on sekiz

1123 Kelimeler
"Bu kadar çabuk adapte olacağınızı düşünmemiştim." boğuk sesi kulaklarıma ilişince erkekliğini yalamayı usulca bıraktım. Kafamı kaldırıp kirpiklerimin altından ona baktım. Boynundaki damarlar belirginleşmişti. Burnundan aldığı nefesler ona yetmiyor olacak ki ağzı aralıktı. Soluklarını derin derin alıyor; bu vesileyle göğsü şiddetle kalkıp iniyor ve bana iç gıdıklayıcı bir görüntü sunuyordu. Gömleğinin ara ara açtığım düğmelerinde göz gezdirdim. Kasları o kadarcık yerden bile gözler önüne serilebilmişti. Uzun süreli basket hayatından dolayı bir hayli yapılıydı. Öğrencim olduğunu düşünmediğimiz bir evrende onu her gün ağzıma alabilirdim. Pekala, öğrencim olduğu evrende de alıyorum. İştahla dudaklarımı yalayarak ellerimin arasındaki erkekliğine yöneldim. Uzun ve kalındı. Aslan, yaş aldıkça onun inanılmaz bir şeye dönüşeceğine emindim. Dudaklarımı aralayıp damarlı uzvunun başını ağzıma aldım. Elini anında saçıma götürdü. "Hocam," diye sızlandı. Başını emdim, yaladım ve hafif hafif dişlerimi sürttüm. Amacım ona eziyet çektirmekti. Çekti. "Hocam," isyanını dile getireceği sırada dişlerimi ileri doğru götürmek suretiyle onu ağzıma iyice aldım. Damarlarını keşfetmek adına erkekliğinin yaladım. Parmaklarını saç tutamlarımdan içeri götürüp saçlarımı sıkıca kavradı. "Bu yaptığım için beni affedin, olur mu?" Ne dediğini zerre anlamama fırsat dahi vermeden kafama inanılmaz bir baskı uyguladı. Ağzımdaki varlığı bir anda çoğaldı. Boğazıma kadar giden erkekliği, orayı da zorlayınca gözlerim yaşardı. Kalçasını iyiden iyiye arkasında kalan masaya yaslarken saçlarımı iyice kavrayıp başımı geri çekti. Dudaklarından dökülen inleme, zihnimin içinde dört döndü. "Bu ritimde devam edelim." zar zor dile getirdiği sözlerle yaşaran gözlerimi umursamadan başımı onaylarcasına salladım. Sanki bu cevabı alacağını biliyormuş gibi tereddüt etmeden yine aynı şekilde baskı uyguladı. Yüzümle kasık bölgesi arasındaki mesafe kapandı, penisi boğazıma girmekte ısrarcı oldu ve gözlerim daha da yaşardı. Aslan başımı uzaklaştırıp yine baskı uygulayarak mesafeyi sıfıra indirdiğinde boğazıma çarptı. İnlemelerini her duyduğumda kadınlığım zonkluyordu. Hem arşiv odasında kimseciklerin olmamasına güvendiğimizden hem de açtığımız klasik müziğin sesi her bir yanı sardığından korkusuzca bu şeye devam ediyorduk. Başımı her defasında geri çekip boğazıma kadar köklemesiyle gözyaşlarıma hakim olamadım. Ancak aldığım zevk baki olduğundan bunu durdurması için hamle yapmak yerine ellerimi bacaklarına sarıp destek almayı tercih ettim. Her köklemesinde yapılı bacaklarına tırnaklarımı geçirdim. O acıyla bir sonrakinde daha sert oldu, umursamadım. Bu dakikalarca sürdü. Ağzımın içinde mümkünmüş gibi büyüdükçe büyüyen erkekliği bana inanılmaz bir zevk verirken Aslan bir kere daha boğazıma kökledi. Geçen seferkiler gibi boğulacağımı düşünüp hızlıca geri çekmesini bekledim. Fakat bu defa düşündüğüm gibi olmadı. Boğazımı zorlayan erkekliği bir anda bulunduğu yere içinde tuttuğu bütün sıvıyı bıraktı. Hissettiğim yoğun baskıyla dayanamayıp geri çekilmek için ellerimi bacaklarının ön tarafına yerleştirip kendimi var gücümle geriye ittim. Elini saçlarımdan ayırmadığından başarılı olamadım. Mücadele etmeye çalışsam da son zerresine kadar ağzıma boşalıp öyle saçlarımı bırakmıştı. Bunu fırsat bilerek öğüre öğüre ondan uzaklaştım. Normal şartlarda yutabileceğim menileri, şartlar normal olmadığı için dudaklarımdan aşağıya doğru yitip gitti. Aniden öksürmeye başlarken erkekliğiyle arama koyduğum mesafeyi çoğalttım. "Harikaydınız," yan tarafa ittiğimiz sandalyeye çarptığım sırada duyduğum sözle öksürüklerimin arasından "Ne?" diye karşılık verdim. Yere çöktüğünü hissettiğimde dönüp bakmak istedim ama başımı çok kaldıramadım. Midem aşırı derecede bulandığı için öylece kaldım. Tek gördüğüm ayaklarına kadar indirdiğim pantolonuydu. Onunla yürürken zorlanıyordu. Kolumda duyumsadığım elle zor bela "Aslan," diyebildim. Dursun ve bana dinlenmem için izin zaman versin istedim. Tek bir kelimeyle bunu anlatabileceğimi, yorgunluğumu hissettirebileceğimi düşündüm ama yanıldım. Bir eliyle kolumu sıkıca tuttu, ötekiyle çenemi sarıp başımı kaldırdı. Görüş açım buğuluydu. Koyu kahvelerini netleştiremedim. "Bundan zevk aldınız." dediğinde bu netliğine anlam veremesem de "Aldım." diye bir itirafta bulundum. Parmaklarını yanaklarıma götürdü. Gözyaşlarımın akıp gittiği yerlerdeki neme dokundu. "O halde neden duruyoruz? Devam edelim." "Bunu ben de senin kadar istiyorum." başım felaket dönüyor. "Sadece," zorlukla aldığım solukların ardından, "Yoruldum." dedim. Hayatımda hiç bu kadar erken bitap düştüğüm bir ilişki hatırlamıyordum. Bu ilkti. Sebebi belki ağzıma çok vermesiydi, belki de sadece kanımda dolaşan virüstü. Üçüncü bir seçenek aklıma gelmedi. "Madem dinlenmek istiyorsunuz," ayağa kalkıp elini uzattı. Gücümü toplayıp elini tuttuğumda var gücüyle çekip kaldırdı. Ayaklarımın üstünde durmaya çalışırken sendeler gibi olduğumda kollarını tuttum. Artık klasik müziğin sesi kulağıma derinden geliyordu. Kendimi toparlayabildim mi, toparlayamadım mı; hatırlamıyorum. Ancak Aslan, belimin iki yanından tuttuğunda bunun bilincine varamadım. Tıpkı beni döndürüp masaya oturttuğunda varamadığım gibi. Biri ansızın kapıda belirir, içeri girmeye çalışır, diye masaya birkaç fizik kitabı yerleştirmiştim. Şu an onların kıvrımlı yüzeyleri ardıma batıyor. Kapının kilitli olmasına rağmen aldığım bu önlem şu ana kadar bana çok akıllıca gelmişti. Şimdi niye huzursuzca kıpırdanıyordum ki? "Kitaplar sinirinizi bozuyor olmalı," dediğinde ne dediğini algılayamadığımdan dolayı "Hm?" diye bir nida çıkardım. Yakında olduğundan mı bilmiyorum. Koyu kahveleri gittikçe belirginleşti. Yakışıklı yüzünü görebilmenin verdiği güvenle kıpırdanmaya son verdim. "Hayatım boyunca fizikte hiç iz bırakamadım," gömleğime uzanıp düğmelerini bir bir çözmeye başladı, "Bugün derste değilse bile burada, bu kitapların üstünde bırakma gibi bir şansım var." "Kitapları üstüne mi boşalacaksın?" Üçüncü düğmeyi bitirip dördüncü düğmeye geçerken "Aynanda boşalırız diye düşünmüştüm." dedi. Alenen kitaplarıma hakaret edeceğimizi öğrendiğimde aklıma ilk gelen ona kızmak olmadı. Bilincim yeni yeni gelirken uzanıp yanaklarını tuttum ve onu kendime çekip dudaklarımızı birleştirdim. Kalın dudaklarıyla küçük tombul dudaklarımı sırasıyla kıstırıp emdi. Ona karşılık vermekten çekinmedim. Hangi dudağımı kavrasa öteki dudağını kavradım. Gömleğimin dördüncü düğmesini çözdüğünü hissettiğimde yanaklarını sıkmaktan geri durmadım. Dudaklarını yoğun bir şekilde öperken onu bırakmayacağımı her halimle belli ettim. Bilmediğim şeyse Aslan'ın gitmek için zaten aceleci olmadığıydı. Beşinci düğmeye uzanıp usulca açtı ve oracıkta bıraktı. Bir düğme daha açmaksızın ellerini açıklıktan içeri götürüp belimin iki yanına sardı. Üst dudağını kurutmak istercesine emdiğim sırada belime uyguladığı baskıyla refleksle bacaklarımı kaldırıp beline doladım. Üzerimdeki palazzo pantolonum bacak bileğimden yukarıya doğru sıyrıldı. O an "Keşke etek giyinseydim." diye içimde geçirdim. Aramızdaki kumaş parçaları yüzünden hala erekte olan erkekliğini hissedememenin verdiği gerginlikle bir elimi ensesine götürüp tırnaklarımı oracığa batırıverdim. Bedenim hırsla yukarı giderken Aslan inleyerek belimdeki ellerini çekti. Pantolonumun düğmesini çözmeye koyuldu. Çok sürmeden amacına ulaştı. Böylelikle alt dudağına geçip biraz da orayı emmeye başladım. Aynı tarifeyi üst dudağıma yaparken fermuarımı çözdü. Ensesinden destek alarak hafifçe doğruldum. Pantolonumu indirebilmesi adına ona verdiğim fırsatı kullanmaktansa elini iç çamaşırımdan içeri götürüp kadınlığımı avuçlamayı tercih etti. Hazla ağzına doğru inledim. Bedenim geriye gitti, oysa üstüme doğru geldi. Öpüşlerimiz gittikçe sesli bir hal aldı. Ta ki Aslan dudaklarını, dudaklarımdan ayırıp yanağıma bastırana kadar. O an karşı çıkmadan izleyeceği yolu merakla seyrettim. Önce yanağımı öptü, sonra boynumu, ardından göğüslerime kadar tenimi birkaç kere öptü ve en sonunda öpmeyi bıraktı. Boştaki elini sütyenime götürdü. Onun kopçasını tek seferde çözdü. Haliyle sütyen bollaştı. Aslan, onu göğüslerimi açıkta bırakacak kadar aşağı götürdükten sonra elini geri yerine -belime- yerleştirdi. Bir eli belimde, öteki kadınlığımdayken uzanıp göğüs ucumu ağzına aldığında sanki o ana kadar tuttuğum inlemelerim birbiri arkasına dudaklarımdan dökülüverdi. Göğüs ucumu bir yaladı, bir emdi. Bir yaladı, bir emdi. Bir emdi, bir emdi... Emmeyi uzun süre sürdürdü. "Aslan," diye inlediğimde elini kadınlığımdan çekti. İkinci kez ama bu defa diğerine göre ciddi, "Aslan," diye inlediğimde dudaklarını mememden ayırıp kafasını kaldırdı, bana baktı. Dudaklarındaki nemi görünce kaşlarım çatıldı. Oysa dudaklarını yalayıp bir soru daha sormama izin vermeksizin "Mühim bir işim var hocam." deyip emmeye kaldığı yerden devam etti.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE