Arabasının anahtarlarını valeye teslim eden Jennifer, gergin bir şekilde otelin kapısından içeri girdi. Dışarıdan bakıldığında da içinin ne kadar muhteşem olduğunu anlayabileceğiniz bir yerdi burası. Yerler, büyük parlak beyaz mermer taşlarla döşeliydi. Hatta öylesine parlaktı ki üzerinde yürüyen etek giymiş birisi yere baktığında kesinlikle iç çamaşırına kadar görebilirdi. Neyse ki zeminin üzerine serili olan uzun kırmızı halı, bu riski ortadan kaldırmıştı. Duvarlar ise bordo duvar kâğıtlarıyla kaplanmış, üzeri ise altın varaklı, irili ufaklı aynalarla detaylandırılmıştı. Tavan oldukça yüksekti. Bir binanın ikinci katından bile daha yüksek olan tavandan sarkan devasa bir avize, tüm parlayan taşlarıyla göz dolduruyordu. Ortam oldukça aydınlıktı. Hemen yanında beliren görevliyi fark ettiği

