bc

DİA | BXB

book_age18+
52
TAKİP ET
1K
OKU
heir/heiress
enimies to lovers
like
intro-logo
Tanıtım Yazısı

Özgü ve Can'ın hikayesi.

chap-preview
Ücretsiz ön okuma
1 - İlk Karşılaşma
Özgü kötü bir gün geçirdiğini sanıyordu ama karşısında ona ölümcül gözlerle bakan, tasmasının bir ucunu dişleri arasında sıkıştırmış çekiştiren ve kliniğe girmemek için büyük bir savaş veren bit kadar köpeği görünce yanıldığını anlamıştı. Kötü bir gün geçirmiyordu, bu hayatında geçirdiği en kötü gündü. Sabah normalinden iki saat erken uyanmış, yememiş yedirmiş içmemiş içirmiş, zar zor yola koyulmuştu. Uykusuzluğa dayanamayan bünyesi bu alışılagelmişin dışındaki sabaha ayak uyduramamış, vücudu hemen gerilmişti. Daha kahve sigarasını yapmamış, mutfak tezgahı üzerinde ayak üstü birkaç bir şey bile atıştıramamıştı. Çok değil üç beş saate başı çok feci ağrıyacaktı, şimdiden şakaklarında hissedebiliyordu bunu. Hadi evden öyle ya da böyle çıkmıştı da yolun onu bu kadar zorlayacağını kestirememişti. "Ya emniyet kemerimi kemirirse?" korkusundan ön koltuğa bıraktığı ama hiçbir güvenlik önlemi almadığı küçük canavar öne doğru savrulmasın diye de bir buçuk saatlik yolu kaplumbağa hızında gelmişti. Dia'yı taşıma kabına koymak imkansızdı (abisi bile her yere kucağında götürüyordu köpeği) o yüzden kaderine boyun eğmiş sesini de çıkaramamıştı. Az homurdanmıştı sadece, yolcu koltuğunda her an saldıracakmış gibi görünen köpeği görünce onu da kesmişti zaten tümden. "Ya arabama kusarsa?" korkusu da yaşamıştı sabah sabah. Tüm kasislerde yavaşlamış, ışıklarda sert frenler yapmamaya dikkat etmiş, arabayı sarsmamak için elinden geleni yapmıştı. Aşağı atlamasın diye camları, havlamasın diye açık kalan şarkıyı kapatmış, uzun yolculuğu iyice zehir etmişti kendine. Abisi görse gurur duyardı onunla ama Özgü'nün umrunda olan şey köpeğin iyiliği sağlığı değildi. Emanete hıyanet olmaması ise hiç değildi, tek istediği başının daha fazla ağrımamasıydı. "Ne olacaksa olsun, iki gün daha katlanayım, bitsin." kafasındaydı o an. Bugün Dia'ya baktıracak, sonra eve bırakacak, sonrasında işe gidecekti daha. Ağırlaması gereken müşterileri vardı ama bu taşak olmuş kafayla düzgün bir sunumu nasıl yapacağını daha kestirememişti. Hangi insan evladı beş saatlik uykuyla işlevsel olabilirdi? Özgü'nün olamadığı kesindi. Üç gündür birlikte yaşıyordu bu canavarla. Evinin tüyle kaplamasını, eşyalarının parçalanmasını istemediğinden (ayrıca abisi hemen bir üst katında yaşıyor olsa da köpeğin ıvır zıvırlarını kendi evine taşımak aşırı uğraştırıcı olduğundan) üç gündür abisinin evinde kalıyordu. Adam gitmeden önce kardeşinden rica etmiş, Özgü'yü çeke ite bizzat evine getirmiş, bol tembih bol uyarıyla anca ayrılabilmişti. Sinan'ın şehir dışına çıkarken oğlunu bırakabileceği kişiler arasında ilk sıradaydı Özgü. Aslında kendinden bir küçüğüne de bırakabilir, ortancanın müstakil evinin kocaman bahçesinde köpeğinin sefasını süreceğinden emin olabilirdi ama kardeşinin iki çocuğu vardı. Çocuklar beş günde ya fazla ilgiden Dia'yı bunaltır ya bilmeden bir zarar verirlerse diye hiç yanaşmamıştı o fikre. Söz konusu biriciği olduğunda ekstra korumacı oluyordu, o yüzden gözü gibi bakacağına emin olduğu en küçük kardeşine bırakıyordu her seferinde. İtiraz etmemesi için de bir iki bir şey ateşliyordu tabii. Beş günlük bakıcı ücretinin maaşının neredeyse yarısı olmasından son derece memnundu ama bu üç günlük vakitte sinirleri iyice yıpranmıştı Özgü'nün. Kendisi sorumluluk sevmezdi, evinde canlı çiçeği bile yoktu, hâliyle insan çocuğundan farkı olmayan köpeğe bakmak da fazla geliyordu ona. Kendi bir şey yemezken Dia'ya bol proteinli, bol vitaminli öğünler hazırlıyor, su içmezken her gün canavarın ne kadar su içtiğini abisine bildiriyor, spora haftada iki giderken köpeği günde iki yürüyüşe çıkarıyordu. Günde bilmem kaç kere havlamasını, hırlamasını, top-at-geri-getireceğim oyununu çekiyordu ve yılmıştı. Sinirleri iyice yıpranmıştı ve bu yıpranmış sinirlere, yeri boylamış tahammül seviyesine arabadan aşağı inmiş ama yerinden başka da bir milim hareket etmemiş köpek hiç iyi gelmiyordu. Dia çuvava cinsi ufak tefek bir köpekti, Özgü onu kliniğe sürükleyerek de pek tabii sokabilirdi ama filmli camlardan içeriyi, dolayısıyla içeride kaç kişi olduğunu göremiyordu. Elinde tasma, tasmanın ucunda sallanan bir adet canavarla veteriner kliniğe giriş yapamazdı. Derin bir nefes aldı önce. On dakikaya yakın süredir sabır dilenerek, ara sıra yüzünü göğe çevirerek, elleri belinde dikiliyordu orada. Köpeğin bir süre sonra pes edeceğini düşünmüştü ama aksine sakinleşmesini bekledikçe daha da hırçınlaşıyordu it."Dia..." dedi sakin kalmaya çalışarak. Canavara doğru eğilip sesini olabildiğince alçalttı. "Sana yemin ederim ki üç saniye içinde yürümezsen seni ananın taaa-" Kliniğin açılan kapısıyla susup doğruldu, canavarı nerelere fırlatabileceğini kendine sakladı o an. Arkasından onu duyabilecek biri, daha da kötüsü bir hayvansever geçecek olabilirdi, bir de onunla uğraşamazdı şimdi. Burun kemerini sıkıp bekledi, hareketliliğin ne olduğunu çözmeye çalıştı. Duyduğu çakmak sesiyle kafasını arkaya doğru çevirdi sonra yavaşça. Klinik kapısının hemen yanındaki benche oturmuş scrubslı kadını gördü, zorla ama kimsenin sahte olduğunu fark edemeyeceği kadar tatlı gülümsedi ona. İşi gereği sahte gülümsemelere çok alışıktı, bu gülümsemeye de yeterince antremanlıydı yani. Kadın da aynı şekilde gülümseyerek selamladı önündeki ikiliyi. "Arkadaşınız bugün biraz sinirli galiba?" Özgü dilinin ucuna kadar gelen "Arkadaşım değil, hasmım." cümlesini zorlukla yuttu. Siniri bugüne özel değildi köpeğin, genel hâli böyleydi. Özgü'yü sevmiyor ve saklamıyordu bu durumu, e Özgü'de bu küçük şeytana bayılıyor değildi. Abisi için birbirlerine katlanan iki kişilerdi sadece, durumu kabul edeli de çok oluyordu ama kadına çaktırmadı. "Solundan uyandıysa demek ki kerata..." Canavarla düşman olmadığını kanıtlar sevgi dolu bir kelime düşünmüş ama dili anca "kerata"ya varmıştı. Bakarsan, bu bile fazlaydı cehennem zebanisine. Kadın ufak bir kahkaha atmıştı. Sabah sigarasını içmeye dışarı çıktığı sıra böyle bir şeyle karşılaşmayı beklemiyordu. Günde bu sahneyi, klinik önünde veyahut içinde, en az yüz kere çekiyorlardı neredeyse ama yine de insan her gördüğünde ayrı bir eğleniyordu işte. Ya da eğlenmiyordu da kadın mesleki bir deformasyon geçiriyordu o sıra, tam bilinmiyordu orası. "Kucağınıza alsanız?.. Gelmez mi?" Kucağına almaya teşebbüs etse en az iki uzvunun yeneceğini biliyordu Özgü, biliyordu da yanaşmıyordu. Gün içinde bile "Ayak bileklerime saldıracak, beni etkisiz hâle getirecek" düşüncesiyle tetikteydi, bu kadar sinirliyken hele bir metre yakınına varamazdı. Ama öyle demedi. Hayvan hastanesinde çalışan kadına "korkuyorum" deyip karizmasını çizdiremezdi, o yüzden aklına gelen ilk şeyi öylece atıverdi ortaya. "Tüye alerjim var benim." Bahanesinin saçmalığı kafaya dank edince kaşları havalansa da bir şey yapamadı artık. "Çok sinirli şu an, saldırabilir." dese ne olurdu sanki? "En sert erkek benim" yarışmasını tüy alerjisiyle de kazanamazdı ki zaten. "Sizin köpeğiniz değil mi?" Meraklı soruyla bir kere daha döndü kadına Özgü. Hiç konuşacak havasında değildi, ağzını esnemek dışında açası gelmiyordu o an ama kadını da öyle havada bırakamazdı ya. "Abimin." dedi dudakları düz bir çizgi halini alırken. Hâlâ kafasının içinde bir yol yordam arıyordu cadıyı içeri sokabilmek için. Patisinden tutup kaldırsa ayağa, el ele girselerdi içeri ne güzel olurdu şimdi... "Rica etsem siz yardım edebilir misiniz bana? Bu böyle olmayacak." diyebildi sonunda. Kendisine hırlayıp duran köpeğe daha fazla bakmayı reddedip tüm ilgisini kadına çevirmişti. Böyle devam ederse birazdan kendi de köpeğe hırlamaya başlayacaktı, hiç hoş şeyler olmayacaktı sonra. O yüzden bakmadı, bakmadı ve uslu uslu bekledi gelecek yardımı. Kadın gülerek bir fırt daha çekip yanında getirdiği küllüğe bastırdı sigarayı, sonra ayaklandı. "Adı neydi?" diye sordu ilk, önüne düşen saçlarını yavaşça geriye savururken. Özgü "canavar" diyecek olduysa da tuttu kendini, "Dia." dedi sakin kalmaya çalışan bir sesle. Kadına yer açmak için (ani bir şey olur da saldırırsa diye, korkudan) birkaç adım kenara doğru kaydı, tasmayı da sıkı sıkı tuttu. Ne olur ne olmaz, çocuk çıldırırsa falan tasmasından tuttuğu gibi karşı caddeye fırlatacaktı onu, tetikteydi. "Bir ben deneyeyim, olmadı yardım getiririm." dedi kadın, usulca yaklaşırken yanlarına. İlk yavaşça yere oturdu, ellerini olabildiğince yerde tuttu ve avuç içlerini de canavara doğru uzattı. Gülümseyerek, kadife gibi bir sesle "Dia.." dedi sonra. "Gel hadi meleğim. Bak, bir şey yok..." Özgü bir saldırı beklemişti açıkçası. Arabadaki halleri ve on beş dakikadır çevirdiği oyunu göz önüne alırsa en azından bir atak, bir bir şey beklemişti ama fena yanılmıştı. Dia ağzındaki tasma ucunu pat diye yere bırakmış, kadının kollarına doğru sürtüne sürtüne gelmiş, kucağına alması için elinden destek alarak yükselmişti bile. Bir an şaşkınlıktan çenesi yere değecek, gözleri yerinden çıkacak gibi oldu adamın. Sabahtan bu yana iki saatini ayırdığı, kimseye yapmayacağı ayrıcalıkları yapmasına rağmen en ufak teşekkürde bulunmayan elemanın oscarlık performansını yüzünde bir şok ifadesiyle izledi. Bu şok ifadesi kadının kucağında Dia ile içeri girişine, "Randevu kimin adınaydı?" sorusuna, bilgisayarın başına geçip oturuşuna ve gözlerini esmere dikişine kadar devam etti. Özgü tutuk bir ifadeyle "Sinan abimin." diyebildi anca. O an yaşadığı algılama problemlerinden doğru düzgün adını soyadını vermek aklının ucuna bile gelmemişti. Bu halleri kadını yine güldürdü. "Evet, bir aşımız varmış bugün. İçeride bir kedimiz var, çıksın, hemen bu bebeği alalım." Bıkkın bir halde başını sallayıp kollarını uzun karşılama bankosuna, kafasını da avucunun içine yasladı Özgü. Gidip duvar dibindeki koltuklardan birine oturmak istiyordu ama gözlerini canavara dikmişti o sıra. Kadının kolları arasında çok sakin, neredeyse korkudan sinmiş gibi duruyordu. Oysa sabah dışarıya çıkacaklarını anlamış köpeğe kapıyı iki saniye geç açsa ölü bir adamdı şimdiye, elemanın kestiği pozlar tam tersini söylüyordu ya, ona sinirleniyordu. Gören buradaki mağdurun köpek olduğunu sanırdı ama rehin tutulan kişi kendiydi asıl. Tek görgü tanığı da yoktu, Allah sonunu hayır etsindi yani. "Eve gidince görüşeceğiz seninle." diye geçirdi içinden Özgü. Hiçbir şey yapamayacağını, hatta eve varır varmaz kimseyi ısırmadığı için köpeğe iki ödül maması vereceğini biliyordu ama böyle düşünmek iyi hissettirdi o an. Terlemiş saç diplerini, kumaş pantolonu içinde aşırı rahatsız kıçını, ne kadar bolartsa da hâlâ boğuyor gibi hissetiren kravatını unuttu bir anlığına. Ceketini çıkarmış, gömleğinin üstten birkaç düğmesini açmış ve kollarını dirseklerine kadar katlamıştı ama yine de rahatsızdı işte. Sabah işe göre hazırlanmış, "Dia'yı bırakır oradan direkt ofise geçerim." diye düşünmüştü ama şimdiden perişan haldeydi, kendine bir çekidüzen vermesi gerekecekti sonra. Çok beklemeden küçük klinikteki yan yana iki muayene odasından birinin kapısının açıldığını duydu, elinde kedisiyle dışarı çıkan kadını neredeyse bayık gözlerle izledi. Feci yorgundu, çok da sinirliydi, o yüzden pek iştahla bakmadı olup bitene. Derken kadınla gülümseyerek konuşan, onu nazikçe dışarı buyur eden doktoru gördü gözleri. İştahla bakacağı şeyi şimdi bulmuştu işte... Adamı görmesiyle havalanan kaşları, bilgisayarın başında kucağında Dia ile ayaklanan ve "İşte doktorumuz~" diye gülümseyerek bilgi veren kadınla tekrar çatıldı. Saçma olduğunu bile bile daha önce hiçbir yerde karşılaşmamalarına ve adamı ilk defa görüyor oluşuna gıcıklandı, yeri varmış gibi biraz daha sinirlendi. Abisinin "Dia'nın doktoru, benim de arkadaşım." dediği herif bu muydu yani? E arkadaşıysa kendi niye tanımıyordu o zaman herifi? Özgü abilerinin tüm çevresini bilirdi oysa. Evet konu Dia olunca pek ilgisini çekmiyordu kişiler ama nasıl olurdu da atlardı bu elemanı? Tanışmamış olmak haksızlık değil miydi Özgü'ye? Hemen halletmeliydi bu problemi.

editor-pick
Dreame-Editörün seçtikleri

bc

MARDİN KIZILI [+18]

read
524.3K
bc

AŞKLA BERDEL

read
79.1K
bc

Ölüm Yıllıkları

read
1.2K
bc

HÜKÜM

read
224.5K
bc

Tutku'nun Esiri

read
23.9K
bc

CEHENNEM ÇUKURU

read
8.6K
bc

evli kadın evli adama aşık oldu

read
10.3K

Uygulamayı indirmek için tara

download_iosApp Store
google icon
Google Play
Facebook