Kendi kendini müşkül duruma düşürüp rezil eden pek çok insan tanımıştım. Her birinin verdiği kararlar, ufak bir çocuğun kararlarından daha çok gelişmiş değildi. Acıyarak baktığım onlarca insan! Hiçbiri... Hiçbiri, Aleda'nın bu vizyonsuz deveye kendini yakıştırması kadar garip değildi. Sadece on altı dakikadır masada yer almama rağmen, kendini birikimli sanan bu üçkağıtçının attığı palavralar yirmiyi aşmıştı, evet. Bir yanda Aleda konudan kaçmaya çabalarken; diğer yanda Özgür müsait anı kolluyordu. İlk dakikalarda bana yönelttikleri sorulara cevap verirken, bu masaya hangi kafayla geldiğimi sorgulayıp durdum. Oturduğu yerde iki bacağını birbirine bastırarak kıvranan Aleda'nın acizliği sinirlerimi bozmuştu. Kalkıp gitmek için çok geçti. Hangi sohbetin kapısını açarsam açayım, bu

