Leyla o günden sonra hiçbir şeye karşı çıkmadı bu ise ailesini daha da endişelenmiştirti tekrardan kendine zarar vermesinden korkuyorlardı.Serhad birkaç kez kız kardeşiyle konuşmaya çalışmıştı ama kardeşi donuk bir ifadeyle kafasını sallıyor konuşma bitince hiçbir şey demeden odasına çekiliyordu.
Bir gün Serhad bu insanı kahreden sessizliğe daha fazla katlanamadı konuşmak için Leyla'nın odasına çıktı.Odadan içeri girdiğinde Leyla ellerinin arasına aldığı kolyeyle beraber yatakta uzanıyordu.Serhad yatağın ucuna oturdu ve Leyla'nın saçlarını okşamaya başladı ama Leyla bunu fark etmemiş gibi karşındaki duvara bakmaya devam ediyordu.
"Eskiden senin saçlarını okşamaya başladığım zaman uykun gelir kedi gibi mırıldanmaya başlardın."
Leyla'nın cevap vermesi için sustu ama Leyla susup duvarı izlemeye devam ediyordu.Bilmiyorduki Leyla'nın eskisi gibi canı yandığı zaman abisinin kolları arasına girip acısını geçirmesini beklediğini.
"Leyla ne olur bizi senin sessizliğinle cezalandırma sen bu evin bülbülüsün sen şakıyacaksın ki bizim ev canlansın hayat bulsun."
"Abi"dedi Leyla cılız bir sesle"Ben konuşsam ne olacak konuşmasam ne olacak siz zaten benim adıma karar verdiniz."
Abisi itiraz dolu bir sesle"Leyla"
"Abi lütfen uykum geldi uyucam çıkarken kapıyı kapatır mısın?"
"Tamam kardeşim sen ne dersen öyle olsun"Kardeşinin saçını son kez okşayıp odadan çıktı.
ŞanlıUrfa günlerce süren düğün eğlenceleriyle meşhurdu ama bu düğün farklıydı.Kimse içinden eğlenmek gelmiyor aksine herkes bir aksilik çıkmasın diye diken üstündeydiler herhangibi bir hata düğünü cenaze törenine dönüşterebilirdi.Karılarına ve çocuklarına sevgisini gösteremeyen babalar bile can korkusunun ve onları bir daha göremeyeceklerine dair korkuları onları ailelerine daha da çok yaklaştırmış ailelerinin yanından bir dakika bile ayrılmak istememelerine neden olmuştu.
Nihayet herkesin korku ve sevinçle beklediği düğün günü gelmişti herkes elinde olan en güzel elbiseyi giyip Haşimoğlu ve Şahkıran konaklarına doğru yola çıkmışlardı.
Sevgi gelinliğiyle beraber yatağın üstüne oturmuş düğün alayının gelmesini bekliyordu.Bugün bu sevgisizlik yumağı olan konaktan sonsuza kadar kurtulacaktı.Bir zamanlar derin bir sevgiyle bağlı olduğu evinden kurtulmak için saat sayması ne kadar acı vericiydi.
Sevgi,Yasin'e aşık mıydı bilmiyordu tek bildiği Yasin'in bu evden kurtulmak için tek şansıydı.Yasin'e hiçbir zaman büyük bir tutkuyla bağlı olmamıştı.18 yaşına bastığı gün Yasin karşısına dikilip ona aşık olduğunu söylemişti.Sevgi o zaman Yasin'i redetmişti taki abisini kaybedip annesinin dünyayla bağlantısını kesip bu konağı sevgisizlik yumağı haline getirene kadar.
Yasin'i 2 yıl sonra düğünde görmüştü.Ankarada tıp okuduğunu işitmişti yengesinden.Sevgi'nin aklına ilk gelen fikir bencilce olsa da Yasin'in kendisine olan sevgisini kullanıp buraları tamamen terk edip yeni bir şehirde tekrar başlamaktı.
Sevgi ilk iş olarak yakın bir arkadaşıyla haber göndermişti Yasin'e hala bana olan duyguları geçerliyse duygularını kabul ediyorum diye.Yasin bu haberi alır almaz hemen haber gönderip duygularının geçmediğini aksine geçen 2 yıl boyunca duygularının daha da kuvvetlendiğini söylemişti.
O günden sonra telefonla konuşarak ya da Yasin,ŞanlıUrfa'ya geldiğinde gizli saklı buluşuyorlardı.Evlenmek için Yasin'in okulunun bitmesini bekliyorlardı.Okul bitince ilk iş Yasin ve ailesi,Sevgi'yi istemeye gelicekti taki annesi ondan Ahmedlerin oğlu Fatih'le evlenmesini isteyene kadar.Sevgi biliyorduki Fatihle evlenirse hayatı boyunca ŞanlıUrfa'dan kurtulamayacaktı o zaman kararını vermişti ya Fatihle evlenip burada kalacaktı ya da ölümü dahi göze alıp Yasin'le buralardan gidecekti ve Sevgi ikincisini tercih etmişti verdiği karardan pişman değildi ama onu üzen tek şey abisi ve Leyla'nın yapacak olduğu sevgisiz evlilikti.
Sevgi düşüncelerine dalmışken kapıya vuruldu.Sevgi gözünde birikmiş olan yavaşça silip yerine abisi öldüğünden beri taktığı sert ifadeyi yerleştirdi.
"Girin"
Arslan Bey heybetli cüssesi ve üzerine tam oturan siyah takım elbisesiyle kapının girişinde kararsız bir şekilde dikiliyordu.Burada ne aradığını bilmiyordu.3 yıldır kızıyla neredeyse hiç konuşmamış Sevgi ona yaklaşıp konuşmak isteğinde ise kaçmıştı şimdi ise Arslan Bey kızıyla konuşmak istiyordu ama Sevgi kaçıyordu.
Arslan Bey adamlarını tereddütlü bir şekilde atıyordu.Kızının yanına oturmak istedi ama kızının ona nefret dolu bakışlar atmasından korktuğu için yatağın başına oturdu.Arslan eskiden bu odaya gelse Sevgi'si koşarak kucağına geliyordu ve bütün gün neler yaptığını şakıyordu ve Arslan şakıyan güzel kuşunu susturmuştu.Arslan Bey odada büyüyen sessizliği bozmak amacıyla aklına ilk gelen düşünceyi söyledi.
"Çok...Çok güzel olmuşsun."
Sevgi kaşlarını dikerek baktı.Bunun üzerine Arslan Bey kekeleyerek "Yani...demek istediğim her....her zaman güzelsin ama bugün daha güzel olmuşsun."
Leyla kuru bir sesle"Teşekkür ederim"dedikten sonra ortalağı yine bir sessizlik kapladı.
"Keşke Yasin'i sevdiğini bana söylesiydin o zaman sana küçükken anlattığın gibi bir düğün yapardık hani anlatırdın ya padişahın kızına yapildığı gibi bana 40 gün 40 gece düğün istiyorum diye en azından 40 gün 40 gece olmasa bile 1 hafta süren düğün yapardım."
Leyla öfkeli ve alaycı bir gülümsemeyle"Kime anlatıcaktım sana mı baba en son ne zaman benimle konuştun benimle?en son ne zaman başımı okşadın baba?ya da beni eve getirdikten sonra bir kere bile yanıma gelip kızım neden Yasin'le kaçtın diye sormadın."
"Neden kızım neden Yasin'le kaçtın?"
"Ben bu konaktan kaçtım.Beni hapsettiğiniz sessizlik ve yalnızlıktan kaçtım.Bana biçtiğiniz kaderden kaçtım."
Arslan Bey kızının nefret kokan sözcüklerine cevap vermedi aksine sustu kızına bıraktı sözü.Adını Sevgi koyup onu nasıl sevgisiz bıraktığını dinlemek ve af dilemek için.
"Abim öldüğü zaman sen de annem de vazgeçtiniz benden oysa unuttuğunuz bir şey vardı beni canından çok seven abimi kaybetmiştim ama acıma rağmen sizin üzüntünüzü hafifletmek yaralı olan kalbine merhem olmak istedim ama siz beni karanlığa attınız.Hatırlar mısın baba,abimi kaybettiğimiz yıl ben ünirvesite sınavına girecektim ama beni tamamen unutmuştunuz ona rağmen tek başıma gitmek istediğim zaman"Sevgi elini yanağına koyarak babasına baktı"Annemden ilk tokatımı yemiştim beni abimin yasını tutmamakla suçlayıp odama kilitlemişti ona rağmen ona kızmadım zamanla acısı geçer dedim ama geçmedi ama ben ona hiç kızmadım taki beni Fatih'le evlendirmek isteyene kadar o zaman anneme o kadar kızdım ki onun canını yakmak istedim.Yasin'le kaçarken aklımdaki tek düşünce acaba ben ölürsem annem ve babam üzülür mü?yoksa her zaman yaptıkları gibi görmezden mi gelirler diye ve en çok canımı yakan ne biliyor musun baba?
Arslan Bey kafasını hayır anlamında salladı.
"Sizin ölümümü umarsamayacağınız düşüncesinin aklıma gelmesi düşüncesi beni öyle yaktı öyle kavurdu ki o an ölmek istedim."
Arslan Bey her zaman iyi bir baba olduğunu düşünürdü ve bunun hakkında övünürdü oysa Arslan dünyanın en kötü babası olmuştu kızına.Ona yaşattığı duygulardan habersiz kendi acısına odaklanmıştı.
"Bana neden söylemedin kızım?Ben seni istemediğin biriyle evlendirmezdim ben sana istemediğin hiçbir şeyi yaptırmazdım."
"Evet,baba abim ölmeden önce bana istemediğim hiçbir şeyi yaptırmazdın ama çok değiştin baba .Üniversiteye ne kadar gitmek istediğimi bildiğin halde annemin yaptıklarına ses çıkarmadın çünkü senin de kolayına geliyordu.Böylece kendi sorunlarınla ilgilenmek için daha çok zamanın oluyordu.
Arslan Bey kızının yanına kaydı ellerini ellerinin içine aldı.Yıllardır bakmaktan kaçtığı kahverengi gözlere baktı ama çok geç kalmıştı bu gözler artık Arslan Bey'e sevgi ile bakmıyordu.
"Biliyorum bunları söylemek için geç kaldım ama affet beni."
Sevgi ellerini babasının elleri arasından çekti ve annesine benzeyen soğuk ve insanı ürperten sesiyle"Dediğin gibi çok geç kaldın baba"
"Sana okuduğum masallarda padişah bir hata yapıp pişman olduğunda prenses babasını affediyordu ve sonsuza kadar mutlu yaşıyorlardı.
Sevgi yine soğuk ve insanı ürperten sesiyle"Baba ben masalları inanmayı uzun zaman önce bıraktım baba"
"Sevgi"
Sevgi babasının insanı cezbeden sözlerini daha fazla duymak istemedi eğer babasını daha fazla dinlerse aklına ve kalbine inat babasını affederdi ama babasını affetmek istemiyordu çünkü eğer babasını affederse bu sefer gururunu da kaybedecekti.
"Baba izin verirsen hazırlanmak istiyorum yakında Yasinler burada olur."
Arslan kızının daha fazla onunla konuşmak istemediğini anladı ama odadan çıkmadan önce kızına içinde kaln bir şeyi söylemek istedi.
"Senin ölmene asla izin vermezdim çünkü sen benim Sevgimsin biricik kızımsın eğer sana bir şey olsaydı annende ben de üzüntüden delirirdik."
Arslan odadan çıktıktan sonra Sevgi gözyaşlarını serberst bıraktı ve yaralı küçük bir kız çocuğu gibi"Ben seni affettim baba.Prenses,Padişahını afetti."
Arslan gözyaşları içinde kapıyı açtı ve kızına sakıca sarılıp onun o gül kokan kokusunu içine çekti ve kulağına"Bundan sonra Padişah biricik Prensesini asla yalnız bırakmayacak."
"Bırakma baba eğer Prensesi tekrar bırakırsan prenses bu sefer tamamen yıkılır ve bir daha toparlanamaz."
"Söz Prenses eğer Padişah seni korumuyorsa bil ki Padişah bu dünyadan göçmüştür."
Leyla konağı terk etmeden önce son kez Yavuz'un kolyesine sarıldı.Yavuz ona bu kolyeyi ilk defa verdiğinde Leyla,Yavuz'a onu çıkarmıyacağına dair söz vermişti ama eğer kolyeyi Boran'la evlenirken takarsa ona daha evliliğin ilk başında ihanet edecekti.
Leyla kolyeye veda öpücüğü verdikten sonra çalışma masasının ikinci çekmecesine koydu ve hüzün dolu bir sesle"Affet beni sevgilim sevgimize sahip çıkamadığım için.Senden vazgeçtiğim için."
Leyla gelinliğin uçlarından tutarak odasından dışarıya çıktı.Serhad elinde bekleyen kırmızı kuşakla Leyla'ya yaklaştı.
"Çok güzel olmuşsun adete bir melek gibisin."
Leyla alaycı bir gülümsemeyle"Kefenim çok güzel görünüyor değil mi?Bir ölü olarak en güzel kefeni giydim."
Serhad,Leyla'ya yaklaşmak istedi ama Leyla eliyle abisini durdurdu.Leyla zaten abisinin kolllarına koşup onu bu cenaze töreninden kurtarmasına yardım etmesi için yalvarmasına ramak kalmıştı ama kendini tutmalıydı çünkü biliyorduki bugün onu kimse kurtarmayacak herkese bu evliliğe gözlerini yumacaktı.
Serhad,Leyla'nın kararına saygı duydu onu kendinden daha fazla uzaklaştırmak istemiyordu zaten ne kadar kendinden uzaklaştırabilrdiki bir zamanlar ona sevgiyle dolup taşan bu gözler ona nefretle bakıyordu ve bu nefreti sonuna kadar hak ediyordu.
Serhad kırmızı kuşağı Leyla'nın beline bağlayıp sıcak bir sesle"Biliyorum senin kalbini çok kırdım ama hala sen benim bir parçamsın ve seni üzen beni karşısına alır"dedi ve kuşağı Leyla'nın belinden çekti.
Serhad kırmızı kuşağı Leyla'nın beline ikinci kez gevşek bir şekilde bağlayıp sıcacık sesiyle"Biz seni çok sevdik.Gözünden akan bir damla gözyaşı için dünyayı yakarız"dedi ve kuşağı Leyla'nın belinden ikinci kez çekti.
Serhad üçüncü kez kuşağı Leyla'nın beline bağladı ama bu sefer sıkı bir şekilde bağladı ve insanı huzura erdiren sesiyle"Seni seviyorum kardeşim"dedi ve Leyla'nın alnına bir buse bıraktı ve geri çekilmek istedi ama bu sefer Leyla izin vermedi abisine.
"Sana çok kızgınım abi ama dediğin sen benim canımın parçasısın seni sevmeyi bırakamam."
Serhad kızkardeşine sıkıca sarıldı.Leyla'yla olan ilişkilerini onarabileceğine dair içine bir umut doldu ve sıcacık sesiyle"Her şeye yeniden başlayacağız kardeşim senden vazgeçmeyeceğim."
"Ne olur abi benden vazgeçme."
Leyla abisinin kollarından çıkınca abisinin yanında sessizce hıçkıran annesinin elinden öpüp başına koydu ve annesine sıkıca sarılıp kulağına"Kendini hiçbir şey için suçlama anne sen elinden gelen her şeyi yaptın seni çok seviyorum annem."diye fısıldadı.
Gülseren titreyen sesiyle"Ben de seni çok seviyorum kızım.Allah'ım bana senin gibi bir evlat nasip ettiği için çok şanslıyım."dedi.
Leyla,annesinin kollarından çıktıktan sonra babasının yanına gitti ve öpüp başına koydu ve ona da sıkıca sarılıp kulağına"Baba artık bizi sev.Bizi sevginden mahrum etme."
"Ben bütün çocuklarımı çok sevdim ama göstremedim affet beni kızım." affedemem."diyip babasının kolları arasından çıktı.
Haşim tek kişilik koltuğunda otumuş bastonuna tutarak torununun elini öpmesini bekliyordu.Leyla dedesinin yanına ilerdi ve ona uzatılan eli öptü.
"Her şeye rağmen ben seni çok sevdim dede.Hatırlıyor musun bir keresinde bana aldığın çikolataları beklerken kapının önünde uyuya kalıp hastalanmıştım annem ceza olarak çikolatalarımı almıştı ama sen gizlice bana geri vermiştin çikolataları.O günden sonra benim kahramanım oldun."
Haşim gözyaşlarının akmasını engellemek için bastonuna sıkıca tutundu.Bir erkek toplum içinde ağlaması kabul edilemezdi.
"Leyla sen evlenecek olmana rağmen hala bir Haşimoğlusun kimsenin seni üzmesine ve aşşalamasına izin verme.Biz her zaman arkandayız."
Dedesi kendi sözcüklerinle onu sevdiğini söylüyordu.Leyla yüzünde hüzünlü bir gülümsemeyle"Ben de seni seviyorum dede."
Yasin'e sıra geldiğinde ise Leyla,Yasin'i pas geçip ablasına sarıldı onun kokusunu içine çekti.Küçüklüğünden beri ablasıyla anlaşamazdı ama ablası evlendiği gün en çok Leyla ağlamış ablasını bırakmak istememişti şimdi ise evden ayrılma sırası Leyla'ya gelmişti.
"Seni seviyorum ablam."
"Ben de seni seviyorum deli kız."
Oğuz konağın çatısına çıkmış sigarasını tüttürüyordu.Bir zamanlar halasına söz vermişti Leyla'ya asla istemediği bir hayat yaşatmayacaktı ama şimdi kardeşini istemediği bir adamla zorla evlendiriyorlardı ve Oğuz buna sessiz kalmıştı
Oğuz bu sigara paketine uzandı bu bugün içtiği kaçıncı sigara paketiydi bilmiyordu ama içmedikçe düşünceler aklını kavuruyor Leyla'nın abisinin sözlerini sorgulamadan kabul edip Gaziantep'e ve konağa gülerek gülmesi gözlerinin önünden gitmiyordu.
"Neden?Neden her zaman korkaklıkla suçladığım babam gibi oldum."
"Sen baban gibi değilsin"Ayşe,sevdiği adamın bu dağılmış olan halini gördükçe kahroluyordu o bu duruma sevdiklerini korumak için kabul etmişti.
Ayşe kocasının yanına gitti ona sıkıca sarılmak bütün dertlerinden kurtarmak istedi ama kocası onu kendinden uzak tutuyordu bu evlilği kabul etmesi için Oğuz'un kendisine duyduğu sevgiyi kullanmıştı ve Oğuz günlerdir Ayşe'yi aşkından mahrum ediyordu.Ayşe ona her yaklaşmasında Oğuz ona mesafeyle yaklaşıyor daha önce yüzünde hiç görmediği bir soğukluk beliriyordu.
"Lütfen beni kendinden uzaklaştırma izin ver aacına ortak olayım."
"Ayşe"
Oğuz'un çaresizlik dolu sesi Ayşe'yi Oğuz'a çekmiş onu teselli etmek için bütün sevgisini kucaklamayla ona akıtmaya başlamıştı.
"Seni seviyorum"
"Ben de seni seviyorum"
Ayşe,Oğuz'un konaktan gitmeden önce son kez Leyla'yı görmesini istiyordu ama Oğuz,Leyla'nın ona nefret dolu gözlerle bakmasına dayanamıyordu.
"Oğuz,Leyla'nın sana ihtiyacı var konaktan çıkmaktan önce onu son bir kez gör."
"Hayır,ben yapamam"
"Neden?"
"Çünkü... çünkü onu görünce aklıma rahmetli halam geliyor"
"ama Leyla yaşıyor bunun kıymetini bil."
"Lütfen beni zorlama eğer ikimizinde biraz zamana ihityacı var."
Leyla,Serhan abisinin koluna girmiş bir halde merdivenlerden aşağıya iniyordu.Abisini hala daha affedememişti ama yine de onu anlıyordu.Eskiden bir insanı anlarsa onu affedebileceğini düşünürdü ama şimdi sevgisinin büyüklüğü onu affetmesini güçsüzleştiriyordu.Evin merdivenlerinin önüne geldiğinde Boran'ın takım elbisesiyle kapının önünde Leyla'yı bekliyordu ama Leyla,Yavuz'un ona hediye ettiği kolye olmadan evden çıkmak istemiyordu onun kokusunu yanında hissetmek istiyordu evin önündeki basamaklara geldiğinde Leyla,abisinin kolundan çıktı.
Abisi şaşkın gözlerle kardeşine bakıyordu.Kısık bir sesle"Leyla ne oluyor?"
"Odama çıkmam lazım."
"Leyla müstakbel eşin seni bekliyor"
"Özür dilerim ama odama gitmem lazım."
Leyla herkesin şaşkın bakışları altında gelinliğinin eteklerinden tutarak merdivenlerden çıkmaya başladı.
Boran ne olduğunu öğrenmek için Leyla'nın arkasından konağa girmek istedi ama Serkan bir koruma gibi konağın önünde durmuş kimsenin içireye girmesine izin vermiyordu.
Leyla odasına çıkınca çalışma masasına gidip kolyeyi ellerinin arasına aldı.Yavuz'la olan ilişkisinin bir kanıtıydı bu kolye bu kolye Leyla'yı terk etmedikçe Leyla kolyeyi asla arkasında bırakmayacaktı.
Leyla kolyesiyle beraber merdivenlerden aşağıya indi.Leyla'yı görmesiyle insanların yüzlerini tekrar bir neşe kapladı.Susan davullar,zurnalar tekrar çalınmaya başladı.
Boran karısınının elinden tuttu.bu anlar Boran için gerçekleşmesi imkansız bir rüya gibi geliyordu.Leyla'nın oturacağı kapıyı açıp Leyla'nın arabaya binmesine yardımcı oldu.
Leyla'nın gözleri çatıda sigara içen Oğuz abisine takıldı.Abisi bakışlarını hissetmiş gibi kendini gizlemişti ama konağın çatısı kaybolana kadar Leyla,abisinin gizlendiği noktaya bakmaya devam etti.
GÜNÜMÜZ
Her zenginseniz bu dünya yaptığınız bütün hatalar kapatılır ve insanlar sana hiçbir hata yapmamış gibi yaklaşırlar ve seni tepelerine koyarlar ama fakirseniz en küçük hatanız bile hata olur.İnsanlar size yargılayıcı bakışlarla bakarlar.Bu söz ne kadar doğru olduğunu bir kez daha anladı İbrahim.
Eğer Sevgi zengin değil bir fakir olmuş olsaydı ya intihara zorlanacaktı ya da yaşlı bir adama ikinci eş olarak verilecekti ama Sevgi ve Yasin zengin ailelerdenseniz yaptıkları hatalar temizlenir ve hiçbir şey olmamış gibi yaşamaya devam ederlerdi.
İbrahim düğünde halay çeken insanları izliyordu.Herkes kan akıtılmadığı için çok mutluydu bir tek kişi hariç.
İbrahim,Yavuz ve Leyla'nın birbirlerine delicesine aşık olduğunıu biliyor ve bu aşka saygı duyuyordu ama oğlunun bu aşiret denilen toplulukla savaşıp kazanamayacağını kazansa bile hayatta kalamayacağını biliyordu.
Buralarda kurallar basitti eğer bir aşirete bağlıysanız insanlar size saygı duyar size zarar vermekten korkarlardı ama eğer İbrahim gibi kendi çabalarınızla bir şeyler başarsanız bile bir aşirete ait olamadığınız için ikinci sınıf insan muamelesi görürdünüz.
İbrahim'in tek derdi oğlunun onun yaşadığı zorlukları yaşamaması kendine mutlu bir yuva kurmasıydı ama oğlu babasının bütün çabalarını yok sayıp Leyla'yı sevmişti ama İbrahim oğlunu korumaktan vazgeçmemiş onu iş bahanesiyle Almanya'ya göndermişti eğer Yavuz Almanya'da olmasa bu düğünü engellemek için her şeyi yapar hatta canından bile vazgeçerdi ama İbrahim buna izin veremezdi bu dünyada bir tek oğlu kalmıştı onu da kara toprağa vermeyecekti.
İbrahim'in gözleri bir anlığına da olsa Leyla'yla buluştu.Leyla'nın gözlerindeki acıyı gördü.Leyla'nın gözlerinde öyle bir acı vardı ki kalbinin taştan olduğunu bilen İbrahim'in bile yüreğini kavuruyordu biliyorduki biraz daha Leyla'nın gözlerine baksa verdiği karardan pişman olucak ve bu düğünü engelleyecekti.Gözlerini kaçırdığı an vicdanının ipi onu boğuyor nefes almasını engelliyordu ama İbrahim bu acıya katlanmalıydı içinden bütün bunları oğlum için yapıyorum dedi.Oğlum yaşasın diye.
Leyla yalnız başına oturmuş düğün masasında oturmuş etrafını inceliyor,düğündeki insanların bir tanesinin bile vicdana gelip onu bu durumdan kurtarmasını bekliyordu ama herkes sadece acıyan gözlerle Leyla'ya bakıyorlardı.Leyla kimin gözlerinin içine baksa baktığı kişi ya gözlerini kaçıyor ya da gülerek halay çekenleri alkışlamaya başlıyordu.
Leyla'nın içindeki ses anla artık aptal kimse seni kurtarmayacak diye bağırıyordu ama Leyla insanların henüz daha vicdanlarını kaybetmediklerine inanmak istiyordu.
Leyla kaçmasına yardım edecek birini ararken ablası ve yengesi Leyla'nın yanına yaklaştılar.Ablası,Leyla'nın kulağına eğilip"Vakit geldi hadi yukarı çıkalım"diye fısıldadı.,
Leyla,Yavuz'un ona hediye ettiği kolyeyi sıkıca sıktı.
"Abla"
Ablası şefkat dolu sesiyle"Leyla hadi kalkman lazım güzelim insanlar bize bakıyorlar."
Leyla yine çaresizlik dolu sesiyle"Abla ben yukarıya çıkmak istemiyorum ne olur beni yukarı çıkartmayın."
Ablasını,Leyla'nın çaresizlik dolu sesini duymazdan gelip Leyla'nın koluna girip zorla ayağa kaldırdı.
Ablası otoriter bir sesle Ayşe'ye"Sen de diğer koluna gir de yukarı çıkartalım"
Leyla çaresizlik dolu sesiyle"Yenge istemiyorum ne olur"
Yengesi de ablası gibi Leyla'nın çaresizlik dolu sözlerini görmezden gelip Leyla'nın koluna girdi ve Leyla'nın direnmesine rağmen onu sürükleyerek odaya çıkarttılar.Yatak odasına çıktıklarında ablası otoriter bir sesle"Ayşe sen kapının önünde bekle"dedi.
Ayşe uysal bir şekilde"Tamam Abla."dedi.
Berfin,Leyla'yı yatağa oturtturıp Leyla'nın yanına oturup Leyla'nın ellerini kendi elleriyle kapladı.Leyla ise ellerini çekti.
"Biliyorum bana kızgınsın."
Leyla cevap vermedi ailesinde bir tek ablasına kırgın değildi ama ablası onu resmen bu odaya bir eşya gibi süreklemişti.
"Leyla artık çocuk değilsin bugünden itibaren evli bir kadınsın hareketlerine dikkat etmelisin."
Leyla karşısındaki insanı tanıyamıyordu nasıl yaşadığı her şeye bire bir şahit olmuşken onu çocuklukla suçlardı?
"Git abla"
"Leyla ben seninim ablanım ve seni bazı konular hakkında bilgilendirmek benim görevim."
"Git abla."
Berfin yanında oturan şımarık kız çocuğuna gerdek gecesiyle ilgili bilgi vermek istiyordu ama Leyla her zamanki gibi şımarıklık yapıyordu.
"Tek acı çekmesiyle Leyla hepimiz bazı yaşıyoruz ama buna rağmen sesin davrandığın gibi davranmıyoruz kader deyip başımızı eğiyoruz."
"Hayır,abla aramızda bir fark var.Sen kendi seçimlerinle bu acıları yaşamayı seçtin ben ise zorlandım.Sürekli olarak diğer canları üzerinden tehdit edildim eğer ağızlarınızı açtığınızda beni diğerlerinin canıyla tehdit ettiniz ve şimdi ben üzüldüğüm için ses çıkarttığım için şımarık mı oluyorum?"
Leyla gözyaşlarının yanaklarına damladığından haberi yoktu sadece sürekli olarak ondan durumu kabul edip kaderine razı gelmesine söyleyenlere öfkeliydi neden kendi kaderi hakında Leyla hariç herkes karar verebiliyordu?
"Leyla biz sana üzülme demiyoruz ki sadece artık önüne bak hem belki kocanla mutlu olacaksın ona hiç şans verdin mi?"
Leyla daha fazla sözcüklerini anlamayalara karşı tüketmek istemiyordu.Ablasıyla beraber oturduğu yataktan kalkıp kapıya doğru yürüdü kapıyı açıp kırılgan bir sesle"Git abla ne sen beni anlıyorsun ne de ben seni birbirimizin kalbini daha fazla kırmayalım."
Berfin kapıdan çıkmadan önce bilgiçlik dolu sesiyle"İlerde seni Boranla evlendirdiğimiz için bize teşekkür edeceksin."dedi ve arkasından kapıyı kapattı.
İnsanlar,Leyla'dan özgürlüğünü alıp onu altın bir kafese kapatmışlardı ve şimdi Leyla'nın mutlu olmasını bekliyorlardı oysa özgür olmayan bir insan nasıl mutlu olabilirdi?
Leyla başındaki duvağı çekip yere attı.Etrafındaki normal bir yeni çifti andıran her şeyi yakıp yıkmak istiyordu.Leyla odadaki eşyaları gördükçe nefes alması zorlaşıyordu buradan çıkması lazımdı.Leyla can havliyle kapıyı açmak istedi ama kapı kilitliydi.Onu bu odaya hapsetmişlerve başında 15 yaşlarındaki bir kızı gardiyan olarak dikmişlerdi.
"Kapıyı aç nefes alamıyorum."dedi ama genç kız kafasını olmaz dercesine salladı.
"Nefes alamıyorum açın şu kapıyı"diye kapıya her vuruşunda güccünü arttırıyordu ama çocuk sanki Leyla'yı duymamış gibi kapının önünde bekliyordu.
Berfin aşağıya indiğinde kendini kocasının kollarına bıraktı.Nazım karısının bu halini ilk defa görüyordu.
"Bir şey mi oldu?"
"Bana bir şey sorma sadece 5 dakika böyle kalalım."
Berfin,Leyla'nın son anda düğünden kaçmasını engellemek için kapıyı kilitlemişti.Bakışlarını kenarda oynayan çocuklarına ve gölgesine sığındığı kocasına baktı.Bütün bunları onları korumak için yapmıştı.Çocukları ve kocası için kızkardeşini kurban etmişti.Aklına dedesinin sözleri geldi"Bazen herkesin iyiliği bir kişiden vazgeçmek gerekir ve bu hayatın kanunudur"derdi o zamanlar anlamdığı sözler şimdi vicdanını rahatlatmak için kullanıyordu.
Boran arkadaşlarıyla beraber düğün masalarının önüne geldi.Leyla'yı masada göremeyince yüzündeki gülümseme yerini endişeli bir bakış aldı.Masanın yanında duran yengesine endişeli bir sesle"Leyla nerede?"
Nermin anlayışlı bir gülümsemeyle"Korkma Boran'cım Leyla'yı odanıza çıkarttılar."
Boran'ın yüzüne tekrar bir gülümseme yerleşti.Bir zamanlar yanyana bile gelemediği kadın şimdi onundu ve bir ömür boyu bir arada kalacaklardı.
Demir elini arkadaşının sırtını eline atarak oyunbaz bir sesle"Damatın sırtına vurarak mı odaya uğurlamayız Nermin yenge?"
"Ben kıyamam kayınbiraderime"
Demir oyunbaz sesiyle"Merak etme biz kıyarız.Hadi gel damat bey seni yolculayalım."
Boran'ın arkadaşları konağın merdivenlerinde dizilmişti.Oyunbaz bir tavırla Boran'ın merdivenleri çıkmasını bekliyordu.Boran merdiven basamklarına adım attığında arkadaşları sırtına vurmaya başladılar.Boran ise Leyla'sına kavuşmak için merdivenleri ikişer ikişer çıkıyordu.
Boran'ın arkadaşlarından biri"Kaçma damat bey düğün günümde sırtıma o kadar fazla vurdunuz ki organlarım dışarıya çıkacak sandım"diye sitem etti.
Boran vurulmalardan kaçmıyordu.Bir an önce sevdiği kadını görmek için acele ediyordu.Merdivenlerin sonuna geldiğinde arkadaşlarından biri"Kolay gelsin damat bey."dedi ve arkadaşları gülmeye başladı.
"Hayvan herifler"diye bağırdı ama bu arkadaşların gülmesini kesmek yerine daha da artırdı.
Boran odanın önünde geldiğinde odanın önünde yardımcıların kızı Mavi'yi ve kapının üstündeki anahtarı gördü.
"Mavi sen niye burada bekliyorsun?"
"Benden kapının önünde beklememi istediler."
"Neden böyle bir şey istediler?"
"Gelin Hanım'ın kaçmasını engellemek için"
Boran sinirli bir ses tonuyla"Tamam sen gidebilirsin."
Mavi itiraz eder bir sesle"Ama Boran abi"
Boran sinirli bir şekilde ağzını açtığı halde sırf halde sırf kendisine verilen emri yerine getirmeye çalışan 15 yaşındaki kızdan öfkesini çıkartmak istemiyordu.
"Tamam abicim sen git."
Mavi korkmuş bir şekilde kapının önünden çekildi.Mavi merdivenlerden aşağıya alınca Boran son kez üstünü başını kontrol ettikten sonra kilitli olan kapıyı açtı.
Boran kapıyı açınca yatakta bulamadı.Leyla'nın nerede olduğunu bakarken pencerenin kenarında yere oturmuş bir halde"Nefes alamıyorum"diye fısıldayan bir ses duydu.
"Leyla"
"Nefes alamıyorum"
Boran,Leyla'nın yanına çöktü.İyi olup olmadığını kontrol etmek için başını kaldırdığında ona öfkeyle bakan iki çift göz gördü.
"Leyla iyi misin?"
"İyi olup olmamam umrunuzda mı?İstediğinizi nihayet aldınız"
"İyi olup olamaman benim umrumda"
"O zaman boşa beni Boran özgürlüğümü bana geri ver."
"Yapamam seni boşayamam"
Leyla öfke dolu sesiyle"Neden?"
"Çünkü"Boran cümlenin devamını getiremedi.Çünkü seni seviyorum diyemedi.Çünkü bu hayata daha fazla sensiz katlanamam diyemedi onun yerine"Çünkü ailelerimiz buna karşı çıkar."
"Lütfen Boran eski günlerin hatrına beni bu kafesten çıkar"
"Sana hayır dedim Leyla hadi kalk artık"
Boran ayağa kalktı ve Leyla'yı kaldırmak için elini uzattığında Leyla kendisine uzatılan eli itti ve öfke dolu sesiyle"Senin yardımına ihtiyacım yok."
Leyla kendi çabasıyla ayağa kalktı.Boran daha ilk günden sevdiği kadından kavga etmek istemiyordu.Biliyordu Leyla'nın zamana ihityacı vardı ama boşanmak istemesi onun kalbini kırıyordu.Boran,Leyla'yla olan gerginliği azaltmak için ona yaklaşmak istedi ama Leyla onu kendinden uzak tutmak istiyordu.
Boran,Leyla'nın elini tuttu ve sevgiye muhtaç bir sesle"Benden kaçma Leyla"
Leyla kolunu çekmek istedi ama Boran izin vermedi bu gece o yatağa karı ve koca olarak gireceklerdi.
"Bırak beni."
"Leyla"
"Sana bırak beni dedim."
"Sen benim karımsın."
"Değilim anlasına sana ait bir mal değilim ben bir insanım ve benim de duygularım var."Leyla'nın gözyaşları tekrar akmaya başlamıştı.
Leyla'nın gözlerinden akan yaş Boran'ın canını acıtıyordu.Leyla'yı kollarının arasına alıp onu teselli etmek istiyordu ama Leyla,Boran'ın ona dokunmasından bile nefret ediyordu.
"Lütfen boşa beni"diye Boran'ın kollarından kurturmak istedi ama onu bir sessizlik ve karanlık sarmaya başladı.Boran'ın kolları arasına bayılmadan önce fısıltıyla karışık"Ben özgür olmak istiyorum"dedi.
Boran,Leyla'yı kucağına alıp yatağa yatırdı kendisi ise Leyla'nın yanına yattı ve onun o gül yüzü ve yasemin kokulu saçlarının keyfini çıkardı.
"Özür dilerim Leyla ama seni boşayıp özgürlüğünü geri verirsem beni bırakırsın ama merak etme bu evliliği sana bir cennet haline getireceğim"Baygın olan Leyla'yı kollarının arasına aldı ve aşk dolu sessiyle" Sen benim bülbülümsün ve bu konakta yaşadığın sürece hep şakıyacaksın."
Selam kitabımı nasıl buluyorsunuz?İnşaAllah beğenirsiniz.