Acı Anılar

905 Kelimeler
  Yorucu  olduğu kadar eğlenceli geçen günün ardından eve gelmişlerdi. Deniz ilk önce duşa, sonra da yatağa girmişti. Yol boyu kapanmak için yer arayan gözleri, yatınca kapanmamak için direnir olmuştu. Çünkü aklı altı yıl önce yaşanan geceye gitmişti.                                                          ******************** Yoğun geçen ders  döneminin sonunda Başak'la birlikte yaz için alışveriş yapmışlardı. İkisi de üniversite de birinci yıllarını tamamlamıştı. Deniz mimarlık, Başak ise tıp okuyordu. Liseden beri çok yakın olan iki dost üniversiteye başlayınca, aynı şehirde olmalarına rağmen, derslerin ağırlığından dolayı çok görüşememişlerdi. Deniz'lerin evine geldikten sonra iki kız kendisini yatağa attı. "Son olarak Antalya'da hemfikiriz değil mi?"  Beraber iki haftalığına  tatile gideceklerdi. Nereye gidecekleri  hakkında uzlaşmalarını bir kez daha teyit etmek istedi Deniz. "Kesinlikle hemfikiriz. Biraz daha düşünürsek karar veremeyip, tatile gidemeyeceğiz. "  İki kız  karar sırasında ki çatışma hallerini düşünerek gülüşmüşlerdi. "Keşke sadece iki hafta olmasaydı." "Bende çok isterdim, ama biliyorsun  babam okullar açılıncaya kadar şirkette çalışmam şartıyla bu tatile izin verdi."  "Maalesef biliyorum." Dedi Başak bakışlarını biraz bayarak. Deniz'in canının sıkıldığını fark edince "Neyse ki önümüzde koca iki hafta var. Dibine kadar tadını çıkaracağız!" diyerek durumu düzelmeye çalıştı. Deniz ona gülümseyince "Benim gitmem gerek. Daha yapacak çok işim var." deyip ayaklandı. Deniz gitmek için ayaklanan arkadaşına arabasına kadar eşlik etti. Odasına çıkarken evdeki yardımcıdan annesinin yemeğe gelmeyeceğini öğrendi. Babası çok yoğun çalıştığından dolayı çoğu zaman akşam yemeğe gelmezdi. Yemeği Başak'la yemişlerdi. Yapacak herhangi bir işi yoktu.  Duş alıp üzerini değiştirdikten sonra, ne zamandır izlemeye fırsat bulamadığı yabancı diziyi, internetten izlemeye koyuldu. Gözlerini açtığında saat 10'a geliyordu. Art arda izlediği bölümlerle zamanın nasıl geçtiğini anlamayan Deniz uyuya kalmıştı. Oynayan videoyu kapatıp, laptopu masasının üzerine koydu. Tekrar yatağa gireceği sırada  yüksek sesle ağlama sesleri duyunca hemen kapıya yöneldi.  Odasından çıkınca sesin annesine ait olduğunu anladı. Babasının annesine bağırarak bir şeyler söylediğini işitti. Seslerin geldiği yere babasının çalışma odasına doğru yöneldi. Kendi odasına bi hayli uzak olan odadan bu denli yüksek sesler gelmesi genç kızı tedirgin etti. Tartıştıkları elbette ki olurdu ama bu aileye, bu sesler çok fazlaydı. Deniz odaya yaklaştıkça, içindeki korku büyüyordu.  Annesinin hıçkırıkları arasında babasına söylediği sözler, bütün hücrelerini adeta taş kesmeye yetmişti.  "Bana ne zaman söylemeyi düşünüyordun! Aldattığını öğrenmesem, böyle yaşamaya devam mı edecektin?" "Sana hiçbir zaman severek evlendiğimi söylemedim. Sana bir söz vermedim. İyi anlaşamadığımız ortada." Adam daha devam edecekti. Tabi karısı sözünü kesmeseydi. "Bir söz vermedin öyle mi? Sen o imzayı attığın zaman bana sözlerin en büyüğünü verdin.! Şimdi beni hiçbir zaman sevmediğini söyleyerek yaptığını haklı çıkaramazsın.!" "Bunca sene, sana sadık olmaya çalıştım. İlk defa birinin yanında  gerçek bir aile gibi hissettim ve bundan sonra da öyle olmaya devam edecek! En yakın zamanda boşanıyoruz! Anlaşmalı olması senin de menfaatine olur!" "Bunu yapmak için illa ki beni aldatman mı gerekiyordu? Daha önce boşanalım dedin de ben mi kabul etmedim?!" "Uzatmanın bir anlamı yok Suna. Şimdi evi ayrılıyorum. Hemen yarın ikimiz içinde birer avukat ayarlıyorum ve en kısa sürede ayrılıyoruz." Adam kapıyı açıp dışarı çıkarken karısının tiksinircesine çıkan sert sesini duydu. "Seni Allah'ın cezası,  pislik herif."  Ancak onun odadan dışarı çıkmasına engel olan karısının sözleri değil karşısında görmeyi beklemediği kızıydı. Şirketten eve gelene kadar  kavga eden çift, Deniz'in varlığını unutmuştu.  Murat bey şaşkınlıkla  karşısında  kızının yeşil gözlerin art arda yaşlar akıttığını görünce bir elini kaldırıp kızına uzanmaya çalıştı. "Deniz. Kızım." Sanki daha demin  kükreyen adam değilmiş gibi yumuşak çıkmıştı sesi. Deniz bir adım geri attı. Gözlerindeki yaşları silmeden nefret dolu bakışlarını dikerek sadece tek bir şey söylemişti. "Git!" "Beni dinler......." Deniz babasını dinlemek istemedi. "Sana buradan git dedim!"    Deniz ne yapması gerektiğini bilmiyordu. Çok ama çok şaşkındı Sahi böyle durumlarda ne yapılırdı ki? Babasının kolları arasına sığınmayacağı kesindi. Yıllardır yaşadıkları bu evde, babasının daha fazla kalmasına tahammül edemeyecekti. Bakışları keskinleşti. Murat bey daha fazla kalmasının iyi olmayacağını anlayarak, merdivenlerden indi. Deniz ise dış kapının  kapanma sesini duyunca hıçkırıklarını daha fazla tutamayarak annesinin yanına gitti. Dizlerinin üzerine oturmuş, elleriyle yüzünü kapatarak ağlayan annesine sıkıca sarıldı.  İkisinin de gözyaşları tükendiğinde ayrıldılar. Hiç konuşmamışlardı. Sanki yaşadıkları kendi  hayatları değil de filmden bir kare gibi görünüyordu. Ama değişmeyen bir gerçek vardı. Babası, annesini aldatmış, başka bir kadın için onları terk etmişti.  Tüm gece boyu bir kez bile gözlerini kırpmadan, sarılarak yatmıştı anne kız.                                                                                  ******************* O geceden sonra hayatında hiçbir şey eskisi gibi olmamıştı. Başak'la planladıkları tatile gidememişlerdi. Annesi ve babası boşanmış, babası annesini aldattığı Fransız kadınla aynı evde yaşamaya başlamıştı. Ve annesi aldatılmayı hazmedemeyip bir süre sonra babasının inşaat sektöründe rakibi olan bir adamla evlenmişti.  En başta da Deniz hiçbir zaman Deniz olmamıştı.  Yaşanılan her şey ona fazla gelmişti. O olaydan dört ay sonra öğrenci değişim programına başvurup eğitimin devamını Amerika Boston Mimarlık Okulunda tamamlamıştı. Bu eğitimi alırken 19 yaşına kadar fonuna yatırılan paradan kullanmış ve yarı zamanlı çalışmıştı. Çalışmak hiçbir zaman zor gelmemişti Deniz'e. Aksine aklını düşüncelerden arındıran bütün işlere ihtiyacı vardı.  İyi bir mimarlık şirketinde Neil'ın ekibinde çalışıyordu. Genellikle iş ve ev arasında çok da hareketli olmayan  bir hayatı vardı. Bazen sıkıldığı tekdüze  hayatına dönmek için can atıyordu. Telefonuna gelen bildirim sesiyle  bir an irkildi. Gelen mesajın Başak 'dan olduğunu gördü. "Üst üste gelen nöbetlerden fırsat bulamadım. Ama yarın  akşam benimlesin. Kurtulacağını sanma :)." Mesajı okuyunca gülümsedi. Deniz Amerika'ya gittiğinde Başak ara sıra onun yanına gelmişti. Bazen de sadece telefonla veya internetle görüşmüşlerdi.  Yılların geçmesine rağmen hep aynı kalan dostuna ve dostluğuna seviniyordu Deniz. Başak yıllarca sıkı çalışmanın ardından nihayet bu sene doktor olmuştu. Her ne kadar yoğun ve yorucu çalışsa da işini seviyordu.  Deniz gelen mesajı cevapladı, nerede buluşacaklarını sordu. Gelen diğer bir mesajla iyi geceler dileyip  kapattı telefonunu. Ve kendisini kucaklayan uykunun kollarına bıraktı.    
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE