Leyla'nın evlenmeyi kabul ettiği haberi konakta bir bayram havası yaratmıştı.Haşim her zaman ki gibi istediğini elde etmenin verdiği sevinçle hane halkını akşam yemeğinde bir araya toplamak istemişti ama Oğuz,Leyla'ya duyduğu mahcubiyetten dolayı konağa ayak basmak istememişti.
Haşim bir Haşmetoğluna yakışacak olan gösterişli bir düğün yapmak istiyordu böylece tüm ŞanlıUrfa halkı bir kez daha Haşmetoğularının kudret ve gücüne tanık olacaktı.
Haşim yemeğini bitirdikten sonra ailesinin itibarı için Şahkıranların oğluyla evlenmeyi kabul eden torununa gurur dolu bakışlarla bakıyordu.
"Leyla benden sana açık çek düğün ve nişanınla ilgili ne istiyorsan sipariş edip alabilirsin.Bir kez daha Şahkıranlar başta olmak üzere bütün ŞanlıUrfa gücümüze şahit olacak."
Leyla,dedesinin ölüm kokulu olan bu düğünü kendi gücünü gösteren bir tören yapmasına engel olarak dedesinden intikamını alacaktı.
Leyla soğuk bir sesle"Hayır,ne nişan ne de kına olucak sadece bir nikah"
Haşim karşısında durmuş ona karşı çıkmaya çalışan hadsiz torununa bakıyordu nasıl olurda bir Haşimoğlu düğünsüz sade bir nikahla evlenirdiki?
Haşim kızgın bir sesle"Sen bizim itibarımızı hiç düşünmüyorsun."
"Ne itibarından bahsediyordun sen dede?"Leyla kendini göstererek"Siz benim hayatımı mahvettiniz."
Haşim sinirden köpürüyordu.nasıl olur da torunu ona koskaca Haşmet ağanın sözünü karşı geliyordu.
" Kızım ben senin hayatını kurtardım.Evleneceğin aile bizden sonraki en zengin ve saygın aile."
Leyla,dedesine acıyan gözlerle bakmıştı.Para önemliydi Leyla bunun farkıydaydı ama evlenmek için paranın yanında aşk ve sevgi de olmalıydı.
"Dede şimdiye kadar neyi düzeltin?"Leyla etrafını göstrerek"Bu evde yıllardır herkes kendi dünyasında acı çekiyor."
Serhan,kardeşinin dediği her lafa katılıyordu.Küçükken,annesinin haç kere ağlayarak yatağa girdiğine şahit olmuştu.Babası ise Leyla'nın doğumuna kadar eve ayda yılda 1 kere uğruyordu.Serhan 6 yaşına kadar dedesini babası olarak biliyordu.
"Leyla"diye araya girmek istedi Serhan ama dedesi keskin ve net sesiyle Serhan'ı durdurdu.
"Bırak Serhan,Leyla Hanım ne şikayeti varsa dile getirsin."
Serhan da dedesinin ne mal olduğunu biliyordu ama sonuçta bu yaşına kadar ona dedesi babalık yapmıştı onun böyle üstüne gidilmesine izin veremezdi.
"Olmaz dede"Serhan karşısında duran babasının gözlerinin içine bakarak"Bunca yıl bize babalık dede senin böyle üstüne gelinmesine müsaade etmem."
Leyla'yı neden kimse anlamak istemiyordu?Kalbinde başka bir adam varken nasıl başka bir adama davullu zurnalı varabilirdi.
"Abi"dedi çaresiz bir sesle Leyla.
Abisi ise gözlerini kaçırdı Leyla'dan.Ne zaman Leyla'nın gözlerine baksa vicdanı onu bir iple boğuyordu sanki.
"Dedem haklı yarın bu evde kına gecesi yapılacak.Hazırlıklar başlasın."
Serhan odadan çıkarmaz içindeki yangının sönmesi için kendini dışarıya attı ama içindeki yangın sönmek yerine daha da artıyordu.
Haşmet gururlu bir ifadeyle torunun yanına geldi.Elini Serkan'ın omzuna atarak"Arslan torunum benim şu koskaca konakta beni anlayan tek kişi sensin."
Serhan ise dedesinin elinden kurtuldu.Öfke dolu gözlerle dedesine baktı.
"Bu senin bana yaptığın babalığı ödemek için son kabullenişti.Bundan sonra kardeşlerim ve benim hakkkında karar veremeyeceksin."
Dedesinin yüzündeki o gururlu ifadeye yerini hayalkırıklığı ve öfkeye bırakmıştı.
"Sende aynı baban ve kardeşlerin gibi nankörsün."
Serhan hayatında ilk defa babasına benzemekten rahatsız olmamış aksine mutlu bile olmuştu.
"Ne yapayım dedecim huyumuz kurusun.Hepimiz babamıza çekmişiz."
Serhan doğru ilerken dedesinin arkasından"Saygısız"diye bağırdığını duydu omuzlarına bağlı olan zincirlerden bir tanesinin kırılmasıyla içindeki yangın biraz daha sönmüştü.
"Bakıyorum da dedenden övgünü aldın."
Serhan her zaman yaptığı gibi babasını görmezden gelerek odasına doğru yürümeye başladı.Ayhan ise öfkeli bir şekilde oğlunun kolunu tuttu.
"Sana bir şey söylediğim zaman cevap vereceksin."
Serhan ise öfkeli gözlerle babasına bakıyordu.Annesinin hatırı olmasa bu adama bir dakika bile katlanmaz kapıyı çekip giderdi.
"Utanmadın mı?Kardeşin bu kadar acı çekerken sen nasıl dedenin tarafını tutarsın."
Serhan öfkeli bir sesle"Senin yüzünden."diye bağırdı.
Ayhan duyduğu lafla bir an duraksadı.Ayhan alışmaya başlamıştı bu suçlamalara Serhan ne zaman kötü bir şey olsa Ayhan'ı suçlardı.
"Yine ne yapmışım ben?"
"Ben ateşlendiğim zaman lk karnemi aldığımda ilk dayak yediğimde sen yoktun baba dedem vardı.Ben bugün dedemin üzerimdeki babalık hakkı için kız kardeşimin kalbini kırdım."Serhan öfkeden yumruklarını sıkıca sıktı.
Ayhan kendini savunmak için bahaneler bulmak istedi ama hiçbiri vicdanının sızlamasını engelleyemedi.
"Benim çalışıyordum.Para kazanmak hiç kolay değil."
Babası çocuk kandırmaya çalışıyormuş gibi konuşuyordu ama babasının unuttuğu bir şey vardı Serhan çocukluk yaşını uzun zaman önce geçmişti.
"Abim de çalışıyor baba ama bir gün bile eve geç gelmedi aksine eve erken gelebilmek için bazen öğle yemeklerini bile kaçırdı."
"Oğlum"
"Baba sen gerçeği söyle de hepimiz rahatlayalım."
"Ne gerçeğinden bahsediyorsun sen?"
Serkan'ın yüzünde insanın canını acıtan bir gülümseme belirdi o gülümseme ancak babasından sevgi görmemiş bir çocuğun yüzünde berilirdi.
"Sen bizi hiç sevmedin."
Leyla konuşmaktan yorulmuştu her ağzını açışından sonra ailesi tarafından kolu ve kanatı kırılıyordu.Leyla yatağın ucunda duran kolyelelere sıkıca sarıldı.Gözyaşların akmasına izin vererek"Hala ne olur bana yardım et.Aklımı kaçırmak üzereyim."
Leyla kendini yatağa hapsetmişken kapısı çalındı.Leyla gözyaşlarını silerek ayağa kalktı.Ağlamktan çatallaşmış sesiyle"Gelin."
Gülseren Hanım elinde yemek tepsisiyle beraber içeri geldi.Yemek tepsisini Leyla'nın çalışma masasının üzerine bıraktıktan sonra Leyla'nın yanına oturdu.Gülseren anne şefkatiyle dolu sesiyle"Gel buraya"
Leyla tek kelime etmeden kendini annesinin kollarına bıraktı.Nihayet birazcık bile olsa sakinleştikten sonra annesinin kollarının arasından çıktı.
Leyla kalbini göstererek"Anne burası çok acıyor o kadar acıyor ki nefes bile alamıyorum."
Gülseren ne diyeceğini bilemiyordu.Kalpteki bu acı yıllar geçse bile geçmez aksine yara her gün tekrardan kanardı.
"Anne ne olur sana yalvarıyorum ne olur bana yardım et.Bu acıyı kalbimden al."
"Keşke kalbinden bu acıyı alabilsem emin ol senin yerine bu acıyı çekmeye gönüllü olurum.Bu dünyada bir annenin en büyük çaresizliği acı çeken evladına yardım edememek onun acısını alamamaktır."
Leyla"Anne"diyerek kendini tekrardan annesinin kollarına bıraktı.
Gülseren,Leyla'nın yastığının altından ucu çıkmış olan kolyeye bakıyordu.Leyla'nın bu kolyeyle eve geldiği günü unatamıyordu sevinçten yerinde duramıyor herkese gülücükler saçıyordu ama şimdi bu kolyeden kurtulması gerekiyordu.
"Leyla biliyorum Yavuz'u seviyorsun ama artık onun acısını içine gömmen lazım çünkü başkasının karısı olacaksın."
"Anne ben onu unutamam eğer onu unutursam ölmüşüm demektir."
"Ben sana onu unut demiyorum ki sadece sevgini kalbine gömmen lazım.Yoksa kocana ihanetlerin en büyüğünü yapmış olacaksın."
Leyla kocasının kim olduğunu bilmiyordu merakta etmiyordu kocası olacak adama duyduğu tek şey nefretti.
"Anne o adam benimle evlemeyi kabul ettiğinde benim duygularımı düşündü mü ki ben onun duygularını düşüneyim."
"Leyla,Boran'ı sen de tanırsın o küçüklüğünden beri sana karşı hep nazik ve düşünceli olmuştur."
Leyla,annesinin kolları arasından çıktı.Şaşkınlık dolu sesiyle"Benim evleneceğim adam Boran mı?"
Gülseren evet anlamında başını salladı.Sevgi'nin ağabeyi Boran olduğu için onunla evlenmesi uygun görülmüştü.
"Boran olamaz"Leyla hayır anlamında kafasını sallamaya başladı.Boran,Yavuz'un en yakın arkadaşıydı.Yavuz şu dünyada en sevdiği iki kişi tarafından ihanete uğrayacaktı.
Gülseren endişeli gözlerle kızını izliyordu.Leyla aklını kaybetmiş gibiydi.Gülseren kızını sakinleştirmek için sarılmak istedi ama Leyla,annesinin kollarını itti.
"Boran olamaz."Leyla yataktan kalkıp çalışma masasında ne bulduysa yere atmaya başladı.Ağzından ise tek bir kelime çıkıyordu.
"Boran olamaz."
Gülseren,kızının kollarından sıkıca tuttu.Kendine zarar vermesinden korkuyordu.Leyla ise annesinin ellerinden kurtulmaya çalışıyorken papağan gibi aynı kelimeyi tekrar ediyordu.
"Boran olamaz."
"Kızım neden Boran olamaz"
Leyla annesini duymuyor aksine transa geçmiş gibi "Boran olamaz"diye sayıklamaya devam ediyordu.Gülseren sakinleşmesi için ilk defa kızına el kaldırıp tokat attı.
Leyla yediği tokatın etkisiyle sayıklamayı kesmiş eli tokat atılan yanağına gitmişti.İlk defa annesinden tokat yiyordu.
"Şimdi söyle bana kızım Boran neden olmaz?"
"Boran,Yavuz'un en yakın arkadaşı."
Leyla'nın son söylediği laf o kadar canını yakmıştı ki masanın üzerinde ne varsa hepsini yere attı.Yere atılan tabakların camları odanın her tarafına dağılmış Leyla'nın ise kollarını kesmişti.
"Leyla kolun kanıyor"
Leyla kollarının kanamasına rağmen durmuyor akan eğer damlasında daha da hırçınlaşıyordu.Gülseren kızıyla baş edemeyeceğini anlayınca koşarak odadan dışarı çıktı merdivenlerin yanına giderek"Koşun Leyla'ya bir şeyler oldu"diye bağırmaya başladı.
Annesinin bağırtısıyla odadan çıkan Serhad endişeli bir sesle"Ne oldu anne Leyla'ya?"
Gülseren olayları anlatırken sesinin titremesine engel olamıyordu.
"Leyla...Leyla'nın kolları....kanıyor....ve Leyla......durmuyor."
Serhad,Leyla'nın odasına girdiğinde Leyla'nın kolundan damlayan kanın süslediği yeri gördü.Endişeli bir şekilde Leyla'nın kollarından tuttu.Leyla ise kendisini tutan kollardan kurtulmak için daha çırpanmaya başladı.
"Anne Kasım amcayı ara"
Haşim üst kattan gelen sesleri duydukça daha da sinirleniyordu.Kim bilir yine ne istediği olmamıştı da böyle şımarmıştı.Haşim üst kata çıkınca gelinin panik dolu sesini duydu.Leyla'ya bir şeyler oldu Kasım amca acilen gelmen lazım diyordu.İçerisinde kaynamakta olan siniri yerini endişeli bir hale bırakmıştı.Bastonuna tutunarak elinden geldiğince hızlı bir şekilde Leyla'nın odasına geldi ve Serhad ve Yasin kollarında bilinçsizce yatan bir Leyla gördü.
Leyla kollarındaki acıyla uyandı.Kollarına baktığında bandajlarla kaplı olduğunu gördü.Nasıl bu hale geldiğini hatırlamıyordu.Dün geceye dair hatırladığı tek şey annesine bu kalp acısından kurtulmak için yalvardığıydı.Sonra ne olmuştuki Leyla bu hale gelmişti.Ne olmuştu da kolları bu hale gelmişti?düşünmekten kafayı yemek üzereydi o sırada kafasında annesinin söylediği sözler yankılandı.
"Boran nazik bir çocuk ve küçüklükten beri sana değer verir"O an gerçekler balyoz gibi başına vurmuş Leyla'nın canını bir ateş gibi kavurmaya başlamıştı yeniden.
Yavuz'a bu kötülüğü yapamazdı.Yavuz,Boran'a her zaman güvenmiş hatta onu kardeşi yerine koymuştu ve şimdi sevgilisi kardeşim dediği adamla evleniyordu.Leyla yapılacak en doğru şeyin farkındaydı.Bir zamanlar halasının yaptığı gibi bu dünyadan ayrılma vakti gelmişti.
Leyla kollarını kımıldatmamaya çalışarak ayağa kalktı.Kapıyı açacağı an kollarına şiddetli bir ağrı girdi ama bu kalbi kalbinin ağrısının yanında hiçbir şeydi.Dedesinin önemli belgeleri ve Leyla'nın hayatına son verecek nimeti burada saklıyordu.Leyla kasanın şifresini tuşladı ve kasa açıldı.Leyla canını alacak olan nimeti alıp konaktan usulca ayrıldı.Ayakları onu gitmesi gereken yere götürüyordu.
Leyla mezarlığının en sonundaki mezarın yanına gitti.Mezarın yanına oturup mezartaşına sıkılca sarıldı
"Haklıydın hala biz Haşimoğlu kadınları aşık olmamalayız üzerimize bir lanet yapışmış kime aşık olduysak onun da hayatını kararttık."Leyla akmakta olan gözyaşlarını elinin tersiyle sildi.
"Ama ne yapabilirdim ki Yavuz'u görür görmez aşık oldum.Önce direnmek istedim ama Yavuz'un aşkı benim aklımı başımdan aldı be hala ben hayatımda hiç bu kadar güzel sevilmemiştim."
Yavuz,Leyla'nın dünaydaki cennet köşesiydi.Üzüldüğü zaman kızdığı zaman neşelendiği zaman Yavuz'un cennet bahçesi olan kalbinin gölgesine saklanırdı.
"Aşk'ın tatlı zehirinden tattıktan sonra Yavuz'a tamamen teslim oldum ama en çok canımı yakan şey"Bu kelimeleri söylemek bile Leyla'nın canının yakmasına sebeb oluyordu.Boran'la evleneceği duyduğu an konaktan kaçıp halasının mezarına sığınmıştı.
"Ben Boran'la evlenemem hala Yavuz'un canını daha fazla yakamam."
Leyla,halasının mezar taşına sıkıca sarıldı şimdiye kadar halasının intihar etmesiyle en kolay yolu seçtiğini düşünür,ailesini derin bir üzüntüye boğduğunu düşündüğü için bir kere bile mezara gelmemişti ama şimdi halasının en doğru kararı verdiğini biliyordu asıl güçlü olan halasıydı sevdiği erkeğii korumak için kendi canından vazgeçmişti ve şimdi sevdiğini korumak için Leyla'da canından vazgeçecekti.
Leyla yanında getirdiği tabancanın namlusunu şakağına dayadı.Ölüm soğuk nefesi içini ürpertmiş ve vücudunu ölümün soğukluğu kaplamıştı.
Leyla gözlerini kapatıp tabancayı ateşlemek istedi ama her gözünü kapattığında onu hayalkırıklığına ve derin üzüntüye uğratan ailesi geliyordu.Annesinin çaresizlik dolu bir sesle"Ben sensiz yaşamam kızım beni sensizliğe mahkum etme "diyen sesini duyuyordu.
Leyla derin bir nefes alıp gözlerini tekrar kapattı ama yine aynı sesi duydu ama bu sefer bu sese Yavuz'un annesinin ölüm yıl dönümünde söylediği sözler aklına geldi.
"Ne olursa olsun benden önce ölme tamam mı?"
Leyla üzgün bir sesle"Yavuz"
"Leylam zeytin gözlüm bana söz ver ki içimdeki bu seni kaybetme korkusu son bulsun."
"Söz veriyorum Yavuz'um ne olursa olsun yaşayacağım."
Leyla,Yavuz'a verdiği sözden dolayı bir anlık tereddüde düşse de Yavuz'un şu dünyada en güvendiği iki insanın ona ihanet etmesi daha kötüydü.Leyla son bir kez daha tabancayı sıkıca elleriyle kapadı ve şakaklarına dayadı.
"Leyla"ölümün sesi onu çağırıyordu ve gittikçe onu çağıran ses daha yakınına geliyordu ve Leyla ölümün sesine teslim olmadan önce"Affet beni Yavuz"diye fısıldadı ve silah ateş aldı.Silahın sesinden sonra ortalığı bir sessizlik kapladı.Ölüm'ün sessizliği bu kadar huzur verici miydi bu huzur için mi halası intihar etmişti?
Öfke dolu bir ses"Sen ne yaptığını zannediyorsun delirdin mi?"diye bağıyordu.
Leyla kimin ona bağırdığını kontrol etmek için gözlerini açtığında öfkeden kıpkırımızı olmuş suratıyla abisi ona bakıyordu.
Leyla hayalkırıklığıyla dolu olan sesiyle"Ben ölmedim mi?"
"Hayır,son anda tabancayı kendime çevirdim."
Leyla abisinin kanayan omzuna bakıyordu.Leyla öfke dolu bir sesle"Neden ölmeme izin vermedin?Neden?"diye bağırdı.
"Ben olmasaydım ölmüş olurdun ama sen bana teşekkür edeceğine bağırıp çağırıyorsun."
"Senden beni kurtarmanı kim istedi?Kim?"
Serhad,kardeşinin akıl sağlığından endişe duymaya başlamıştı sanki karşısında yıllardır tanıdığı kardeşi yerine bir ona öfkeli gözlerle bakan bir yabancı duruyordu.
"Leyla'm"
"Ben artık kimsenin Leyla'sı değilim ben artık Leyla değilim ki ben mecnununu kaybetmiş bir meczubum artık.Ha beni kurtarmışsınız ya da ölmeme izin vermişsiniz benim için farketmiyor ben bugün öldüm zaten."
Leyla içinde kalan lafları söyledikten sonra abisini arkasında bırakarak yürümeye başladı.Her adımında üşümesi artıyor bacakları donuyor ve yürümesini engelliyordu ama buna rağmen Leyla ölüme doğru ilerlemek ve mutlak sessizliğe hapsolmak istiyordu.
Bacakları ise Leyla'yı taşımıyor attığı her adımdan sonra dizi burkulup yere düşüyordu ama pes etmedi taki son düşüşüne kadar.Leyla bu sefer ayağa kalkmaya zorlamadı kendini ve mutlak sessizlik onu ele geçirmeden önce kendini kollarının arasına alan abisine"Çok üşüyorum abi."diyerek kendini mutlak sessizliğe teslim etti.
Yavuz uçaktan indiği andan beri kalbinde bir huzursuzluk vardı.Ne zaman kalbinde böyle bir huzursuzluk olsa Leyla'sı üzgün oluyordu.Cebinden telefonunu çıkardı ve Leyla'yı aradı ama uzun çalışlardan sonra telefon kapandı.Telefonunun açılmamasından dolayı morali bozulsa aklına cenazesi olduğu geliyordu ve vicdanı onu şımarıklıkla suçlayıp canını sıkıyordu.Telefonu ceketine geri koyup kendisini bekleyen taksiye bindi.
Taksici aksanlı bir almancayla" Willkommen in Deutschland"
"Wir waren nett.Bitte kontaktieren Sie das Crowne Plaza Düsseldorf Hotel"
Taksici'nin yüzünde özlem dolu bir gülümseme belirdi ve Yavuz'a dönerek"Türk müsünüz?"
Yavuz şaşkınlık dolu sesiyle"Nereden anladınız?"
"Aksanızdan"
Yavuz utangaç bir sesle"Çok mu belli oluyor?"
"Tecrübe diyelim bu arada benim adım Hamza"diyerek Yavuz'a elini uzattı ve Yavuz kendisine uzatılan eli sıkarak"Ben de Yavuz"dedi ve taksi Yavuz'un kalacağı otele doğru ilerlemeye başladı.
"Hava çok güzel değil mi Yavuz Bey?"
Eğer hava bu kadar güzelse Yavuz neden bu kadar karamsar ve hüzünlü hissediyordu.Leyla'nın yanından ne zaman ayrılsa o hüzünlü ve karamsar hava geri geliyordu.
"Ben neden bu kadar hüzünlü hissediyorum peki?"
Şoför'ün yüzünde şefkatli bir gülümsemeyle"Ben de karımla ilk evlendiğimde iş yüzünden onun ayrılsam o gün dünyanın en güzel günü bile olsa içimde bir karamsarlık bir hüzün olurdu."
"Kaç yıllık evlisiniz abi?"
Adam gururlu ve mutlu bir ifadeyle"Bu yıl 35.seneyi devireceğiz."
Yavuz,Leylasının ona hediye ettiği bilekliği sıkarak heyecanlı bir sesle"Biz de bu yıl evlenmeyi planlıyoruz."
"Sen bu kızı çok mu seviyorsun?"
Yavuz aşk dolu bir sesle"Çok aşığım be abi."
Şoför meraklı bir sesle"Çok mu güzel?"
"Güzel ama"
Şoför meraklı bir sesle"Aması ne?"
"Ben onun güzel yüzünü değil altın gibi olan kalbini sevdim."
14YILÖNCE
Yavuz cenaze evinin arkasındaki banka oturmuş gözyaşlarının dinmesini bekliyordu.Babasının onu ağlarken görmesini istemiyordu.Babası her zaman"Eğer ağlarsan insanlar senin zayıf olduğunu düşünür ve bu duygundan beslenirler"derdi.
Normalde babasının onla gurur duymasını istediği için hep yalnız ağlardı ama bugün gözyaşlarını durduramıyordu.Babasının hayalkırıklığına uğramış yüzünü görmek istemediği için evin arkasına saklanmıştı.
Yanına 10 yaşlarında siyah saçlı bir kız oturdu.Yavuz kıza meraklı gözlerle bakıyordu.Bu yeri Yavuzdan başka kimse bilmiyordu.
Kız şefkatli bir sesle cebinden çıkarttığı şekeri uzatarak"Ben ne zaman üzülsem şeker yerim.Sen de ister misin?"
Yavuz cenaze günü kendine şeker teklif eden hadsiz kıza öfkeli gözlerle bakıyordu.Kızgın bir sesle"İstemiyorum"
Kız o şefkatli sesiyle"Ama abim bana halamın cenazesinde bana bir sürü çikolata ve şeker almıştı."
Yavuz meraklı bir sesle"Neden şeker almış peki ya sana?"
"Çünkü içindeki acıyı ve hüznü anca şeker gibi tatlı şeyler alır demişti."
Yavuz meraklı bir sesle"Peki ya içindeki acıyı ve hüznü aldı mı?"
"Önceleri çok ağladım ve abim her ağladığımda bana şeker verdi.Bir süre sonra yediğim şekerler etkisini gösterdi ve ağlamam durdu."
Yavuz üzgün bir sesle"Peki sen benim hüznüm geçinceye kadar bana şeker verecek misin?"
Leyla şefkatli sesiyle"Tabii ki de."
O günden sonra Leyla'yla bahçenin arkasındaki bankta buluşmaya başladılar.Leyla her gün abilerinin ona aldığı şekerleri cebine saklayıp Yavuz'a getiriyordu.Bir gün annesi kızgın bir sesle"Yeter artık böyle şeker yemeye devam edersen dişlerin çürüyecek."O günden sonra Leyla'ya şeker alınması yasaklanmıştı ama Serhan abisi Leyla'nın gözyaşlarına dayanamamış annesinden gizli bir şekilde şeker almaya devam etmişti.
Şekerleri Leyla'ya verirken uyaran bir sesle"Az yiyeceğine söz veriyor musun?
Leyla sevinçli bir sesle"Söz veriyorum abicim"
Leyla şekerleri almak için elini uzattığı anda Serkan şekerleri geri çekti.Oyunbaz bir sesle"Eğer yanıma bir öpücük kondurursan veririm."
Leyla abisinin yanına kocaman bir öpücük kondararak"Arslan abicim"dedi.
Leyla şekerleri aldıktan sonra koşarak Yavuz'un yanına gitti.Yavuz ise hüzünlü bir ifadeyle Leyla'yı bekliyordu.
Leyla meraklı bir sesle"Neden üzgünsün Yavuz?"
"Babam beni İstanbul'a götürüyor.Bundan sonra orada yaşıyacakmışız."
Yavuz'un,İstanbul'a gideceğini öğrenen Leyla'nın kalbinde ince bir sızı belirdi.Oğuz abisi de sık sık İstanbul'a gidiyordu ama ona karşı hiç böyle hissetmemişti.
"Ne zaman gidiyorsunuz?"
"Yarın"
Leyla hüznünü belli etmemek için yüzüne bir gülümseme kondurararak"Eğer istersen seni yolcu etmeye gelebilirm."
Yavuz utangaç bir sesle"Peki sen beni özlemeyecek misin?"
Leyla içinden özleyeceğim o yüzden gitme diye bağırmak geliyordu ama yüzündeki gülümsemesini sürdürerek"Özleyeceğim ama bu babanla yaklaşman için harika bir fırsat."
Yavuz,Leyla'ya biraz daha yaklaşarak"Peki beni bekler misin?"
Leyla bakışlarını Yavuz'dan kaçırarak ayakkabılarına dikti.Yüzünün alev alev yandığını gizlemek istiyordu.
"Beklerim tabii ki."
Yavuz,Leyla'nın yanağına ufak ama Leyla'nın içini cayır cayır yakan bir öpücük bıraktı ve Leyla'nın kulağına doğru eğilip"Bu öpücüğü beni unutma diye bırakıyorum yanağına"diye fııldadı.
Leyla,Yavuz'un kalbinin sesini duymasından korktuğu için aceleyle ayağa kalktı ama elleri ve ayakları ise ona ihanet eder gibi heyecandan titriyordu.
"Be.....Benim eve gitmem lazım annemler bekler."
avuz,Leyla'nın yanından hiç gitmemesini istiyordu ama Leyla'nın utandığı için kıpkırmızı olan yanaklarını gördüğü için onu rahatsız etmek istemiyordu.
"Senden son kez bir şey isteyebilir miyim?"
Leyla utancından Yavuz'un yüzüne bakamıyordu onun yerine Yavuz'un ayaklarına bakarak cevap verdi.
"Tabii ki."
"Yarın beni yolcu etmeye gelme."
Leyla itiraz eden bir sesle"Yarın seni son kez göreceğim ne olur bunu elimden alma."
Yavuz baş ve işaret parmağıyla Leyla'nın çenesinden tutup havaya kaldırdı ve Leyla'nın insanı büyüleyen o zeytin gözlerinde takılı kaldı.
"Eğer yarın da senin bu zeytin gözlerini görürsem kimse beni hiçbir yere götüremez."Leyla'nın üzügün yüzünü gören Yavuz,Leyla'nın moralini düzeltmek için oyunbaz bir sesle"Hem Leyla hanım bir kere kalbimi çaldınız artık sen istesen bile ben bırakmam seni."
"Bırakma ben istesem bile bırakma.Çünkü "Leyla yaptığı itiraftan sonra yanaklarının alev aldığını hissediyordu.Kalbi ise her an duyduğu heyecan dolayı durabilirdi.
Yavuz,Leyla'nın cümlesini devam ettirmesine izin vermedi.Leyla'yı kollarının arasına alarak aşk dolu bir sesle"Biliyorum.Nasıl sen benim kalbimi çaldıysan ben de senin kalbini çaldım."
Şoför dinlediği hikayeden etkilenmiş bir şekilde Yavuz'a bakıyordu.Babacan bir sesle"Sakın bu altın kalpli kızı kaçırma"
Yavuz,Leyla'nın ona aldığı bilekliği iyice sıkıp aşk dolu bir sesle"Ben de öyle yapmayı planlıyorum."
Yavuz kalacağı otelin önüne gelince şoföre üsütünde kendi adı ve şirketinin adının basılı olduğu kartı uzatarak"Eğer olurda İstanbul'a gelirseniz beni bu numaradan arayın sevgilimle beraber size ve eşinize İstanbul'u gezdirmek isteriz."
"Memnuniyetle genç adam hem ben de seni kendine bu kadar aşık eden hanımefendiyle konuşmak isterim."
Yavuz arabadan inerken keyifle sohbet ettiği yanlış adamdan ayrılmanın verdiği buruklukla arabadan inip oteline doğru yürümeye başladı.
Otelin danışmasına doğru ilerken ona yaklaşan korumaları fark etti.Korumalardan biri Yavuz'un bavulunu eline alıp yürümeye başladı.
"Hey sen bana sormadan nasıl bavulumu alırsın?"
Korumalardan kısa boylu olanı otoriteyle dolu olan sesiyle"Sakin olun efendim size eşlik etmek üzere babanız tarafından tutulduk."Asansörlerin olduğu tarafı göstererek"Bu taraftan lütfen"dedi.
"Daha rezervasyonumu onaylatıp anahtarımı almadım."
"Biz sizin yerinize her şeyi hallettik buyrun odanıza çıkalım."
Yavuz'un etrafında bir şeyler dönüyordu ama Yavuz bunları bir türlü anlamdıramıyordu.Kısa olan korumaya yaklaşarak"Beni neden koruyorsunuz yoksa bir şey mi oldu?"
Kısa boylu koruma otorite dolu olan sesiyle"Babanız aradığı zaman öğrenirsiniz."diyerek konuyu kapattı.Yavuz kafasını kemiren binlerce soruyla kalacakları kata geldi.
Yavuz odaya gireceği sırada yanında gelen korumalardan biri yanına yaklaştı.Koruma sert bir sesle"Efendim telefonunu bize vermeniz gerekiyor."
Yavuz neden telefonunu vermesi gerektiğini anlamıyordu.Alt tarafı yarın şirketin ortaklarıyla görüşecekti.
"Hayır"deyip odasına doğru yürümeye başladı ama korumalardan daha iri cüsseli olanı kapının önüne geçip Yavuz'un odaya girmesine izin vermedi.
"Telefonunuzu verin"
Yavuz içinde yükselen öfkeye rağmen sesini sakin tutarak"Neden telefonumu istiyorsunuz?"
"Babanızın emri"
Yavuz bu sır dolu açıklamalardan sıkılmaya başlamıştı.Babası yine neler planlamıştı ki Yavuz'u İstanbul'dan,Almanya'ya göndermişti ama babasının bilmediği bir şey vardı artık babasının karşısında her şeyi kabul eden çocuk yoktu.
"Babamla konuşmadan telefonumu vermeyeceğim."
"Babanız birkaç günlüğüne iş yüzünden müsait olamayacakmış o yüzden arasanız bile açmaycağını kendisi müsait olunca size dönüş yapacak"Koruma sağ elinin avuç içini Yavuz'a uzatarak"Artık telefonunuzu alabilir miyim?"
Yavuz,korumanın sesinde ricadan çok tehdit sezdi.Diğer korumanın ise kendisine doğru geldiğini gördü.Telefonu vermekten başka bir şansı yoktu.
Yavuz,cep telefonunu cebinden çıkardı tam telefonu adamın elinin avuç içine koyacağı sırada geri çekti.
"Telefonu vermeden önce son kez Leyla'yı arabilir miyim?"
Adam o soğuk ve katı sesiyle"Hayır"
Boran öfkeli bir sesle"Ben de o zaman telefonumu vermiyorum."Babası dahil kimse Leyla'sıyla arasına giremezdi.
Telefonunu cebine koyacağı sırada kısa boylu olan koruma,Yavuz'un elinden telefonu çekti ve ceketinin ön cebine koydu.
Yavuz öfke dolu bir sesle"Sen ne yaptığını zannediyorsun telefonumu geri ver."
İri cüsseli olan koruma yine Yavuz'un önünü kesti.Odasının kapısına kartı okutup kapıyı açtı ve artık gizlemeden açık açık Yavuz'u tehdit eden bir sesle"Bakın Yavuz Bey zor kullanmak istemiyoruz odanıza geçin ve yarın ki toplantınıza kadar odanızda kalın."
"Peki ya odama geçmek istemiyorsam."
Korumalar,Yavuz'a doğru yaklaşmaya başladı.Korumaların sözcüsü olan iri cüsseli adam"Gerekirse zorla sizi odaya sokarız."
Koruma diğer korumalara sağ gözüyle bir bakış attı ve diğer korumalar Yavuz'un kollarından tuttu.
Yavuz öfke dolu bir sesle"Tamam bırakın beni içeriye geçiyorum"dedi ama diğer korumalar ne yapalım dercesine iri cüsseli olan korumaya bakıyordu.İri cüsseli koruma bırakın dercesine bir bakış ve attı ve korumalar, Yavuz'u serbest bıraktı.
Yavuz istemeye istemeye odadan içeriye girdi.İri cüsseli koruma kapıyı kapatmadan önce alay dolu bir sesle"Bizimle iş birliği yaptınız için teşekkürler "kapıyı kapatmadan önce alay dolu sesiyle"Ha unutmadan odadaki telefon kullanım dışı boşuna kimseyi aramakla uğraşmayın."
Yavuz kapının kapanma sesini duyduktan sonra öfkeden deliye dönmüş bir halde telefonun yanına gitti.Leyla'nın numarasını tuşlayıp telefon ahizesini kulağına götürdü ama telefondan ses gelmiyordu.
"Allah kahretsin"diyerek öfkeli bir şekilde telefonu havaya kaldırıp duvara attı.
Telefonu kırdıktan sonra öfkesi birazda olsa azalınca kendini yatağa bıraktı ve pantolon'un cebinden Leyla'nın fotoğrafını çıkardı.Öfke dolu sesiyle"Az kaldı sevgilim 1 ay sonra bizim görüşmemizi kimse yasaklayamayacak."
Boran,aynanın karşısına geçmiş son kez üstünü başını düzeltiyordu.Bugün Leyla'nın çeyizini almak Haşimoğlu konağına gidicekti ve nişanlısını görecekti.Nişanlı kelimesi bile yüzünde güllerin açmasına sebep oluyordu.Yıllardır aklının bir köşesinde bugünü hayal etmişti en ümütsiz olduğu anda Leyla'sına kavuşmuştu.Üzerine parfümünü de sıkıp odasından dışarıya çıktı.
Annesine,Leyla'nın konağına gideceğini haber vermek üzere salona gireceği sırada annesinin kızgın sesini duydu yine birine bağırıyordu.
"Ne demek direk düğün yapalım?Geleneğimiz,göreneğimiz ne olacak?"
Annesinin azabına uğrayan kadının korkudan sesi titreyerek konuşmaya çalışıyordu.Boran en çok konakta çalışan insanlara üzülüyordu annesi ne zaman birine kızsa sinirini evdeki çalışanlardan çıkarıyordu.Bir keresinde annesine neden böyle yaptığını sorduğunda annesi her zaman ki gibi otorite dolu sesiyle"Unutma sen Şahkıransın ve bu evde çalışan herkesten daha üstünsün buna göre davran"diye uyarmıştı Boran'ı.
"Leyla Hanım"
Boran,Leyla'nın ismini duyunca kalbinin hızlanmasına engel olamamıştı.Bu nasıl bir isimdiki duymasıyla bile Boran'ın kalbini hızlandırıyordu.
"Leyla Hanım ateşler içerisinde yatıyormuş doktorlar iyileşmesinin uzun süreceğini söylemişler malum Yasin Bey'in de Ankaradaki okulu devam ettiği için Leyla Hanım iyileşir iyileşmez Yasin Bey,Sevgi Hanım'ı da alıp Ankara'ya geri dönecekmiş."
Leyla'nın hasta olması bile Boran'ın canını yakmaya yetiyordu tam Leylasına kavuşmak üzereyken bu hastalık nereden çıkmıştı.
Annesi soğuk ve otorite dolu sesiyle"Karşımda kıvranıp durma ne duyduysan anlat."
"Hanımım sokaktaki kadınlardan duyduğuma göre Leyla Hanım bu evliliği istemiyormuş hatta sırf evlenmemek için evden kaçtığını söyleyeyenler bile var."
Boran yumruklarını sıkmış kapının önünde bekliyordu.Bütün hayalleri bir ayna gibi tuzla buz olmuştu.Leyla'nın kalbi hala Yavuzdaydı nasıl bir aşktı ki bu yıllar geçse bile azalmıyor aksine kuvvetleniyordu.
Boran,Leyla'nın ayaklarına kapanarak"Neden beni sevmiyorsun?"diye sormak istiyordu.Leyla ve Boran çocukluktan beri birbirleni tanıyorlardı hatta Boran,Leyla'yı Yavuzdan önce görüp aşık olmuştu ama Leyla onu yıllardır onu sadece arkadaş gözüyle bakmış Boran ona ne zaman adım atsa Leyla bu adımları görmemiş yada görmek istememişti.
Yavuz'u ise her zaman en yakın arkadaşı ve abisi olarak görmüştü taki Leyla'yla sevgili olduğunu söylediği güne kadar.O günden sonra Yavuzdan kaçmaya çalışıyordu çünkü içinde Yavuz'a karşı hiç bitmeyen bir öfke ve küskünlük vardı.Bu küskünlüğün en büyük sebebi ise Yavuz'un,Boran'ın Leyla'ya karşı olan duygularını görmezden gelmesiydi oysa en yakın arkadaşı olarak Boran'ın anlaması gerekiyordu.
Annesi herksi korkutan öfke dolu sesiyle"Leyla hakkında doğru konuşun yakında o da bir Şahkıran olacak"
Annesi doğru söylüyordu Leyla yakında bir Şahkıran olarak konağa gelin gelecekti ve Yavuz'u unutup Boran'a aşık olacaktı sadece dişini sıkıp birkaç gün sabretmesi gerekiyordu ama her ne kadar kendini böyle kandırmak istese de kalbi ona Leyla'nın asla onu sevmeyeceğini fısıldıyordu.Elinde olsa ona gerçekleri fısıldayan aptal kalbini yerinden sökerdi hatta kalbiyle de yetinmez ona gerçekliği fısıldayan her türlü organından vazgeçerdi.
Odadakilerin kapıya doğru yaklaştıklarını fark eden Boran odadaki insanların ona acı dolu bakışlarından kaçmak için sabah binbir ümitle çıktığı odadan hayalkırıklığı ve rededilmenin verdiği acıyla geri döndü.
Yasin odasında hapishanedeki bir mahkum gibi volta atıyordu.Ablasına ne olduğunu merak ediyordu ama odasından çıkmaya cesareti yoktu.Bir zamanlar onu canından çok seven ailesinin şimdi ona düşmanca olan bakışlarından korkuyordu.
Yasin masanın üzerine duran Sevginin fotoğrafını eline aldı.Sevgi dolu sesiyle"Bunların hepsine senin için katlanıyorum.Senin için ailemi bile karşıma aldım."
"Peki o bütün bunlara değiyor mu?"
Yasin alay dolu sesiyle"Sen de mi beni aşağılamaya hakaret etmeye geldin ama geç kaldın abim lerim babam benim canımı yaktılar.Yani senin söyleceğin hiçbir şey beni yaralayamaz veya incetemez."
Nazım pencerenin kenarındaki taşa oturdu ve bakışlarını Yasin'e çevirdi.Yasin her zaman Nazım'ın bakışlarından korkardı çünkü Nazım insanları bir açık kitap gibi okur insanı çırılçıplak hissetirirdi.
"Peki aileni sana bir anne şefkatiyle yaklaşan seni her zaman koruyan abilerinden daha kıymetli olan bu kız bütün bu yaşananlara değecek mi?"
Nazım yine Yasin'e en derinlerde kendine bile sormaktan korktuğu soruyu soruyordu.Yasin bu sorunun cevabını bilmiyordu ama öyle olmasını umut ediyordu.
"Bizim aşkımız bütün bunlara değecek değmeli."
Nazım bakışlarını Yasinden çekip her şeyden habersiz bahçede oyun oynayan kızlarına ve onlara hiçbir şey belli etmemek için gülümseyen karısına kaydı.
"Unutma bizi bu dünyada en çok hayalkırıklığına uğratan kişiler bu dünyada en sevdiğimiz insanlardır."
"Peki ablam seni hayalkırıklığına uğrattı mı?"
Nazım oturduğu pencereden kalkıp Yasin'in yanına geldi elini omzuna atıp kısık bir sesle"Her aşık bir gün mutluka sevdiği tarafından hayalkırıklığına uğratılır sakın bunu unutma."
Nazım arkasında en büyük korkularıyla yüzleşmekte olan bir Yasin bırakarak odadan dışarı çıktı.Yasin,Sevgi'nin fotoğrafını eline aldı.
"Biz farklıyız enişte biz birbirimizi asla hayalkırıklığına uğratmayacağız."
Yavuz,mezarın taşına sıkıca sarılmış bir şekilde gözyaşlarını akıtıyordu.Yavuz'un hemen yanı başında annesi duruyordu.Leyla'nın bebek giydiği ayakkabılara sıkıca sarılmıştı.
Leyla yanlarına yaklaştıkça Yavuz'un öfke dolu sesiyle"Neden beni bu acıyı yaşattın?"diye mırıldanmalarını işitti.Leyla,Yavuz'u teselli etmek için sarılmak istedi ama kolları Yavuz'un içinden geçiyordu.Leyla,Yavuz'a sarılamayınca "Ben burdayım"diye bağırdı ama ne annesi ne de Yavuz Leyla'nın olduğu tarafa bakıyorlardı.
Leyla bağırmanın da işe yaramadığını fark ettiği zaman endişeli bir halde annesinin yanına gitti ve annesinin önünde durdu ama annesi hala Leyla'nın ayakkabılarını okşuyor ve Yavuz gibi"Buna bana nasıl yaptın?"diye mırıldanıyordu.Leyla annesini kollarından tutarak salladı ve kendi fark ettiremenin verdiği umutsuzlukla"Ben burdayım"diye bağırdı ama annesi onu duymadı ve Leyla'nın içinden geçerek Yavuz'un yanına gitti.
Gülseren elini Yavuz'un omzuna koyarak şefkat dolu bir sesle"Hadi oğlum gitme vaktimiz geldi."
Yavuz ise mezar taşına daha sıkı sarılarak"Hayır,onu yalnız bırakamam bugün burada ilk gecesi hem bilirsiz o ilk defa kaldığı yerlerde rahat edemeyip huzursuz olur benim gece burada olmam lazım."
Gülseren anne şefkati dolu olan sesiyle"Bundan sonra artık o hiç üşümeyecek rahatsız da olmayacak merak etme.Hem söz yarın tekrar geliriz."
Yavuz direnmenin boşa olduğunu biliyordu sevdiğini bir kere toprağa vermişti artık bunun geri dönüşü yoktu.
"Neden böyle bir şey yaptı bana söz vermişti benim için yaşayacaktı."
Gülseren şefkat dolu sesiyle"O tazecik bir çiçekti ve biz onu sevdiğini söyleyenler onu toprağından sökmek istedik oysa çiçek toprağından başka bir yerde yaşayamazdı."
Yavuz hayalkırıklığıyla dolu olan sesiyle"Ama benim için yaşamalıydı ama o bana verdiği sözü yerine getirmedi beni bu dünyada tek başıma bıraktı."
"Bazen kendimizden öyle bir vazgeçeriz en sevdiklerimiz bile bizi bu dünyada tutamaz."
Gülseren ,Yavuz'a bir annenin verebileceği olan şefkatiyle ona sarıldı.Yavuz gördüğü şefkat karşısında gözyaşlarını tutamadı ve inci tanelerini serbest bıraktı ve Yavuz'un ağlaması bitene kadar Gülseren,Yavuz'un sırtını okşadı.
"Hadi gidelim artık yarın söz tekrar geliriz."
"Size söz veriyorum onu asla yalnız bırakmayacağım.Belki ben o gün gitmeseydim o hala yaşıyor olurdu ama ben bir korkak gibi babamın emrinden çıkamadım."
"Senin hiçbir suçun yok oğlum asıl suçlu bizleriz ve yapacağımız tek şey bizi affetmesi için Allah'a dua edeceğiz."
"Benim için dua edin.Belki o zaman kalbim huzur bulur."
"Tabiiki de"
Gülseren ayağa kalktı ve kalkması için Yavuz'a elini uzattı,Yavuz kendisine uzatılan eli sıkıca tuttu ve ayağa kalktı.Gülseren,Yavuz'un koluna girdi ve ikisi de Leyla'yı yalnız bırakıp ufka doğru yürümeye başladılar.
Leyla,annesini ve sevdiği adamı üzen bu mezarın sahibine kızgındı.O kim oluyorduki şu dünyadaki en masum iki insanın canını yakıyordu.Leyla mezar taşının üstündeki isme baktığında gözlerindeki öfke yerini şaşkınlığa bıraktı.
Mezarında üstünde Leyla Haşimoğlu yazıyordu ama bu imkansızdı Leyla yaşıyordu.Leyla yaşadığını kanıtlamak için derin bir nefes aldı.Evet,mutluka bir yanlış anlama vardı Leyla yaşıyor ve bir ölünün yapımayacağı şeyleri yapıyordu.
"Ben yaşıyorum"diye bağırdı ama çevresindeki sessizlik dağılmadı aksine Leyla'yı o sessizlik kuyusuna çekmeye başladı.Leyla sessizlik kuyusundan kurtulmak için son kez yüksek sesle bağırdı"Ben yaşıyorum."
Leyla gözlerini açtığında odasında yatakta yatıyordu ve annesi Leyla'nın yanı başında bir sandalyede uyukluyordu.Leyla,annesini çağırmak istedi ama kuruyan boğazı buna izin vermedi.Su içmek için ayağa kalkmak istediğinde bacaklarının uyuşmuş olduğunu fark etti.Kaç gündür uyuyordu ki bacakları uyumuştu.Yatağın başına tutunarak ayağa kalktığında dolabın kulbuna asılmış gelinliği fark etti.
Leyla kötü bir kabustan daha kötü bir kabusa uyanmıştı.Dantelli gelinliği onun kefeniydi.Leyla ölmeden dünyanın en güzel kefenini giyinecekti.
Merdivenler aşağı inerken herkesin odasına çekildiğini fark etti.Hoş evin içinde dolaşsalar bile Leyla için bir şey değişmeyecekti çünkü bir zamanlar canından çok sevdiği görmek için can attığı ailesi Leyla için görünmez olmuştu.
Leyla mutfağın ışığını yaktığında mutfağın tezgahında duran bıçağı gördü.Eğer şuan kendini öldürürse kimse fark etmezdi.Leyla,mutfağın tezgahında duran bıçağı eline aldı ve bileğinin üstünde durdu.Onu uyandıran kabusu aklından çıkmıyordu.Yavuz'a ve annesine bu kötülüğü yapabilir miydi?Peki ya sevmediği bir adamla bir ömür geçirebilir miydi?
Annesi ve Yavuz,Leyla'nın yokluğuna alışacaktı ama Leyla sevmediği bir adamla bir ömür geçiremezdi.Leyla gözlerini kapatıp bıçağı tekrar bileğinin üstünde durdu tam bıçağı indirecekken Yavuz'un ve annesinin"bize bu acıyı yaşatma" diyen sesini duydu ve bıçak elinden kayıp mermer olan yere düştü.Leyla ise yere düşen bıçağa bakıyordu.Ne olursa olsun annesi ve Yavuz için yaşamalıydı.Suyunu alıp odasına geri dönecekken merdeivenlerden aşağı endişeli bir şekilde inen annesini gördü.
Gülseren endişe dolu sesiyle"Leyla senin aşağıda ne işin var?"
Leyla elindeki su dolu bardağı göstererek"Yatakmaktan boğazım kurumuşta su almak için mutfağa indim şimdi de odama dönecektim."
"Benden isteseydin ben getiririrdim.Sen hastalıktan yeni kalktın yorma kendini."
"Anne sen uyuyordun hem bir su bile alamayacak mıyım?Merak etmeyin o kıymetli düğününüz olacak ve ben kefeni giymiş olarak orada hazır bulunacağım."
Gülseren'in sesindeki endişe yerini hüzüne brakmıştı şu dünyada kaybetmekten en çok korktuğu evladını ateş çukurlarına atıyorlardı ve Gülseren sesini dahi çıkartamıyordu.
"Emin ol elimde olsa seni alıp buralardan giderdim ama ben de ne onu yapacak güç var ne de cesaret."
Leyla cesaretsiz ve güçsüz olduğu için annesini suçlamak onun canını yakmak istiyordu ama biliyorduki o da en az Leyla kadar kurbandı bu kader denilen oyunda.Annesi 5 erkek çokuktan sonra doğan tek kız çocuğuydu ama annesi onu erkek kardeşlerine bakmasına yardım etsin diye okuldan almış babası ise 17'sine basar basmaz Haşimoğullarıyla akraba olabilemek için anneme fikrini bile sormadan onu sevmeyen bir adamla evlendirmişti.Şimdi Leyla bu kader denilen oyun yüzünden yeterince acı çekmiş kadının nasıl canını yakabilirdiki?
"Biliyorum anne ama merak etme seni de kendimi de kader denilen oyundan kurtaracak kadar cesarette güçte var bende."
"Birinci roundu o kazandı ve sevdiğim adamı elimden aldı ama daha oyun yeni başlıyor ve bu sefer kimse hayallerimi elimden alamayacak."
Selam kitabımı nasıl buluyorsunuz?İnşaAllah beğenirsiniz.