SELİNDEN
Bugün kına vardı. Kına konakta olacaktı hem açık hem de evin önü baya genişti. Kızlarla birlikte yine erkenden kalmıştık yine sıcak duş almıştım saçıma sıkılan sprey yüzden taş gibi olmuştu. Sıcak suyun altında daha oyalanmadan çıkmıştım. Yine eşofman ve crop giydim. Bu sefer saçlarımı biraz kuruttum sonra dağınık topuz yaptım. Yanıma alacağım çantaya cüzdanım telefonum ve bir kaç eşya atıp aldım.
Odayı da toplayıp çıktım. Yavaşça aşağıya indim. Kapıda elif ve naz vardı.
''Günaydın yenge''
''Günaydın abla''
''Günaydın. Ee kimi bekliyoruz''
''Abim de gelecek ya onu bekliyoruz''
Beş dakika bekledikten sonra baran da gelmişti. Hep birlikte arabaya binip yola çıktık. Biz kuaförde saçlarımızı yaptırırken baranda bindallı ve kına elbisemi alacaktı. Oradan da fotoğraf çekilmeye gidecektik. On beş dakikada gelmiştik. Kızlar arabadan indi bende inecekken Baran kolumdan tuttu.
''Nereye''
''Kuaföre geldik ya baran bırakırsan oraya gideceğim.''
''Çık ilk önce sabah öpücüğümü alayım.''
''Evet sabah öpücüğümü ver.''
''Hayır.''
Deyip kapıyı açmaya çalıştım ama kilitlemişti.
''Baran geç kalıyoruz aç şu kapıyı..''
''Önce öpücük.''
''Baran!!
''O zaman akşama kadar burada otururuz.''
Daha çok ısrar etmeyip yanağına ufak bir öpücük kondurdum
''Bu ne ya''
''Başka yok hadi Baran''
''Iıı daha derin istiyorum hadi''
Oflayıp bu sefer daha derin öptüm yanağından.
''Şimdi oldu,'' deyip kapıları açtı. Ona kaşlarımı çatıp arabadan inip, kuaföre girdim.
''Bir an hiç gelmeyeceksin sandım yenge''
''Naz canım bence sen sus bakayım.''
Elini ağzına götürüp fermuar çekti. Bende ona gülüp sandalyeye oturdum. Baran yarım saat sonra kıyafetleri ve kahvaltı için birkaç şey getirmişti. Biz de onları atıştırıp sonunda saçlarımızı yaptırmaya başlamıştık.
Ben bugün saçlarımı toplu maşa yaptıracaktım. Benim saçlarım yapılırken ece de gelmişti. Bu sefer hazırlanmamız 2 saat sürmüştü. Makyajım ve saçım hazırdı resim çekilmeye gideceğimiz için bindallı mı değil de kına elbisemi giyecektim. Dışardan Ece´yi çağırıp elbiseyi giymek için yardım aldım. Eve arkadan fermuarı çektikten sonra topuklu ayakkabılarımı giydim. Ben kabinden çıkınca kızların yine övgülerini duymuştum.
Son kez saçlarım düzenlenirken kızlarda üstlerini giyinmişti. Hepsi birbirinden güzel olmuştu. Dün baran kızdığı için naz bu sefer daha kapalı lila renginde bir elbise giymişti. Elif beyaz yırtmaçlı saten, ece de mavi tonlarında yırtmaçlı elbise giymişti. Herhalde o da mertten azar işitmişti. Dün giydiği elbise biraz hatlarını belli ederken bu biraz daha sadeydi.
Sonunda baran ve mert gelmişti ikisi de içeri girmişti. Yine dünkü gibi üstünde siyah takım elbise vardı. Barana gerçekten takım elbise çok yakışıyordu. Yanıma gelip beni belimden tutup sarıldı bende ona karşılık verdim. Burnuma erkeksi kokusu gelince rahatladım. Gerçekten insanı rahatlatan bir kokusu vardı.
Ama benden başka kimsenin bu kokuyu hissetmesini istemiyordum. Baran kulağıma bir kaç şey fısıldadı.
''Seni her gördüğümde büyüleniyorum çok güzel olmuşsun.'' Açık omuzuma bir öpücük bırakıp geri çekildi. Herhalde daha elbisenin yırtmacını görmemişti. Elimden tutup yürürken açılan bacağımı gördü. Arkasını dönüp beni baştan aşağıya süzdü. Yüz hatlarının kasıldığını fark ettim.
''Selin bu ne?''
''Ne ne''
''Bilmemezlikten gelme Selin sen beni katil etmek istiyorsun herhalde bu hal ne''
''Ne varmış halimde hem gayet güzel''
''Kızım bu yırtmaç ne bacağın tamamen ortada üst tarafı söylemiyorum bile''
''Abartma baran ya hem kına da erkek yok.''
Onu yumuşatmaya çalışırken o daha çok üstüme geliyordu.
''Ne fark eder selin yoldan geçen birini görmesi beni sinirlendirmeye yeter.''
Yavaşça barana gidip ona sarıldım. Ve yanağını öptüm. Geri çekilip
''Eğer söylenmeye devam edersen geç kalacağız fotoğraf çekimine.''
Bana şaşırmış gözlerle bakarken ben ona gülümseyip arabaya doğru yürüdüm. Baranın ayak seslerini duydum. Arabaya binmeme yardımcı olmuştu. Yarım saatlik yolun ardında fotoğraf çekileceğimiz alana gelmiştik.
Her şey hazırlanmıştı. Arabadan yavaşça indim. Baran bacağımın açılmamasına dikkate etti. Düşmemek için elini tutup yürümeye başladık. Fotoğrafçıyla konuştuktan sonra yerimize geçip poz vermeye başladık. İlk önce baranın bana gül uzattığı bir resim çekildik. Elimi tutup beni biraz eğdirip yüzünü yüzüme yaklaştırdı. Birbirimize bakarken kameranın seslerini duyduk. Beni kaldırdıktan sonra arkadan sarılıp boynumu öptü ani refleksle başımı eğip kahkaha attım. Boyun tarafından huylanıyordum.
Kamera o anımızı da yakalayıp çekmişti. Mekan değiştirip ikimiz de el elle yürüdük arkadan fotoğrafçı resimlerimizi çekmişti, uçurumun kenarına gidip barana arkadan sarılmıştım. İkimiz de başımız eğip birleştirdik baran elini yanağıma koydu bende ellerimi onun göğüsüne koydum. Burada da 2.5 saat resim çekilmiştik. Sonunda o da bittiğinde arabalara geçip konağa gittik.
Konağa geldiğimizde kimse hız kesmeden hazırlıkları yapıyordu baranın yardımıyla arabadan indim. Resim çekilmek için erkenden gitmiştik. Sibel anneyi ve annemi görmemiştim.
Yavaşça kızların yardımıyla yatak odasına çıktık. İçeri girince mobilya kokusu burnuma gelmişti. Odaya tamamen yerleşmiştik her yer de bizim eşyalarımız vardı. Kına saat 17.00'de başlayacaktı. Saat de zaten 3 olmuştu. Yavaşça yatağa oturdum. Kaç gündür erkenden kalkıyorduk bu yüzden çok yorgundum. Neyse ki düğünden sonra rahat bir nefes alacaktım. Acaba balayına gidecek miydik? Belki giderdik. Odanın kapısının açıldığını duydum gelen naz veya Elif´ti.
Yatakta ellerimi arkaya koymuş gözlerimi kapatmıştı. Yatağın çökmesiyle gözlerimi açtım. Kafamı yana çevirdiğim de baranı görmemle şaşırdım. Yavaşça toparlanıp yataktan kalktım.
''Ne yapıyorsun burada''
''Hiç yoruldum bende buraya geldim sen?''
''Seni sordum yukarı çıktı dediler bende bu bakayım dedim.''
Hazır odada kimse yokken balayına gideceğiz diye sorsam mı
'' Baran''
''Efendim''
''Balayına gidecek miyiz?''
''Evet gideceğiz Zaten bu 3 gündür bay yorulduk biraz rahatlarız dinleniriz.''
''Nereye gideceğiz peki''
''O sürpriz olsun.''
''Ya baran söyle işte''
''Gidince görürsün.''
Odayı sessizlik kaplamıştı. Odanın kapısı açıldı. Naz gelmişti elinde tepsi vardı.
''Yenge misafirler yavaş yavaş gelmeye başladı anneme sana yemek getirmemi söyledi.''
''Gel Naz''
''Abi sende ister misin?''
''Yok abim sağ ol''
Naz odadan çıkınca baran yanıma geldi. Tepsideki yemekten bir kaşık aldı.
''Ya baran ne yapıyorsun.''
''Yemek yiyorum sen ne yapıyorsun.''
''Naz sana sordu yiyecek misin diye bu benim yemeğim.''
Baran üstüme doğru eğildi.
''Bende şimdi yemek istiyorum şimdi ne yapacağım.''
''Nazı çağır o getirsin sana''
Baran belimden tutup beni kucağına çekti.
''Baran ne yapıyorsun ya''
Kalkmaya çalıştığımda belimi daha sıkı kavradı.
''Benim canım ne istiyor biliyor musun?.''
''Ben nerden bileyim baran bırak beni''
''Kiraz dudaklarının tadına bir daha bakmayı.''
Baranın dediği şeyle şaşkınlıkla yüzüne bakmaya başladım.
''N-nne''
Baran yüzüme iyice yaklaşıp kafasını boynuma koydu. Burnunu boynuma sürtüp kokladı. Dudaklarını boynumda hissettiğimde titredim. Aralıksız boynuma öpücükler koyuyordu. Ellerimle ona engel olmaya çalışıyordum. Kafasını boynumdan kaldırıp gözlerime baktı. Gözleri koyulaşmıştı.
''B-ba-baran''
Hızla nefes alıp veriyordum. Baran elini birini belimden çekip yanağına koydu. Hafifçe okşadı.
''Kokun beni mest ediyor Selin''
Ne diyeceğimi bilmezken yavaşça bana yaklaşmaya başladı. Sonunda sıcak dudaklarını dudaklarımda hissettim. Hala bedenim kasılırken ellerimi sert göğüsüne koyup karşılık verdim. 2dk sonra ayrıldık. Nefeslerimiz yüzümüze çarparken göz göze geldik. Odanın kapısının çalmasıyla hızlıca ayağa kalktım.
Yataktan uzaklaşıp bakışlarımı yere indirdim. Odaya ece ve mert geldi.
''Misafirler nerdeyse geldi. Senin şu saçını falan bir düzeltelim.''
''Hadi bizde gidelim.''
''Nereye''
'' Selincim siz burada eğlenirken bizde eğleneceğiz.''
''Sevgilim bence sen çok şımarma geçen gün ki olmasın bu güzel günümüz bozulmasın.''
'' Tamam zaten çok uzağa gitmeyeceğiz.''
Mert Baran´ın kolundan tutup odadan çıkardı. Ece'nin yardımıyla saçımı ve makyajımı düzelttik. Camdan dışarıya baktığımda konak dolmuştu. Havada kararıyordu. Tepsideki yemeği baran yüzünden yiyememiştim. Naz onları götürüp tekrar sıcak getirmişti. Hepsini yemiştim. Hazır olunca aşağıya indik. Artık çıkma vaktim gelmişti.
Kapıdan çıkınca alkış başlamıştı. Kızlarla hazırladığımız ufak bir dans gösterisi sonra oyun havası çalmıştı. Baranın aile tanıdıklarıyla Sibel annenin yardımıyla tanıştım hepsi de tatlı kişilerdi. Ama aynı hande gibi Mehmet babanın tarafından bahar diye biri vardı. Bana vermiş olduğu tepkiler sinir etmişti.
Naz ve Elif´in ısrarı üzerine bende çıkıp oynamaya başladım. Tüm yorgunluğumu dans ederek atıyordum. Yaklaşık 2 saatin sonunda kına yakmak için eceyle birlikte yukarı çıkıp bindallımı giydim. Tekrar aşağıya indim ortaya bir sandalye konmuştu. Ona oturduktan sonra naz başıma kırmızı duvak örttü. Daha sonra etrafımda dönmeye başladılar.
Asla şuan olduğum yeri hayal etmemiştim yani bana deseler ki 3 ay sonra burada olacaksın inanmazdım. Ama şimdi daha onu sevdiğimi emin olamadığım ona karşı duygular hissettiğim kişiyle evlenecektim. Her şeyimi bırakıp buraya gelmiştim. İşimi, evimi, ailemi bırakıp gelmiştim. Bundan sonra yaşayacağım yer benim ikinci evimdi. Ailemden ayrılma isteği beni daha da üzerken ne zaman ağladığımı bilmiyordum. Sonunda naz örtüyü kaldırıp ağladığımı söylemişti.
Sibel anne yanıma gelip avcuma altın koyup alnımdan öptü. Sibel anne gidince annem gelmişti. Hissettiğim yoğun duyguyla anneme sarılıp ağlamaya başladım. İçli içli ağlarken sonunda ayrıldık. Ortam tekrar şen şakrak halini alırken evin köşesinde elifi baranın arkadaşı Burak ile konuşurken gördüm. Ece kolumdan tutup beni kapıya çıkardı.
''Ya Ece ne yapıyorsun ne işimiz var burada''
Ağlamaktan sesim biraz kısılmıştı.
''Dur bu kızım seni biriyle görüştüreceğim.''
Ece´ye soracakken Baran ve Mert´in geldiğini gördüm. Onların ne işi vardı burada ya. Baran yanıma gelip elini belime koyup sarıldı.
'' Neden ağladın sen''
Baran´ın sorduğu soruyu duyunca güldüm.
''Baran hani benim bugün kınam var ya''
''Ee ne olmuş kınan var diye ağlayacak mısın?'2
'' Baran!!''
''Bir daha ağlama çirkin oluyorsun.''
Ne o bana çirkin mi dedi. Sinirle Arkamı dönüp gidecekken kollarını sıkılaştırdı.
''Bırak baran beni''
''Nereye güzelim.''
''Hani çirkindim ben şimdi güzelin mi oldu''
Baran bana sıkıca sarıldı. Kollarını yavaşça çektiğinde
''Hadi içeri gir ve bir daha ağladığını görmeyeyim.''
Kafamı salladım. Baran yüzüne eğilip burnumun ucunu öptü. O öpünce bende burnumu çektim.
''Hadi içeri gir sümüklü.''
Baran dediğine gülüp içeri girdim. Ağladığım için akam rimeli düzenleyip kınaya devam ettik. Geceni ilerleyen saatlerinde yavaş yavaş herkes gidiyordu. Bende herkesle vedalaşıp yukarı çıktım Kıyafetler ne kadar ağır olmasa da yorulmuştum. Hızlıca banyoya girdim saçlarım bugün daha uzun süre spreyli durduğu için taş gibi olmuştu. Banyodan çıkıp üstüme pijamamı giyip yatağa girdim.
Uykumun en güzel yerinde cama taş atılmasıyla uyandım bir iki üç derken cama taş atılmaya devam ediyordu. Yataktan kalkıp cama yaklaştığımda gördüğüm manzarayla ağzım açık kaldım.
-----------------------------------------------------------
Yeni bölüm ile karşınızdaydı umarım bölümü beğenmişsinizdir.
Sizleri seviyorum sevgili okuyucularım
BARAN&SELİN
?❤