12.Bölüm

1176 Kelimeler
Barış ve Elif, büyük salonun loş ışıkları altında ağır adımlarla ilerlerken içerideki herkes onların ardından bakıyordu. Emir’in hâlâ gözleri doluydu, küçük dudakları aşağıya kıvrılmıştı. Emir (kendi kendine, hüzünle): "Ama annem gibi kokuyordu… neden gidiyor ki?" Meyra Emir’i kucağına aldı ve onun saçlarını okşarken Emre, hâlâ şaşkınlıkla olayları değerlendiriyordu. Eylül ise sessizce Elif’in peşinden bakan gözlerle sinirini bastırıyordu. Eylül (iç sesi): "Elif’in o çocukla kurduğu bağ… hâlâ kopmamış. Barış da farkında. Ama unuttukları bir şey var… Bu savaşta ben varım. Ve ben kazanmadan bitmeyecek." --- Dışarıda – Emrelerin Konağının Önü Gece karanlığı bastırmıştı. Barış arabayı açmak için kumandaya bastığında Elif bir an arkasına dönüp konağa baktı. Gözleri buğulanmıştı. Emir’in yüzü gözlerinin önünden gitmiyordu. Barış ise hâlâ öfkesini bastırmaya çalışıyordu. Yanına gelen Elif’in kolunu bir anda tuttu. Barış (dişlerini sıkarak, sert bir fısıltıyla): "Ne yaptığını sanıyorsun sen? Çocuğun kokunu tanımasına nasıl izin verirsin? Gözlerini senden alamadı!" Elif (titreyerek, kekeleyerek): "Ben… ben bir şey yapmadım… sadece… bana sarıldı… kendiliğinden." Barış daha fazla konuşmadan arabaya binmesini işaret etti. Elif binerken içinden geçen tek şey vardı: "Bu böyle devam edemez." --- Araçta Sessizlik Barış, sürücü koltuğunda soğuk bir yüz ifadesiyle direksiyonu sıkıca kavramıştı. Gözleri yola değil, aklındaki hesaplara kilitlenmişti. Elif, camdan dışarı bakarken dudağını ısırıyordu. Gözlerinden sessizce yaşlar süzülüyordu. Elif (iç sesi): "Emir… oğlum… beni hissetti. Beni tanıdı. O hâlâ annesini seviyor. Belki bir gün… her şey ortaya çıkar." Barış birden frene hafifçe bastı ve arabayı yol kenarına çekti. Elif korkuyla başını çevirdi. Barış (yavaşça, ama tehditkâr bir tonda): "Beni delirtme Elif. Bu gece yaşananları unut. Unutmak zorundasın. Eğer bir daha o çocuğa fazla yaklaşırsan… seni ondan sonsuza kadar koparırım." Elif (gözyaşlarıyla, ama cesaret toplayarak): "Beni tehdit edemezsin Barış… Ben… ben onun annesiyim. Ne yaparsan yap, bu gerçek değişmeyecek." Barış, Elif’e uzun bir süre baktı. Gözlerinde öfke ve başka bir şey daha vardı: kıskançlık. Elif’in, Emre’den olan çocuğuyla hâlâ bağ kurabilmesi, onun kontrolünü kırıyordu. Ama sonra yüzünde yapay bir gülümseme belirdi. Barış (soğukkanlı bir edayla): "Annesi olduğunu biliyor musun? Bence değilsin. En azından şimdi değil. Şimdi sadece… benim eşimsin." Elif bakışlarını kaçırdı. O an içinde bir şeyler çatladı ama hâlâ umut vardı. Emir’in "annelik kokusunu" tanıması, Elif’in içindeki ışığı yeniden tutuşturmuştu. --- O Gece – Eylül’ün Odası Eylül aynanın karşısına geçti. Makyajını silerken yüzündeki sahte gülümsemenin yerini öfke aldı. Aynadaki yansımasına bakarak konuştu: Eylül (dişlerini sıkarak): "Ne dokunuşun ne kokun silinmiş Elif… Emir bile seni tanıdı. Ama çok geç kalmadın mı sence? Artık annen bile sen olduğunu bilmiyor… Bu ev artık benim. Barış’ı kaybetmemek için ne gerekiyorsa yaparım." Telefonunu eline aldı. Bir mesaj yazdı: > “Yarın sabah erken buluşalım. Planın ikinci aşamasına geçiyoruz.” Gönderdiği kişi, gölgelerin ardında bekleyen eski bir düşmandı. --- Gece – Barış’ın Evi Elif yatakta ellerini karnına bastırarak yatıyordu. Barış banyoda uzun süredir kalmıştı. O sırada Elif gözlerini kapadı ve Emir’in “Anneme benziyorsun. Sen annem gibi kokuyorsun” sözlerini tekrar tekrar hatırladı. Elif (fısıltıyla): "Bir gün… gerçek ortaya çıkacak oğlum. O gün geldiğinde… artık korkmayacağım." Barış’ın Ofisi – Gece Barış, ofisinde pencereden dışarı bakarken odanın kapısı hafifçe açıldı. İçeri Eylül girdi; yüzünde alaycı bir tebessüm vardı ama gözleri çekingen ve dikkatliydi. Eylül (nazikçe, ama biraz çekinik): “Barış, seninle konuşmam gereken önemli bir konu var.” Barış başını çevirdi, sert bakışlarını Eylül’ün üzerine dikti. Barış (soğuk ve keskin): “Konuş bakalım. Ama uzun sürmesin. Zamanım değerli.” Eylül bir an duraksadı, sonra derin bir nefes aldı. Barış adımlarını sıklaştırdı, sert bir ifadeyle Eylül’e yaklaştı. Barış: “Elif’i sevdiğimi sanıyorsan yanılıyorsun. O sadece bir piyon. İntikamımı almak için kullandığım bir araç.” Eylül irkildi, gözlerini kaçırmaya çalıştı ama Barış’ın bakışları onu sıkıştırıyordu. Barış (devam etti): “Onun benim karım olması, çocuklarımın annesi olması önemli değil. O sadece oyunumda bir taş. Ve bu taş, ne zaman istersem yer değiştirebilir.” Eylül bir an sessiz kaldı, sonra derin bir nefesle yutkundı. Eylül (fısıltıyla): “Peki ya o? Elif? Ne hissediyor peki senin hakkında?” Barış kaşlarını çattı, yüzünde alaycı bir gülümseme belirdi. Barış: “O da zavallı. Ne hissettiği değil, ne yapabildiği önemli. Şu an bana karşı koyabilecek durumda değil.” Eylül biraz daha cesaret topladı, Barış’ın sertliği karşısında yavaşça ama emin adımlarla ilerledi. Eylül: “Ben… Elif’in her fırsatta seni karşına almaya çalıştığını görüyorum. Seni zayıflatmaya, etrafındakileri etkileyip seni yalnız bırakmaya çalışıyor.” Barış gözlerini kısıp dikkatlice baktı. Barış: “Biliyorum. Ama onun ne yaptığı umurumda değil. Önemli olan ben ne yapıyorum. Ve şu an Elif’in oyunu çoktan bitti.” Eylül biraz daha ileri gidip, soğuk bir tonda devam etti. Eylül: “Elif’i hafife alma. Gördüğün kadar basit değil. İnsanların kalbini kırarken, kendi kalbinin nasıl parçalanacağını unutmamalısın.” Barış dudaklarını büküp sertçe güldü. Barış: “Kalbim çoktan parçalandı. Sen bile farkında değilsin, Eylül.” Eylül başını hafifçe eğdi ama içi kıpır kıpırdı. Eylül: “Peki ya sonra? Bu savaşın sonunda ne olacak?” Barış alayla güldü, sesi keskin ve boşlukta yankılandı. “Elif mi? Sevgimle mi? Hayır, Eylül. Onunla bir hayatım olmayacak. Ama o, benim elimde kırılacak. Tıpkı Emre’nin hayatı gibi. Ve sen… sen orada durup izlemek zorundasın. Çünkü artık o maskeyi çıkaramazsın. Çıkarırsan, sen de düşersin.” Barış’ın bakışları donuklaştı, ağır ağır yanıtladı. Barış: “Ben kazanacağım. Ve o zaman… herkes yerini bilecek.” Eylül kaşlarını çattı. İçinde kıskançlıkla karışık bir öfke büyüyordu. Elif’in sessizliği, masum görüntüsü, her an çökmeye hazır duruşu bile Emir’i ona daha da yakınlaştırıyordu. Eylül (kısık sesle, boğuk): “Sen... onun sadece bir piyon olduğunu söylüyorsun ama gözlerin... gözlerin ona farklı bakıyor. Bu, benim için tehlikeli Barış.” Barış, Eylül’ün yanına doğru yavaşça yürüdü. Gölgesi kadının üzerine düşerken sesi daha da sertleşti. Barış (gözlerini kısıp): “Ben neye nasıl bakacağımı senden öğrenecek değilim. Unutma, senin de burada olma sebebin benim planım. Senin hayatını geri veren bendim. O yüzden... haddini bil.” Eylül başını eğdi ama gözlerinden öfke akıyordu. Bu adamdan korkuyordu. Ama onu kaybetmekten daha çok... Eylül (yutkunarak): “Elif beni dinlemiyor. Artık neredeyse kendi gibi davranıyor. Peçenin arkasına sakladığını sanıyor ama yüzünü göstermeden bile dikkat çekiyor...” Barış kaşlarını çattı. Yaklaştı, Eylül’ün çenesinden tutup gözlerini kendi gözlerine kaldırdı. Barış (soğuk bir tonla): “Elif’in kendi gibi davranması, işime gelir. İnsanlar gerçek sandıklarına daha çok bağlanır. Ama sen... sen gerçek değilsin Eylül. Hiçbir zaman olmadın. Sadece kopya... iz.” Eylül (gözleri dolarak): “Ben... ben her şeyi senin için yaptım. Onun yerini aldım. Onun yaşadığı cehennemi yaşadım. Senin uğruna!” Barış (sertçe eliyle Eylül'ü kendinden uzaklaştırarak): “Ve bu yüzden bana minnettar olman gerekmez mi? Senin varlığını değerli kılan tek şey benim planım. Eğer Elif’i Emir’e kaptırırsam, bu oyunun son perdesi çöker. O yüzden... dikkatli ol Eylül. Kıskançlık seni kör eder.” Eylül (öfkeyle): “Ya seni de Elif’e kaptırırsam?” Barış bir kahkaha attı. Sert, boş ve acımasız bir kahkahaydı bu. O kadar içten ama bir o kadar da merhametsizdi. Barış (bakışlarını sertleştirerek): “Elif... Elif benim gözümde sadece bir anahtar. O kilidi açtığımda ne aşk kalacak, ne geçmiş. Her şey bitecek. Ama sen... sen eğer oyunu bozarsan, anahtarı feda etmek zorunda kalabilirim. Ve bilirsin... anahtarlar kolay bulunur, ama piyonlar… onlar için özel mezarlar kazılır.” Eylül’ün gözleri büyüdü. Kalbi hızla atmaya başlamıştı. Birkaç saniye sonra yalnız kaldığında aynaya bakmaya korkacaktı.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE