bc

ELMAS HIRSIZI (Hırsız Serisi-1)

book_age16+
1.1K
TAKİP ET
3.6K
OKU
adventure
possessive
fated
opposites attract
brave
tragedy
comedy
sweet
witty
secrets
like
intro-logo
Tanıtım Yazısı

Bir Sage Taylors Romanı... (Türkçe)

HIRSIZ SERİSİ-1 (Karakterler birbiriyle bağlantılı, hikayeleri tamamen ayrıdır.)

Dikkat! ⚠ Çeviri yada özenti değildir.

Yazar tamamen kendi özgün hayal gücünün tesirinde kalarak, özgürce kurgulamıştır.

Kariyerinin başında, yazarlığa hevesli, aşk hayatı çekimser, aynı zamanda nişanlısı çalıştığı yayın evinin müdürü olan resim editörü Jennifer'ın zorluklarla dolu yaşamı, evine girdiği gibi hayatına da ansızın giren bir adam olan Ryan ile tanışmasıyla bir anda bambaşka bir yöne çevrilir.

Ryan tanıdığı adamlara aykırı yapısıyla esprili, zeki ve ayrıca çok çekicidir. Fakat tek bir kusuru vardır. O da işini bilen bir hırsız olması.

Romantik Komedi filmlerinden fırlamış gibi olan bu kitapta; aşk, macera, tutku ve kendinizden bulacağınız daha bir çok duyguyu birlikte hissedeceksiniz.

chap-preview
Ücretsiz ön okuma
1.BÖLÜM
"Genç kız asansörde kapalı kaldığı adamla aynı havayı solumaktan hoşlanmaya başlamıştı. Karşısındaki adam oldukça çekici ve yakışıklıydı. Ve kısıldıkları kapalı alanda adamın ılık nefesi, kadının yüzünü okşuyordu. Daha önceki karşılaşmalarında, otoparkta yer kavgası yüzünden ondan resmen tiksindiğini hissediyordu. Oysa şu an onun boynuna atlamamak ve dudakların yapışmamak için kendini zor tutuyordu. Bu tamamen hormonların suçuydu. Kucağındaki klasörleri taşımakta zorlanırken bir an önce buradan çıkmak ya da ebediyete kadar kalmak isteğiyle boğulmaya başlamıştı. Asansör bir an önce tamir olsa iyi olurdu, yoksa olacaklardan o sorumlu olmayacaktı." "Tanrım, ne saçmalıyorsun Jenny?" Genç kadın klavyedeki tuşlardan elini çekerek, kollarını geriye doğru esnetti. "Sanırım uyku gözlerimi esir alıyor. Bu gecelik bu kadar yeter." Kendi kendine söylenerek bilgisayarı kapattı. Gözlüğünü çıkartarak klavyenin yanına taslak kağıtların üzerine bıraktı. Dağınık duran masasını toplamadı ve ertesi gün için hazırladığı resim klasörünü masanın dibine bırakarak, yerinden kalktı. Tam zamanlı çalışmak oldukça yorucuydu, ancak yine de her gece geç saatlere kadar kitabını yazmaktan kendini alıkoyamıyordu. Sade döşenmiş evinin oturma odasındaki bir duvarı, yerden tavana kadar tıka basa dolu bir kitaplıktı. Rafları ceviz ağacından yapılmış ve özenle cilalanmıştı. Aynı raflarla uyumlu mobilyadan eski döşenmiş koltuk takımları, bordo kadife kaplıydı. Duvarlarda duran tablolar, bazı film afişleri ve ünlü ressamların röprodüsiyonlarından oluşuyordu. Çalışma masası odanın diğer köşesinde duruyordu. Mutfak ise, L şeklindeki odanın başka bir köşesinde önünde uzun bir tezgahı olan küçük beyaz dolaplarıyla iş görür durumdaydı. Kimine göre fazla zevksiz ve eski moda, yada aşırı sıkıcı döşenmiş gelen Lost Street caddesindeki küçük evini Jennifer, huzur bulduğu sığınağı gibi görüyordu. Uzun koridordan geçerek yatak odasındaki banyoda, önce saçındaki topuzu çözüp sonra dişlerini fırçaladı. Aynadaki yansımasında yorgunluktan kararmış bakışlarını uzun uzun izledi. Ah Tanrım. Şu halime bak. Ve en sonunda üzerindeki fazlalıklardan kurtularak kendini, saten çarşafların arasında huzurlu bir uykuya bıraktı. Aynı saatlerde Los Angeles yakınlarında.. "Hey Bill! Biralar nerede kaldı?" "Geldi işte adamım... Ama bu kutlamayı paraları elimizde sayarken yapmalıydık." "O milyon dolarlarla bu fare ölüsü gibi birayı bir daha içeceğimi mi sanıyorsun dostum?Hah!" diye bir kahkaha patlattı genç adam. Billy sessizce gülerken, Ryan önündeki planları incelemekle meşguldü. "Öyle değil mi Ryan?" diyerek elindeki birayı ona doğru uzattığında, Ryan sıkıntılı bakışlarını John'a çevirip, uzattığı biradan kısa bir yudum alarak planlara göz gezdirmeye devam etti. John, uzun boylu oldukça zayıf siyahi bir adamdı. Üzerine her zaman iki beden büyükmüş gibi gelen kot pantolonu ve tişörtleriyle daima rahat giyimi savunurdu. Kafasından çıkarmadığı Yankee şapkası onun uğuru sayılırdı. Şapkasız bir John, elbette düşünülemezdi. Bill, yani Billy, ondan daha kısa, siyah saçlı fakat beyaz tenli tipik bir Asya'lıydı. Sürekli John'un esprilerine güler, arada kendi yaptıklarına da gülünmesini ister, aksi olduğunda ise hiç somurtmazdı. Taktığı gözlükle, tam bir entellektüel gibi görünen Billy, aslında bir bilgisayar dehası sayılırdı. Bu yeteneklerini ünlü bir yazılım firması keşfetse, kesinlikle onu dolgun bir maaşla işe alırdı. Bu iki adam oldukça Ryan'ın sırtı asla yere gelmezdi. Daha önceki işlediği suçlardan birinden dolayı bir kaç yıl eyalet hapishanesinde yattığı sıralarda, ikisiyle orada tanışmış, dost olmaları bir yana sıkı bir ekip olmuşlardı. Özgür olduklarında John, onları patronu Steve Marks ile tanıştırmış, bir kaç senedir yaptıkları dolandırıcılık ve hırsızlıklarla kendilerine yetecek kadar iyi para kazanmaya başlamışlardı. Son yaptıkları işte Marks, polis baskını nedeniyle paçayı zor kurtardıkları için paylarına düşeni vermemiş, resmen ekibi çökertmişti. Steve Marks, yeraltı dünyasının ufak çaplı mafyalarından biri sayılabilirdi. Etrafı oldukça kalabalık silahlı adamlarla doluydu. Ve her biri, birini öldürmek için Marks'ın bir işaretini bekliyordu. Bir sonraki iş çok büyüktü. John ve ekibini bu iş için uygun görmemiş ve onlara kapıyı göstermişti. Yapacakları son bir vurgunla ekip, hem bu iş sayesinde Marks'ın kıçına tekmeyi basacak, hem de hayallerindeki hayatı yaşamak için, bu ülkeden def olup gideceklerdi. Tek yapmaları gereken Tom Brother'ın o pek kıymetli Moonlight (Ay Işığı) adını verdiği elması villasında sakladığı kasasından çalmaktı.

editor-pick
Dreame-Editörün seçtikleri

bc

AŞKLA BERDEL

read
79.1K
bc

HÜKÜM

read
224.6K
bc

MARDİN KIZILI [+18]

read
524.6K
bc

ÇINAR AĞACI

read
5.7K
bc

Ne Olacak Halim (Türkçe)

read
14.4K
bc

PERİ MASALI

read
9.5K
bc

Siyah Ve Beyaz

read
2.9K

Uygulamayı indirmek için tara

download_iosApp Store
google icon
Google Play
Facebook