2 - Sıcak dalgalar

2431 Kelimeler
Özgü evin en küçüğü, eh biraz da şımarık olanıydı. En büyük abisiyle aralarında on iki, evin ortancasıyla ise aralarında on bir yaş vardı, hâliyle esmer evde bir anne, üç babayla büyümüş gibiydi. Abilerine sık sık yanlışlıkla "baba" da derdi o zamanlar, sonra utanır banyoda ağlardı. Gizli ağladığını sanması yok muydu bir de, abileri işte en çok ona eğlenirdi. Bu yaş farkının artıları da vardı tabii, yok değildi. Okulun en iyi giyinimlisi kendisiydi mesela, sonrasında en havalısı, en bilgilisi, öğretmen öğrenci demeden birçok kişinin gözdesi... Çünkü bilirdi Özgü. Sınıf kuralları nelerdir, hangi oyunlar nasıl oynanır, telefonda acil numaralar nasıl tuşlanır, çikolata üstü başı kirletmeden nasıl yenir, sadece nazik davranarak nasıl istenilen herkesle arkadaş olunabilir, birçok şeyi bilirdi çünkü evde rol modelleri, stoğunda özendiği çok havalı kişiler vardı zaten. Kendi daha ilkokul ikiye giderken üniversiteye giden abilerinden çoğu şeyi izler öğrenir, kendi çabalamasa da kafasına vura vura yine öğretilirdi. Küçükken bir bakıma etik dersleri Sinan abisinden, uygulamalı dersleri Yiğit abisinden almıştı esmer. Annesi ve babası çalışıyor olabilirdi ama hiç yalnız kalmamış, sevgisi ilgisi hiç eksik olmamıştı. Abileri onca yıl sonra çat kapı gelen kardeşleriyle ilk ne yapacaklarını bilememişlerdi, doğru, ama bunun ne kadar eğlenceli olabileceğini hemen fark etmişlerdi sonra. Sıfırdan, eksiksiz çiziksiz bir eleman verilmişti ellerine, bir de bu elemanı istedikleri gibi inşa edebilir, yontabilirlerdi ya, en heyecan verici kısmı bu olmuştu sanırım onlar için. Yaptıkları, söyledikleri her şeyi sünger gibi emip öğrenen bir çocuğu yetiştirmek, ortaya bir ustalık eseri çıkarmaya çalışmak... Özgü çok ilerideydi yaşıtlarına göre, ileride olmasa bile hep öyle hissetmişti, o sebeple arkadaş bulma konusunda bir takım sorunlar yaşamıştı aslında. Zor olan ilk adımı atabilme cesaretini göstermek, onlarla anlaşabilmek falan değildi, bu çok kolaydı esmer için, zor olan kafasının uyuşabileceği kişiyi bulabilmekti. Ne eylesindi iki kelimenin belini birlikte kıramayacağı arkadaşı, topunu kaldıramasalar bile basketin kurallarını bilip oynuyormuş gibi yapamayacağı kişiyi? Ne eylesindi yani satrancı damayı bilmeyeni, abileri gibi yabancı şarkıları sorunsuz söyleyemeyeni? Ne eylesindi Shrek sevmeyeni abi, nasıl gitsindi de böyle biriyle ahbaplık etsindi şimdi? Özgü işte hep bu sebeplerden pas geçmişti çevresindeki çocukları, gözünü de abilerinin çevrelerine dikmişti. Küçükken, özellikle haftasonları, eve gelen misafirlere bayılırdı Özgü. Abilerinin arkadaşlarının onu görünce havalara atıp tutmasını, omuzlarında gezdirmesini, saçlarını karıştırıp ısırmak için kovalamalarını falan çok severdi esmer, çok da eğlenirdi hep. Isırma kısmı yalandan da olsa korkutucuydu aslında ama çaktırmazdı hiç, "Aaa bu çocukmuş, yanımıza almayalım bunu." demesinler diye ağlamazdı da, çok güçlüydü o konularda Özgü. Dediklerini anlayabilmek için yanlarında oturduğu süre boyunca sessiz kalır, ilk defa duyduğu kelimeleri süzgecinden geçirmekle meşgul olurdu, eve gelen misafirler de uslu uslu yanlarında oturup onlara çipil gözlerle bakan bu esmer çocuğa bayılırlardı açıkçası. Oyunda kaybeden çocuğa sarar, saçlarına hırslı hırslı öpücükler bırakır, bazen de abartıp sallarlardı Özgü'yü, kaldırıp kaldırıp mantar koltuğa atarlardı iki metreden. Çocuk o zamanlar uçmayı keşfetmişti işte, şu anki adrenalin bağımlılığı bile ona dayanıyor olabilirdi. Abilerinin çevresine yakın ilgisi böyle böyle çocukluğundan beri devam etmişti esmerin. Yaşlar değişmiş, yüzler değişmiş, karakterler değişmiş ama Özgü'de uyandırdığı merak duygusu hep aynı kalmıştı. Birazcık fazla meraklıydı Özgü ama kabul, kim kimdir necidir bilirdi hâlâ. Büyük abisinin evine çat kapı kalmaya gider, sık sık telefonunu karıştırır, ortanca abisine her gittiğinde adamın eşiyle saatler süren dedikodular yapar bilmesi gerekenleri öğrenirdi. Abilerinin mesajlarını okur, rehberdeki isimlere göz atar, ilgisini çeken isimleri sosyal medyalarda aratıp profillerden kişilik analizi yapardı. Eninde sonunda arkadaşlarla, işten olsun olmasın, bir yerde denk gelir, aradaki yaş farkına bakmadan hoş sohbetler eder, hemen kendini sevdirirdi Özgü. Bir tık şeytan tüyü vardı esmerde, ya da kendi cümleleriyle, insanlar cazibesine dayanamıyordu. O yüzdendi ya muayene odasından çıkan herifi görünce sinirlenmesi. Adı sanı nedir bilmiyordu, daha önce selam vermeyi bırak görmemişti bile elemanı. Abisi "arkadaşım" dediyse düzgün biri olduğunu çıkarabilirdi, onun dışında da başka bir bilgisi yoktu zaten. Şöyle bir bakınca adamla yaşlarının yakın olduğunu da seçebiliyordu ya, içini tuhaf bir sinirin kaplamasına engel olamıyordu işte. Boyları kiloları neredeyse aynıydı, işi gücü olan normal biri gibi duruyordu dışarıdan, e o zaman Özgü niye tanımıyordu bu adamı? Niye sarıya çalan kıvırcık saçlara, ucu kalkık küçük burna, beyaz tene, masum yüze ilk defa şahit oluyordu şimdi? Bu cidden esmere ağır haksızlıktı. Eğer adını bir yerde görseydi, şayet daha önce karşılaşsalardı bi yerde, abisiyle nasıl bir ilişkileri olabileceğini, kaç senedir tanıştıklarını, Dia sayesinde mi kaynaştıklarını falan, oracıkta düşünmek zorunda kalmazdı esmer. Daha önce bir kere lafı açılsaydı, karşılaştıklarında nasıl bir personayı oynaması gerektiğini, adama yaklaşmanın yolunu hızlı hızlı kafasında, yaslandığı o bankoda tartmak zorunda da kalmazdı. İsmini bir kere duymuş olsaydı, çoktan numarası rehberinde, ayda bir favori mekanında en arkadaki masalardan birinde olurdu, ara sıra da ne var ne yok diye mesajla yoklardı onu. Özgü bilgisayarın başından kalkıp doktora yönelen kadını da, önündeki müşterisiyle gülerek konuşan kıvırcık doktoru da çatık kaşlarla izledi o yüzden. Hızlıca birkaç tur taradı adamı gözleri, koyu yeşil scrubsın tenine ne kadar yakıştığına, yapılı vücuduna rağmen ince beline baktı sinirle. Doktor kedili kadını uğurladığı sıra Dia'yı fark etti, doktoru fark eden canavar ise ilk saniyeden fırladı kucaktan. Özgü'nün çatık kaşları, bugün kaçıncı defa bilinmez, bir kere daha havalandı o sıra, uzun atlama rekoru kıran köpeği ağzı açık izledi. Bu cadıyı bir abisinin kucağında bir de yeğenlerinin yanında bu kadar heyecanlı görmüştü, bu da üçüncü olmuştu ona. Adamın "Dia?.." diye soran sesiyle, Dia'nın doktorun kollarının arasına inişi eş zamanlıydı, kuyruk sallaya sallaya yüzünün her yerini yalayışı ve adamı güldürmesi ise Özgü'nün sinir harbine denk geliyordu tam. Orada bi', bir dakika kadar dikildi esmer. Doktorun kıkırdamaları arasında "Tamam, tamam..." diye köpeği sakinleştirmeye çalışmasını izledi. Pek sakinleştirmeye çalışmak da denemezdi aslında, adam hemen sonra köpeğin gıdısına "Brrr" yapmaya geçmişti, Özgü bu görüntüye neredeyse kusacaktı. Canavarın başının üstüne kokulu kokulu öpücükler bırakmaya başlamış adamın durunun durağının olmadığını anladı, yanındaki klinik sekreteri olduğunu anladığı kadının da bir şey demeyeceğini ikiliyi izlerken gözlerinden çıkan kalplerden az çok kestirdi. İş başa düşmüştü yani. Yumruk yaptığı eline doğru öksürdü Özgü, çok sert durmamaya çalışıyordu o sıra, yine de "Hadi, yeter" bakışları attı adama. Plan işe yaradı, sarışın gözleri kocaman kocaman açılmış halde baktı esmere, gerçekliğe yeni dönebildi. "Sikeceğim artık şovunuzu." adamla, "Dalmışım kusura bakmayın." adam ilk defa göz göze geldiler o gün. Göz göze geldiler gelmesine de, buna hazırlıklı mıydılar, orası tartışılırdı. Özgü aralarından geçen, bir bedenden diğerine doğru akan sıcak dalgaları çok net hissetti. Samimi yüz, büyük bambi gözler onda hiç iyi etkiler bırakmamıştı ve reddedemezdi de bunu. O dalgaları aynen karşısındaki adamın da hissettiğini biliyordu. Bu ister "gay radar" olsun ister "elektrik almak" olsundu, bir şeyler olmuştu işte. Can'ın durumu da fenaydı o sıra, ilk göz göze geldikleri zaman onu baştan aşağı süzüp geri gözlerine kitlenen esmer adamla anlamıştı bir şeyleri de, nasıl tepki vereceğini bilememişti. İçini bir ürperti mi sarmıştı, kalbi mi hızlanmıştı, yakışıklı surattan mı etkilenmişti? Bilemiyordu ama beyni kırmızı sinyalleri yakmıştı çoktan, orası kesindi. Özgü ilk defa yalandan gülmek istemedi, dümdüz öylece baktı adama, doktor ise esmeri karşılayamamış olmaktan ufak bir mahcubiyet duyuyordu zaten, o yüzden şen şakrak gülemedi o da. Sekreter aralarındaki ufak sessizliğe baktı adamların, gergin ortamı durduğu yerden hissetti ama anlayamadı. Geri bilgisayarın başına dönse bakışları üzerine çeker, ikiliyi odaya yönlendirse tuhaf olurdu, o yüzden dikildi öylece o da orada. Neyseki çok sürmedi bu durum. Doktor iş yerinde olduğunu hatırladı, bir kere ağzını açtı kapadı ama sesi çıkmadı, yutkunup elini uzattı karşısındaki esmere. Gülümsemeye çalıştı ama bu gülümseme hem özür içeriyordu bünyesinde hem de adamın bakışlarından dolayı yerini korumakta zorlanıyordu. En iyi şeyi yapıp müşterisini karşılamaya karar verdi sarışın, saçma sapan bir denizde yol alıyordu o sıra, hemen kesti bunun önünü. "Merhabalar, Can ben." Özgü elini uzattı, sarışının sıcak elini kavradığında ise bir of çekmek istedi açıkçası. Şu an karşısında etkilenmemesi gereken bir adam vardı, esmer ise kurallara hiç sadık kalmıyordu o an. Adama yürüse abisi nasıl bir tepki verirdi acaba? Daha önce böyle bir olay yaşanmış, pek iyi sonuçlanmamıştı, o günden beri de ortak arkadaşlardan uzak dururdu Özgü ama şu an uzak duramazdı, değil mi? Ekstrem koşullar altındaydı, sarışın tipi değildi ama inanılmaz çekiciydi, abisi bir şey diyemezdi bu duruma, değil mi? "Özgü." dedi kısaca, fazla da uzatmak istemedi. Gözlerine hakim olmaya, saçma sapan bir şey yapmamaya çalışıyordu, e hâliyle sıcak bir tanışmaya da enerjisi kalmamıştı. "Çok memnun oldum. Buyurun, böyle geçelim." diyen adama başını sallayıp takip etti sessizce, herifin kıçına bakmamaya da yemin etti. Muayene odasına ilk girdiklerinde gözleri scrubslı bir başkasına takıldı, o sıra ellerini yıkayan kadının ise aklı fikri hastalarındaydı, duymadı onları. Sarışın "Zülal Hanım." diye seslendi nazikçe, sesiyle irkilen kadına gülümseyerek baktı. Normalde yakın arkadaşlardı ve ona adıyla hitap ediyordu tabii ki ama bir başkasının yanında saygısını korumaya özen gösterirdi hep. "Bir aşımız vardı sanırım." Kadın çoktan biliyordu bugünkü programı, Can'a başını sallayıp Özgü'ye "Hoşgeldiniz." dedi, ilacı hazırlamaya başladı hemen. O sıra esmerin gözü ise tamamen kıvırcıktaydı, çelik masaya bıraktığı köpekle oynayışını izliyordu herifin, o yüzden tutuk bir ifadeyle kadına dönüp gülümsedi, kapının yanında dikilmeye, sarışını izlemeye geri döndü sonra. Esmere göre karşısındaki eleman yarı peygamber falan olabilirdi çünkü bu güne kadar Dia'nın bir kere bile istenilene uymuşluğu yoktu, sarışın ise tam anlamıyla parmağında oynatıyordu köpeği. İşaret parmağı ne zaman arşı gösterse canavar ayağa dikiliyor, ne zaman yeri gösterse hemen oturuyordu. Her hareketten sonra bir ödül kurabiyesi bir de öpücük alıyor olabilirdi ama Özgü biliyordu ki evi arsayı üstüne yapsa söz geçiremezdi bu cadıya, o yüzden herife hayret etmeden geçemedi. İşin sırrı acaba hayvana "dostum" mu demekti? Çünkü esmer dikildiği yerden bir iki kere dostum dediğine şahit olmuştu herifin, istemeden yüzü buruşmuştu yine. Can aşı hazırlanana kadar biraz daha hasret giderdi Dia'yla, kaşla göz arası kulaklarının içini kontrol etti, pati ve tırnaklarına baktı. Yan tarafındaki adamın, hâliyle üzerindeki bakışların farkındaydı fakat bir şey yapmadı. Keskin bakışlar sol kolunu delmişti ama inat etti sarışın, dikkatini hastasına verdi, Özgü'yü de görmezden geldi o an. Hemen sonra odadaki diğer doktor aşıyı hazırlamayı bitirdi, enjektörü Can'a uzattı, muayene masasının diğer tarafına doğru yol aldı. Çok basit bir işlemdi ama yine de ciddileşmişti kıvırcık. Ne zaman ki plastik kapağını açtı enjektörün, işte o zaman bir öğürme sesi yankılandı odada. Doktorlar ilk bir şokla sarsıldılar tabii, ciddi anlamda ağızları açık baktılar bir seksen herife. Zülal kahkahasını zorla tuttu sonra, Can sırıttı. Şu adamla karşılaştı karşılaşalı ilk defa rahatladığını hissetmişti kıvırcık, anlayışlı, samimi gülümsemesi hemen belirivermişti yüzünde. Özgü "Hocam..." dedi midesi bulana bulana. Öyle iğneymiş, kanmış, hiç dayanamazdı, aşı köpeğe yapılacağı için bir şey olmaz sanmıştı ama yanılmıştı. Küçücük köpekle enjektörü yan yana görmek bile içini bir hoş etmişti, midesi ağzına gelmişti hemen."...Ben dışarıda bekleyeyim en iyisi." Adamın dışarı çıkmasıyla iki arkadaş göz göze geldi, gülmemek için kadın dudaklarını birbirine bastırdı, sarışın ise kafasını önüne eğdi hemen. Olabilirdi ya canım. Kara kaşlı, kara gözlü, takım elbiseli adamlar da iğneden çekiniyor olabilirdi pek tabii. Fısıltıyla "Kussaydı ben temizlerdim seve seve." diye şaka yaptı doktor hanım, kıvırcık açık kapıya bir bakış atıp gözlerini belertti arkadaşına ama hâlâ gülüyordu o sıra. Esmer çekici bir adamdı, bu durumun arkadaşının da gözüne ilişmesine şaşırmadı sarışın. Hastaya aşısı yapıldı, çok güçlü bir çocuk olduğu için yaş maması verildi, bir süre daha ilgilenildi orada. Zülal köpeğin başını okşayıp ortalığı toplamaya geçti, Can odadan çıktığı an Dia'yı uzun bir süre daha göremeyeceğinin, esmerle ise büyük ihtimal bir daha hiç karşılaşmayacığının farkındaydı, o yüzden yerinden kıpırdamak istemedi pek. Ama yapacak bir şeyin olmadığını biliyordu, o yüzden elinin altındaki sakinleşmiş köpeği nazikçe kucakladı, çıktı odadan. Özgü oturalı daha iki dakika olmamıştı, kafasını arkaya yaslayıp sessizliği dinliyordu tam, eliyle karnını tutuyordu ki ikiliyi görünce yine ayaklanmak zorunda kaldı. Koltuktan kalkmak ölüm gibi hissettirse de bir şey demedi, vardı yanlarına. Midesi kötü durumdaydı, yorgunluktan gözleri kızarmıştı ve üstü gibi saçı başı da dağılmıştı. Doktorun kendini böyle görmesini istemezdi ama elden ne gelirdi? Farkında olmadan "Başka zamana artık." diye düşündü içinden, sonra kendini sorguladı. Başka zaman olacak mıydı sahi? Kucaktaki canavarı görünce ne yaptığını çok düşünmeden uzattı ellerini Özgü. Gereğinden fazla masum, ilaçtan mıdır bilinmez, çok yorgun görünüyordu, o yüzden kıyamadı bir an. İki elle nazikçe uzatılan köpeği tek elle alıp yasladı göğsüne doğru. Sekreter o sıra gelen seslere bakmak için bankonun ardından sadece gözleri görünecek şekilde uzatmıştı kafasını, tüye alerjisi olan adamın köpeği çanta gibi tuttuğunu fark etti sonra, gülerek bilgisayardaki kart oyununa döndü geri. O gün Özgü'nün klinikte rezil olmadığı kimse kalmamıştı böylelikle. Doktor aşıdan sonra olabilecekleri, endişelenmemeleri gereken ve normal olan durumları, ne olursa kliniğe tekrar gelmeleri gerektiğini anlattı esmere, esmer ise bunları can kulağıyla dinledi. Abisi doktoru sonrasında arayacak ve bizzat kendi konuşacak olabilirdi ama ilk Özgü'den duymak isteyecekti olup biteni, bu yüzden Özgü de vereceği raporu hazır ediyordu işte kafasında. Bir eli belinde diğer eli köpekte dikildi orada esmer, denilenlere kafa salladı, teyit için kendi de tekrar etti cümleleri. Sarışının gözüne o an ne kadar sevimli geldiğini ise tahmin edemedi. Kıvırcık karşısındaki zor bir gün geçirmiş gibi görünen adama bakarken sadece gülmek istedi. İlk gerginliği gitmişti üzerinden, esmerle daha tanıdık olmuşlardı sanki. Adamı istediği gibi süzebiliyor, konuşurken çekinmeden kucağındaki köpeği sevebiliyordu artık. Aralarındaki yakınlığın hâlâ ürpertici bir heyecanı vardı ve sarışın da bunu sevmişti zaten. Sakin kişiliğine ters bir tık fazla heyecanlanmıştı doktor, bu da daha fazlasını istemesine sebep olmuştu işte. Daha fazla yakınlaşmak, çekimi daha fazla hissetmek istemişti, o yüzden köpeğe doğru eğilirken hiç tereddüt etmemişti. Esmer konuşmanın bittiği ve uğurlama cümlesi beklediği zaman diliminde bir elini dizine yaslayarak önünde eğilen herifle hareketsiz kaldı bildiğin. Üstten bakınca ince bel daha bir ince, yumuşak saçlar daha bir yumuşak görünmüştü gözüne, şampuanının kokusu bile çalınmıştı burnuna. Tek kaşı havada izledi sarışını, ne diyeceğini ne yapacağını hep unuttu o an. Sonra duydu o ufak fısıltıyı. Doktor arkasındaki odanın açık kapısının, kulağı burada sekreterin ve yan taraftaki odanın farkındaydı, o yüzden sesinin tonuna oldukça dikkat etti. Adamın kucağındaki köpeğin burnuna son bir öpücük kondurdu, "Bu yakışıklı abiyi üzme tamam mı kızım? " diye fısıldadı. Özgü duymuştu, kıvırcık da duysun diye yapmıştı zaten. Doğrulup esmere gülümserken ne yaptığının son derece farkındaydı ya, acaba o yüzden mi Özgü'ye bu kadar çıldırtıcı gelmişti? Yönlendirmek amaçlı bir eliyle koluna dokunup bir eliyle kapıyı gösterdi sarışın, "İyi günler dilerim." dedi sonra. Esmer otomatik "İyi günler." dediyse de fark etmedi, nazikçe kapı dışarı edildi klinikten. Kapının önüne çıktığında saf saf baktı etrafa bir süre, sonra arka cebine uzanıp sigara pakedini çıkardı. Tek eliyle sallaya sallaya dudaklarına getirdiği dalın ucunu yine tek elle tutuşturdu, derin bir nefes çekip üfledi havaya. Birkaç kere tekrar etti hareketi, nikotinin kanına karışmasını bekledikten sonra olup biteni yeni idrak ediyormuş gibi sırıttı Dia'ya. "Ne dediğini duydun mu?" dedi oldukça keyifli bir sesle, utanmasa köpeğin alnının ortasından öpecekti şimdi. Daha fazla hareketsiz kalamadı o enerjiyle, arabasına doğru seke seke gitti bildiğin. Kapıyı açtığı gibi yolcu koltuğunun emniyet kemerini taktı, köpeğin güvenliğini sağlarken rahat uyuyabilsin diye de başını kayışa yasladı. Sessizce geri kapattı kapıyı. Birkaç dakika önce "Başka zaman olacak mı?" diye düşünmüştü ya, düşünmekle halt etmişti işte. Cevabı çok barizdi şimdi kafasında. Kesinlikle olacaktı, hem de. Kesinlikle bir daha karşılaşacaklardı bu adamla. .
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE