Kader,insanların asla tahmin edemeyeceği bir insanı mutlu ederken diğer insanı üzüntüye boğan bir olaydı ve aynı yatağı paylaşan iki insandan biri sevdiğine kavuşmanın verdiği mutlulukla sevdiğini izlerken diğeri sevdiğinden ayrılmanın verdiği üzüntüyle baygın bir şekilde yatıyordu.
Boran,Leyla'yı ne zaman aşık olduğunu bilmiyordu anneleri yakın arkadaş oldukları için küçüklükten beri beraberlerdi.Boran içe dönük bir çocukken Leyla sosyal ve herkesle arkadaş olan bir tip omasına rağmen Boransız hiçbir oyun oynamaz Boran'a sataşan olduğu zaman hemen Boran'ın önüne geçer ona sataşan çocukları döverdi.
Bu güzel günler ilkokula başladıktan sonra değişmeye başlamıştı.Leyla'nın arkadaşları çoğalmaya başladıkça Boran kıskançlıktan Leyla'nın arkadaşlarıyla kavga ediyordu.Leyla her zaman ona ait olmuştu ve onu elinden almalarına izin vermeyecekti.Yaşları büyüdükçe aralarındaki gerilim büyüyor Leyla gittikçe Boran'dan uzaklaşıyordu.
Liseye geçtiklerinde artık Boran,Leyla'yı uzaktan izlemeye başlamıştı.Leyla güldüğü zaman Boran'da gülüyordu.Leyla üzüldüğü zaman o da üzülüyordu ama aralarında en sevdiği manzara Leyla'nın kitap okurken verdiği tepkilerdi.Kahraman,kızı üzünce Leyla kızıyor,kahraman ve kız kavuştuğunda ise Leyla gizlice gözyaşlarını akıtıyordu.
Leyla'nın yanına bir erkek yaklaştığında ise sinirden deliriyor hele bir de Boran'dan mahrum ettiği gülümsemeyi başka erkeklere sununca Boran'ın sinirden gözü dönüyor Leyla uzaklaştığı zaman hemen onunla konuşan veya ona bakmaya cüret dahi eden erkeklerle kavga ettiği için kaç kere disiplinlik olmuştu ama abisinin okula yaptığı bağışlar sayesinde hiçbiri siciline işlenmemişti ama abisi tarafından ya azarlanıyordu yada harçlığı kesiliyordu ama Boran'ın gözünde Leyla bunların hepsine değerdi.
Bir gün Boran her zamanki gibi servisin camından Leyla'yı izliyordu ama Leyla'da bir gariplik vardı.Yüzünden gülücükler eksik olmuyor hatta servis şoförüyle konuşurken bile ağzı kulaklarına varıyordu.Leyla şoförle konuştuktan sonra okulun karşısındaki cafeye doğru heyecanlı bir şekilde yürümeye başladı ve yüzünü göremediği bir erkeğe sıkıca sarıldı ve erkeğin elini tutup içeriye girdiler.
Bu görüntü Boran'ın servisten inmesine yetmişti.Boran arabadan inecekken servis şoförü sert bir sesle"Hayırdır Boran nereye?"
"Benim işim var Mahmut abi sen devam et."
" Boran hiçbir yere gitmiyorsun abinin emri."
Boran için şuan kimsenin bir önemi yoktu.Tek derdi Leyla'ya sarılmaya cüret eden adama haddini bildirmeliydi.
"Ben konuşurum abimle"deyip servisten atladı ve cafeye doğru koşmaya başladı.O an ne trafik ışıkları umrundaydı ne de o koşarken ona kızgın bir şekilde korna çalan şoförler umrunda olan tek şey Leyla'nın elini tutan adamdı.Boran cafeye girdiğinde cam kenarında Leyla'yı gördü.Leyla tek başına oturmuş telefonuna bakıyordu.Boran öfkeli bir halde Leyla'nın yanına doğru yürüdü.
"Leyla"
Leyla telefondan başını kaldırdığına Boran'ı görünce şaşırdıki şaşkınlığı sesine yansıdı.Şaşkın bir ses tonuyla"Boran senin burada ne işin var?"
Boran öfke dolu sesiyle"Asıl senin burada ne işin var?"
Leyla'nın sesindeki şaşkınlık yerini paniğe bıraktı.Leyla panik olmuş bir halde etrafına baktı ve tedirgin bir sesle"H...hiç...öylesine hava almak için."
Boran öfke dolu sesiyle yalan söyleme seni buraya bir erkekle beraber girdiğini gördüm diye bağıracakken bir el Boran'ın sırtına kondu ve tanıdık bir ses oyunbaz bir sesle"Sonunda birine yakalandık Leyla"dedi.
Boran'ın öfkesi yerini hayalkırıklığına bıraktı.Bu ses Boran'ın kan kardeşim dediği bu hayatta en çok güvendiği insanlardan birine aitti.
Boran arkasına döndüğünde Yavuz yüzündeki kocaman gülümsemesiyle karşısında duruyordu.Boran kendini gülümsemeye zorlasada canının acısından sadece kısık bir sesle"Yavuz"
"Evet,benim"
Boran kendini konuşmaya zorlayarak"Sen İstanbul'da değil miydin?"
"Vizeler bitince ben de buraya"Yavuz bakışlarını Leyla'ya çevirdi.Yavuz'un bakışlarından utanan Leyla bakışlarını aşağıya eğdi.
Boran bu bakışlara artık dayanamıyordu.Sevdiği kadın gözünün önünde en yakın arkadaşına aşk dolu bakışlarla bakıyordu.
"Benim gitmem lazım."
"Seni hiçbir yere salmam hadi gel otur"
Boran bir şeyler söylemek istiyordu ama boğazı kuruduğu için konuşamıyordu zor çıkan sesiyle"Ben..Benim gitmem lazım...abim bekliyor."
Yavuz,arkadaşını daha da zorlamamak için"Tamam,sen bilirsin."dedi.
Boran kaçarcasına cafe'yi terk etti.Boran arabalara dikkat etmeden koşuyordu .Tek düşündüğü şey Leyla'nın,Yavuz'a olan bakışlarıydı.Leyla bir kere bile Boran'a öyle bakmamıştı.Aklında bir tek soru vardı neden o değilde Yavuz'du?Boran her bakımından Yavuz'dan daha üsütündü ama Leyla onu değil soyu sopu belli olmayan birini seçmişti.
Boran aklındaki bitmek bilmeyen düşüncelerle yürüdü yürüdü ve hava karardıktan sonra kendini konağın kapısının önünde buldu.Konaktan içeriye girdiğinde ailesi koşarak Boran'ın yanına geldi.Abisi öfkeli bir sesle"Nerdesin sen servis şoförüyle konuştum servise de binmemişsin sen neyin peşindesin Boran?"
"Abi yalnız kalmak istiyorum"
Yakup,kardeşinin bu vurdumduymazlığına daha sinirlenerek"Cevap ver bana"
Avjin olayın daha fazla büyümesini engellemek için araya girdi ve şefkat dolu sesiyle"Oğlum biz çok endişelendik senin için neden eve geç geldin söyle bize?"
Boran tüm bu sorulardan bıkmıştı zaten içindeki can yangını ona yetiyordu.Boran van yangının verdiği üzüntüyle"Beni rahat bırakın artık kaç yaşına geldim."diye bağırdı.
Yakup öfkeli bir halde Boran'ın yakasına yapıştı şu an kardeşine zarar vermemek için kendini zor tutuyordu.
"Annemle doğru konuş it."
Boran'ın öfkeden gözleri dolmuştu.Boran'ın tek istediği şey ailesinden biraz anlayıştı boran acı çeker bir sesle"Abi canım yanıyor anlasana öyle bir yangın ki bu susamadığım halde susuzluktan öldürüyor dayak yemediğim halde dayak yemiş gibiyim."
Yakup,kardeşinin yakasını bıraktı ve kardeşine sıkıca sarıldı nasıl bir ağabeydiki kardeşinin aşk ateşinde yandığını anlamamıştı.
"Özür dilerim kardeşim şimdiye kadar seni anlamayadığım için."
"Abi ne olur bana yardım bu yangın nasıl geçicek?"
Yakup bu soruya nasıl cevap vereceğini bilmiyordu.Aşk ateşi bir kere insanın kalbine düştüyse o insanı mecnuna çevirmeden bırakmayacağını bildiği için sadece kardeşine sıkıca sarılıp onu teselli etti.
Boran yüreğindeki aşk acısını hafifletmek için okulda ondan hoşlanan bir kızla çıkmaya başlamıştı ama Leyla'yı her gördüğünde yürek yangını geri dönüyordu taki Leyla okumak için Yavuz'un peşinden İstanbul'a gidinceye kadar o zaman yüreğindeki yangın biraz da olsa geçmişti hatta Simge'ye karşı bir şeyler de hissetmeye başlamıştı ama hayallerinde her zaman Leyla'yla beraber olduğu görürdü ama bilirdiki bu hayallerin gerçekleşmesi imkansızdı ama şimdi imkansız dediği hayali onunla aynı yatakta yatıyordu.
Boran elini Leyla'nın yüzünde gezdirdi.Önce ok gibi kaşlarına dokundu sonra gözler,burun ve en son dudaklar Yavuz'un kazındığı her noktayı silecek ve kendini kazıyacaktı.Leyla her aynaya baktığında aklına Boran'dan başka kimse gelmeyecekti.
Boran gözü Leyla'nın sımsıkı sarıldığı kolyeye takıldı.Boran burda Leyla'sızlıktan üşürken ucuz bir kolye Leyla'nın sıcacık sevgi dolu elleri arasında yatıyordu.Boran,Leyla'nın kolye dahi olsa kimseye sevgi göstermesini istemiyordu.Leyla'nın bütün sevgisini kendisine adamasını istiyordu.
Kolye'yeyi almak için Leyla'ya yaklaştığı sırada Leyla'nın uyunmaya başladığını gördü hemen yerine geri dönüp gözlerini kapattı.
Leyla gözlerini açtığına yatağın ucunda yatan Boran'ı gördü son bir haftadır yaptığı gibi gözlerini geri kapatıp her şeyin bir kabus olmasını diledi.Gözlerini açınca yine İstanbuldaki evlerinde olmak sıkıcı bulduğu okuluna gidip okul çıkışı kendini Yavuz'un kolları arasında bırakıp saatlerce sohbet etmek gibi.
Leyla gözlerini açtığında Boran yine karşısındaydı.Leyla son bir haftadır yaptığı gerçekliğe dönüşün verdiği hayalkırıklığıyla yatağından kalktı.Üzerinde duran kefeni çıkartmak için dolaba doğru yürüdü dolabın önünden geçerken aynada bir yabancı suliet belirdi.Leyla aynadaki yabancının kim olduğunu almak için aynanın önüne geri geldi aynada tanıyamadığı suilet kendisiydi.
Ağlamaktan yapılan bütün makyajı gelinliğine akmıştı.Duvağın durması için takılan tel tokalar saçlarından sarkıyordu.Oysa bugünün çok farklı olması gerekiyordu.Leyla'nın dün gece sevdiği adamla sonsuza kadar beraber olacağı ilk gün olacaktı.Sabah gözünü sevdiği adamın kollarında açacak utanmaktan sevdiği adamın yüzüne bakamayacak sevdiği adam kulağına güzel sözler söyleyip onu rahatlatacaktı.
Leyla aynadaki görüntüsüne bakıp"Cehennemine hoş geldin."dedi.
Leyla dolaptan mavi elbisesini alıp banyoya girince Boran gözlerini açtı.Daha demin kurduğu mutluluk hayalleri yerini yine kalp kırıklığına bırakmıştı.
Leyla banyoda düşüncelerini toplamak için kendini sıcak suya bıraktı.Bundan sonra Boran'a nasıl davranması gerektiğini bilmiyordu Boran'ı her zaman küçük kardeşi olarak görürdü küçükken kimse Boranla kimse oynamadığı için onunla oynar ona sataşan olursa döverdi.Boran'ın,Leyla için anlamı bu kadardı.
Bütün vücudu Yavuz'la dolmuştu şimdi Yavuz'u silip yerine Boran'ı koyamazdı.Düşündükçe konular birbirine giriyordu ve banyo ve sıcak su Leyla'yı boğmaya başlayınca kurulanıp üstünü giyip banyodan çıktı.
Boran'ın kalbi ıslak saçlarıyla banyodan çıkan Leyla'yı görünce tekrar bir kuş gibi çırpınmaya başlamıştı.Leyla'yı kollarının arasına alıp saçlarını koklamak istiyordu ama daha bunlar için erkendi ve Leyla'yı korkutmak istemiyordu.
Leyla,Boran tarafından izlenmekten rahatsızdı ama kocasına nasıl bana bakmanı istemiyorum hatta bana Yavuz'dan başka hiçbir erkeğin bakmasını istemiyorum diye haykırmak istiyordu.
Boran,Leyla'yı daha fazla rahatsız etmemek için banyyo girip kalbini sıkıca tuttu kalbi biraz daha hızlı atarsa yerinden çıkacaktı.Bir insan nasıl bu kadar güzel olabilirdi ve Boran her gün manzarayı görecekti bu aciz kalp her gün bu görüntüye nasıl dayanabilirdi?
Boran,aynanın karşısında duran eski kolyeyi gördü bu gece bu eski kolyeden hatta eskiye dahil ne varsa hepinden bu gece kurtulacaktı ve bu işe bu kolyeden başlayacaktı.
Sessiz içinde geçen bir kahvaltıdan sonra Boran işi olduğunu söyleyerek konaktan ayrılmıştı.Konakta yalnız kalan Leyla adı bildiği konakta en sevdiği yere geldi.Küçükken Leyla pencereden kitap okuyan Yakub'u incelerdi.Yakup ise Leyla'yı yanına çağırır ona resimli bir kitap verirdi.Leyla evini dönecekleri vakte kadar resimleri inceler Yakub'a sorular sorardı ve Yakub hiç sıkılmadan bu sorulara cevap verirdi.
Leyla odadaki kitaplara tek tek dokunup eski mutlu anılara dönüyordu ve gözü Yakub'u en son gördüğünde elinde duran kitapta takılı kalmıştı.Leyla kitabı alıp bir odadaki koltuğa kıvrıldı.Her sayfa çevirişinde Yakup'un aldığı notları gözyaşlarının damladığı ve iz bıraktığı noktalara dokundu.
"Beni izlemekten sıkılmadın mı?"
Kapının köşesinde Leyla'yı izleyen Mavi fark edilmedin vediği telaşla"Özür dilerim sizi rahatsız etmek istememiştim."
"Birilerini gizlice dikizlemek hele de bu evin gelinini gözetlemek bir ceza gerektirir."
Mavi korkudan gözleri büyümüş şekilde "Ceza mı ama ben sadece sizi merak etmiştim lütfen affedin beni"
"Gel buraya"
Mavi korka korka Leyla'nın yanına yürüdü ve Leyla'nın önünde durdu.Leyla okuduğu kitaptan başını kaldırıp otoriter bir sesle"Kütüphaneden kitap al ve otur yanıma"
Mavi sesindeki korku yerini neşeye bırakmıştı.Mavi neşeli bir sesle"Gerçekten mi istediğim her kitabı alabilir miyim?"
"Evet neden ki bu konakta kitap okunmaz mı ki?"
Mavi birisinin onları duymasından endişe ederek etrafına baktı ve Leyla'ya yaklaşıp kısık bir sesle"Avjin Hanım Yakup abi öldükten sonra bu odaya girmeyi yasakladı."
"Ama şuan Avjin Hanım burada değil ve biz istediğimiz kitabı okuyabiliriz."
Mavi yasağı çiğnemenin verdiği heyecanla kütüphaneden bir kitap alıp okumaya başladı.O gün Leyla bütün gününü Maviyle geçirdi.Çok zeki bir kızdı söyledikleriyle Leyla'yı bazen şaşırtıyor bazen de güldürüyordu.Akşam olunca Leyla odasına çekldi ve kütüphaneden aldığı kitabı okumaya devam etti ve uykusu gelince kitabı çekmecesine saklayıp yatmaya hazırlandığı sırada Boran odaya girdi ve Leyla'nın önünde dikildi.
"Leyla bir dakika şöyle oturur musun?"
"Tabii ki"
Leyla yatağa oturdu.Boran ise karşısına oturdu ve konuşmak için cesaret toplamaya çalışıyordu.Leyla ortamdaki garipliği kaldırmak için arkadaşça bir ses tonuyla"Boran bana bir şey mi diyeeceksin?"
Boran derin bir nefis alıp arkasına sakladığı kutuyu çıkarıp Leyla'ya uzattı ve utangaç bir sesle"Bunu sana aldım düğün günü sana hiçbir şey almamıştım"
Leyla,Boran'ı kırmamak için kutu aldı ve minnettar dolu bir sesle"Teşekkür ederim ama gerek yoktu."
"Hayır,gerek vardı ne zaman seni görsem"Boran nefret dolu gözlerle kolyeye bakarak"yanında bu kolye var ve sana bu ucuz kolye yakışmıyor."
"Boran yanlış bir anlaşılma var o kolye ucuz değil benim için bu dünyadaki her şeyden daha kıymetli.Bir daha sakına kolyem hakkında böyle konuşma."
"Özür dilerim seni kırmak istememiştim"
"Tamam,özürünü kabul ediyorum."
Leyla yataktan kalkmak istedi ama Boran,Leyla'yı durdurdu.Boran bu gece aralarındaki soğukluğa son verecekti.
"Boran ne yapıyorsun?"
"Leyla"
Boran,Leyla'nın yüzünü ellerinin arasına aldı.Onu kendine çekip insanı büyülen yasemin kokusunu içine çekti.Bu koku ona eski mutlu güllerini hatırladıyordu.Leyla'nın teneffüslerde okul bahçesinde gizli köşesinde kitap okurken okul penceresinden izlerdi.Bazen müzik dinleyip sessizce şarkıyı söyler eğer yanına yabancı biri yanına yaklaşırsa hemen susar ve yanakları bir elma gibi kıpkırmızı olurdu.
Leyla ise bu yakınlıktan rahatsız olduğu için kendini geri çekmek istedi ama Boran buna izin vermedi yalvarır bir ses tonuyla" Beni kendinden uzaklaştırma artık"
Leyla,Yavuz'un dokunmalarına o kadar alışmıştı ki Yavuz dokunduğunda güle dönen yanakları başka bir erkek dokunduğunda dikenli bir gül gibi Leyla'nın canını acıtıyordu.Leyla,Boran'ın dokunuşlarından kurtulmak için aklına gelen ilk cümleyi söyledi.
"Benim biraz zamana ihtiyacım var."
Boran'ın yüzüne umuttan doğan bir gülümseme belirtmişti Leyla onu redetmemişti sadece zaman istemişti ve eğer sonunda Leyla onun olacaksa her şeyini verirdi.
"Tamam Leyla sen nasıl istersin ama bir şartım var."
"Şartın nedir?"
Boran,Leyla'ya yaklaşıp kulağına arzu dolu sesiyle"Beni kendinden uzaklaştırmayacaksın."
Leyla zaman kazanmak için kendisine sunulan teklifi hemen kabul etti.Leyla teklifi kabul edince Boran,Leyla'yı kollarının arasına alıp burnunu yasemin kokulu saçlara dayadı.Leyla vücuduna batan iğnelerden kurtulmak için Yavuz ona hediye ettiği kolyeyi sıkıca tutarak kolyeden güç aldı.Boran belki Leyla'nın bedenine sahip olabilirdi ama kalbine asla sahip olamayacaktı.
Leyla vücuduna batan iğnelere rağmen göz yumarak acıya katlanmaya çalıştı.İçinden ne zaman acı yansa annesinin söylediği sözleri tekrar etti"Geçicek,geçicek,bütün yaşanan acılar geçicek"
Leyla,Boran'ın uykuya daldığından emin olunca üzerindeki kolları yavaşça kenara koydu.Makyaj masasının üzerinde duran hırkasını üzere geçirip dışarıya onu bekleyen yıldızların yanına gitti.Dışarı çıktığında temiz havayı içine çekti ve divana oturup yıldızların tadını çıkarmaya başladı.
Halasının öldüğü gece abisi tarafından başka bir eve götürüldüğü zamandan beri gecelerden nefret ediyordu Leyla bunu bir gün telefonla sohbet ettikleri esnada Yavuz'a anlatmıştı.Yavuz ise Leyla şaşırmış ve Leyla'ya geceleri çok sevdiğini söylemişti.
Leyla meraklı bir sesle"Neden?"diye sormuştu.Yavuz aşk dolu gözleriyle Leyla'ya bakıp"Çünkü geceleyin yıldızları görüyorum yıldızlarda da seni görüyorum."bu itiraf karşısında Leyla yanaklarının kızarmasını engelleyememişti ve utangaç bir sesle"Eğer bu yıldızlarda seni göreceksem bundan sonra ben de yıldızları seviyorum ama"
"Aması ne benim nazlı sevgilim?"
"Seni yanımda görmeyi her şeyden daha çok seviyorum."
Yavuz insanı eriten sıcacık kahkasıyla Leyla'ya cevap vermişti.Leyla her seferinde merak ediyordu bir adamın nasıl her hali bu kadar güzel olabilirdiki?
"Beni görmek mi istiyorsun o zaman balkona çık."
Leyla heyecandan yataktan çıkıp balkona doğru koşmaya başladı.Normalde sopsoğuk olan merdivenler Yavuz geleceğini haber alınca sımsıcak olmuştu.Leyla balkona çıkınca etrafına bakmaya başladı.Yavuz'u göremeyince telefonu kulağına götürüp"Nerdesin Yavuz?"
"Şimdi gökyüzüne bak."
Leyla hayalkırıklığıyla dolu olan sesiyle"Hani seni görecektim."
"şşşt gökyüzüne bak."
"Bakıyorum"
Yavuz insanı kendine aşık eden sesiyle en sevdiği yazardan bu dünyada en sevdiği insana şiir okumaya başladı.
"Gün söner yıldızlar yanar gecelerden
Bir ölümsüz alem başlar senden yana.
Selam, ürkek ve sevgili kadın,
Selam, sabahsız gecelerden sana...
Şimdi ağlayamıyorum da kötüsü
Gözlerim dolduğu halde bazı bazı.
İçim götürmeyerek seyrediyorum,
Sağ tarafı boş kalan yatağımızı.
Bir şeyler akıyor ömrüm içinden,
Ufak tefek, süt beyaz, kan kırmızı...
Ben seni arıyorum rüyalarımda
Geceler içinde bir yıldız, bir yıldızı.
Yavuz şiiri bitirtikten sonra ciddi bir ses tonuyla"Leyla yıldızlara baktığın zaman ben seni göreceğim sen de beni ve böylece hayat denilen bu zalim oyunda sevdamızı böyle koruyacağız."
"Bundan sonra ne zaman kendimi yalnız hissedersem yıldızlara bakacağım.Çünkü sen yıldızların arasındaki en güzel yıldızsın.
Yavuz,Almanyadaki otelin penceresinden yıldızları izliyordu.Her bir yıldız ona Leyla'sını aşkını gösteriyordu.
1 haftadır otel odasına hapsedilmişti ne telefonla konuşmasına izin verliyordu ne de dışarı çıkmasına ama unuttukları bir şey vardı asla ama asla Leyla'yla konuşmasına engel olamazlardı. İki aşığın konuşması için illa bir cihaza gerek yoktu çünkü onlara birbirlerini gösteren yıldızları ve şiirleri vardı.
Boran gökyüzündeki yıldızlarda Leylasını izlerken kapısına vuruldu.Boran kapıyı açtığında kısa boylu koruma telefonu elinde tutuyordu.
"Ne var ne oldu?"
Koruma otoriter bir sesle"Babanız telefonda sizinle konuşmak istiyor."
Boran,günlerdir odada kapalı kalmanın öfkesiyle telefonu korumanın elinden sertçe çekip kulağına götürdü.
"Baba"
Babası her zaman Yavuz'u üşüten soğuk sesiyle"Yarın İstanbul'a geri dönüyorsun."
"Baba ne oluyor neden Almanya da bir otelde kilitli kaldım ve şimdi neden İstanbul'a geri dönüyorum."
"İstanbul'a gelince her şeyi konuşacağız."
Yavuz 1 haftadır Leyla'nın sesini duymuyordu onun nasıl olduğunu merak ediyordu sadece 1 dakika bile olsa Leyla'nın sesini duymak istiyordu.
"Baba Leyla'ya konuşmak istiyorum ama"Boran öfke dolu bakışlarını kısa boylu korumaya çevirerek"ama senin emrin olduğunu söyleyerek konşturmuyorlar.Baba lütfen sadece 1 dakika bile olsa Leyla'nın sesini duymak istiyorum."
İbrahim onca yıl sonra ilk defa Yavuz'a şefkat dolu bir sesle"İstanbul'a gelince konuşursunuz."dedi.
Yavuz,babasının şefkatli sesini dedesini ve anneannesini kaybettiği zaman duymuştu yıllar sonra bu sesi duymak onu endişelendirmişti.
"Baba,Leyla'ya bir şey mi oldu?"
"Oğlum,merak etme Leyla iyi burada her şey yolunda"
Telefonda bir sessizlik oldu genellikle Yavuz babasıyla bu kadar uzun süre telefonda konuşmazlardı İbrahim yapılmasını istediği şeylerin talimatını verip telefonu kapatırdı.
Telefondaki garip sessizliği İbrahim bozdu şefkat dolu sesiyle"Bunları hepsini seni korumak için yapıyorum bunu biliyorsun değil mi?"
Yavuz,babasıyla her zaman gurur duymuş ve ona hayran bir çocuk olarak büyümüştü.Babası diğer babalar gibi oğlunu alıp balık tutmaya götürmemişti ya da televizyon da beraber maç izlememişlerdi ama bu rağmen onu bu hayatta terk etmeyen kişi de babasıydı ona nasıl güvenmezdiki?
"Biliyorum sen beni hiçbir zaman incitmezsin aksine ben incinmeyim diye kendini incitirsin.Sen seviyorum baba."
İbrahim oğlunu küçüklükten beri hep bir köpek yavrusuna benzetirdi.Oğlunun kalbini kırsa da ondan kendini uzaklaştırmaya çalışsa da sadece bir anlığına ona şefkat gösterdiği zaman Yavuz hiç kalbi kırılmamış gibi babasını takip eder onun peşini bırakmazdı.
İbrahim de oğluna olan sevgisini dile getirmek istiyordu ama daha önce hiç sevgisini dile getiren bir baba görmemişti nasıl söylenir o kelime bilmiyordu bilmediği içinde"Evet biliyorum"deyip daha fazla duygusal zayıflık göstermemek için telefonu kapattı.
İbrahim telefonu kapattıktan sonra vicdan azabıyla başbaşa kaldı.Oğlu yaşananları öğrendikten sonra yine bir köpek yavrusu gibi onu takip edecek miydi?Bu dünyada onu seven tek insanı da kaybedecekti oysa alışkın değil miydi sevdiklerini kaybetmeye.Annesini,ablalarını o vermemişti mi kara toprağa ama hiçbiri oğlunun sevgisini kaybetmek endişesi kadar acıtmamıştı canını.
"Beni affet oğlum bütün bunları senin için yapıyorum."
Leyla,Boran'ı uyandırmamak için sessiz bir şekilde odaya girdi.Hayatı bir zamanlar güçsüz olarak kınadığı kadınlara benziyordu.Sevmediği bir kocayla bir öbür aynı odayı aynı yatağı hatta bir ömür geçirecekti.Düşündükçe nefes alamıyor kendini boğuluyormuş gibi hissediyordu onu içine düştüğü bunaltıcı histen Yavuz'un sevgisine sığınarak kurtuluyordu.
Leyla,yatağın en ucuna yatıp kolyesine sıkıca sarılıp uyumaya çalıştı ama Boran'ın nefesi bile Leyla'nın vücudunda dikenlerin batmasına sebep oluyordu.Leyla uyumak için Yavuz'la olan anılar havuzuna kendini bıraktı.
Boran,Leyla'nın yanına ilerledi ve Leyla'nın elindeki tarağı aradı.Boran tutkulu bir sesle"Saçlarını ben taramak istiyorum."
"Gerek yok ben tararım"diye tarağı geri almak için elini uzattı ama Boran,Leyla'nın uzattığı eli dudaklarına götürüp nazik bir öpücük bıraktı.Leyla öpücük karşısında elini hemen geri çekti.
Leyla,Yavuz'a ihanet etmenin verdiği acıyla "Boran"
"Hiçbir şey söyleme unutma kendini benden uzaklaştırmayacaktın"dedi ve Leyla'ya elini uzattarak"Hadi gel saçlarını tarayalım"
Leyla,Boran'ın kendisine uzattığı eli tutmadı daha doğrusu tutamadı.Bu ellere Yavuz'dan başka bir erkeğin değmesi haramdı.
Leyla,Boran'ın saçlarını taraması için yatağın köşesine oturdu.Boran,Leyla'nın elini tutmamasına üzülse de bu anın tadını kaçırmasına izin vermeyecekti.
Boran,Leyla'nın saçlarını taramaya başladı.Leyla'nın yasemin kokuları saçları Boran'ı büyüyordu ve Boran bu kokulara daha fazla dayanamayıp elindeki tarağa bırakıp yatağa bırakıp yüzünü Leyla'nın saçlarına gömdü.
"Yıllardır bu anın hayallerini koruyorum Leyla"Boran'ın tutkudan sımsıcak olmuş dudakları Leyla'nın sopsoğuk boynuna değdi.
Leyla,Boran'ın kendisine bu kadar yakın davranmasından dolayı rahatsızdı ama Boran'ın deminki itirafının şaşkınlığından dolayı ağzını açamıyordu.
Boran'ın dudakları gitgide daha çok sıcak olmuştu dokunduğu her yeri yakıyordu.Boran her öpücükle beraber bir sırrını söylüyordu.
"Leyla"
Leyla cevap vermeden Boran'ın öpücüklerinin bitmesini istiyordu her öpücükte vicdanı onu boğan ipini daha da sıkalıştırıyor onun nefes almasını engelliyordu.
Boran'ın elleri Leyla'nın yüzünü kendine çevirdi o an Leyla'nın gözlerinde birikmiş inci taneleri gördü ve dudaklarını inci tanelerinin üstüne bastırdı.
"Leyla seni seviyorum"
"Boran ben"
"Biliyorum Leyla ama bu sana olan sevgimi azaltmıyor aksine sana geçmişi unutturup benimle geleceğe adım atmanı istiyorum"
"Ben"
Boran,Leyla'nın cevabını duymak istemediği için dudaklarını Leyla'nın dudakları üstüne kapadı ama öpücük bir cevaptan çok Leyla'nın dudaklarını sahiplemek için bırakılan bir işaretti.
Leyla,Boran'ı itmek istedi ama Boran Leyla'nın ellerini sıkıca tuttu ve yalvarır bir sesle"Artık kaçma benden"dedi ve dudaklarını tekrar Leyla'nın dudaklarına kapadı ama bu sefer öpücük cevap istiyordu.
Leyla ise bu öpücüğe cevap vermemek için dudaklarını sıkıca kapatmıştı onu istemiyordu.
"Leyla seni istiyorum lütfen benim ol"
Bu sefer şart koşma sırası Leyla'ya geçmişti ve hedeflerini ulaşmak için Boran'ın ona duyduğu aşkı kullanacaktı.
"Okuma ve çalışmama karışmayacaksın"Leyla annesine,ablasına benzemek istemiyordu.Kocaları tarafından eve kapatılıp ona bağımlı olmak istemiyordu.
"Kabul ediyorum yeter sen ki benim ol."
"Ben de senin duygularını kabul etmesem de görmezden gelmeyeceğim tamam mı?"
Boran cevap olarak Leyla'nın dudaklarına saldırdı.Öpücükleri daha da vahşileşmişti Leyla bu öpücüklerin bir an önce gözlerini kapatmıştı.Boran,Leyla'nın dudaklarından ayrıldığında Leyla öpücüklerin son bulduğunu düşünerek gözlerini açtığında yatak yatıyordu ne zaman yatağa geldiklerini ya da Boran'ın tişörtünü çıkartıp yarı çıplak bir halde üzerinde durduğunu bilmiyordu.
Leyla korku dolu bir sesle"Boran"
Boran tutkudan boğuk çıkan bir sesle"Şşşt.Bu gece antlaşmamızı vücutlarımızla onaylayacağız"
Boran'ın sıpsıcak dudakları Leyla'nın sopsoğuk vücudunda dans etmeye başladı.Leyla yatağın çarşaflarını sıkıca tutup bunun bir an önce bitmesini istiyordu ama Boran bu anları uzatmak için elinden geleni yapıyordu.
Boran her öpücüğünde Leyla'ya olan öpücüğünü dile getiriyordu ve Leyla bacakları arasında bir acı hissettiğinde Boran,Leyla'nın kulağına"Şu an ne kadar güzel olduğunun farkında mısın?"
Leyla duyduğu cümleler karşısında sadece sustu ve gözlerinin akmasını önlemek için çarşafı daha da sıktı.
Leyla üzerinde bir ağırlık hissettiğinde üzerinde nefes nefese yatan Boran'ı gördü.Leyla hüzün dolu bir sesle"Antlaşmayı vücudumuzla oynayladığımıza ben banyoya giriyorum"
"Kalkmana yardım edeyim mi?"
"Gerek yok kendim kalkarım"
Leyla ayağa kalmak için yaptığında yatağa tekrar düştü.Bacakları Leyla'nın ağırlığını taşıyamamıştı.
Boran,Leyla'yı kollarının arasında aldı ve yüzünü Leyla'nın saçları arasına gömerek"Dinlen biraz"
Biraz sonra Boran'ın parmaklarına su damları damlaya başladı ama Boran görmezlikten geldi ve Leyla'nın hıçkırık seslerini duymamış gibi gözlerini kapattı.
Boran'ın hırıltılı seslerini duyan Leyla Boran'ın kollarından çıkıp Boran'ın vücuduna bıraktığı işaretleri silmek için banyayo girdi.
Leyla kapkaynar suyla vücudunu Boran'ın izlerinden temizlemeye çalışıyordu ama izler silinmediği gibi kaynar su ve lif vücudunu kızartıyordu oysa Leyla'nın şu an çok mutlu olması gerekiyordu sevdiği adamla beraber olduğu için ayakları yerden kesilmeliydi.Sevdiği adam,Leyla'yı kucağına alıp banyoya sokmalıydı Leyla ise utançtan kafasını eşinin göğsüne gömbeliydi.
"Neden,neden bunlar elimden alındı?"Leyla daha ayakta duramadığı için yere çöktü.Başını ellerinin arasına alarak umutsuzluk dolu bir sesle"Allah'ım bana yardım et gücüm kalmadı artık."
O gece Leyla'nın ağlama sesi bütün konağı kapladı.Boran başını yastığa gömerek vicdanını teskin etmeye çalışarak"Geçecek o da beni sevecek."
Yavuz havaalanın çıkışında bekleyen arabasına ilerken Leyla'yı görüceği için mutluluktan gülümsemesine engel olamıyordu yolda her zaman uğradığı çiçekçiden Leyla'nın en sevdiği çiceği alıp Leyla'yı görmeye gidecekti.
Arabasına bindiğinde Yavuz,şöfore Leyla'nın adresi verdi.Arkasına rastlanıp Leyla'nın ona aldığı bileklikle oynamaya başladı.Leyla'yı ne zaman özlese bileklikle sarılır hatta onunla yatardı.
Yavuz,Leyla'nın en sevdiği parfüm kokusunu sıktı.Leyla bu kokuyu aldığı zaman utançtan kızarırdı ama başını göğsünden de çekmezdi.
"Efendim geldik."
Yavuz ne çabuk geldik diye etrafı incelerken burası babasının eviydi.Boran artık kandırılmaktan kendisinden bir şeyler saklanmasından bıkmıştı.1 haftadır sürekli bir gizem vardı.
"Ben sana Leyla'nın evinin adresini verdim ama sen beni buraya getirmişsin."
Şöfor,İbrahim beyden korktuğu kadar Yavuz'dan da korkuyordu.Siniri aynı babası gibiydi sinirlendiği gibi gözü hiçbir şeyi görmezdi.
"Babanız böyle istedi."
Yavuz,babasıyla konuşup bu gizeme son verecekti.Yavuz arabadan indi ve İbrahim Bey'in oğlu olduğunu belli eden sesiyle"Kovuldun"
"Ama efendim 3 çocuğum var ben işten kovulursam onlara kim bakar?"
"Bunu arkamdan iş çevirmeden önce düşünecektin benim adımsan bana sadık olmak zorundasın."
"Özür dilerim efendim bir daha olmayacak."
Yavuz tehtidvari bir sesle"Maalesef sana artık güvenmiyorum ve güvenmediğim adamı yanımda tutmam."
Yavuz eve geldiğinde babası her zamanki gibi salondaki koltuğuna oturmuş pencereden manzarayı izliyordu.
Yavuz içeri girince İbrahim arkasını dönmeden soğuk bir sesle"Hoşgeldin.Gezin nasıldı?"
Yavuz bavulunu salonun girişine bıraktıktan sonra babasına döndü ve alaycı bir sesle"Otelde hapsedilmek dışında her şey iyiydi."
İbrahim aldığı cevap karşısında yüzünde belli belirsiz bir gülümseme belirdi.İbrahim ne kadar oğlu üzerine otorite kurmak istese de oğlu ondan hiçbir zaman korkmamıştı aksine savunduğu konularla babasıyla tartışmaya bile girerdi.
"Telefonumu alabilir miyim?Leyla'yı arayacağım"
İbrahim koltuğundan kalkıp Yavuz'un yanına gitti ve pantolunun cebinden telefonu çıkartıp Yavuz'a uzattı ama Yavuz'un telefonu almasına izin vermedi.
"Bundan sonra Leyla'yla görüşmeyeceksin."
Yavuz babasının ağzından çıkan kelimelerden sonra sinirlerine hakim olamıyordu.Kimse ama kimse Leyla'yla arasına giremezdi.
"Sen buna karışamazsın hatta kimse karışamaz biz birbirimizi seviyoruz."
"Doğru ben karışamam ama kocası karışabilir."
Yavuz duyduklarına inanamıyordu.Leyla evlenmiş miydi?Kimle evlenmişti?ama hayır Leyla asla Yavuz'a ihanet etmezdi.
"Ne saçmalıyorsun baba?Bitmedin mi planların beni artık rahat bırak."
İbrahim şefkat dolu bir sesle"Sen burada yokken bazı olaylar yaşandı ve Leyla evlenmek zorunda kaldı."
"Baba"dedi yalvarır bir sesle"Ne olur şaka olsun bu ben Leyla'sız yapamam baba ne olur."
İbrahim,oğlunu bahrına bastı.Onun acısını anlıyordu ama herhangi bir saçmalık yapmasına izin veremezdi."
Yavuz gözyaşlarını sildi ve ayağa kalktı kararlı bir sesle"Ben gidiyorum baba"
"Nereye?Leyla'nın daha nerede olduğunu bilimiyorsun."
Umrumda değil her yere gideceğim ve Leyla'yı alıp geleceğim."
İbrahim kükreyen bir sesle"Hayır,hiçbir yere gitmiyorsun nikah çoktan kırıldı"
"Umrumda değil"diye bağırdı Yavuz.
"Baba ne olur bir defa olsun bana yardım ben Leyla'sız ölürüm o da bensiz ölür"
İbrahim günü Leyla'yı görmüştü Leyla'yı bir cesaretten ayıran tek fark nefes almasıydı ama en azından yaşıyordu.
"Alışacaksınız"
"İstemiyorum Leyla'sızlığa alışmak istemiyorum.Şimdi çekil önümden baba yoksa kalbini kırarım"
"Kır umrumda değil ama sen yeter ki yaşa"
Yunus yanında korumalarla içeriye girdi.İbrahim oğlunun başını okşadı ve şefkat dolu bir sesle"Beni anla lütfen"
Korumalar,Yavuz'un kollarına girip Yavuz'u odasına çıkarmaya çalışıyorlardı ama Yavuz bu sefer pes etmeyecek sonuna kadar direnecekti.
"Baba ne olur bir seferlik"
"Baba"
İbrahim oğlunun yalvarışlarını duymamak için kendini dışarıya attı.Vicdanı kalbini eline almış sıkıştırıyordu ama oğlunu yaşatmak için bu acılara kapatmak zorundaydı.İbrahim oğlunun bağırışları kesilinceye kadar bahçe de kaldı sesler kesilince İbrahim içeriye girdi.İbrahim salona girince Yunus yanına yaklaşıp itaatkar bir sesle"Efendim oğlunuzu odaya kilittik ve başına korumaları diktik"
İbrahim tamam anlamında başını sallayıp danışmanına bir babanın sorabileceği en zoruyu sordu.
"Ben çok mu acımasızım?Oğluma bile yaptıklarıma baksana"
"Efendim lütfen öyle düşünmeyin sizin tek derdiniz oğlunuzu yaşatmak"Yunus,İbrahim Bey'i her zaman hayranlıkla izlerdi ve onun hiçbir zayıf noktası olmadığını düşünürdü taki oğluna olan davranışlarını görünceye kadar.Oğluna belli etmese de İbrahi bey'in bu dünyadaki tek zayıf noktası oğluydu.
Yunus,İbrahim'i rahatlatmaya çalışırken üst kattan bazı sesler geldi ve Yavuz'un nefret dolu bir sesle"Senden nefret ediyorum baba hayatımda ilk defa senden nefret ettim."
İbrahim duyduğu itiraf karşısında eli sıkışan kalbine gitti.İbrahim bugün yası vardı onu bu dünyada seven tek insanda ondan nefret ediyordu.
Simge yatağında oturmuş Boran'la olan resimlerine bakıyordu.Her zaman Boran tarafından sevilmek istenmişti ama Boran ona hiçbir zaman aşık olmamıştı onun elini tutarken onu öperken aklında hep Leyla vardı ama buna rağmen Simge,Boran tarafından sevilme umuduna tutunmuştu ki Boran karşısına geçip Leyla'yla evleneceklerini söyleyinceye kadar.O zaman anlamıştı Simge,Boran hiçbir zaman onun olmamıştı da olmayacaktı da.
Babaannesi kapıya vurduğunda Simge gözyaşlarını silip fotoğrafları yastağın altına gizleyip yüzüne kondurduğu gülümsemeyle"Gel babannem."
Babaannesi elindeki yemek tepsisiyle içeriye girdi ve tepsiyi yere bırakıp torununun yanına oturdu.
"Yavrum kaç gündür ağzına hiçbir şey sürtmedin"
"Olur mu Pembiş Sultan ben iyiyim."
Pembe Hanım'ın gözlerini yastağın altından çıkan fotoğrafa takıldı.Babaannesinin gözlerinin takıldığı yere bakınca Boran'ın ona gülümsemeyle baktığı nadir fotoğraflardan birisiydi bu.
Simge fotoğrafı saklamak istedi ama babaannesi onu durdurdu.Şefkat dolu bir sesle"Acı yaşana kızım yaşa ki seni içten içe kanatmasın"
"Babaanne ben çok mu çirkinim?"
"Hayır,güzel kızım sen çok güzelsin"
"O zaman neden beni sevmedi babanne?"
"Kader kızımm kader öyle bir şey ki sen ne yaparsan yap birisi seninde kaderinde yazılı değilse asla onunla beraber olamayacağın zalim bir oyundur."