varan şoför bozdu."Efendim geldik"
İbrahim tamam anlamında kafasını salladıktan sonra arabadan inecekken Yavuz"Dur baba bu gece sen konuştun ben dinledim sıra sen de ben anlatacağım sen dinleyeceksin"
"Tamam oğlum anlat dinleyeceğim seni"
Bu gece baba ve oğul eteklerindeki bütün taşları dökeceklerdi.Birbirine karşı ne hissettiklerini konuşacaklar ve bu geceden sonra kim bilir birbirlerini ne zaman göreceklerdi?
"Ben seni hep çok sevdim baba.Dedemin sesin hakkında anlattıklarını hiçbir zaman önemsemedim.Babanın alkol bağımlısı olması senin suçun değildi.Sen yalnızca bana oyuncaklar alan beni seven babamdın.Gelemeyeceğini bile bile seni konağın kapısının önünde beklerdim ama sen gelmezdin buna rağmen sana kızmadım.Bir evlat babasına nasıl kızabilir ki?
Dedemler öldüğünde yine dimdik ayaktaydın.Benim için yine konağın kapısının önünde beni bekliyordun ama bu sefer gözlerinde sevgi yoktu.Sadece insanı donduran bir soğuklukla kaplıydı ve ben sana kızmadım aksine sadece seni sevmeye devam ettim.
Beni,Leyla'dan ayırmaya çalıştığında kızdım hem de çok kızdım ama içimdeki çocuk seni sevmekten hiç vazgeçmedim bu sefer kendime seni sevmeye devam ettiğim için kızdım."Yavuz'un yüzünde alaycı bir gülümseme belirdi."Ne kadar garip bir durum değil mi?
Ama bu gece sana ne kızdım ne de seni sevdim sadece senden,senin gücünden korktum baba bu gece ilk defa sana benzemek istemedim baba"
"Bende bazen korkuyorum oğlum bana bu kadar benzemeden korkuyorum.Benim çektiğim acıları çekmenden benim yaşadığım kayıpları yaşamandan"
İbrahim gülerek"Ne kadar acınasıyız"
Yavuz gülmekten yaşaran gözleriyle"Bu yüzden birbirimize katlanıp sevmeye devam edebiliyoruz"
Yavuz arabadan indiğinde hala kesik kesik gülmeye devam ediyordu.Şoför şaşkın bir suratla Yavuz'a bakıyordu.Bu arabadan ilk defa gülme sesleri geliyordu.Yavuz,şoförün yüzünü görünce daha da sesli güldü.
Kısa boylu koruma Yavuz'un yanında sessizce yürümeye başladı.Yavuz,korumaya dönüp"Benimle gelmene gerek yok.Bu sefer kaçmayacağım."
"Ben size göz kulak olmak için arabadan inmedim aksine sizden özür dilemek istiyorum,İlk başta sizi hizmet ettiğim diğer şımarık zengin veletlerden birisi sanmıştım.Oyuncağı elinden alınınca öfkeden deliye döndüğünüzü sanmıştım ama siz beni yanılttınız.Sevdiğinizin peşinden koştunuz hatta bu uğurda ölmeyi bile göze aldınız.İlerde sizin gibi biriyle çalışmayı dört gözle bekliyorum"diyerek elini Yavuz'a uzattı.
Yavuz kendisine uzatılan eli sıkıca sıktı."Ben de eğer ilerde Amerikadan dönebilirsem sizinle çalışmak isterim"
Yavuz,cebinden bir mektup çıkardı."Senden bir şey rica edebilir miyim?"
"Tabii ki de isteğiniz benim için emirdir"
"Emir değil sadece rica.Bu mektubu Leyla'ya ulaştırabilir misin?"
Koruma gözlerindeki saygı dolu bakışlarla mektubu aldı."Merak etmeyin bu mektubun Leyla Hanım'a ulaştıracağım"
Yavuz minnet dolu bir sesle"Teşekkür ederim"dedi.
Yavuz,havalimanın kapısından içeriye girmeden son kez arkasına baktı.Elveda Leylam,elveda sevdiğimin yaşadığı şehir ve elveda yüzünü bir defa bile görmediğim bir tanecik annecim.
Bu bölümü abileri,babaları,eşleri ve sevgilileri tarafından öldürülen ve isimsiz mezarlıklara gömülmüş olan kadınlara ithaf ediyorum.Şiddetin bahanesi yoktur.Eğer siz başkasının uyguladığı şiddete bahane bulursanız bir gün çocuklarınızın hatta size uygulanan şiddete de bahane bulurlar.