12.BÖLÜM❤

1816 Kelimeler
Selinden Uykumun en güzel yerinde cama taş atılmasıyla uyandım bir iki üç derken cama taş atılmaya devam ediyordu. Yataktan kalkıp cama yaklaştığımda gördüğüm manzarayla ağzım açık kaldım. Baran yanında da Burak vardı. Camı açtım. S:ne işiniz var burada ''Geçerken uğrayalım dedik ya yenge ne işimiz olacak senin bu müstakbel kocan içti sonra seni sayıklamaya başladı.'' ''Yenge Allahın aşkına gel al şunu başımdan.'' ''Tamam tamam geliyorum sessiz olun.'' Hızlıca camı kapatıp pijamamın üstüne koltuktaki hırkamı alıp giydim. Kapıyı yavaşça açıp odadan çıktım. Alt kata indiğimde salondan televizyon sesi geliyordu. Biraz kafamı uzatıp içeri baktığım da koltukta oturan handeyi gördüm. Bu kız benim başıma belası ya illa bir yerden çıkmazsa şaşarım zaten. Ses yapmadan mutfaktaki arka bahçenin kapısından dışarıya çıktım. Koşarak yanlarına geldim. ''Bir an hiç gelmeyeceksin sandım yenge'' ''Burak baranı koltuğa oturt sen bende hemen acı kahve yapayım.'' ''Tamam yenge'' Hızlıca geri mutfağa gittim. Barana hemen acı bir fitre kahve yapacaktım ketıla su koyup onu kaynamaya bıraktım. Dolapta gördüğüm french pressi alıp içine kahve koydum. Kaynayan suyu da alıp french presse döktüm. Raftan birde kupa aldıktan sonra mutfaktan çıktım. Baran koltukta uyuklarken Burak telefonla ilgileniyordu. ''Aferim Burak ben sana ne diyorum sen ne yapıyorsun.'' ''Ne yapayım yenge'' ''Biraz yardımcı olsan.'' Elimdekileri masaya bırakıp baranın yanına gittim. Üstündeki ceketi yavaşça çıkardım. Ceketi koltuğun üstüne koyup baranı dikleştirdim. ''Baran hadi iç.'' ''Iıı içmeyeceğim sen onun yerine bana sarıl.'' Baran belime kollarını sarıp sıkıca kendine çekti. ''Ya baran'' ''Size doyum olmaz yenge ben gidiyorum.'' ''Burak nereye gidiyorsun yardım etsene'' Burak beni dinlemeyip arabasına binip bahçeden çıktı. Baran' ın kafası göğüsümün hemen altındaydı elimdeki kahveyi eğilerek masaya geri bıraktım. Sonunda baran kollarını belimden çekip arkaya yaslandı. ''baran şu kahveyi iç artık yoksa gideceğim.'' ''Tamam'' Deyip kahveyi eline verdim. 5 dakika içinde kahveyi bitirmişti. Biraz olsun ayılmıştı. ''İyi misin?'' ''Hıı'' ''Neden bu kadar içtin.'' ''Bekarlığımın son gibi tabi içecektim.'' ''Madem öyle odaya da kendim çık sana yardım edende kabahat.'' Koltuktan kalkıp gidecekken kolumdan tutup geri oturttu. ''Bırak baran ya'' ''Bırakmam hem sen niye sinirlendin.'' ''Yok biş-'' Mutfak kapısından bizi izleyen handeyi gördüm. Bu kız gerçekten elimde kalacaktı ya sinirle barana dönüp yanağından öptüm. Baran şaşırmış bir şekilde şekilde bana bakarken ben ona gülümsedim. ''Hadi odana çıkartalım seni'' Ayağa kalkıp baranın ceketini koltuktan alıp elimi uzattım ''Hadisine baran üşüdüm.'' Baran elimi tutup ayağa kalktı ''Bu ani öpmeni neye borçluyuz.'' ''Iı hiç gözüme o an çok tatlı geldin.'' Yürümeye devam ederken baran beni tutup kendine çevirdi. Daha ne olduğunu anlayamazken dudaklarım da sıcaklık hissettim. Baran beni öpüyordu. Ellerini belime koyup beni kendine iyi ve çekti. Ellerimi omuzlarına koyup karşılık verdim. Elimin bir tanesini yanağına çıkardım. Elime baranın sakalları tatlı bir sızı bırakırken daha derin öpmeye başladı. Sonunda nefessiz kalınca geri çekilip alınlarımızı birleştirdik. Nefeslerimiz yüzümüze değerken. ''Bu öpücüğü neye borçluyuz.'' ''Gözüme çok güzel geldin de ondan'' Baranın dediğine gülüp eve girdik. Salonda handeyi görmemiştim herhalde bizi görüp gitmişti. Odanın önüne gelince barana dönüp ''Yatmadan önce bir duş al iyi gelir.'' Son kez yanağından öpüp hızlıca odaya girdim. Üstümdeki hırkayı çıkarıp koltuğa attım. Yatağa girip an önce yaşananları düşündüm. Sebepsiz yere gülüyordum. Daha fazla baranı düşünmeyip yarın düğünün olacağını hatırlayıp uykuya geri daldım. Saat 10.24 Alarmın sesiyle uyandım telefonu elime alıp kapattıktan sonra barandan gelen mesajı gördüm. Öküz? 10 dakikaya aşağıda ol. Yataktan kalktım bugün diğer günlere göre daha yorucu olacaktı. Kuaföre gidip saç makyaj yapıldıktan sonra fotoğraf çekimine gidilecekti 3-4 mekan değiştirecektik. Bu gün Ece, Mert, Baran ve ben beraber gidecektik. Banyoya gidip elimi yüzümü yıkayıp odaya geri döndüm. Üstüme siyah taytımı ve tişört giyindim. Yanıma sırt çantamı alıp içine gerekli eşyaları koyup aşağıya indim. Evin kapısını açıp dışarı çıktım. Arabanın içinde bekleyen baranı görünce gülümsedim. Hızlıca arabaya bindim. Kemerimi bağlayınca baran arabayı sürmeyi başladı. Arabada Sessizlik hâkimdi. ''Nasıl oldun iyi misin?'' ''Hıı biraz daha iyiyim. Şey bil-'' Baran konuşurken telefonum çaldı arayan Eceydi. ''Efendim, evet şimdi çıktık geliyoruz, tamam gelinliği baran getirecek tamam Ece hadi görüşürüz.'' Telefonu kapatıp barana döndüm. ''Bir şey söylüyordun.'' ''Sonra söylerim önemli değil.'' Bir kaç dakika içinde kuaföre gelmiştik. Barana sarılıp arabadan indim. İçeri girer girmez Ece'nin çenesine maruz kalmıştım. Koltuğa oturup saçın yapılmaya başladı. Yine güzel sade maşa yaptıracaktım. Saçım yapılırken baran gelinliği getirmişti onlarda oradan berbere gitmişlerdi. 1.5 saat sonunda saçım bitmişti şimdi makyajım yapılıyordu. Elif ve naz da gelmişti Onlar da hemen saçlarını yaptırmaya başladılar. Ece hazırlanmış elbisesini de giymişti. Benimde makyajın bitince Ece'nin yardımıyla gelinliğimi giydim. Kızların hepsi bugün aynı renk giymişlerdi ece önü yırtmaçlı göğüs dekoltesi vardı. Elif de askılı straplez yine yırtmaçlı bir elbise giymişti. Naz daha diğerlerine göre uzun askılı bir elbise giymişti. Her şey hazırdı. Sadece baranın gelmesini bekliyorduk. Yarım saat sonunda baran ve mert de gelmişti. İçeriye baran girince gözlerim onu süzdü yine üstünde siyah takım elbisesi vardı. Ama bugün diğerlerine göre daha özenliydi. Yanıma doğru gelip ellerimi tuttu. Kapalı duvağımı kaldırıp anlımı öptü. Daha sonra el ele tutuşup kuaförde çıktık. Etrafımızda birkaç magazinci vardı onlarla hiç ilgilenmeyip arabaya bindik. Fotoğraf çekileceğimiz alana geldik buradan sonra daha 2 yere daha gidecektik. Baranın yardımıyla arabadan indim. Birlikte fotoğrafçının söylediklerine göre pozlar veriyorduk. Burada 1 saat uğraştıktan sonra mekan değiştirdik. Baranla vermiş olduğumuz yakın pozları kalbimi hızlandırıyordu. Mert ve Ece'nin çekişmeleri ortama daha neşeli hale getiriyordu. İkinci mekana gelmiştik burada da 2 saat oyalandıktan sonra son bir yere geçmek için arabaya bindik. Arabayı mert kullanıyordu bizde baranla arkada oturuyorduk. ''Ay yoruldum ya bu gelinliği taşımak ne kadar zor.'' Baran kulağıma eğilip ''Bide akşam ben bakayım ağır mı değil mi diye'' Hızlıca koluna vurup önüme döndüm. 1-2 dakika sonra çaktırmadan baktığımda hala gülüyor olduğunu gördüm. Son gittiğimiz yer biraz daha uzun olduğu için 1 saat sürmüştü. Burada da resimler çekildikten sonra geri arabaya binip yola koyulduk. Bu sefer arkada ben ve ece oturuyorduk. Dün gece olanları eceye anlatırken baranla göz göze geliyorduk. Ece'nin dediğine göre baranla biz birbirimizi seviyormuşuz tamam şimdi baranı sevmiyorum demiyorum sadece birbirimizden hoşlanıyorduk ve daha açılmadık. Sonunda konağa gelmiştik. Bahçede yoğun bir telaş vardı herkes birbirine sesleniyordu. Baranın bir kaç akrabasının çocukları bahçede oynuyorlardı. Biz de arbadan inip içeri geçtik. G:oy benim kızım ne kadar güzel olmuş maşallah. Anneme gülümseyip sıkıca sarıldım geldikleri günden beri onlarla da görüşememiştik. Annemin kokusunu doya doya koklamıştım. Ayrıldığımız da ''Teşekkür ederim canım annem'' Annem benden ayrılınca barana da sarılmıştı. En üst kata çıktık. Artık baranla birlikte bu odada kalacaktık. İçeri girdiğimde. Naz ve elif valiz hazırlıyordu ''Ne yapıyorsunuz siz'' ''Ben söyledim akşam balayına çıkacağımız için valiz hazırlasınlar dedim.'' ''Bu akşam mı gideceğiz.'' ''Evet'' ''Yaaa nereye gideceğiz peki onu söyle'' ''Akşam görürsün güzelim hadi sen otur naz sende seline bir şeyler getir sabahtan beri bir şey yemedi.'' N:tamam abi elif sen devam edersin.'' Naz odadan çıkınca bende elifin yanına gidip yardım etmeye başladım. ''Baran bari gideceğimiz yer soğuk mu ona göre kıyafet alayım.'' ''Gündüzleri Sıcak olsa da akşamları soğuyor yani kalın birkaç bir şeyler al.'' ''Kaç gün kalacağız peki'' ''1 hafta'' Elifle birlikte valiz işini bitirip oturduk. Naz odaya elinde tepsiyle geldi. ''Selin sen karnını doyur bende aşağıya bir bakayım.'' Nazın getirdiği yemekleri yiyip kızlarla sohbet ettik. Artık güneş batıyordu saat akşam yedi olmuştu ece de yanımıza gelince Son kez saçımı ve makyajımı tazeledik. Odanın kapısı tıklandı. Kapı açılacakken naz ve elif kapının arkasına geçip açılmaması için yaslandı. ''Abicim bu güzel gelini almak istiyorsan önce bedelini vermen gerekir.'' ''Naz abicim beni sinir etme aç kapıyı hadi'' ''Önce nakit ?'' Kapıyı hafif açıp barandan parayı aldılar. ''Aaa eniştecim bu kadar yeter mi sence benim hakkım nerde'' Baran oflayıp kapının arasından biraz daha nakit uzattı. Sonunda kızlar paraları alıp kapıyı açtı. İçeri giren baranın yüz hatları gerilmişti. Yanıma gelip elimi tuttu. Ele ele merdivenlerden aşağıya indik. Arka bahçenin kapısına gelince derin nefes alıp dışarı çıktık. Her tarafta alkış tufanları kopuyordu. Dans pistinin ortasına geldik. Ve dans etmeye başladık. Şarkının sözleriyle kendimizden geçmiştik. Sanki burada kimse yok sadece biz varmış gibiydik. ''Hep merak ederdim dans eden kişiler ne konuşur diye'' ''Hım demek öyle aslında bende merak ederdim ama sonra aklıma bir şey gelirdi.'' ''Ne?'' '' Buradan eve gidince yaptıkları şeyi konuşurlar.'' Ağzım açık şekilde ona bakıyordum ''Terbiyesizsin baran seninle konuşanda kabahat.'' Bana gülümseyip beni kendine çekti. ''Herkesin gözü sende bunu hiç sevmedim.'' ''Şey acaba gelin olduğum için olabilir mi?'' ''Galiba'' Dans etmeye devam ederken yanımıza mert ve ece de gelmişti. Ortak daha kalabalık olmuştu. Sonunda şarkı bitip oyun havası çalışmaya başladı. Naz karışma geçince oynamaya başladık. Kızlar benimle bir tarafta erkekler baran da birlikte karşılıklı oynuyorlardı. Geceni ilerleyen saatlerinde ezan sesiyle ara verilmişti. Düğün yemekli olduğu için herkes o arada yemek yemeğe başladı. Yemekten sonrada takı töreni olacaktı. Ben yemek yediğim için çok aç değildim. Tuvalete gitmek için ayağa kalktım. ''Nereye?'' ''Lavaboy'a gideceğim.'' ''Kızlardan bir tanesi seninle gelsin.'' ''Yok gerek yok hem onlarda aç bırak yesinler.'' ''Selin!'' Eğilip baranın yanağını öptüm ''Bir şey olmaz 5 dakikaya gelirim.'' Masadan kalkıp eve girdim alt kattaki lavaboya kullanacaktım. Hemen girdim. Kısa süre içinde işimi halledip geri çıktım. H: istediğim kadar barana yakın ol ama yakında yanında olmayacak Handenin sesini duymamla arkamı döndüm S:ne diyorsun H:olacakları söylüyorum ben Üstüme doğru gelip ''Baran yakında seni kapıya koyar merak etme.'' ''Beni kapıya koyup seni mi alacak zannediyorsun sen ancak bu hayallerini kedine sakla ama sakın unutma adı üstünde Hayal başka bir şey değil.'' Ona göz kırpıp bir şey demesine izin vermeden çıktım kapıda baranla karşılaştım. ''Nerdesin kızım ya'' ''Geldim işte hadi gidelim.'' Baranın elini tutup geri bahçeye çıktık. Takı töreni başlamıştı. 1 saat boyunca ayakta kalmıştım artık taşıyacak gücüm kalmamıştı. Bir çoğunu keseye atsalar da yine de kolumda bilezikler üstümde altın vardı. Kızların yardımıyla onları da çıkarmıştık. Horon oynanması için kemençe ekibi gelmişti. Burak ,Mert ve baran ayağa kalkmıştı. ''Oynaya biliyor musun?'' ''İzle ve gör gelin hanım.'' Ona gülümseyip ceketini çıkardım. Piste gidip kemençenin çalmasıyla oynamaya başladılar. Haşin erkeğim nasıl da oynuyordu. Tam bir Karadeniz erkeği olmuştu. Üstündeki beyaz gömlek zaten dar olduğu için üstüne yapışmış kaslarını ortaya çıkarmıştı. Şimdi birde terlemişti. Onu izlerken zamanın nasıl geçtiğini anlamamıştım sonunda bitirip tekrar masaya gelmişti. Yanıma oturunca elime aldığım peçeteyle alnını silmeye başladım. ''Baran çok terlemişsin ya hadi ceketini git hasta olacaksın.'' ''Niye hasta olsam bakmaz mısın?'' ''Bilmem belki bakmam.'' Belimden tutup kendine çekti ''Bal gibi de bakacaksın boşuna mı evlendik.'' Ona gülümseyip yanağını öptüm. Saat 1 olmuştu herkes gitmeye başlamıştı. Bizde toparlanmıştık baran valizleri arabaya koymuştu bende üst kaya çıkıp üstümü değiştirdim. Bugünün En kötü yanına gelmiştik veda biz bugün gideceğimiz için annemlerle vedalaşacaktık. Onlarda yarın gideceklerdi. Her şeyimi alıp aşağıya indim baran da üstünü değiştirmişti. Bahçede annem, Sibel anne, babam, Mehmet babam, Elif, Naz, Ece, Mert ve Burak vardı. Göz yaşlarıma hakim olamayarak ilk gidip anneme sarıldım. Daha sonra herkesle vedalaşmıştı. Tek bir kişi kalmıştı Babam hani derler ya kızların ilk aşkı babasıdır derler ya benimki öyleydi. Ben babamla büyümüştüm evin ilk çocuğu olmak tüm ilgi bendeydi babama yakın olmak için iç mimar olmuştum. Ama şimdi artık gitme vaktim gelmişti. Babama asla hakkımı ödeyemezdim. Seni çok seviyorum baba... Herkesle vedalaşıp arabaya bindik. Kemerlerimizi bağladıktan sonra baran kornaya bastı onlara el sallayıp konaktan ayrıldık. Yeni bölüm ile karşınızdaydı umarım bölümü beğenmişsinizdir Yorum yapmayı, takip etmeyi ve oy kullanmayı UNUTMAYIN!!! Sizleri seviyorum sevgili okuyucularım...
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE