Ayrılık da aşka dahil

4453 Kelimeler
Leyla,Yavuz'undan gelen mektuba sıkıca sarıldı.Mektuba sinen o ormansı kokuyu içine çekti.Yavuz'u ne kadar özlediğini mektubu okuyunca fark etmişti.Her bir satır her bir kelime ona Yavuz'unu ona olan sevdasını hatırlatıyordu. Leyla,Yavuz'un ona veda ettiği gibi son kez veda etmek istiyordu.Nasıl Yavuz,Leyla'ya kolye dışında sonsuza kadar saklayacağı bir hediye vermişse Leyla da ona bileklik dışında sonsuza kadar saklayacağı bir hediye vermek istedi. Leyla masasını ve çekmeceleri alt üst etmesine rağmen ne bir kağıt ne de kalem bulabilmişti.Kalem ve kağıd almak için çalışma odasına gitmesi lazımken Leyla mektubtan kimsenin haberi olmaması için Mavi'nin odasına gitti. Mavi'nin kapısına vurduğunda Mavi kapıyı açmadan önce"Kim o?"diye sordu. Leyla sesini diğer çalışanlar duymasın diye kısık sesle"Benim Leyla"dedi. Mavi bir süre sessiz kaldıktan sonra kapıyı açtı."Özür dilerim şuan da ders çalışıyorum yani size herhangi bir işte yardım edemem"dedi. "Ben sadece senden bir kağıt ve kalem istiyorum" Mavi,ilk defa kendinden bu kadar küçük bir istekte bulundurulmasından dolayı şaşırmıştı.Konakta bir çalışanın kızı olduğu için kimse ders çalışıp çalışmadığıyla ilgilenmeyip isteklerini buyuyorlardı.Leyla kapısına geldiğinde onunda konaktakiler gibi olduğunu sanıp hayalkırıklığına uğradığından Leyla'ya ilk başta tepkili yaklamıştı ama şimdi ona tepkili yaklaştığı için pişman olmuştu. "Tabii ki de size bir kağıt ve kalem verebilirim"dedikten sonra ödevlerini yazmak için kullandığı çizgisiz kağıdı ve kalemlerinden birini Leyla'ya verdi. Leyla kalem ve kağıdı aldıktan sonra kimsenin onu duymadığından emin olmak için etrafına baktı.Etrafta kimse olmadığını görünce"Mavi sana mektubu bana vermeni kim söyledi?" Mavi,Leyla'nın temkinli davrandığını görünce o da kısık sesle konuşmaya başladı."Konağın kapısında bekleyen Hasan Abi verdi."dedi. Leyla minnettar bir sesle"Teşekkür ederim"dedi. Mavi merakına yenip düşüp"Ben istediklerinizle ne yapacaksınız acaba?"diye sordu. "Sevdiğim birine hediye göndereceğim" Mavi,Leyla'nın göndereceği bu hediyenin konaktan kimsenin öğrenmesini istemediğini anladığından odanın kapısını açıp"Buyrun içeriye girin"dedi. Leyla,konakta çalışan insanların böyle küçük odalarda kaldığını bilmiyordu.İki adım adınca oda bitiyordu. Mavi mütevazı odasını hayretle inceleyen Leyla'yı görünce odasından istemeden de olsa utanmıştı."Mütevazı odama hoşgeldiniz.Muhtemelen daha önce hiç bu kadar küçük bir oda görmediniz"dedi. Leyla başını sallayarak"Evet,bizim konaktaki kiler bile bu odanın 2 katıydı."dedikten sonra Mavi'nin yüzünü düştüğünü görünce Mavi'nin üzülmesini engellemek için "Ama çok güzel döşemişsin odan çok tatlı olmuş"dedi. Leyla'dan aldığı iltifattan sonra Mavi'nin yüzü tekrar bir güneş gibii açmıştı."Teşekkür ederim güzel yorumlarınız için"dedikten sonra Leyla'yı odada bulundurduğu eski bir sandalyeye otutturdu kendisi ise yatağın üzerine oturdu. Leyla,Maviyle olan arkadaşlığını ilerlettirmekten memnundu ama bu mektubu acilen Yavuz'a ulaştırmak zorundaydı."Mavi beni odana kabul ettiğin için çok mutluyum ama bu mektubu yazmam lazım"dedi. "Ben de bu konuyu konuşmak için odama çağırdım.Sizin Hasan abiyle konuşmanız yanlış anlaşılabilir ama ben onlara yemek götürdüğümden çalışanlar bizi görse bile yanlış anlamazlar"dedi. Kendisine sürekli mesafeli yaklaşan Mavi'nin neden bir anda ona yardım etmek istediğini anlamıyordu Leyla."Neden bana yardım edeceksin ki durup dururken?" Mavi cevabını verdikten sonra binlerce kez reddettiği durumları kabullenmek zorunda kalacağı için elleriyle oynamaya başladı."Çünkü siz bana insan gibi davranıyorsunuz.Ben bu konakta doğdum doğduğum günden beri bu konakta yaşayanlar insanlar beni bir insan olarak değil konağın çalışanın kızı olduğumdan dolayı onlara hizmet etmek zorunda kalan bir kız çocuğu gibi davrandılar."dedikten sonra Leyla'nın gözlerinin en derinine bakarak"Peki siz neden bana bu konaktakiler gibi davranmadınız?"dedi. Leyla bir zamanlar fark etmediği ama şuan çok pişman olduğu sırrrını itiraf etti."Ben de eskiden onlar gibiydim.Konaktaki çalışanlarımızı sadece bizim emir ve isteklerimizi yerine getirmek için yaratıldığını düşünürdüm ve ne durumda olduklarına bakmasızın sürekli isteklerde bulnurdum"dedi. "Peki nasıl oldu da bu davranışınızı değiştirdiniz?" Leyla acı dolu bir gülümsemeyle"Çünkü o acıdığım ve küçük gördüğüm o cahil insanlardan bir farkım olmadığını anladım.Evet,babam zengin evet,ailem aşiret olarak çok güçlü,evet,yaşadığımız yerdeki çoğu kadına göre üniversiteyi de okuyorum ama onlar gibi istemediğim evliliklere zorlandım ve ailem tarafından bu evliliği kabul etmeye zorlandımve evet,kabul ediyorum sizlerden farklı olduğum çok nokta var ama bir tek benzerlik beni size bağlıyor.Siz de ben de istemediğimiz bir kadere zorlanıyoruz." Leyla'nın itirafından sonra odayı bir sessizlik kapladı.Mavi,Leyla'nın itirafını özümsemek için dışarıya kaçmak istediğinden"Ben sizi rahat bırakayım da siz hediyenizi hazırlayın"dedi ve odadan çıktı. Leyla,Mavi'nin masasında sevdiği adama hediyesini yazmaya başladı.Her bir cümlede Yavuz'la yaşadıkları aşkı ve anıları hatırlıyordu.Ona olan aşkını ifade edecek kelime bulamıyordu.Yazdığı her kelime aşkını eksik ifade ediyordu.Bir yerden sonra gözyaşlarının kağıdı ıslattığını fark etti ama silmedi gözyaşlarını kağıdı ıslatmasına izin verdi.Her bir damla Leyla'nın Yavuz'a olan aşkının kanıtıydı.Zaman zaman ağlayıp zaman zaman Yavuz'la yaşadığı anıları hatırlayarak yazdığı mektubu katladıktan sonra Mavi'yi rahatsız etmemek için sessizce odadan dışarıya çıktı.  Leyla,yatak odasına döndükten sonra mücevher kutusuna sakladığı kolyesini ve masanın üzerinde duran mektubunu alıp yatağa uzandı.Yavuz'un kokusuyla dolu olan mektubu koklayıp özlemini dindirmeye çalıştı. Boran'ın gelmesine yakın mektubu saklamak için elbise dolabını döküp dolabın en köşesine sakladı. "Yarın yine kokunu içine çekmek için geri geleceğim sevgilim.Şimdilik hoşçakal" BU SABAH Leyla'nın telaşlı bir şekilde kahvaltı masasını terk etmesinden sonra Hatice,Leyla için endişelenip masadan kalmak istedi ama kayınvalidesi sert bir sesle"Otur yerine"dedi. Hatice endişe dolu bir sesle"Ama anne Leyla" Avjin,gelinin cümlesini devam ettirmesine izin vermedi.Gelinin konaktaki çalışanların diline düşmesine izin vermemek için her şey yolundaymış gibi davranıyordu. "Kahvaltını etmeye devam et." Kayınvalidesi bir iki lokma yedikten sonra Haticeyi sofrada tek başına bırakıp sofrayı terk etti.Oğluyla yaptığı konuşmayı kimsenin duymaması için odasına çekildi. Cebinden çokardığı tuşlu telefonundan oğlunu aradı.Birinci çalışta oğlu telefonu açtı."Efendim annecim"dedi. Avjin kızgınlık dolu sesiyle"Akşam eve erken gel sesinle konuşacaklarım var"dedi. "Anne şuan telefon da konuşuyoruz ya akşamı beklememize gerek yok.Ne söylemek istiyorsan söyle"dedi. Avjin oğlunun bu kadar sakin olmasına daha da kızarak"Hayır,akşamleyin konuşacağız eve erken gel"dedi. Boran annesinin öfkesiyle baş edemeyeceğini bildiğinden annesine boyun eğdi."Tamam annecim eve erken geleceğim"dedi. Avjin istediği cevabı aldıktan sonra telefonu oğlunun suratına kapattı.Leyla'nın kahvaltı masasındaki tepkisini gördükçe aklındaki birçok boşluk yerine oturuyordu.Yavuz'un neden süt kardeşinden daha da öte olduğu Boran'ı aramadığını,Yavuz'u bir dakika bile ağzından düşürmeyen oğlunun birden Yavuz'un adını anmayı kesmesini hep şüpheli bulmuştu.Ne oldu diye düşünmüştü ne oldu da süt kardeşten daha da öte olan iki insan bir an da görüşmeyi kesti diye.Aslında bu kadar merak ettiğim sorunun cevabı gözünün önündeydi. Bu sefer oğluna duyduğu öfke kendine yöneldi."Ben bunu nasıl fark edemedim"dedi.Avjin son günlerde bu cümleyi ne kadar çok kurduğunu fark etti.Kendini yıllardır etrafında dönen olaydar habersiz bir şekilde cam bir fanusun içinde yaşıyormuş gibi hissediyordu. Avjin Yakub'unu kaybettikten sonra hayatın onun için bittiğini düşünüyordu ama kendisini tamamen aldattığını oğlu ve kızıyla hayat tekrar yüzüne vuruyordu. Avjin geri kalan bütün günü başına giren ağrıdan dolayı yatakta geçirmişti.Hatice'nin getirdiği yemek tepsilerini geri çevirdi.Oğlunun yaptığını düşündüğü şeyi düşündükçe anneliğini sorguluyordu.Eğer tamamen Yakub'unun acısına bürünmeseydi bir şeylere engel olabilirdi ama hala Yakub'unun öldüğünü kabul etmek Avjin için çok zordu. Akşama kadar vicdanıyla uğraşan Avjin,oğlunun onu salonda beklediğini öğrenince vicdanıyla yüzleşmeye ara verip odadan çıktı. Boran,başına çemberi sıkıca bağlamış annesini görünce endişeli bir halde ayağa kalktı."Anne iyi misin?Bir şey mi oldu?" Annesi sert bir sesle"Otur"dedi.Boran annesine itaat edip kalktığı koltuğa tekrar oturdu.Avjin oğlunun karşısındaki koltuğa oturdu.Konuya nasıl gireceğini düşünüyordu.Oğluna nasıl sen kardeşinin namusuna göz dikersin diye sorabilirdiki?Ya da en önemlisi oğlu ona o korktuğu cevabı verirse nasıl bir tepki vermeliydi? Kurucağı cümleyi biraz daha yumuşatarak"Yavuz'la,Leyla"cümlenin devamını getiremiyordu.Ağzını her açtığında cümleler içine doğru kaçıyordu. "yani demek istediğim Leyla'yla Yavuz yavuklu muydu?"cümleyi bitirdikten sonra boğuluyormuş gibi hissettiğinden derin bir nefes aldı. Yavuz,annesinin ağzından çıkanlar karşısında sakinliğini korumaya çalışıyordu eğer annesi gerçekleri öğrenirse Leyla'dan olabilirdi. "Hayır,yok öyle bir şey bunu kim uydurdu?" Oğlunun yalan söylediğini anlayan Avjin daha çok kızıyordu.Bir evlat onu karnında taşıyan ona koşulsuz bir sevgi gösteren annesine nasıl yalan söyleyebilirdi ki? "Boran,sen benim oğlumsun seni karnımda 9 ay ben taşıdım senin altını ben değiştirdim sana konuşmayı ben öğrettim ama sen tüm bunlara rağmen bana nasıl yalan söyleyebilirsin?" Boran,annesinin sorusuna cevap veremiyordu.Cevap verirse Leyla ellerinden kayıp gidebilirdi ve her gece Leyla'nın yasemin kokusuyla uyuyan Boran artık bu koku olmadan yaşamaya devam edemezdi. Avjin oğlunun gözlerinde oluşan korkuyu gördü.O korku o kadar tanıdıktı ki eskiden bu korku yüzünden kocasının aşk dolu kollarında bile onu uyutmazdı. Avjin Hanım kızgınlık dolu sesini yumuşatarak"Anlat bana oğlum sen gerçekten süt kardeşinin hatta süt kardeşinden bile öte olan ölen abin yerine koyduğumuz Yavuz'un sevgilisine göz koydun mu?Aralarındaki sevgiyi bildiğin halde Leyla'yla evlenmeyi kabul ettin mi?" Şahkıran konağında asla affedilmeyecek ola iki şey vardı.Bunlardan biri ailenin soyuna ve saygınlığına laf ve söz getirmemek.İkinci ise aileden birinin namusu olan bir kıza yan gözle bakmamaktı.Boran bir Şahkıran olmadığı halde Avjin onu doğumda kaybettiği oğlu yerine koyup onu emzirmiş Boran'ın hasta olan annesi yerine annelik yapmıştı. "Evet,Leyla ve Yavuz'un arasındaki ilişkiyi bildiğim halde Leyla'yla evlenmek istedim"Avjin duyduğu cevap üzerine tokadını oğlunun üzerine yapıştırdı. Avjin hayalkırıklığıyla dolu olan sesiyle "Yazıklar olsun ben seni böyle mi yetiştirdim?" Boran elini tokat yediği yanağına koydu.24 yıllık hayatında ilk defa annesinden tokat yemişti.Tokattan çok canını tokat yeme sebebi acıtmıştı. " Anne ne senin mükemmel olan oğlun Yakup Abim gibi ne de sürekli övdüğünüz Yavuz gibiyim ben sevdiği kadınla beraber olmak için her şeyi yapabilecek olan sizin gözünde ise aşağılık bir adamım"Acı dolu gözlerle annesine baktı."Keşke abim yerine ben ölseydim böylece dünya bir pislikten kurturuldu." "Ben de yaptıklarımdan pişmanlık duyuyorum ama Leyla'yı yanımda tutmak için başka şansım yok" Avjin,oğlunun yanına oturdu . oğlunun ellerini sıkıca tuttu."Bak oğlum seni sevmeyen bir kadınla ömür geçmez hem de senin için kardeşten öte olan adamın namusuyla evli kalmak sana yakışmaz" Boran,Leyla'yı kaybetmemek için her şeyi yapmaya hazırdı bunun için herkese tek tek yalvarırdı. "Anne ne olur bana biraz zaman ver yakında Leyla'da beni sevmeye başlayacak"dedi. "Oğlum yıllardır seni sevmeyen biri ilerde sana aşık olacak mı zannediyorsun?" Boran kendinden emin bir sesle"Evet"dedi. Avjin oğlunun kendinden bu kadar emin olmasından şüphelenmişti.Avjin aşkın ne demek olduğunu kalbin kimseden emir almayacağını bilirdi. "Oğlum nasıl bu kadar emin olabilirsin?Kalp kimseden emir almaz.Kimsenin emri altına da girmez. Aşk istediği kişiyi seçer ve aşık olur"dedi. "Anne kendimden eminim çünkü Leyla benim aşkımı tatmadı.Biliyorum ki benim sevgimi görünce kalbini bana açacak" "Peki ya sevgini sana vermezse ne yapaacaksın?" Boran'ın cevabı hazırdı.Leyla onu sevse de sevmese de onu asla terk etmeyecekti ama annesine cevabını söylerse annesinin yapacaklarından korktuğundan annesinin istediği cevabı vardı. "Leyladan vazgeçeceğim anne" Avjin oğlunun cevabına inanmak istedi.Boran onun elinde kalan tek oğluydu onu da kaybetmek istemediği için"Tamam"dedi"Kimseye bir şey söylemeyeceğim" Boran aldığı haber karşısında annesine sıkıca sarıldı.Leyla'sıyla arasındaki bütün engeller yavaş yavaş kalkıyordu.Mutlu sona kavuşmasına az kalmıştı.Bütün bu vücudunu saran mutluluk hissini annesine söylediği yalan gölgeliyordu.Annesine daha da sıkı sarıldı ve özür dilerim anne ne olur aşkından bir çareye dönüşen şu aciz oğlunu affet dedi. Boran annesinin yanından çıktıktan sonra Leyla'yı görebilmek için odasına uğradı.Leyla odasında dolabını düzenliyordu.Boran,Leyla'ya sıkıca sarıldı.Yasemin kokusunu içine çekti ama bu sefer Leyla hiçbir tepki göstermedi sadece sarılmanın bitmesini bekledi. Boran,annesinin küçük sırlarını kimseye söylemeyeceğini biliyordu ama olaylar yatışıncaya kadar uzaklaşmak en iyisiydi. "İstanbul'a gidelim mi?" Leyla,Boran'a dönerek"Sınavlarımın başlamasına daha 1 hafta var." "Olsun"Boran,Leyla'nın hiçbir şeyden şüphelenmemesi için Oyunbaz bir sesle"Biz de yapamadığımız balayını yaparız 1 hafta da" Leyla,Boranla yalnız kalmak istemiyordu.Her yalnız kaldıklarında Boran'ın gözlerindeki aşk Leyla'nın vicdanını sızlıtıyordu.Kendisine aşık olan bir adamın canını her yaktığında Boran'ın gözlerinde oluşan hayalkırıklığını görmek istemiyordu. "Avjin Teyze bir şey demesin sonra" "Sen annemleri merak etme her şey çok güzel olacak"Boran,Leyla'ya sarılı olan kollarını daha sıkı sararak"Sen ben ve İstanbul her şey çok güzel olacak"dedi. Buralardan bir süre uzaklaşma düşüncesi Leyla'nın aklına da yatmıştı."Ne zaman gidiyoruz?"diye sordu Leyla. "Salı günü senin için mu Leyla?"diye sordu Boran. Evde oturmaktan başka hiçbir şey yapmayan Leyla için her gün uygundu."O gün olur ama önce telefonu bulmalıyım"dedi. Leyla'nın telefonu sorması üzerine Boran tedirginleşti."Telefonu ne yapacaksın?"diye sordu. "Abimi arayacağım ders kitablarımı oturacağımız eve getirsin diye"dedi Leyla. "Eğer telefonunu bulamıyorsan sana yarın çarşıdan yeni bir telefon alabiliriz"dedi Boran. Telefonunda sadece abisinin numarası yoktu.Özlediği adamla beraber çekilmiş fotoğrafları da duruyordu.Yavuz'la olan her bir fotoğrafı Leyla'yı yaşamaya bağlıyordu. Ertesi gün Leyla odasında dökmediği hiçbir yer kalmadığı halde telefonu bulamadı.Telefonu bulamayınca odanın köşesine sessizce çöktü.Yavuz'la olan anılarını kaybetmenin verdiği acı yüreğini kapladı. Boran odaya girdiğinde Leyla'nın ağladığını görünce yanına çöktü.Endişeli bir sesle"Neden ağlıyorsun Leyla birisi bir şey mi söyledi?"diye sordu. Leyla,hayır anlamında kafasını salladı."Telefonumu kaybettim"dedi. Boran,karısının iyi olduğunu öğrenince derin bir nefes aldı.Karısını mutlu etmek için aldığı cep telefonunu çıkardı."Bundan sonra bunu kullan" Leyla telefonu almak istedi eğer o telefonu kabul ederse eski cep telefonuna,anılarına,duygularına değer verdiği her şeye ihanet edecekmiş gibi hissediyordu."Ben bunu değil eski telefonumu istiyorum"dedi. Boran,karısının ona aldığı yeni telefonu kabul etmemesine sinirlenmişti.Emir verir bir sesle"Eski telefonunu unut bundan sonra bu telefonu kullanacaksın"dedi ve odadan çıkıp gitti. Leyla hıçkırarak"İstemiyorum ben eski telefonumu,eski hayatımı istiyorum"dedi. Boran odadan çıkınca evraklarını saklamak için eve yaptıkları kasanın yanına girdi.Kasanın şifresini girdi ve kasadan Leyla'nın eski telefonunu çıkardı. Telefonun ekranında Leyla'nın,Yavuzla beraber olduğu bir fotoğraf duruyordu.Fotoğrafta Leyla'nın,Yavuz'a olan bakışlarını gördü.Leyla bir kere bile kendisine öyle bakmamıştı.Öyle gülmemişti.Neden Leyla'nın böyle baktığı erkek Yavuz'du?Boran'da olmayan hangi özellik Yavuz'da vardı ki onu tercih etmişti Leyla? "Neden?"diye bağırarak elindeki telefonu yere attı.Telefon parçalanıncaya kadar ayağının altında ezdi ama ekrandaki görüntü hala aklındaydı. Siniri biraz geçince aynanın karşısına geçip hiçbir şey olmamış gibi dağılan saçını ve üstünü düzeltti.Odadan çıkarken elindeki kitaplarla okuldan dönen Mavi'ye dönüp emir verir bir sesle"İçeriyi topla telefonu da çöpe at." Küçüklüğünden beri Sevgi'nin eski giysilerini,Yakup ve Boran'ın eski bilgisayarları,telefonlarını Avjin,Sevgi'ye verirdi.Mavi'nin telefonu bozuk olduğundan odadaki eski telefonu almak istedi. "Boran Abi,eğer odadaki telefon sağlamsa ben alabilir miyim?"diye sordu Mavi. Leyla'nın,Yavuzla olan anılarının saklı olduğu telefonun kendi konağında olma fikri bile onu delirtmeye yetiyordu."Hayır"diye bağırdı Boran. Boran'ın kendine bağırması içerleyen Mavi"Ben özür dilerim"deyip kitaplarıyla beraber kendine gösterilen odayı temizlemeye gitti. Her ne kadar Mavi'ye haksız yere bağırmış olduğundan dolayı vicdanı sızlasa da şuan ki problemleri aptal bir hizmetçi kızından daha önemliydi. Odaya girdiğinde Leyla'nın kolyesine sarılmış bir halde uyuduğunu gördü.Leyla bu kolyeye sarıldığı gibi bir gün bile sarılmamıştı.Üstünü çıkarmadan Leyla'nın yanına uzandı.Bir gün ona da böyle sarılmış olan bir hayalle uykuya daldı. Sabah uyandığında yanı her zaman ki gibi boştu.Leyla yine onu bu yatakta yalnızlığa terk etmişti.Yataktan kalkınca isteksizce üstünü değiştirdi.Her gün biraz daha ümitleri,hayallerini kaybediyordu Leyla'ya karşı.Son bir silahı kalmıştı İstanbul eğer İstanbul'da da hayallerini gerçekleştiremezse ne yapacağını bilemiyordu. 1 HAFTA SONRA Oğuz,Leyla'dan adresi alır almaz kapının önünde bitmişti.Her ne kadar kardeşini görmekten çekinse de kardeşine olan özlemi daha da ağır basıyordu.Derin bir nefes alıp zile bastı.Kapıyı 35 yaşlarında bir kadın açtı. "Buyrun kime bakmıştınız?" Oğuz kutuya koyduğu kitapları göstererek"Ben Leyla'nın abisiyim benden kitaplarını istemişti de onları getirdim"dedi. "Bir dakika bekleyin lütfen"deyip kapıyı kapattı.Oğuz kapının açılmasını beklerken kardeşiyle başka bir evde görüşmek tuhaf geliyordu.Leyla'nın İstanbul'da kendi evinden başka bir evde görmek tuhaf hissettiyordu. 30 saniye sonra kapı açıldığında karşısında evin çalışanı yerine kardeşi duruyordu.Leyla soğuk bir sesle"Hoşgeldin Abi"dedi. Telefonda duyduğu sesten daha da çok canını yaktı bu ses tonu.Oysa içinden bir ses eğer yüzyüze gelirseler her şeyin tekrardan eskiye döneceğini söylüyordu. "Hoşbuldum"dedi Oğuz. Leyla'nın ona gösterdiği yere oturdu.Leyla abisine değilde evine gelen yabancı bir misafirlere davrandığı gibi davranıyordu. "İçecek olarak ne alırsın abi?" Ortam zaten çok soğuk olduğu için Oğuz serinlemek için içeceğe ihtiyaç duym"Hayır,hiçbir şey istemiyorum"dedikten sonra ortamda tekrar bir sessizlik oluştu.Oğuz'un aklında bir sürü düşünce geçiyordu.Nasılsın?Çok zayıflamışsın,Boran sana iyi davranıyor mu? gibi düşünceler geçerken sadece "Hoşgeldin İstanbul'a"diyebildi. Abisini karşısında gören Leyla abisinin kollarına koşmamak için kendini zor tuttu."Hoşbuldum abi"dedikten sonra tekrar bir sessizlik oluştu. Leyla'yla aralarında oluşan bu soğukluk Oğuz'un canın yakıyordu.Hatalı olduğunu kendisi de kabul ediyordu ama kardeşinin ona bu kadar ağır ceza vermesini adil bulmuyordu.Sonuçta her insan hata yapardı. "Nasılsın?"diye sordu aralarındaki soğukluğu gidermek için Oğuz. "İyiyim abi sen nasılsın?Yengem nasıl?"Leyla,abisiyle olan konuşmasına şaşırıyordu.Normal çoktan abisinin kollarında girmiş,abisi gülerek"Dur deli kız"deyinceye kadar abisini öpücüklere boğmuştu ama bu içindeki kırgınlık abisine olan sevgisine bile engel oluyordu. Oğuz yanlarında büyüyen sessizliğe daha fazla dayanamadı.Kardeşine bu kadar yakın olup dokunamamak,sarılamamak,kardeşim diye bağrına basamamak zordu. "Ben artık kalkayım Ayşe beni bekler" Leyla,abisinin gitme kararını duyunca rahatladı.Aralarında oluşan sessizlik Leyla'yı boğuyordu.Her an neden bana verdiğin sözü tutmadın?Neden beni bıraktın?diye abisinin yakasına yapışabilirdi ama bu lişkilerini de daha kötü bir hale getirebilirdi. "Yengeme selam söyle abi" Oğuz alay dolu bir sesle"Abi"diye tekrarladı.Eskiden abim diye etrafında dolaşan kız çocuğunu geri istiyordu.  "Efendim Abi bir şey mi dedin?" Yavuz özlem dolu bir sesle"Evet dedim.Benle abim diyerek küçük kızı çok özledim"dedi. "Ben de kardeşim diyerek beni her türlü kötülükten korumaya çalışan abimi özledim"dedi Leyla." Oğuz isyan eder gibi"Ben burdayım tam karşında duruyorum gör beni"dedi. Leyla da düştüğü zaman onu kollarına alan ağlamasın diye onu şekerlere boğan abisini geri istiyordu ama çok geç kalmışlardı ilişkileri çoktan kirlenmişti."Değilsin abi beni istemediğim bir adamla evlendirirken sessiz kalan beni kurtarsın diye atığım çığlıklara duyarsız kalan birine ben artık abim diyemem onu affedemem"dedi. Yavuz,kardeşinin konaktan çıkarken ki yüz ifadesini unutamıyordu.Her gece kabuslarında kardeşinin kurtar beni diye bağırışlarını duyuyordu.Bu kabuslardan kurtulmak için kardeşinin onu bağışlaması gerekiyordu. "Beni affetmen için ne yapabilirim?İste bütün mal varlığımı sana vereyim.İste senin için canımı vereyim .Yeter ki affet beni"dedi. Leyla ne zaman küsse eve alınan şekerler geldi aklına."Abi ben ne canını istiyorum ne de malını benim istediğim tek şey özür dilemendi ama sen onu bile yapmadın ben artık çocuk değilim abi şeker verdiğin zaman kanıp seni affetmeyeceğim."dedi. "Özür dilerim"dedi Oğuz."Özür dilerim seni koruyamadığım için.Özür dilerim kendi korkaklığım yüzünden seni feda ettiğim için"dedi ve kardeşine sıkıca sarıldı.Leyla abisine sarılmak için kollarını her açtığında kolları geriye gidiyordu ama Oğuz buna bile razıydı yeter ki kardeşi onu kendinden uzaklaştırmasındı. Sabah çekine çekine girdiği evden yüzü gülerek çıkıyordu çünkü kardeşiyle barışmak için ilk adımı atmıştı. Boran eve geldiğinde kapıyı evin çalışanı açtı."Hoşgeldiniz Boran Bey"dedi. Boran evden içeriye girip etrafa bakındı.Karısını göremeyince"Leyla nerede?"diye sordu. Evin çalışanı "Leyla Hanım çalışma odanızda ders çalışıyor"dedi. Boran karısının ders çalıştığını duyunca şaşırdı.Bildiği kadarıyla ders kitapları abisinin evinde kalmıştı. "Bugün eve birisi mi geldi?"diye sordu Boran. Evin çalışanı evet anlamında kafasını sallladı."Abisi geldi"dedi. Boran evin çalışanına sıkı sıkıya tembih etmişti.Eve birisi gelirse beni ara diye ama çalışanı onun sözünü görmezlikten gelmişti. "Sana daha sabah söylemedim mi eve kim gelirse gelsin haber ver diye?" Patronun öfkesi karşısında evin çalışanı daha sindi."Özür dilerim benim hatam ben abisidir diye haber vermedim"dedi. Annesinin dediği doğruydu.Bu dünyada kendi işini kendin yapacaktın.Leyla'nın evde olmadığı günlerden birinde eve kamera kurmalıydı.Her ne kadar Yavuz Amerika'ya gitmiş olsa da içinde hala Leyla'nın onu bir gün terk edebileceği korkusuyla yaşıyordu. Boran umursamaz bir ses tonuyla"Tamam,işin bittiğiyse çekil.Ayak altında kimseyi görmek istemiyorum"dedi. Çalışan kadın"Tamam efendim"dedi. Boran,çalışma odasına çıktığında kapının yarım açık olduğunu gördü.Karısının konsantrasyonunu bölmemek için sessizce içeriye girdi.Elinde olsa Leyla onu bırakmasın diye bu eve kilitlerdi ama o zaman Leyla'ya istediğini yaptıramaz ve onu tamamen kaybederdi. Leyla'nın salaş hali ve dağınık topuzlarıyla bile onlarca kadından daha güzeldi Boran'ın gözünde.Kaç dakika kaç saat kapıda dikildiğini bilmiyordu. Leyla kaç haftadan sonra ilk defa kendini normal bir öğrenci gibi hissediyordu.Tek endişesi derslerinden geçmek olan bir öğrenciydi.Abisinin getirdiği koliden başka bir kitap alırken Boran'ın onu izlediğini fark etti. "Boran ne zamandır burdasın?"diye sordu Leyla tedirgin bir sesle. Boran gülerek"Bilmiyorum o kadar güzeldin ki kaç dakika kaç saat geçtiğinin farkında bile değilim"dedi. Boran'ın iltifatları karşında kendini rahatsız hisseden Leyla"Aç mısın?Sana bir şeyler hazırlayayım"dedikten sonra ayağa kalkıp odadan çıkmak istedi ama Boran arkasından sıkıca sarıldı."Haklısın çok açım ama sana"dedi. Leyla vücuduna batan iğnelerden acı çeker bir sesle"Boran şakanın sırası değil ,Ben gideyim yemekleri hazırlayayım"dedi. Leyla,Boran'ın kollarından çıkmak istedi ama Boran kollarını daha sıkı sardı."Şaka yapmıyorum" dedi ve tehditkar bir sesle"Hem yakında sınavların başlayacak.Okulda bir problem çıksın istemezsin değil mi?"dedi ve dudaklarını Leyla'nın boynuna dokundurdu. Leyla alt yatan mesajı almıştı.Okuldaki sınavlardan girebilmesi için Boran'ın istediklerini yapmak zorundaydı.Boran'dan gelen her öpücükte Leyla yumruklarını sıkıp öpücüklerin bir an önce bitmesini bekledi. Boran uyuduktan sonra Leyla geceleğini üzerine geçirip terasa yıldızları izlemek için çıktı."Seni çok özledim"dedi ve boynuna taktığı sonsuzluk kolyesini ellerinin arasına aldı ve yatağında çekemediği uykuya Yavuz'uyla daldı. Boran sabah uyandığı zaman Leyla yanında yoktu.Boran üstünü değiştirdikten sonra Leyla'yı aramak için aşağıya indiğinde Leyla'nın kahvaltı masasını çalışanla beraber hazırladığını gördü. Leyla'yla gülerek konuşan evin çalışanı Boran'ı gördüğünde gülüşü dondu ve korku dolu bir sesle"Günaydın Efendim"dedi ve Boran'ın öfke dolu bakışlarından kurtulmak için mutfağa kaçtı. "Günaydın Boran"dedi Leyla masanın Boran'a en uzak yerine otururken. Sabah uyandığında Leyla'yı yanında göremediğinin verdiği huysuzlukla" Sana da günaydın Leyla"dedi.Bu kadar huysuz olmasının asıl sebebi o muhteşem gülümsemesini Boran hariç herkese göstermesiydi.O basit ev çalışanı bile Boran'dan daha çok görmüştü Leyla'nın gülümsemesini. "Leyla sen bu evin hanımısın çalışanlar arana mesafe koymalısın" Boran'ın,Leyla hakkında unuttuğu bir şey vardı.Leyla,ŞanlıUrfa'nın en büyük aşiretinin kızıydı ve kimse ona insanlara nasıl davranması gerektiğini söyleyemezdi. Leyla tıpkı bir Haşimoğluna yakışır gibi soğuk ve iğneleyici bir sesle"Boran benim hakkımda unuttuğun bir şey var.Ben Haşimoğluyum bir insana nasıl davranacağıma ben karar veririm"dedi. "Asıl senin unuttuğun bir şey var karıcım sen artık Şahkıransın ve ona göre davranman lazım"dedi Boran. Leyla meydan okurcasına Boran'ın gözlerinin içine baktı."Evet,ben artık Şahkıran'ım ama bu benim HaşimOğlu ailesinden geldiğim gerçeğini değiştirmiyor"dedi. Boran alaycı bir gülümsemeyle"O övündüğün ailen kendi canlarını kurtarmak için seni benimle evlendirdiler."dedi. "Haklısın Boran ben bu evliliği ailemin gururunu kurtarmak için zorla yaptım"dedikten sonra Leyla masadan kalkıp çalışma odasına gitti. Leyla'nın iması Boran'ın canını yakmıştı.Bir insan nasıl bu kadar acımasız olabilirdi.Onu sevmediğini nasıl bu kadar açık ima edebilirdi.Boran,Leyla'ya alt edilmenin verdiği sinirle masadaki her şeyi yere fırlattıktan sonra bağırarak"Ya beni kendi isteğinle seveceksin ya da zorla ben kendimi sana sevdireceğim"dedikten sonra ceketini alıp evden çıktı. Boran'ın evden gitmesinden sonra Leyla merdivenlerin kenarında çömeldi ve yüksek sesle"Ne yaparsan yap seni asla sevmeyeceğim"diye bağırdı Leyla. Mutfak çalışanı sanki hiçbir şey yaşanmamış gibi yere dökülen yiyecekleri toplamaya başlamıştı.Leyla ise çömeldiği yerden evin çalışanın yerleri temzileyişini masayı toplamasını izledi.Aralarındaki sessizliği evin çalışanı bozdu.Şefkat dolu bir sesle"Size papatya çayı hazırlayayım ister misiniz?"dedi. "İyi olur,teşekkürler"dedi Leyla kibar bir sesle. Terasta çayını içirken kapının zili çaldı.Beklediği misafir gelmişti.Terastan kapıya doğru hızlıca koştu.Karşısında en yakın arkadaşı Sinem duruyordu.İki arkadaş birbirlerine sıkıca sarıldı.Birbirinin kollarından ayrılan iki arkadaş özlem dolu gözlerle birbirine baktı. Leyla özlem dolu bir sesle"Hoşgeldin"dedi. Sevgi ise kendisine haber vermeden ortadan kaybolan arkadaşına kızgın bir sesle"Nerdesin sen?Meraktan kafayı yedim"dedi. "Özür dilerim ama beni bir dinle sana her şeyi anlatıcam"dedi Leyla. "İyi hadi anlat bakalım"dedi Sinem. Leyla onları izleyen hizmetçiyi işaret ederek"Terasta konuşalım"dedi.  Sinem tamam anlamında kafasını salladıktan sonra Leyla ona terasa giden yolu gösterdikten sonra evin çalışanına dönüp"Bizi iki soğuk limonata ve yiyecek bir şeyler hazırlayın lütfen"dedikten sonra terasa yöneldi. Terasta otururken evin çalışanını servisini yapıp arkadaşları yalnız bıraktı.Sinem sabırsızlık dolu bir sesle"Hadi anlat bakalım"dedi. Leyla,evin çalışanının arkasından kimsenin onları dinlemediğinden emin olmak için etrafına bakı.Arkadaşının hareketlerine anlam veremeyen Simge"Ne yapıyorsun?"diye sordu. Leyla elini dudaklarına götürüp sus işareti yaptı.Terasın kapısını kapattıktan sonra"Şimdi konuşabiliriz"dedi. Arkadaşının başına gelenleri dinleyen Simge her kelime de daha da çok şaşırıyordu."Dizi çekiyormuş gibi hissediyorum"dedi Simge. "Keşke dizi çeksek akşam olunca yine eski hayatıma dönebilirdim"dedi Leyla. Simge,arkadaşını dinledikçe gerçek hayatın,dizilerden ne kadar farklı olduğunu hissediyordu."Ne yapıcaksın bundan sonra?"diye sordu Simge. "Bilmiyorum tek istediğim okulu bitirip bir iş bulabilmek"dedi Leyla. "Neden boşanmıyorsun?"diye sordu Simge. "Boşanmak bizim oralarda erkek çok büyük bir kabahat işlemedikçe kadın kocasından boşanamaz kimin soyundan gelirse gelsin."dedi Leyla. "Bu devirde böyle düşünenler var mı hala?"diye sordu Simge. "Benim doğduğum yerde kadınsan,fakirsen ve çocuksan ikinci sınıf bir insansın.Senin hayatına sen değil baban,abilerin ve amcaların karar verir.Ben abilerim yüzünden hayatımın farklı olacağını sanmıştım ama"yüzüğünü göstererek"geldğim hale bak.elimde beni bu hapishaneye bağlayan bir gardiyanla geziyorum"dedi. Arkadaşının derdiyle dertlenen Simge çantasından bir dal sigara çıkarttı."Dertlendirdin beni Leyla"dedi. "Hala bırakamadın mı sigarayı?"diye sordu Leyla. "Hayat bu kadar stresliyken sigarayı nasıl bırakabilirim?"diye sordu Simge. Simge sigarasını içerken Leyla'nın telefonuna mesaj geldi.Leyla mesajın Borandan geldiğini görünce yüzünde açan gülümseme södü.Mesajda; "Bu sabah için çok üzgünüm akşam olunca hatamı telafi edeceğim" Boran dan aldığı mesajla rengi solan Leyla,Simge'ye dönüp"Bana da bir sigara versene"dedi. Simge arkadaşının ondan ilk defa ondan sigara istediğine şahit oluyordu."İyi misin?Kimden geldi o mesaj?" Leyla alaycı bir ifadeyle"Kocam mesaj atmış"dedi. Arkadaşı sessizce sigarayı uzattı Leyla'ya.Leyla zehiri sessizce içine çekti.Hayatındaki bütün insanlara isyan edercesine. " 3 ay sonra" Yavuz,Amerikaya geldiğinden beri Leyla'nın her zaman ziyaret etmek istediği yerleri ezdi.Her gittiği yerde Leyla'sını düşündü onunla bu manzarayı izlerkenki hallerini düşündü.Ona sıkıca sarılıp kokusunu içine çekip ona fısıldadığı aşk dolu sözcükleri düşündü. Babasının Leyla'yı unutması için gönderdiği bu yabancı memlekette Leyla'sına daha da aşık oluyordu ve en kötüsü sevdiği kadının bir zamanlar kardeşim dediği adamla evli olmasını düşündükçe çıldıracak gibi oluyordu.Boran'la son karşılaşmalarında konuştuklarını her hatırlayışında aldığı oksijenler Yavuz'a yetmiyor kendini boğuluyormuş gibi hissedip öksürük krizine giriyordu. Amerika'ya ilk geldiklerinde öksürük krizlerinden kurtulmak için başvurduğu doktor öksürük krizlerinin psikolojik olduğunu söylemişti.Yavuz bunu bildiği ama yine de ilaca ihtiyacı olduğunu söylediğinde doktor ilaç yazmayacağını söyleyerek ret etmişti.O günden sonra eve öksürük şurupları almaya başlamıştı ama bununla da öksürükten kurtulamayan Boran son çare olarak psikoloğa gitmişti.Psikoloğ kafasındaki olumsuz düşüncelerden kurtulması için bol bol yürüyüşe çıkmasını önerdi.Yaptığı her yürüyüş önceki günden daha da uzun sürüyordu.Artık öyle bir hale gelmişti ki yolda yürüyemeyecek hale gelinceye kadar yürüyordu ama kendini boğan düşüncelerden kurtulamıyordu. Yavuz kaldığı apartmana gelince kapının önünde bekleyen bir zamanlar nefret ettiği ama şimdi ona bir dost olan kısa boylu korumayı gördü. Yavuz yüzüne kondurduğu alaycı bir ifadeyle"Ne oldu babam seni de mi Türkiye'den Amerika'ya sürdü?" "Hayır,ben kendi kendimi Amerika'ya sürdüm"Kısa boylu koruma hem aldığı emaneti hem de kalan ömründe Yavuz'un koruması olarak çalışmak istediğinden patronuna istifasını verip Amerika'nın yolunu tutmuştu. Boran 3 hafta sonra tanıdık bir yüzü görmenin verdiği mutlulukla "Hoşgeldin"dedi. Kısa boylu koruma bundan sonra hizmet edeceği adamın kendisini kabul etmesinin verdiği mutlulukla"Hoşbuldum"dedi. Yavuz'un yaşadığı daire lüks olmaktan oldukça uzaktı.Salonunda ikinci el bir koltukla dünyadaki gelişmelerden habersiz kalmamak için aldığı küçük bir televizyon vardı.Mutfağında ise küçük eski model bir buzdolabı ve kendinden önceki kiracıdan kalmış çöp kutusuna atılmayı bekleyen bir mikrodalga fırın vardı. Yavuz su almak için dolabı açtığına kısa boylu korumaya dönerek"İçecek herhangi bir şey ister misin?"diye sordu. Kısa boylu oturduğu koltuktan"Su"dedi.Yavuz iki su şişesini alıp dolabın kapısını kapadı.Sulardan birini korumaya uzatıp koltuğa oturdu. Evi inceleyen koruma koskaca İbrahim Bey'in oğlunun böyle eski bir evde yaşamasına şaşırmıştı ama onu en çok şaşırtan İbrahim Bey'in oğlunu bu eski püskü evden çıkartmak için hiçbir hamle yapmamasıydı. "İbrahim Bey bu evde yaşadığını biliyor mu?" Yavuz umursamaz bir sesle"Bilmiyorum"dedi.Amerikaya geldiğinden beri babasıyla bir veya iki kere telefonda konuşmuştu konuşmalar ise en fazla 1 dakika falan sürüyordu.Babasını hala çok seviyordu ama bir yandan da babasının yaptıklarını affedemiyordu. "Bundan sonraki planın ne yine baban için mi çalışacaksın?" Yavuz kararlı bir sesle"Hayır bundan sonra kendim için çalışacağım ve kimse bir daha parasını kullanarak sevdiğimle arama girecemeyecek"dedi. Kısa boylu koruma bir kez daha en doğru kararı verdiğinden emin olmuştu.Yavuz her ne kadar babasına öfke dolu olsa da babasının izin yürüyordu. "Peki sen buraya neden geldin?Yine babam mı peşime taktı seni?" "Hayır"Kısa boylu cebine sakladığı mektubu cebinden çıkardı."Sana bir emanet getirdim"dedi. Yavuz mektubu görünce umut dolu bir sesle sordu."Ondan değil mi bu mektup?" "Evet,aslında senin mektubundan bir gün sonra yazıldı ama ben sana şimdi teslim edebiliyorum" Yavuz için mektubun ne zaman yazıldığı önemli değildi.Önemli olan Leyla'sının onu unutmayıp mektup gödermesiydi.Yavuz,kısa boylu korumanın elinden mektubu kaparcasını alıp zarfı yırtarcasına açtı.Mektupta; "Yavuz'um, Bu mektubu aldığında nerede ve kiminle olucağını bilmiyorum ama bildiğim tek şey beni hala hatta eskisinden daha da fazla sevdiğini biliyorum çünkü ben de seni görmediğim her gün sana olan sevgime sığınıyorum.Yıldızlarda seni,senin bana olan aşkını arıyorum.Bizi ayıranlar zannediyorlar ki biz birbirimizi görmeyince sevdamızın biticeğini birbirimizi unutacağımızı ama bilmiyorlar ki ayrılığın da sevdaya dahil olduğunu. Birbirimizi bir daha ne zaman göreceğimi bilmiyorum ama eğer kaderimizde varsa elbet bir gün tekrar kavuşacağız o güne kadar sana olan sevgimi ve sadakatimi koruyacağıma yemin ediyorum. Görüşürüz ilk aşkım,sevgilim,Yavuz'um bu kelimeleri belki de son kullanışım ama şunu bil ki seni sevmekten ve beklemekten asla bıkmayacağım." Yavuz,mektubta kurumuş gözyaşlarının iz yaptığı yerlere dokundu ve mektubta kalan Leyla'sının kokusunu içine çekti., "Sana söz veriyorum Leyla eğer tekrar buluşursak bu sefer kimsenin seni elimden almaması için daha da çok çalışacağım"dedi. Psikoloğun Yavuz'a veremediği umudu Leyla bir mektubla vermişti.Yavuz'un Leyla kavuşabilme ümidi kendini tazelemişti artık daha da güçlüydü hayatın zorluklarına karşı.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE