PAMİR; Arabada beklerken camdan dışarıyı izliyordum. Hava boğucuydu ama kasvetli bir soğuğu da vardı. Havanın bile kafası karışıktı. Benim olduğu gibi. Eylül'e dokunmak ateşe dokunmak gibiydi. Onu hisseddene kadar ısıtıyordu ama dokununca yakıyordu. Ben alev almıştım. Artık hiçbir ateş bana işlemezdi. Onu neden öptüğümü düşündüm. Mantıklı bir nedenim yoktu. Elle tutulur bir şey de yoktu. Sadece ona dokunduğumda bedenimi saran titreşim vardı. Valiz sesi duyduğumda düşüncelerimden kurtulup arabadan çıktım. İstemeyerek de olsa bagajı açıp valizleri yerleştirdim. Arabaya geri bindiğimizde arabayı çalıştırdığım sırada telefonum çaldı. Kulaklığa bağladım. "Efendim annem?" "Pamir neredesin bebeğim?" "Anne ben biraz geç geleceğim bu gece. Siz beni beklemeyin. Uyuyun. Sabaha karşı gelirim.

