NAMUS

5000 Kelimeler
4 YIL ÖNCE Aşkın aşk yaktığını söylerler büyükler oysa doğru aşkı bulduğunda kalbinde yer edinen tek şey huzur olurdu aynı Gülizar'ın kızına aşık olduğu günden itaberen kalbinde huzur ve mutluluktan başka bir sevgiye ihtiyacı olmaması gibi Ayhan'la kavga ettiklerinden beri 3 ay geçmişti. O üç ay boyunca Ayhan her gün birbirinden güzel hediyeler yollamıştı ama Gülizar bu sefer bu hediyelerin büyüsüne kapılmamış paketlerin ağzını açmadan geri göndermişti.Kızına asla onu sevmeyecek bir babaya muhtaç etmeyecek hayatından Ayhan'ın bütün izlerini silecekti.Öncelikle Ayhan'la bir zamanlar beraber yaşadıkları bu evden taşınacaktı.Yeni bir ev için çokça paraya ihtiyacı olduğunu bilidiğinden evden yapabileceği tek işi yapıyordu. Fabrikadan gelen oyuncaklara gözler,kıyafetler dikiyordu.Bazen teslim tarihini 2 güne indirdikleri zaman Şermin de onunla beraber sabahlara kadar oturup dikiş yapıyordu.Böyle anlarda Şermin onun için bir kız kardeşten farksız oluyordu.İbrahim ise çalışma konusunda ağzını açmasa da Gülizar ona gelen işlerin arkasında İbrahim'in olduğunu biliyordu.Yoksa kimse namussuz diye arkasından konuştukları kadına iş vermezdi. Diktiği oyuncaklardan da iyi para kazanıyordu.Normalde 5 tl alması gerekirken Gülizar 25 tlye yakın para alıyordu.Bu kadar para almasının sebebi İbrahimdi ama İbrahim'e artık senin yardımını istemiyorum kendi başıma ayakta durabilirim dediğinde İbrahim bilmemezlikten gelip alelacele konuyu kapatmıştı.O günden sonra Gülizar her konuyu açmaya çalıştığında İbrahim başka bir konu açıp konuyu bir daha açılamamak üzere kapatıyordu ve Gülizar her defasında böyle bir adamı kaçırdığı için kendine karşı duyduğu nefret artıyordu ama İbrahim'in onunla olan konuşmaları ve her defasında aralarına koyduğu mesafeyi hissettirmesi artık her şeyin için çok geç olduğunu anlatıyordu Gülizar'a. Hanımının yine düşüncelere daldığı gören Şermin dikiş iğnesi o güzel parmaklara batıp acıtmasın diye elinden almak için eğildiğinde düşünceler havuzundan çıkan üzerine eğilen doğru eğilen Şermin'i gördü ve şaşkın bir suratla "Şermin ne yapıyorsun?"diye sordu. Şermin kendini geriye doğru çekip yanlış anlaşılmamak için panik dolu bir sesle konuşmaya başladı."Hanımım düşüncele o kadar dalmızsınız ki elinizde tuttuğunuz dikiş iğnesi parmağınıza batacak diye korktum" "Önemli değil"dedi Gülizar elinde dikiş iğnelerin batmasıyla oluşan yaralara bakarken"Alıştım artık" "Ama ben alışamadım"Hanımım dedi Şermin itiraz dolu bir sesle."Hem doğuma sadece 1 hafta kalmışken kendinizi bu kadar yormamalısınız" "Şermin ben iyiyim zaten benim yüzümden bir sürü işten de çıktın bir de bu oyuncaklarla uğraşmana izin veremem"dedi Gülizar,Şermin'e karşı duyduğu suçluluk duygusuyla. "Ben alışkınım hem yeğenim doğunca demesin Şermin teyze,annemi niye bu kadar çalıştırdın?"dedi Şermin ortamtaki havayı yumuşatmak için. "Bence sana diyebileceği tek laf hayatımıza girdiğin için teşekkür ederiz Şermin teyze"dedi Gülizar elini karnında gezdirirken. "Önemli değil teyzem"dedi Şermin şefkat dolu bir sesle"Sen yeterki huzurlu ve mutlu bir hayata sahip ol gerisi önemli değil" "Olacak ona öyle bir hayat sağlayacağım ki içinde mutluluk ve huzur dışında hiçbir şey olmayacak,hüzün ve husursuzluk o yerden asla içeriye giremeyecek"dedi Gülizar kendinden emin dolu bir sesle. "İnşallah her şey istediğin gibi olur"dedi Şermin,bu iki kişilk ailenin sonunda mutlu bir yuva kurabilme dileğiyle. Bu birbirinden başka kimsesi olmayan iki kadının sohbetini çalan telefon yüzünden yarıda kesildi.Gülizar koltuğundan kalkmak için harekete geçtiğinde Şermin eliyle otur işareti yapıp telefonun başına geçip ikinci çalışta açtı. "Efendim"dedi Şermin ama konuşma devam ettikçe Şermin'in yüzü asılmaya ve cevapları kısalmaya başladığında Gülizar meraklı bir sesle"Kimle konuşuyorsun Şermin?"diye sordu. Şermin,kimin aradığını söyleyip söylememe konusunda tereddüt yaşasada sonunda ağzından kelimeler dökülmeye başladı."Besime Hanım sizi hafta sonu olacak düğününe davet ediyor" Besime,Ayhan'ın en yakın arkadaşlarından Alkan'ın metresiydi.Ayhan,Gülizar'ı yakın çevresinden ilk önce Alkın'la tanıştırmıştı.Alkın'ın yanında Besime de vardı. Gülizar he ne kadar evli bir adamla beraber olmanın utancıyla başı aşağıda duruyorsa Besime de o kadar gururla başı dik bir halde Alkın'ın yanında duruyordu. Besime, gittikleri mekanda utangaç bir halde kenarda tek başına duran Gülizar'ın yanına yaklaşıp"Dik dur"demişti tecrübe dolu sesiyle"Eğer sen metres olmaktan utanırsan insanlar daha çok üstüne basar dik dur,dur ki insanlar sana gösterip senden korksunlar" "Neden"diye sormuştu Gülizar merak dolu bir sesle"Neden bana yardım ediyorsun?" "Bilmem"demişti Besime yüzünde bir anlık beliren hüzünlü bir ifadeyle"Belki de bana eski halimi hatırlattığın içindir" "Teşekkür ederim"demişti Gülizar yabancı ortamda onunla konuşan tek insan olduğundan dolayı minnet dolu bir sesle. "Teşekkür etme"demişti Besime tekrardan eski sert haline dönerek"Bir daha karşıma böyle çıkarsan seni ezenlerin en başında ben olurum" Gülizar o gün Besime'ye hayran olarak ayrılmıştı gittikleri mekandan.O günden sonra Besime gibi bir kadın olmaya çalışmıştı ama Besime metresi olarak yanında kaldığı adamla evlenmeyi başarmıştı Gülizar'ın aksine. "Tebrik ettiğimi söyle"dedi Gülizar her ne kadar sesinin mutlu çıkmasına uğraşsada sesi yine de hüzünlü çıkmıştı. Şermin kafasını tamam söylerim anlamında salladıktan sonra telefonla konuşmaya devam etti.Arada bir Şermin'in sesini yükselterek"Dediğim gibi o hamile şuan da evden başka bir yerde olması bebek ve hanımım için tehlikeli olabilir"diyordu ama sonunda kazanan Besime olmuş olmalıydı ki Şermin,Gülizar'a dönüp"Besime Hanım sizi iki gün sonra olacak düğüne davet ediyor cevabınız nedir acaba ?"diye sordu Şermin,Besime'ye kaybetmiş olmanın verdiği mutsuzlukla. Gülizar,hayran olduğu kadının düğününe gitmek istede orada Ayhan'la karşılaşmaktan ve tanımadığı insanların onun yüzüne baka baka yapacakları dedikodudan korkuyordu.Besim'e ona her ne kadar güçlü olmasını söylese de Gülizar henüz kendini insanlarla yüzyüze bakacak kadar güçlü hissetmiyordu. "Daveti için teşekkür ederim ama ben gelemem.Malum hamileyim çok fazla ayakta duramıyorum"dedi Gülizar korkaklığını gizlemek için bebeğini bahane ederek. Şermin,Besime'ye karşı haklı çıkmanın verdiği mutlulukla"Dediğim hanımım hamile olduğu için düğüne katılamayacak"dedikten sonra bir iki kelime daha konuşup telefonu kapatıp Gülizar'ın yanına geri dönüp Besime'yi şikayet etmeye başladı."Ay ne kadar laftan anlamaz bir kadın diyorum ki ben" Gülizar,Besime hakkında konuşup korkaklığının yüzüne vurulmasından kaçmak için Gülizar'ın lafını kesip"Ben yatıyorum Şermin bugün çok fazla ayakta durduğum için yoruldum"dedi ve kendi korkularından kaçmak için odasına saklandı. Besime olan telefon konuşmasından sonra Gülizar kendini suskunluk kalesine hapsetmiş Şermin her ne kadar o kuleden çıkartmak için çabalasa da Gülizar her defasında kaleye daha fazla kilit vuruyordu. Besime'nin düğün günü sancılıp Şermin tarafından zar zor hastaneye yetiştirilmişti.Doktoru sancının yalancı olduğunu söylemiş ama doğuma 1 haftadan az bir süre kaldığı için hastaneye yatması gerektiğini söylemişti ama Gülizar itiraz edip doğum'a kadar evinde kalmak istemişti.Şermin ve doktor hastane de kalması için ısrar etsede Gülizar evinde kalmak istediğini söyleyerek hastaneden çıkmıştı.Ertesi gün İbrahim,Gülizar'ın yanına uğramış ve kızgın bir sesle"Neden hastaneye yatmadın?"diye sormuştu. Gülizar ise bomboş cüzdanını İbrahim'in önüne atıp"Ne beş kuruş param ne de sigortam var.Diyelim hastaneye yattım.Doğumdan sonra nasıl ödeyeceğim o kadar parayı?" "Ben varım demedim mi? Ayakların üstünde duracağın güne kadar sana yardım edeceğim dedim.Bana neden güvenmiyorsun?"diye sordu bağırmaya yakın kızgın bir sesle. "Çünkü bana acımanı istemiyorum.Çünkü"Gülizar sustu çünküsünün ardından İbrahim'i tamamen korktuğundan. "Çünkü ne?Söylesene Gülizar"dedi İbrahim,kendisine acıdığını düşünen gözlerindeki aşkı fark etmeyen kadına kızgın bir sesle. "Yalnız kalmak istiyorum,gider misin?"dedi Gülizar bir kez daha korkaklığına yenilmenin verdiği sinirle. "Gülizar"dedi İbrahim,Gülizar'ın haksız olduğu halde onu evden kovmasının verdiği sinirli ağzından kötü bir şey çıkmasın diye kontrol etmeye çalışırken. "Git"dedi Gülizar çaresiz bir sesle"Git İbrahim beni yalnız bırak ki verdiğin cezaya katlanıp daha fazla acı çekmeyeyim" Gülizar'ın söylediklerinden sonra İbrahim hayalkırıklığıyla dolu bir sesle"Peki Gülizar gidiyorum ama ben hiçbir zaman seni cezalandırmadım aksine sen mutlu ol diye ben senden bile vazgeçtim"deyip kapıyı arkasından sertçe kapattı. İbrahim'in kapıyı sertçe kapatmasının ardından Gülizar'ın karnına şiddetli bir ağrı girdi.Bu öyle bir sancıydı ki Gülizar'ı öldürmekten daha beter bir hale getiyordu. "Şermin"dedi inleyerek Gülizar"Yardım et" Şerminden ses gelmeyince bu sefer Gülizar ağrının verdiği acıyla "Şermin"diye bağırdı.Hanımının bağrışını duyan Şermin panik dolu bir halde salona koştu."Hanımım neyiniz var?" "Sancım var"dedi Gülizar araya karışırken inlemelerini engellemek için ısırdığı dudaklarının arasından konuşurken. Hanımının sancısının geldiğini duyan Şermin yukarıdaki katta oturan ev sahiplerinin yanına doğru koştu.Kapıyı o kadar sert vuruyordu ki bir süre sonra elinden damlayan küçük kan damlalarını gördü.Üçüncü ve dördüncü vuruştan sonra ev sahibi yeni uykudan uyanmış bir suratla kapıyı açmıştı.Şermin'in panik dolu halini gören ev sahibi"Şermin iyi misin?Gülizar'a bir şey mi oldu?"diye sordu. "Hanımımın sancısı başladı galiba bu sefer bebek geliyor"dedi Şermin panik dolu bir sesle. Doğumun başladığını duyan ev sahibi askılıkta duran ceketini üzerine geçirirken evden içeriye doğru"Gülizar doğuyormuş ben onu hastaneye götürüyorum.Sende üzerini değiştirip oraya gelirsin Erhan'la"diye bağırdı. İçeriden"Tamam"diye bir kadın sesi gelince ev sahibi arabasının anahtarını da alıp Şerminle beraber aşağı kata indi.Daireden içeriye girince Gülizar'ın oturtuduğu kanepenin önünde bir ıslaklık fark edince Şermin daha da panikleyerek"Abi suyu gelmiş"dedi. Şermin'in panik olduğunu fark eden ev sahibi yatıştırıcı bir sesle"Sakin ol kızım gir Gülizar'ın koluna da arabaya taşıyalım"dedi. Hanımının çektiği acıdan dolayı yarı baygın bir halde olduğunu fark eden Şermin"Tamam abi"deyip Gülizar'ın koluna girdi. Gülizar'ı arabaya yerleştikten sonra Şermin"Abi bir dakika ben doğum çantasını unutmuşum onu alıp da geleyim"dedi. Gülizar'ın baygın olmasından endişelenen ev sahibi"Kızım,Gülizar'ın halini görmüyor musun?Ben Aysun'u ararım hastaneden o da getirir"dedi. Gülizar'ın kesik kesik inlemelerini duyan Şermin hanımının daha fazla acı çekmesini engellemek için"Peki abi"deyip hanımının yanına oturdu. Gecenin en karanlık vaktinde başlayan bu heyecan ve panik sabah saatlerinde yerini coşku ve sevince bırakmıştı.Gülizar sabah 09.30'da dünyaya çok güzel bir kız çocuğu dünyaya getirmişti.Bebek o kadar güzeldi ki gören bir daha dönüp bakıyor Şermin ise çocuğa nazar değmesin diye bildiği tüm nazar dualarını okuyordu. Öğlen 12.30 doğru Gülizar,doğumun verdiği yorgunlukla kapattığı gözlerini tekrar açıp evladını sorduğunda Şermin sevinç gözyaşlarıyla bebeğin güzelliğinden ve ne kadar sağlıklı olduğunu anlatmıştı. Evladının iyi olduğunu duyan Gülizar ellerini semaya açıp"Evladımı sağlıklı bir şekilde bana bağışladığın için sana şükürler olsun"dedikten sonra evladını görebilmek için ayağa kalkmaya çalıştığında Şermin tarafından yatağa tekrar yatırıldı. "Hanımım ben şimdi hemşirenin yanına gidip sizin uyandığınızı söyleyeceğim eğer ayağa kalkmamaya söz verirseniz.Bebeğimizi ne zaman yanımıza getirebileceklerini de soracağım "dedi Şermin hanımını dinlendirebilmek için. "Söz"dedi Gülizar evladını bir an önce görebilmek için.Acaba bebeğimin kokusu cennet gibi mi ?diye düşündü Gülizar.Rahmetli annesi Gülizar'a her zaman cennet kokulum diye seslenirdi.Gülizar bir gün annesine neden ona cennet kokulum diye seslendiğini sorduğunda o naif sesiyle"Çünkü seni kucağıma aldığımda o kadar güzel kokuyordun ki bana cenneti hatırlatın"demişti. Gülizar da çocuksu bir saflık"Anne benim evladım da cennet gibi kokacak mı?"diye sormuştu Annesi kızına tebessüm edip yılların verdiği o tecrübe dolu bir sesle"Herkesin yavrusu kendisine cennet gibi kokar"demişti. Gülizar çocukluğundan beri ilk defa annesini bu kadar çok özlediğini fark etmişti.Onun kokusuna,ilgisine o kadar çok ihityacı vardı ki.Annesinin dizlerine yatıp saatlerce ağlamak annesinin ise geçti artık her şey bitti diye sırtını okşamasını istiyordu. Akşama doğru Gülizar'ın bebeğini odaya getirdiler.Gülizar,bebeğini görünce şimdiye kadar aşk diye isimlendirdiği bütün duyguların aslında tamamen aldatmaca olduğunu anladı.Kalbi sonunda gerçek sahibini bulmuştu hemşire bebeğini onun kollarına uzattığı an Gülizar onu düşürme korkusundan onu kokusunu bile doğru düzgün içine çekemedi. Hemşire yılların verdiği tecrübeyle yeni anne olan kadını rahatlatmak için yumuşak bir sesle"Korkmayın bebekler sandığınızdan daha güçlüdür.Hem bebeğinizin sütünüze ihtiyacı var onu beslemeniz lazım"dedi. Gülizar hemşirenin verdiği bilgiyle beebeğini de daha da sıkı tuttu onun kokusunu burnuna çektiğinde annesinin ne kadar haklı olduğunu anlıyordu.Bu kokuyu daha önce hayatında hiç koklamış,dünyadaki en güzel koku bile bu kokunun yanına yaklaşamazdı. "Hoşgeldin hayatıma hoşgeldin kızım hoşgeldin Berfu'm" "Adını Berfu mu koydun?"diye sordu Şermin gözlerini bir dakika bile bebeğin üzerinden ayırmazken. Gülizar kar tanelerinin her zaman eşsiz ve bir o kadar mükemmel olduğunu düşünürdü şimdi aynı şeyi kızı içinde düşünüyordu kızı da aynı bir kar tanesi gibi eşşiz ve mükemmeldi."Evet,o benim biricik kartanem"dedi. Hastane de 2 gün kaldıktan sonra eve çıktılar.Eve geldiklerinde bile İbrahim bir kez bile olsun yanına uğramamış bebeği görmemişti.Gülizar ona kızmıyor aksine yanına gelmemesinden dolayı minnet duyuyordu. Eve gittiklerinin 3. günü kapıya sert bir yumrukla vuruldu. Kapı çalındığı anda Gülizar bebeğinin  beşiğinin başında yarı uykulu bir halde ninni söylüyordu.Annesi sesini duymadan uyuyamayan bebek annesi sustuduğu anda ağlamaya başlıyordu. Gülizar annesinin ona küçükken söylediği ninniyi söylemeye başladı.Ninniyi söylerken tek duası ilerde kızının,Gülizar'dan daha iyi bir hayat yaşamasıydı. Nenni dersem uyur m'ola Üstüne güller gelir m'ola Benim yavrum böyür m'ola Nenni nenni e guzum nenni Bebeğin beşiği çamdan Düşdü yuvarlandı damdan Babası geliyor Şam'dan Nenni nenni e guzum nenni Ormanlardan geçemedim Ben yavrumu seçemedim Gonah yirine yetemedim Nenni nenni e guzum nenni Ben bebeği yudumudu Gül dalına godumudu Ben de kestim ümidümü Nenni yavrum nenni e guzum nenni Gülizar ninniyi bitirdiğinde bebeğinin gözleri kapalıydı kimin geldiğini merak ettiğinden kapıya doğru hamle yaptığında bebeğinin hissetmiş gibi mırıldandandığını duyunca yerine geri oturup ninniyi tekrar söylemeye başladı.Biraz sonra kaygılı bir halde odaya Şermin girdi. Şermin'in kaygılı bir yüzle içeriye girdiğini gören Gülizar,bebeğini uyandırmamak için kısık bir sesle"Şermin, kim geldi ?"diye sordu. Şermin kaygı dolu sesiyle"Haşmet Haşimoğlu ve Ayhan Haşimoğlu geldi"dedi. O an Gülizar'ın kalbine kor bir ateş düştü."Onlara defolup gitmelerini söyle Şermin"dedi. Şermin'in gözlerinin yaşlar akmaya başladı."Söyleyemem"dedi. Şermin,Gülizar'ın hareketlerinden şüphelenip kapıyı kitlemek için ileri atıldığında Şermin kapıyı açıp Ayhan'ı ve babasını içeriye aldı.Gülizar,bebeğini onlardan korumak için beşiğinden alıp sıkıca kendine bastırdı."Gidin buradan"dedi ama Ayhan ona doğru yaklaşmaya devam ediyordu. Gülizar,bir zamanlar deli gibi aşık olduğu adama bakıp yalvaran gözleriyle"Ne olur Ayhan onu benden alma"dedi. Ayhan,Gülizar'ın sesini duymasıyla duraklasasa da babasının o gür sesiyle"Hadi Ayhan al torunumu şu namussuz kadının kucağından"dedi. "Neden tek namussuz ben oluyorum?Oğlunu ben zorladım benimle beraber olmaya?Ben mi zorla hamile kalmak istedim?"diye hesap sordu Gülizar ama Haşmet o gür sesiyle"Bu tek senin değil oğlumun da cezası"dedi. Ayhan,babasının sesini duymasıyla Gülizar'a doğru olan adımlarını hızlandırıp Gülizar'ın karşısına dikilip bebeği Gülizar'ın kucağından zorla almaya çalıştı.Onu ne bebeğin ağlamaları da ne de Gülizar'ın feryatları durdurdu. Ayhan ağlamaktan kıpkırmızı olmuş olan bebeği kucağına alıp,Gülizar'ı kalorifer peteklerinin olduğu tarafa doğru atıp babasına doğru yürüdü.Babası bebeği Şermin'in kollarına uzatıp"Al bebeği"dedi.Şermin bebeği kucakladı ve Haşimoğullarının arkasından çıkacakken son kez Gülizar'a baktı. Gülizar dikişlerin etkisyle ayağa kalkmaya çalışırken bebeğini götüren Şermin'e acıdan dolayı zor çıkan br sesle"Neden?"diye sordu."Neden bize bunu yaptın?Sen benim kızkardeşimdin"diye hesap sordu. "Benim korumam gereken kızkardeşlerim var"dedi Şermin kendini haklı çıkartmak istercesine. "O daha çok küçücük Şermin annesiz yaşamaz"dedi Gülizar zar zor çıkan sesiyle. "Affet"dedi Şermin"Affet"dedi ve Haşimoğullarından arkasından çıkıp gitti. Gülizar,kanayan kafasına ve acıyan dikişlerine rağmen ayağa kalkıp Haşimoğullarından arkasından koşmaya başladı.Ne kadar koştuğunu ya da ne kadardır çıplak ayakla dışarda durduğunu bilmiyordu.Onu kendine getiren İbrahim'in onu tutan sıcacık kolları oldu. "Ne oldu sana?"diye sordu İbrahim,Gülizar'a çok uzaktan gelen bir sesle. "Aldılar"dedi Gülizar "Bebeğim benden aldılar" GÜNÜMÜZ Leyla iş ve ev arasında mekik dokumaya başlayalı 1 ay olmuştu.Kayınvalidesi işe başladıktan sonra her gün eve misafir çağırıyordu.Misafirler gidinceye kadar Leyla'dan kahvesinden suyuna kadar her şeyi istiyor.Bir dakika bile olsun dinlenmesine izin vermiyordu.Leyla ise kayınvalidesinin bütün yıldırma planlarına karşı işine daha da sıkı sarılıyordu. İşte ise daha çok yabancı ortaklarla beraber yapılan toplantıdan notlar alıyor,yapılacak antlaşmalarda metinleri çevirip,düzenliyordu.Müdürünün ona Şahkıran olması hakkında takılmalarına ise yüzüne kondurduğu belli belirsiz bir gülümsemeyle karşılık veriyordu.Çalıştığı ofiste anlaşabildiği tek kişi kendisinden 5 ay önce işe başlamış Diyar'dı. Müdürünün eleştirmek için fırsat aradığı günlerin birinde şeflerinin altında yaptıkları çeviride hata çıkmıştı.Oysa Leyla'nın çevirilerinde bir hata yoktu ama müdürden korkan şef hatayı Leyla'nın üzerine atmış zaten Leyla'dan hoşlanmayan müdürü fırsatı kaçırmayıp 1 saat boyunca Leyla'yı azarlamış her ağzını açışında"Sen kocanın ve ailenin parasına güveniyor olabilirsin ama burada sen hariç hepimizin paraya ihtiyacı var"diye konuşmuştu. Leyla'nın ağzını açıp kendini savunmasına bile izin vermemişti.Bozuk bir moralle odadan çıkıp kendisine ayrılan masaya doğru ilerlediğinde fotokobicinin yanında duran Diyar sessizce cebinden çikolata çıkartıp Leyla'ya uzatmış dudaklarını kıpırtarak"Üzülme"demişti. Leyla bütün hıncını çikolatadan çıkarttıktan sonra kendi yine çevrilmek üzere bekleyen belgelerine girişmişti.2 gün sonra da Diyar'ın çalıştığı ekip müdürleri tarafından eleştirildikten sonra bu sefer çikolata uzatan kişi Leyla olmuştu.Çikolatayla başlayan diyalogları mola zamanı içilen kahvelere,öğle yemeği beraber yenilen yemeklere dönüşmüştü. Bu geçen 1 aylık sürede Leyla'yı en çok şaşırtan Boran'ın tepkileriydi.En son kavgalarından sonra Boran,Leyla'yı bunaltan kıskançlık ve triplerini bırakmış yerine daha anlayışlı bir adama dönüşmeye başlamıştı ama Leyla biliyorduki kocası en sonunda yine gerçek kişiliğini ortaya çıkaracaktı tek merak ettiği şey gerçek kişiliğini ne zaman ortaya çıkaracağıydı. Arkadaşının derin düşüncelere daldığını gören Diyar dudağındaki sigarayla konuşmayla başladı."Hayırdır böyle derine dalmış ne düşünüyorsun?" Leyla daha rahat konuşabilmek için dudaklarına değen zehiri çekip" Yarın benim maaş günüm" "Seni hayal kırıklığına uğratacağım ama asla hayallerindeki parayı alamayacaksın"dedi Diyar yaptığı köleliğe rağmen hesabındaki parayı görünce yaşadığı hayalkırıklığıyla. "Olsun"dedi Leyla kendiyle gurur duyan bir sesle"Bu benim çalışarak kazandığım ilk para,benim param" Diyar çoğu zaman Leyla'yı anlamıyordu.Burada yaşayan herkes,kendisi de dahil, Leyla'nın yerinde olmak için her şeyden ve herkesten vazgeçerlerdi ama Leyla kendisine hediye edilen aileden,paradan,güçten bir lanetten bahsedermiş gibi bahsediyordu. "Seni anlamıyorum "dedi Diyar"Ben olsam milletin ağız kokusunu çekmek yerine oturur evimde koca ve baba parası yerim"daha sabah müdüründen yediği azarın etkisiyle. "Peki sana bütün bunları bedavaya mı verdiklerini düşünüyorsun?"dedi Leyla dudağındaki zehiri vücuduna çekerken. "Birisi kocan birisi baban sana verdikleri karşısında ne isteyebilirler ki?"diye sordu Diyar aklı karışmış bir halde. "Mutlak itaat"demek istese de kelimeleri yutup onun yerine "Boşver"dedi Leyla arkadaşının pespembe olan hayal dünyasını kendi gerçekleriyle simsiyahla boyamaktan korkarak. Arkadaşı sızlansa da Leyla konuyu değiştirmek istercesine saati gösterdi."Mola bitti hadi içeriye girelim" Diyar sızlana sızlana arkadaşını takip edip elindeki sigarayı çöpe atıp içeriye girdi. Müdür,Leyla'nın konuşmalarını dinlerken onun diğer ağa kızlarından ne kadar farklı olduğunu anladı.O da Müdür gibi genç yaşta diğer kız çocuklarından ayrılıp gerçeklerle yaşamaya mahkum edilmişti. Çalışının yüzündeki gülümsemeyi fark eden Patron"Sen iş saatleri içinde gülümser miydin?"diye sordu merak dolu bir sesle. "Şu yeni gelen kız Leyla hikayesi ne?"diye sordu müdür lafı hiç uzatmadan. Patronları ,çalışanlarının nefret etmesine rağmen müdürünü seviyordu.Kimsenin arkasından ne diyeceğine düşünmeden bugün kendisinin bile yapamayacağı şekilde gerçekleri insanın yüzüne vururdu. "Küçük kardeşi Yasin Şahkıranların kızını kaçırdı." Patronun devam etmediği görünce"Eee?"dedi sabırsızlık dolu bir sesle sordu Aymil "Sonra ne oldu?" "Sonra ne olacak 1 hafta sonra toplu nikah kıyıp Leyla'yı evin ortanca çocuğu Boranla evlendirdiler." "Desene aynı hikaye"Babasının zoruyla evlenen ablasının düğünden sonraki sabah kocasının silahıyla kendini vurduğunu hatırlayan Aymil. "Buralarda nasıl bir hikaye olmasını bekliyordun ki?Buralar her türlü haltı erkeklerin yediği ama cezası kadınların ve çocukların ödediği bir yer"çıktıkları çatı katından izlediği ŞanlıUrfa'ya bakarken. " ŞanlıUrfa dışarıdan aynı peri masallarını andırırken sokakların,evlerin içlerine girdiğin zaman birbirinden daha acı daha hüzünlü sofralarla karşılaşıyorsun." "Oysa"dedi Aymil sevgiye duyduğu özlemle"Neden bu güzelim vatanda insan gibi yaşamıyoruz illa ölmek öldürmek zorundayız?" "Para ve güç insanların hayatlarında olduğu sürece asla bu diyarda mutluluk olmaz"dedi Patronu yılların verdiği tecrübeyle. "O zaman"dedi Aymil acı dolu bir gülümsemeyle"Bu sefer ki sigaramızı bütün ŞanlıUrfa için yakalım" "Yakalım be kızım"dedi Patronu babacan bir sesle"Ölen her kadın için isimzsiz mezarlarda yatmak zorunda kalan her kadın için kızlarının acısını yaşamayan kadınlar için" Leyla yorgun argın bir şekilde çıktığı şirketten mezarlığın yolunu tuttu.Oğuz abisi bugün telefon açıp Kerim'in mezarlığını yaptırdığını söylemişti Leyla katillerin yakalanıp yakalanmadığını sorunca abisi her zamanki cevabını söylemişti."Maalesef katillerden bir iz bulunmadı" Leyla artık hesap sormaktan,isyan etmekten yorulmuştu."Tamam"dedi yorgun bir sesle. Oğuz kardeşinin her zamanki itiraz edeceğini hesap soracağını zannetmişti hatta cevaplarını bile hazırlamıştı ama kardeşi onu şaşırtıp sadece tamam demişti. "Leyla"dedi Oğuz kaygı dolu bir sesle"Bu sefer hesap itiraz edip,hesap sormayacak mısın?" "Hayır,abi artık o kadar yoruldum ki kimseye ne hesap sormaya ne de itiraz etmeye gücüm var artık hayatın bana getirdikleri karşısında sessizce bir onay içindeyim"dedi Leyla acıyı ve kederi kabullenmiş bir sesle. Kardeşinin durumunu hiç iyi görmeyen Oğuz"Leyla iyi misin sen?"diye sordu "İyi"dedi Leyla yılgın bir sesle"İyi ne demek abi?Ben artık iyi demenin ne demek olduğunu bile unuttum" "Gülüm"dedi Oğuz kaygıdan endişeye dönüşen bir sesle"Boran mı seni üzecek bir şey yaptı?Hadi be Gülüm anlat artık" "Anlatsam ne değişecek abi?Ne yapabileceksin abi?Siz değil miydiniz beni Boranla evlendiren çğlıklarıma gözyaşlarıma sessiz kalan?Artık her şey için çok geç abi" Oğuz kızkardeşiyle konuştuktan sonra karısına dönüp"Leyla hiç iyi değil Ayşe'm"dedi. "Sakin ol hayatım belki kocasıyla kavga etmiştir o can skıntısıyla sen aramışsındır"dedi kocasının ellerini ellerinin içine alıp sakinleştirmek için uğraşırken. "Anlamıyorsun Ayşe Leyla'm evimizin biricik gülü sönmüş onun sesini ilk defa bu kadar yorgun bu kadar çaresizlik dolu duyuyorum." Ayşe'nin Leyla'yla yaptığı konuşma geldi aklına.Olanlarda bir nebze onun da suçu vardı kocasını kurtarmak için masum bir kadının günahına girmişlerdi. "Biz"dedi Oğuz karısının gözlerine bakarak konuşmaya "Biz kendimizi kurtarmak için evimizin tek gülünü soldurduk ve şimdi onu tekrar nasıl yeşerteceğimizi bilmiyorum" "Belki ilerleyen zamanlarda o da Boran'ı sever daha evleneli bir yıl bile olmadı"dedi Ayşe umut dolu bir sesle. "Sen benden başkasıyla mutlu olabilir misin?"diye sordu Oğuz Ayşe kafasını hayır anlamında sallayıp"Bu beden senden başka her yerde solar,yaşayamaz"dedi. "Leyla da öyle Yavuz kalbinde öyle bir yere sahip ki kiçbir erkek onun yerini alamaz"dedi Oğuz yıllardır her ne kadar görmezden gelse de kardeşinin gözlerindeki aşka yakından şahit olan biri olarak. "O zaman"dedi Ayşe,Leyla'nın kendisine zarar vereceğinden korkarak"Dua edelim de sonu halası gibi olmasın" "Öyle bir şey olursa Ayşe beni de Serhad'ı da kimse tutamaz Rıha'yı baştan aşağıya yakarım"dedi Oğuz sevdiği kadınlardan birinin vereceği acıyla intikam yeminini ederken. Leyla,Kerim'in mezarını ziyaretini edip eve döndükten sonra kayınvalidesi yine misafirlerini konağa toplamıştı.Leyla kayınvalidesine yakalanmamak için parmak uçlarında yürürken kayınvalidesi hissetmiş gibi kapıyı açtı.Misafirlerin yanında takındığı o anlayışlı kayınvalide gülümsemesiyle"Hoşgeldin kızım" Leyla,kayınvalidesinin oyununa eşlik ederek"Hoşbulduk efendim"dedi kayınvalidesinin açık tuttuğu kapıdan diğer kadınlar meraklı başlarını uzatıp Leyla'yı inceliyorlardı.Leyla başıyla onları da selamlayarak"Hoşgeldiniz"dedi. Kadınlar hepbir ağızdan"Hoşbulduk"dediler ama Leyla'nın kıyafetine bakarak küçümseyici bir yüz ifadesiyle birbirlerine fısıltılı seslerle bir şeyler anlatıyorlardı. Leyla,kadınların ne konuştuğunu tahmin edebiliyordu.Koskaca Haşimoğularının kızı,Şahkıranların gelini nasıl ailesinin saygınlığını yok sayıp el kapılarında çalışabilirdi? Kayınvalidesi gözleriyle içeriyi göstererek"Kızım içeriye gelmiyor musun?Kapı biraz daha açık kalırsa misafirlerimiz üşütebilir"dedi şimdi de misafirlerini düşünen bir ev sahibi edasıyla. Leyla çantasını elinde taşıdığı dosyaları göstererek "Eşyalarımı bırakıp geleceğim efendim"dedi. "Peki kızım"deyip kayınvalidesi kapıyı kapattı. Kayınvalidesi kapıyı kapatıktan sonra misafirlerine dönüp"Leyla kızım iyi bir kız ama bana bir kere bile anne demedi"dedi üzüntülü bir sesle. "Sizin gibi bir insana nasıl anne demez?Bu diyardaki bütün anneler kızlarına Boran oğlumuz gibi bir damat sizin gibi de bir kayınvalide isterler"dedi Avjin'in gözüne girebilmek için. Hatice ise bu trajikomik durumu en ön sıradan izliyordu.Kayınvalidesinin gerçek yüzünü herkesten daha iyi bilen Hatice bu kadınların yüzlerine gerçekleri haykırmak utanmaları kalmışsa Leyla'dan özür dilemelerini sağlardı ama sustu kızkardeşleri için onların eğitim hayatını mahvolmasın diye susmak zorundaydı.Kendisini bu hale getiren babasına duyduğu nefret arttı. Leyla içeriye girdiğinde arkasından konuşan kadınlar hiçbir şey olmamış gibi şimdi Leyla'yı övmeye başladılar.Hatice onları birer akbabaya benzetiyordu.Kendi çıkarları için her türlü iğrençliği ve rezilliği yaparlardı. Komşulardan biri Avjin'în gözüne girebilmek için"Leyla kızım kaç aydır evlisiniz hala sizden bir çocuk haberi alamadık acaba sende bir sorun mu var?"dedikten sonra Avjinden onay alabilmek için bakışlarını ona çevirdiğinde Avjin'in onaylayan bakışlarıyla karşılaşınca oturduğu koltuğa daha da yayıldı. Leyla artık bu sorulara alışmıştı.Bu kadınların tek isteğinin Avjin hanımın gözüne girip oğullarına iş bulup kızlarına zengin bir koca bulabilmekti.Leyla onların istediğini vermedi aksine bir Haşimoğluna yakışan olgunlukla"İkimizde çok şükür sağlıklıyız şuan Boran da ben de evliliğimizin tadını çıkartıyoruz"dedi. Kadınlardan diğeri"Olur mu kızım?Çocuksuz ev meyvesiz ağaca benzer.Siz beni dinleyip çocuk yapın çocuk"dedi. Leyla olgunluğunu bozmadan"Biz çocuksuz da mutluyuz.İlerde eğer çocuk istersek bunu başkalarını dinleyerek değil kendi kararımızla yaparız."Leyla'nın lafının ardından Haşimoğullarının biricik kızının üstüne gitmeyi göze alamadıkları için ağız değiştirerek"Tabii canım siz kendi kararını verecek yaştasınız"diye Leyla'yı desteklemeye başlamışlardı. Hatice bir kez daha imrenerek Leyla'yı izliyordu.Leyla onun hayal edemeyeceği birçok şeyi yapıyor,insanların laflarının altında kalmıyordu ama kimse ağzını açıp bir şey demiyordu.Haşimoğlu olmanın gücüyle istediği hayatı yaşabiliyordu. Leyla misafirlerin yanından ayrılıp odasına çıktığında Boran'ın gelmiş olduğunu gördü.Boran her zaman yaptığı gibi Leyla'yı kollarının arasına alıp saçlarına öpücük konduruyordu. Leyla ise sabırla Boran'ın onu serbest bırakmasını bekliyordu.Boran öpücüklerini kesip Leyla'nın kulağına özlem dolu bir sesle"Nerdeydin?Seni görebilmek işten erken bile geldim"dedi. "Annenin misafirleri geldiği için onların yanına uğradım" Boran mızmız bir çocuk gibi dudaklarını büzüştürüp"Yine mi misafir?Son 1 aydır sürekli misafir seninle bir türlü yalnız kalamadım"dedi.Annesi son 1 aydır Leyla'yı misafirler konaktan ayrılayıncaya kadar salmıyordu zaten işten yorgun argın gelen Leyla misafiri yolcu ettikten sonra direk uyuya kalıyordu. "Sana bakmak için geldim birazdan yine yanlarına gideceğim yoksa Avjin Hanım seni odaya çekip beni sana bir güzel şikayet eder"dedi Leyla,Boran'a bilgiç bakışlarla bakarken. Boran,Leyla'nın bilgiçlik taslayan başlayan bakışlarından dayanamayıp bakışlarını geri çekti ama Leyla'nın dediklerini inkar da etmedi.Annesi,Leyla ne yaparsa ertesi gün Boran'ı odasına çekip şikayet ediyordu. "Gitme"dedi Boran,Leyla'nın yüzüne öpücük kondururken"Ben konuşurum annemle derim ki karımdan uzak kaldığım için onunla biraz vakit geçirmek için ben göndermedim" "Boran"dedi Leyla kendini Boran'ın kollarından kurtulmak için"Annen bekler" Boran öpücüklerini daha da derinleştirerek"Bir şey olmaz"dediği sırada odadın kapısına vuruldu.Boran dudaklarını çekmeyip fısıltı dolu bir sesle"Kapıyı açmadığımız sürece problem yok duymadık deriz yarın annemlere" Leyla kısık bir sesle"Bence biz kapıyı açmadığımız sürece kapıya vurmaya devam edecekler"dedi. Kapıdaki Leyla'yı dediklerini onaylarcasına kapıya vurmaya devam etti.Kapıdakinin gitmeyeceğini anlayan Boran oflayarak Leyla'yı serbest bıraktı.Leyla üstünü düzeltip kapıyı açtı.Uzun süredir kapıda bekleyen Hatice karşısında Leyla'yı görünce"Şükür sonunda çıkabildin biraz daha kapıda bekleseydim annemi buraya göndericektim"dedi yalancı bir tehditle. "Aman"dedi Leyla gülerek"Bir daha seni kapıda bekletmek mi?Sen gelmeden önce kapıyı açıp seni hazır olda bekleyeceğim" Hatice aldığı cevaptan memnun bir halde başını onayladı.Odaya girdiklerinde bütün o içten gülümsemeler yerini saatlerce sürecek dedikodu ve yağcılık almıştı. Leyla misafirleri yolcu ettikten sonra odasına çıktığında Boran uyuyordu.Leyla bu ev oturmalarından ne kadar nefret etse de bir yandan da onu Boran'dan uzak tuttuğu için memnundu.Evleneli neredeyse bir yıl olmasına rağmen Leyla,Boran'ın dokunuşlarından hala nefret ediyordu.Boran'ın dokunduğu her yeri banyo da saatlerce sıcak suyun altında çıkarmaya çalışıyordu. Yavuz'u unutmamak için yıldızlarına sığınıyor her gece yıldızlarıyla konuşmadan uyyuyamıyordu.Hala da yatağın en ucuna yatıyordu.Bu evliliğin böyle geçmeyeceğini Leyla çok iyi bildiğinden derme çatma bir daire parası biriktirdiğinde bu evliliğe son verecekti. Leyla oturduğu koltuktan kalkıp dolaptan geceliğini alıp banyoya girdi.Banyoda ihtiyaçlarını giderdikten sonra yatağın en ucuna yatıp komodinden Yavuz'un ona aldığı kolyeyi aldı ve Yavuz'un kokusunun sindiği kolyeyi koklayarak uykuya daldı. Boran sabah uyandığında Leyla'nın yine ondan uzakta o eski püskü kolyeyle uyuya kaldığını gördü.O kolyeden kurtulmak için Leyla'ya birbirinden pahalı kolyeler,mücevharatlar almıştı ama onların yüzüne bile bakmamış Leyla'nın mücevher kutusunda solmayı bekliyorlardı. Boran bu kolyenin neden bu kadar değerli olduğunu sormaya korkuyordu.Alacağı cevaptan sonra Leyla'nın ellerinden kayıp gitmesinden korkuyordu.Leyla'nın peşine taktığı adamdan hergün haberler alıyordu.Leyla'nın işte kimlerle samimi olduğunu öğlen yemeklerinde hangi restoranta gittiği hangi yemekleri yediğini bildiği halde içindeki kıskançlık ateşi sönmüyordu.Elinde olsa Leyla'yı bu odaya kitler sadece o görebilir o dokunabilirdi.Bunu yapmayı çok istese de biliyordu ki bunu yaptığı an Leyla'yı geri dönmemek üzere kaybederdi. Leyla uyandığında kendisini izleyen Boran'ı gördü.Boran uyanan karısının yanaklarını öpücüklere boğup"Günaydın"dedi. Leyla ise kocasının öpücüklerine karşın sakin bir sesle"Günaydın"dedi. Boran'ın kendisini bırakmayacağını anlayan Leyla "İş"diyerek Boran'ın kollarından kurtulmaya çalıştı ama Boran"Bugün işe birazcık geç kalsan bir şey olmaz"dedi. Leyla kafasını hayır anlamında sallayarak"Aymil hanımdan azar işitmek istemiyorum"diyerek Boran'ın kollarını itip yataktan kaldı. "Akşam annem sabah iş karımla bir türlü yalnız kalamıyorum"diye mızmızlandı Boran. Leyla her gün işittiği şikayetlere alıştığından Boran'ın şikayetlerini umursamadan dolabından iş için giyeceği elbiseyi alırken Boran'ın giyeceği takım elbisesini de yatağın üzerine bıraktı. "Hadi kalk sonra babandan azar işiteceksin" Boran,Leyla'nın dediklerini umursamadan yatakta gerinip iyice yatağa yerleşip rahat bir tavırla"Orası benim şirketim istediğim zaman giderim"dedi. Leyla gülerek"En son böyle deyip işe gitmediğinde baban tarafından yarım saat azarlanmıştın ne çabuk unuttun?" Leyla'nın bu olayı unutmayıp kendisine hatırlatan Leyla'ya içerleyerek takım elbisesini alıp söylene söylene banyoya gitti. Leyla,Boran banyodan çıkmadan üstünü değiştirip makyaj aynasının karşına geçip saçlarını tarayıp solgun yüzüne ufak dokunuşlar yaptı.Boran banyodan çıkınca aynanın karşısında süslenen karısını görünce içindeki kıskançlık canavarı tekrar ortaya çıktı.  Boran somurtgan bir suratla"Bu makyaj sana hiç yakışmıyor"dedi. Leyla,Boran'ın bunları kıskançlıktan yaptığını bildiğinden derin bir nefes alıp"Söz vermiştin hani kıskançlık yapmayacaktın" Boran niyetinin anlaşılmasıyla suçlu çocuklar gibi gözlerini kaçırarak"Ben kıskandığım için değil sadece" "Sadece ne?Evliliğimizin başından beri senin kıskanlıklarına,annenin ithamlarına katlanmaya çalışıyorum ama ben artık yoruldum Boran" "Yoruldum derken?"dedi Boran anlamamış ir ifadeyle. "Boşanalım"dedi Leyla. "Boşanmak"dedi tehlikeli bir yüz ifadesiyle. "Evet"diye onayladı Leyla ve Boran'a düşünmek için biraz zaman vermek için odadan çıkacakken Boran,Leyla'nın kolunu sıkıca tutup kendine çekti."Sana şimdiye kadar aman kırılma aman üzülme diye hep altttan aldım ama artık yetti.Ben senin süs köpeğin değilim sen gel dediğinde gelecek git dediğinde gidecek değilim aklını başına topla"dedi. Leyla acıyan kolunu çekmeye çalışarak"Bırak kolumu artık canımı acıtmaktan vazgeç"dedi. Boran ise Leyla'nın kolunu daha da çok sıkarak"Sen daha can acıtması görmemişsin eğer bir daha ağzından boşanma lafı çıksın o zaman görürsün"deyip Leyla'yı itip dışarıya çıktı. Leyla itilmenin etkisiyle yüzünü yatağın köşesine çarptı.Ayağa kalktığında yere damlayan kan damlalarını görünce makjay aynasına koştu ve dudağının patlayıp kanadığını gördü. Dudağındaki kanı görünce aklına Kerim'in söyledikleri geldi.Arkadaşı tecrübe dolu sesiyle"Senin canını bir kez yakan adam gün gelir tekrar ve tekrar canını yakar"demişti. "Ne kadar haklıymışsınız arkadaşım"dedi Leyla makyaj aynasının karşısına oturup patlayan dudağına pansuman yapmaya çalıştı ama kan durmuyordu. Hatice ise Leyla'nın hala işe gitmemesinden şüphelenip yatak odasının kapısının önüne gelmişti.Kapıya vurulmasına rağmen açılmamasından şüphelenen Hatice kimsenin duymaması için kısık sesle"Leyla benim Hatice kapıyı aç"diye fısıldadı. Leyla,Hatice'nin kimseye bir şey demeyeceğini bildiğinden kapıyı açtı.Hatice dağınık odayı ve yerdeki kan damlalarını görünce endişeli bir sesle"İyi misin Leyla?" Leyla patlamış dudağıyla Haticeye dönüp"Sence iyi mi görünüyorum?"diye sordu. Hatice patlamış dudağıyla karşısında duran eltisini görünce"Ne oldu sana böyle?"diye sordu endişeli bir sesle. "Ben düştüm"dedi Leyla,Boran'ın kendini bu hale getirdiğini söylemekten utandığı için. "Leyla"dedi Hatice inanmamış bir sesle"Bunu sana Boran mı yaptı?" Leyla sustu.Koskaca Haşimoğullarının kızının kocası tarafından bu hale getirildiğini itiraf edemedi."Ben düştüm"dedi ağlamamak için zor tuttuğu gözyaşlarıyla. Leyla'nın daha fazla üzülmesini istemeyen Hatice inanmış gibi yapıp"Tamam"dedi"Sen düştün kabul ediyorum ama hadi gel de dudağın daha kötü olmadan şu dudağına bakalım" Leyla patlak dudağıyla konuşmak zor olduğundan kafasını tamam anlamında salladı.Hatice dudağa pansuman yaptıktan sonra şişliği alması için buzla soğuk kompres yaptı.Acısı biraz daha geçince Leyla ayağa kalkıp küçük valizine eşyalarını koymaya çalıştı. Leyla'nın toparlandığını gören Hatice,Leyla'yı durmadı aksine ona yardım etti.Bir insanın daha bu hapishaneden kurtulmasını istiyordu."Git"dedi Hatice"Sakın arkana bile bakma" Hatice'nin sözlerine karşı Leyla minnet dolu bir sesle"Teşekkürler ama sende kendini bu hapishaneden kurtarman lazım" "Ben bu hapishaneye babası tarafından konulmuş bir mahkumum ölmeden ne bu hapisahaneden çıkabilirim ne de bu aileden" "Eğer bir gün kurtulmak istersen sana yardım edebilirim"dedi Leyla sonra aklına kendi hali gelmiş gibi patlamış bir dudakla"Hoş kendime ne yardımım oldu ki sana yardımım dokunsun" "Sen kendini kurtar önce hem ben alışkınım aşağılanmaya da hor görülmeye de"dedi Leyla ne kadar kendini iyi hissettirmeye çalışsa da Leyla,Hatice'nin ne kadar acı çektiğini görebiliyordu. "Sana söz veriyorum senin için geri geleceğim"dedi Leyla ve eltisine sıkıca sarıldı. Hatice ağlamamak için kendisini sıktı ve gülümsemeye çalışarak eltisinin kolları arasından ayrıldı."Tamam anladım ama gitmeden önceş u üstünü değiştir"   Leyla kan damlamış gömlek yakalarını görünce dolaptan başka bir gömlek alıp banyoda üstünü değiştirdi ve Hatice'ye son kez daha sarılıp arkasına bile bakmadan bu konaktan ayrıldı. Şirkete geldiğinde saat 12.00'yi geçiyordu.Diyar dudağı patlamış bir halde ofise gelen arkadaşını görünce endişeli bir sesle"Ne oldu sana böyle?"diye sordu. Leyla arkadaşının endişelerini yatıştırabilmek için küçük bir kaza olduğunu söylediğinde arkadaşı inanmasa da arkadaşına inanmış gibi yapıp"Geçmiş olsun"dedi. Tam eşyalarını yerleştirip işe başlayacağı sırada müdürü tarafından odaya çağrıldı.Sabah yaşadıklarından sonra bir de patronun azarıyla uğraşıcak olmanın verdiği etkiyle oflayarak odanın kapısını çaldı ve gel denmesi üzerine odaya girdi. Leyla azar beklerken müdürü"Bunu sana kocan mı yaptı?"diye sordu pat diye. Leyla sorduğu soru karşısında bahane uydurmadan"Evet beni itti ve ben de yüzümü yaatağın köşesine çarptım"dedi. "Ne yapmayı düşünüyorsun?"diye sordu müdürü. "Boşanmak istiyorum"dedi Leyla kendinden emin bir sesle. Müdürü,Leyla'nın cevabından sonra memnun bir şekilde kafasını salladı ve daha önce yapmadığı bir şey yapıp sıcak bir sesle"Bugün izinlisin"dedi. Leyla itiraz edecekken müdürü cümlesini devam ettirip"Pazar günü fazla mesaini yazıyorum şimdi anlaştık mı?"dedi. Leyla patlak ağzıyla gülümsemeye çalışarak"Anlaştık efendim"dedi. Leyla ofisten çıktıktan sonra arabayı kalacağı eve doğru sürdü.Kalacağın konağın bahçesinden içeriye girdiğinde çocuklar koşarak Leyla'ya sarıldı. Leyla onu kucaklayan çocuklara sıkıca sarılıp ona özlemle bakan kadına"Ben geldim abla"dedi. Ablası ise özlem dolu bir gülümsemeyle"Hoşgeldin"dedi.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE