(Asil'den) -Vişne baş! Sana diyorum, hişt! Sevgilisinden ayrılıp, kıçını arabama dayayarak ne halt ediyordu böyle? -Hişt... Mi? Ona doğru uzun bir adım atıp temas etmeden çantamla ittirdim bedenini. Görüntüsü balık etli de olsa dengesi zayıftı. Direkt olarak tökezledi çantanın darbesiyle. -Arabamı çizeceksin. Varoluşsal sancılarını başka yerde yaşa. Kimsenin ızdırabını yatıştıracak değildim. Normalde onu ilk defa ağlarken gördüğüm için içten içe hoşuma gitmeliydi. Ancak camdan baktığımı görmesi tüm neşemin içine etmişti. Daha fazla muhatap olmadan gitmek istedim. -Hadi, uzaklaş. -Ben... Dikkat etmemişim sizin arabanız olduğuna. Sesindeki kırılganlığı işitebiliyordum. Onu dikizlediğimi düşünmüyordu umarım. Arabanın kapısını açıp ilkin çantamı bıraktım. Ardından içeri

