Laz Kızı- Bölüm 2
Ömer'in Anlatımıyla
Gün boyunca içim içimi yemişti. İnşallah bir şeyi yoktur diye. Yoktu ama ya, olsa koşarak otobüse gidemezdi. Ya sıcağıyla hissetmediyse… Yeter!! İç sesimi susturmam gerekiyordu. Neyse ki birkaç müşteri gelmişti, gün boyunca onlarla ilgilenirken kafam dağılmıştı. Saate baktığımda akşam 5’ e geliyordu. Benimki beş buçuk altı gibi geçecekti dükkânın önünden. İyi olduğunu görürsem içime biraz olsun su serpilecekti. Daha yarım saat vardı bu arada gidip kendime kahve yapabilirdim. Tam elimde kahve ile mutfaktan çıkarken dışardan sesler gelmeye başlamıştı. Ah Ali ah bir günde rahat dur be oğlum. Ali, bir aile dostumuzun oğluydu, babası bir şeyler öğrensin diye yanıma vermişti. Aslında iyi bir çocuktu ama çocuktu işte haftada bir iki vukuatı oluyordu. Arabaları yıkarken yoldan geçenleri ıslatıyordu mutamadiyen. Yanlışlıkla oluyor abi, diyordu ama nedense hep çirkef kişilere denk geliyordu. Sesler yükselince hemen dışarı çıktım. Benim kız Ali’ye patronunu çağır gelsin diyordu. Arabayı hatırlamış olmalıydı. Ah kafam arabayı keşke farklı bir yere, göremeyeceği bir yere çekseydim. Ama aklım başımda değildi ki bugün. ‘’Beni mi çağırdınız hanımefendi’’ dedim. Sinirle bakışlarını bana çevirdi. 3 yıldır her gün görmeyi iple çektiğim o güzel yüz tam karşımdaydı işte. İlk defa göz göze gelmiştik ve ne yapacağımı ne diyeceğimi bilmiyordum. Öncelikle kendimi sakinleştirmem gerekiyordu.
Zeynep'in Anlatımıyla
Patron bu çocuk muydu? Bana sabah çarpan ve beni bu hallere düşüren. Evet, her Karadenizlinin içinde patlamaya hazır bir bomba vardır ama ben bunu yıllardır korumayı başarmıştım. Düşünün Dilara’nın saçını başını yolmamıştım. Düşüncelerimden sıyrılıp karşımdaki çocuğa baktım. Gerçekten inanamıyorum. Ne kadar yakışıklı ve temiz yüzlü biri diye içimden geçirirken, damarım tutmuştu bir kere kendine gel Zeyno bu adam yüzünden neler çektin neredeyse 3 aydır uğraştığın projen çöp oluyordu diyerek iyi tarafımı susturdum. ‘’ Evet, seni çağırdım hıyar herif’’ dedim sinirle, şu elemanını üzerimden al yoksa ikinizin de sonu kötü olacak dedim. Abi bu sefer benim suçum yok bu deli abla başlattı’’ diye beni şikayet etmeye başladı çocuk. Kalabalığı gören Selim de geldi bir o eksikti. ‘’Hayırdır bir problem mi var?’’ diyerek çocuğun üstüne yürüdü. ‘’Selim sen karışma lütfen bu benim meselem ‘’ dedim. ‘’ Seni beni mi var kıvırcık ‘’dedi sinirli sinirli bakarak. ‘’Lütfen dedim Selim sen benim maketi eve bırak oradan git yarın konuşuruz.’’ ‘’Seni burada iki adamla nasıl bırakıp gideyim saçmalama’’ dese de gözümde çakan şimşekleri görünce arabasına ilerlemeye başladı. ‘’Araba da seni bekliyorum kıvırcık itiraz yok’’ dedi. Daha uzamaması için kabul ettim. Evet, sıra sizde dedim sinirle. Patron olan kibar bir şekilde ‘’Kusura bakmayın hanımefendi’’ dedi. Yer mi bunu Anadolu çocuğu bakışı atarak ‘’Ne kusuru beyefendi ya sabah sizin yüzünden 3 aydır uğraştığım maketim çöp oluyordu, sizin yüzünüzden 100 alacağım ödevden 90 aldım, okul birinciliği gitmiş, Dilara beni geçmiş olabilir ki dua edin geçmemiş olsun yoksa bu yaptıklarım yapacaklarımın fragmanı bile olmaz’’ dediğimde, Ali ‘’Nefes al abla ya’’ dedi. İkimiz birden ‘’Sen sus’’ dedik. Sonra ben devam ettim. ‘’Birincisi ben senin ablan değilim, ikincisi sana ne? Bu patronun beyefendi ile benim aramda’’ dedim. Patron olan muzipçe bir ifadeyle ‘’hıyar patrondan, beyefendiye terfi ettik oda iyi’’ deyip çocuğa göz kırptı. La havle zaten sinirliyim atlayacağım üzerine şimdi cacık olacaksın demek istesem de demedim. O sırada patron olan, ’’Ali bu sinirli hanımefendiden özür dile ve içeri geç’’ dedi. Demek adı Ali’ydi. ‘’Ya Ömer Abi ben neden özür diliyorum bir şey yapma…’’ derken, ’’Alii…’’ dedi uzatarak isminin Ömer olduğunu öğrendiğim hıyar ama yakışıklı patron. Ali benden özür dileyerek içeri geçerken sinirim neredeyse geçmişti. Geldiğimden beri problem yaratan, sıkıntı çıkaran bendim -hak etmiş olsalar da- ama bana karşı en ufak bir karşılık vermemişti. Ya suçunu anlamıştı ya da benden korkmuştu. İlki daha mantıklı geldi. Çünkü uzun boylu kaslı yapılı bir çocuktu Ömer. Benden taş çatlasa 3-4 yaş büyük olmalıydı. Birden ‘’ Ben Ömer ‘’ diyerek elini uzattı samimi bir şekilde. Tabi ki karşılık vermedim. Bunun üzerine ‘’Sizin adınız ne?’’ dedi bozuntuya vermeden. ‘’Sanane benim ismimden’’ dedim. O sırada gözleri çizdiğim arabasına kaydı ve kocaman oldu. O sinirle arabayı boydan boya çizmiştim arabada siyah olunca çizikler imza gibi ortadaydı. Birden ‘’Ne yaptın kızım sen?’’ dedi. ‘’Hanımefendiye ne oldu'' dedim alaycı bir ifadeyle. ‘’Bir hanımefendi böyle bir davranış sergilemez, şuan insan olduğundan bile şüpheleniyorum’’ dedi sinirle. Küçük beyi sinirlendirmiştim. Ne zannediyordu ki hiçbir şey yapmadan burada sadece laf dalaşı mı yapacaktım? Ayrıca söylediği lafların altında kalamazdım. ‘’ Ha ha insanlığı senden öğrenecek değilim, ehliyeti hayvanat bahçesinden alan sensin hayvan gibi araba kullanıyorsun’’ dedim kendimi tutamayarak. ‘’ Bana bak kıvırcık, daha fazla uzatmadan haydi git işine ‘’ dedi. ‘’Bi kere sen bana kıvırcık diyemezsin ayrıca gitmezsem ne olacak bu sefer beni mi ezeceksin hıyar?’’ dedim. Oda ''Sen de bana hıyar diyemezsin’’ dedi. Artık bağırıyorduk. Selim dayanamayarak tekrar geldi. Ömer, Selim'i sevmemiş olacak ki ilk geldiğindeki öcü görmüş gibi olan bakışını tekrar sergiledi. ‘’Selim sana arabada bekle demiştim’’ dedim gözlerimi devirerek. ‘’Yeter artık bu kadar kıvırcık, şu adamın ağzıyla burnunun yerini değiştirmeden gidelim buradan ''dedi. Bende ‘’Bu zevki sana yaşatmam bizzat kendim yaparım’’ karşılığını verdim pis pis sırıtarak. Ömer, bir şey diyecek oldu sonra vazgeçti. Selim kolumdan tutuğu gibi beni arabasına götürmeye başladı. Arkamı dönüp ‘’ Bu iş burada bitmedi, Selim'e dua et’’ dedim. Ömer, Selim’e bakarak, ''Sevgiline sahip çık birader, kadın diye bu seferlik bir şey demedim her zaman bu kadar sakin olamayabilirim’’ dedi. Tam sakinleşmeye yaklaşıyorum yine damarıma basıyor pislik. ''Olma lan, sakin falan olma, senden mi korkacağım hıyar!’’ dedim. Bana sinirli sinirli baktıktan sonra arabasına bindi ve gazı kökledi. Bende Selim’in zoruyla arabaya bindim. 2 dakika sonra eve gelmiştik. Eve girmeden Selim, ‘’Zeynom sakin ol biraz ya, sinirlenme bu kadar’’ dedi. ‘’Abi nasıl sinirlenmeyim ya 3 ay uğraştım o maketle, gelmiş bide artistlik yapıyor ne yapsaydım?’’ diye karşılık verdim. ‘’Tamam haklısın mübarek ama sende adamın arabasını mahvettin, nasıl kıydın o arabaya ‘’ dedi sırıtarak. ‘’ Haha ayağını denk al, yoksa seni de çizerim affetmem’’ dedim bende sırıtarak. Karşılıklı gülüşerek eve doğru yürümeye başladık. Sağ olsun maketimi taşıdı canım brom. Kapıyı Elif açtı. Her zaman ki gibi çok güzel görünüyordu. ''Evde de mi makyaj yapıyorsun Elif yaa’’ dedim gözlerimi devirerek. ''Ben senin gibi erkek Fatma değilim ablacım’’ diye karşılık verdi sırıtarak. Sonra Selim’e dönerek ''Merhaba Selim, naber?’’ dedi. Selim Elif’i görünce az kalsın maketimi düşürüyordu. Abi ya sen de mi diye geçirdim içimden. Şaşırmamıştım lise deki çoğu erkek Elif'e aşık olmuştu. Aralarında yakın arkadaşlarım da vardı. Ama bu sefer kankimi Elif’e kaptırmak niyetinde değildim. Elif iyi hoştu ama Selim benim bromdu, karşimdi, canımdı. Kalbinin karılmasını istemiyordum. Hakkını yiyemem Elif hiçbir zaman erkeklere ümit vermemişti. Hep erkekler peşlerinden koşmuştu ama olsun yine bir dostumu daha Elif yüzünden kaybedemezdim. Hızlıca maketi Selim’in elinden aldım. ‘’Haydi, bro sen git daha çok yolun var’’ dedim. Elif, ‘’Yemeğe kalsaydın bari‘’ dedi. Selim’e fırsat vermeden başka sefere dedim. ‘’ Hadi canım, her şey için çook teşekkür ederim’’ dedim bahçe kapısına doğru onu yöneltirken. ''Görüşürüz kızlar ‘’ diyerek el salladı bize, biraz modu düşerek. ‘’Bunu seninle konuşucaz’’ diyerek göz kırptım Selim’e beni anlamış olacak ki biraz mahcup bir ifadeyle kafasını salladı. Eve girdim kendimi hemen yatağıma attım. Ne gündü be…
Ömer'in Anlatımıyla
Abi millet deliye hasret ben akıllıya. Kız manyak çıktı iyi mi. Arabamı ya canım arabamı nasıl çizer uyduruk bir maket için. Bu söylediğimi duysa üstüme atlardı herhalde. Bu durumda bile onu düşünüp gülüyordum ya helal olsun bana. Birden aklıma Selim denen o herif geldi sevgilisi miydi gerçekten, inkar etmediler belki duymamıştırlar… Ama baya samimiydiler off. Birden içimi bir boşluk kapladı. Ne bekliyordun Ömer kız seni mi bekleyecekti. 3 yıldır uzaktan takip edeceğine gidip açılsaydın. En azından tanışsaydın. Abi ne saçmalıyorum ben kızın önünü kesip mi tanışacaktım. İsmini bilmediğim için sosyal medyadan da ulaşamazdım zaten. Off tam bir umutsuz vakaydım. Gururuma yediremediğim için kimseye de anlatamamıştım. Bir şanımız vardı yani. Lise de, üniversite bütün kızlar peşimden koşuyordu. Kendi sınıfımda kız yoktu otomotiv mühendisliği okumuştum ama farklı bölümlerde kızlar vardı tabii. Ah ah birinin ahı tuttu herhalde diye hayıflanırken telefonum çaldı, Ali’ydi. ''Ömer abi iyi misin abi? Bir hışımla gittin ‘’ dedi heyecanlı bir tonla. ''İyiyim oğlum, halletmem gereken az bir işim vardı geliyorum’’ dedim. Yalan değildi düşünmekte bir işti sonuçta. İlerden U dönüşü yaparak galerinin yolunu tuttum. Telefonu elime alarak oto sanayideki arkadaşımı aradım. 2 saate işini bitirip benle ilgilenebileceğini söyledi. Arabam boydan boya çizik dolaşamazdım herhalde. Galeri ye girdiğimde Ali ve babamın meraklı gözleri beni karşıladı. ‘’Ah Ali ya çeneni tutamadın yine di mi?’’ diyerek babamla oturdukları yere doğru ilerledim. Babam ''Ben yabancı mıyım oğlum?’’ dedi sitemli bir sesle. ‘’Olur mu babam, ben senin endişelenmeni istemiyorum’’ dedim samimi bir gülümsemeyle. Sonra Ali’yi hadi git bize iki çay kap gel sonra da arabamı sanayiye götür diyerek gönderdim. Babam ‘’ee ne oldu? anlat bakalım evlat’’ dedi. ‘’Ne kadarını biliyorsun?’’ dedim muzip bir ifadeyle, ‘’Arabayı çizdirtmişsin ufacık kıza'' dedi babam alaycı bir tonda. ''İyi babam ya düşene bir de sen vur ayıp ama yaptığın’’ dedim. ''Tamam, hadi dinliyorum’’ diye karşılık verince. Başlattım anlatmaya ''Sabah galeriye geliyordum, kızı fark edemedim hafifçe çarptım kıza bir şey olmadı korkma ama mimarlık öğrencisi mi ne, elinde maket vardı o kırılmış indim arkasından seslendim ama koşarak otobüse bindi. Sonra düşük almış galiba maketten dönüşte arabamı görmüş deli kız gelmiş çizmiş, Ali fark etmiş, sesleri duyunda dışarı çıktığımda iş işten geçmişti anlayacağın’’ Babam ''Ah oğlum ah daha dikkatli olsana ya kıza bir şey olsaydı’’ dedi endişeli bir suratla. Bu düşünmek bile istemiyordum. Bir insana hele ki ''Ona'' zarar verseydim yaşayamazdım herhalde. Bu düşünceyi hemen kafamdan attım neyse ki bir şey olmamıştı ve en önemlisi kızın sevgilisi vardı. Sevgilisi olan bir kıza yan gözle bakmak bizim kitabımızda yoktu. Babamın sesiyle düşüncelerimden sıyrıldım. Kız haklı demişti. ‘’Ne! kız haklı mı? Babam evet ben bir hata yapmış olabilirim özrümü de dileyecektim ama ilk göz ağrımı kıymetlimi çizdi ya’’ dedim isyan ederek. ''Özür dileyecektim derken özür dilemedin mi yani Ömer??’’ dedi babam gittikçe anneme benziyordu. Emeklilik yaramamıştı. ''Denedim babam ama kız deli çıktı konuşturtmadı ki beni zaten yanında da bir dalla…’’ derken lafımı kesti. ''Onu bunu anlamam oğlum kızdan ilk fırsatta özür dileyeceksin’’ dedi. ''Ama babam arabamı çiz…’’ derken babamın kararlı bakışları karşısında daha fazla direnmenin anlamı olmadığını anladım. ‘’ Tamam, babam sen nasıl istersen'' dedim. Saat baya geç olmuştu galeriyi kapatarak babamla eve doğru yol aldık. Hikayeyi bide anneme anlatıp, ona da hesap vermek zorundaydım. Feminist tarafı tutmazsa iyiydi yoksa bu gece kızı bulup özür dileyip üstüne arabamı çizdi diye takdir belgesi vermem gerekebilirdi.