Herkese merhaba arkadaşlarr
Nasılsınız? Umarım iyisinizdir.
Yolculuk yaptım, hastalandım derken iki gündür ayrı kaldık özledim yazmayı :(
Umarım siz de özlemişsinizdir. Derin ve Yaman, Bora üçlüsünün karşılaştığı bir sahnede kalmıştık.
Bakalım Derin'i neler bekliyor?
İyi okumalar 💜 😌
Dipnot: Yorum yapmayı unutmayın lütfen. Şimdiden teşekkür ederim :)
"Bora?"
Ağzımdan dökülen isim, karşımda kaşları çatık bir şekilde duruyordu. Yanımdaki Yaman ise adımı seslenen Bora'nın adını söylememle Bora'daki bakışlarını bana çevirmişti.
"Ne yapıyorsun bu saatte?"
Bora'nın sorduğu sorunun cevabı gözleriyle de görebileceği kadar açıktı fakat sanırım benden duyarak teyit etmek istemişti.
"Arkadaşımla oturuyordum."
Yalan değildi. Yaman ile arkadaş olma kararını açıkça konuşmadan almıştık.
Yaman, oluşan sessizliği fırsat bilerek nihayet konuşmuştu.
"Derin? Ne oluyor?"
Ne olduğu açıktı. Israrla bu soruyu sormaları sanki yanlış bir şey yapmışım hissi doğuruyordu. Oysaki yanlış yaptığım bir şey yoktu.
"Bora, karşı komşum."
Belki de onun için de arkadaşım demeliydim fakat aramızda gündeme gelen ' abi ' durumu yüzünden söylemek istememiştim.
"Etütten yeni çıkmadın mı sen? Yorgun olmalısın. Seni eve bırakayım."
Bora'nın sözleri ortama düştüğünde yerimden ayaklandım.
Sanırım gitme vakti gelmişti.
"Evet, iyi olur."
Bora ile başbaşa yine bir yolculuk yapma fikri heyecanımı körüklemişti.
"Sonra görüşürüz Yaman."
Yaman'a çevrilen gözlerim onun ifadesiz gözleriyle karşılaştı.
Bu çocuk bu kadar ifadesiz olmayı nasıl başarıyordu?!
Konuşmasını ya da karşılık vermesini beklemiyordum. Fakat beni yanılttı.
Elindeki bardağı yanına,banka, koyduğunda dudaklarını üstünkörü yalayıp gözlerini süt mısır bardağından üzerime çevirmişti.
"Görüşeceğiz."
Bu cevap oldukça tanıdık gelmişti. Bora'dan.
Çantamı sırtıma takıp Yaman'ın yanından ayrılmadan önce son kez başımı salladım.
Arkamı dönüp az ilerimize gitmiş ve beni bekleyen Bora'nın yanına vardım.
Küçük adımlar atarak sessizlik içinde arabaya vardığımızda sırtımdan çıkardığım sırt çantamı dizlerime alarak ön koltuğa oturmuştum.
Yola çıkalı çok olmamıştı ki aramızdaki sessizliği Bora bozmuştu.
"Şu çocuk.. Nereden tanışıyorsunuz?"
Heveslenmek isteyen kalbimi durdurmak oldukça zorken sakinliğimi korumaya çalıştım.
"Sahilde tanışmıştık."
Anladığını belli edercesine başını salladığında önünden geçtiğimiz ışıklı kıyafet mağazasından Bora'ya dönmüştü bakışlarım.
"Ne kadar süredir tanışıyorsunuz?"
Bugün neden bu kadar meraklıydı? Aklıma gelmek isteyen sebepleri umursamamaya çalıştım.
Omuz silktim. Rahat olmaya çalışırken.
"Yeni sayılır."
İşte bu kez gözleri bana çevrilmişti.
"Ve gece yarısı onunla buluşuyorsun?"
Soru sorar tonda ve sertçe çıkan sesi cevabı bildiğini fakat yine de söylediğini ortaya koyuyordu.
Neden sinirliydi?
Kalbim soruma istediği cevabı vermişti.
Seni kıskandı.
Bu ihtimalin doğru olma olasılığı yanaklarımı kızartırken kalp atışlarım kontrol edilemeyecek düzeyde arttı.
Yüzümde oluşmak isteyen tebessümü tutmak zorlaşırken ses tonum duygularımı ele verircesine sırıtırcasına çıkmıştı.
"İyi birine benziyor."
Bu sözlerimle birlikte sinir sayısının arttığını hissettim.
Umarım, umarım hislerimde yanılmam.
"O çocuğu gözüm hiç tutmadı Derin. Ayrıca yeni bir arkadaşa vaktin olmadığını söylemiştin. Sadece bana özel miydi o durum?"
Kulaklarıma ulaşmak isteyen dudaklarımın iki yanını dudaklarımı ısırarak engelledim.
"Biraz zaman ayırabilirim diye düşünüyorum."
Ondan bir tepki beklerken gözlerim heyecanla üzerinde dolanmak isterken dışarıda geziyordu. Maalesef yolculuğumuz bitmişti.
Apartmanın dışına park ettiği aracın içinde sokağın karanlık köşesinde kaldığımızdan karanlık olan aracın içinde parlayan yeşil gözlerine döndüm.
Söylemekten usanmayacağım bir şey vardı: Gözleri çok güzeldi.
Kahverengi olan gözlerim bu duruma fazlasıyla bozuluyordu fakat sorun renkte değildi.
Bora'ya ait olan gözler güzeldi, güzel olurdu.
"Vakit ayırabilecek olman güzel. Birlikte spora başlayabiliriz. Yarın okul çıkışında buluşalım. Derslerim var,biraz geç çıkabilirim fakat madem vaktin var. Beni bekleyebilirsin diye düşünüyorum. Yanına spor kıyafetlerini de al. Spor salonuna yazılıp başlarız."
Uzun konuşması yer yer kinaye yer yer alay barındırırken ona nasıl ' hayır ' diyebileceğimi bilmiyordum.
İşin aslı hayır demek istemiyordum.
"Pekala, yarın görüşürüz. Sonradan ' gitmeyelim Derin, üşeniyorum' demek yok ama."
Sözlerimle birlikte bana nihayet gülüşünü bahşederken karanlığa lanet ettim.
Benden gülüşünü saklamıştı.
Arabanın kapısını açıp inerken biten yolculuğumuz bir kez daha aklıma gelmiş ve modumu düşürmüştü.
Maalesef onu takip ederek kapımı açtım. Onun gibi araçtan inerken sesini duymuştum.
"Seni alıştıracağım. Göreceksin."
Arabanın kapısını kapatıp kilitlemesini beklerken görmediğini bildiğim için rahatça gülümsedim.
"Göreceğiz."
Onu beklerken büyük adımlarla yanıma gelmişti. Apartman kapısına yan yana yürürken aramızdaki boy farkı aramızdaki sarı sokak lambası sayesinde oluşan gölgelerimizde çok daha büyük gözüküyordu.
"Dur bir dakika!"
Bir anda söylediğim sözlere anlam veremese de dediğimi yaparak durmuştu.
"Bunu hep görmüştüm ve yapmak istiyorum."
Elimdeki telefonu sallayarak fotoğraf çekeceğimi belirtmeye çalışırken güldü.
Elimi kafamın üzerine kaldırıp iki işareti yaparken telefonumun da gölgesinin çıkması için yan tarafıma uzatmıştım.
Verdiğim saçma poza rağmen Bora dimdik öylece duruyordu.
Yine de ona poz vermesini söyleyip de vazgeçmesini istemediğimden hızlıca gölgelerimizin fotoğrafını çekip sosyal medyada paylaşmıştım.
"Tamamdır, gidebiliriz. Teşekkür ederim."
Sessiz kalması ile içeri girmek için ağır apartman kapısını açıp geçmemi bekledi.
Hızlıca içeri geçmeme gülerek konuştu.
"Enerjini spora sakla."
Onunla birlikte merdivenleri çıkarken yanıtım gecikmemişti.
"Spor macerasının uzun sürmeyeceğine eminim. Üşengeç biriyim ben. Bu yüzden enerji saklamama gerek yok!"
Kafasını iki yana sallayarak bunu reddetti.
"Var mısın iddiasına?"
Öylece ona baktığımda son derece ciddi olsa da yüzünde ufak bir gülümseme vardı.
"Eğer spora alışıp devamını getirirsen ben kazanmış olacağım."
Onun es vermesi üzerine ben devam ettim.
"Ya da devam edemeyeceğimi sen anlarsın ve ben kazanırım."
Bunun üzerine bana büyük elindeki küçük parmağını uzattı.
"Kaybeden,kazananın bir istediğini yapar."
Serçe parmağımı onun serçe parmağına doladım.
Ellerimiz arasında hissettiğim sıcaklık içimi heyecanla doldururken kafamı sallayarak onu onayladım.
"Anlaştık."
Benim gibi başını salladı.
"Anlaştık."
Yeniden yürümeye başladığımızda parmaklarımız ayrılmıştı. İşaret parmağını tehdit eder gibi bana doğru salladı.
"Sevdiğin halde kazanmak için sevmemiş gibi yapmak yok yalnız!"
Ona ciddiyetle baktım.
"Söz veriyorum. Öyle bir şey yapmayacağım."
Merdivenler de bittiğinde kapılarımızın yanına varmıştık.
İçimi büyük bir huzurun kaplayacağı o sözleri söyledi.
" Sana güveniyorum. "
Ona gülümsedim. Büyükçe. Saklama gereği duymadan. Gerçekçi ve sahici.
Hayal mi ya da benim canım mı öyle görmek istemişti bilmiyordum fakat gözlerinde gördüğüm güzel ifade yanaklarımı kızartmış, karnımda bir şeylerin halay çekmesine sebebiyet vermişti.
"O halde yarın görüşürüz Pencere kuşu. İyi geceler. "
Gözlerimi kaçırdığım yerden ona döndürdüm.
"Görüşürüz. İyi geceler.. Bora."
Ona bakmaya daha fazla dayanamayıp hızlı adımlarla kaçarcasına kapımıza ilerleyip ellerim titrediği için anahtarımla açamayacağımı ve aile üyelerimin beni beklediğini bildiğimden kapıyı çaldım.
Kapı çok geçmeden açıldığında Bora daha yeni kapıyı açıyordu.
Kapıyı açan annem uykulu olduğunu açıkça belli ederek esnerken çok erken kalktığı için erkenden uykusu geldiğini bir kez daha hatırlamıştım.
Kapıyı açıp içeri giderken uykusundan dolayı Bora'yı fark etmediği açıktı.
İçeri geçip kapıyı yüzümde bir gülümseme ile kapattım.
Babamlara görünüp ailecek odalarımıza çekildiğimizde yüzümde bir gülümseme ile çantamı hazırlayıp uzun düşünmelerim ile hangi spor kıyafetlerimi yanıma alacağıma karar verip duşa girmiştim.
Aldığım duşun ardından geceliklerimle yatağıma yerleşip yüzümdeki gülümseme kalbimdeki hızlı atışlarla uzun süre sonra uykuya dalabilmiştim.
Diğer gün erkenden kalkıp saçlarımı düzleştirmiştim.
Okula vardığımda günün uzaması ve derslere odaklanamamam Beril'in gözünden kaçmasa da bir şey dememişti.
Nihayet gün bittiğinde Bora'yı beklemek için üniversitenin kafeteryasına geçmiş ve kalabalık olmasına aldırmadan bir müddet bekleyerek kahve alabilmiştim.
Bora'ya kafeteryada olduğuma dair mesaj atıp onu bir masada beklerken bakışlarım etraftaki güzel kızlarda dolanıyordu.
Arkadaş grupları,sevgililer, deli gibi gülenler,somurtanlar...
Ara ara bana dönen gözler şu ana kadar denk gelmedikleri bir yabancı oluşumdan mı kaynaklanıyordu?
Bakışlarım sanki kimin geldiğini hissetmiş gibi kafeteryanın kapısına çevrildiğinde onu görmüştüm.
Bora'yı...
Gözleri kısa bir süre durduğu yerde etrafta dolanmış ve üzerine çevrilen birkaç kızın bakışları eşliğinde gezinmesine devam etmişti.
Elimi kaldırarak uğultunun hakim olduğu kafeteryada güzel adını seslendim.
"Bora! Buradayım."
Çok yüksek olmasa da duyacağı tonda ona seslendiğimde ikimizin de üzerinde olan gözler artmıştı.
Beni fark ettiğinde gözleri de bana çevrilmiş ve bu mesafeden bile seçilebilen gülümsemesi yüzüne yayıldı.
Heyecanla bana attığı adımları ne olacağını bilmeden bekledim.
Bölüm sonuuu
Düşüncelerinizi buraya alalım
Diğer bölümde görüşmek üzere sağlıcakla kalın