İstanbul’un nemli, gri havasında ilerlerken adresi elimde tutuyordum. Kalbim tuhaf bir şekilde ağırdı. Sanki geçmiş, bir duvar gibi önümde dikiliyordu. Rıza’nın verdiği not kâğıdına tekrar baktım: "Yahya Kaptan Sokak, No:18, Üsküdar." Kuzey arabayı sürerken göz ucuyla bana baktı. Düşüncelere daldığımı biliyordu. Bir şey söylemedi. O da sessizliğin ardındaki ağırlığı hissediyordu. Onunla ilk tanıştığımda da bu yönüne hayran kalmıştım. Konuşmadan anlayabilmek… bazen kelimelerden çok daha güçlüydü. Camdan dışarı baktım. Eski binalar, dar sokaklar, tarihi duvarlar… İstanbul’un hafızasında çok şey gizliydi. Ve şimdi, annemin susturulmuş sesini bu şehrin kalbinde arıyordum. Evin önüne geldiğimizde, yüksek taş duvarların arkasında neredeyse görünmeyecek kadar eski bir ahşap bina vardı. Rıza’nı

