39. BÖLÜM: GECENİN EŞİĞİNE YAZILAN HESAP Kapı açıldığında, avlunun taşlarına düşen üç gölge, bir anlığına tek gövdeymiş gibi göründü. Sonra ayrıldılar. Önde, omuzları dik, çenesi ileride genç bir adam duruyordu. Gözlerinde, hem delice bir cesaret hem de ölçüsüz bir öfke vardı. Ömer’di bu. Halil Ağa’nın yeğeni. Ama Sahra’nın kalbini asıl sıkan, arkasındaki iki yüz oldu. Biri, köy camisinin imamı İdris Hoca’ydı. Her zamanki beyaz takkesi, bu akşam nedense kararmış gibi duruyordu; yüzünde yumuşak bir tebessüm yoktu. Dudakları çizgi hâline gelmiş, bakışları sertleşmişti. Ötekiyse, Sahra’nın yıllardır adını duymadığı, yüzünü görmekten özellikle kaçtığı bir adamdı: Devran’ın amcaoğlu Cihan. Cihan’ın varlığı, dağın suskun tarafı gibiydi. Pek görünmez, ama görüldüğü yerde gölgeyi de bera

