Denizin tuzlu kokusu ilk başta midesini bulandırsa da, gittikçe alışan duyuları ile daha iyi hissediyordu. Bedenen iyi hissetmesi, ruhunun da iyi hissetmesine sebep olamıyordu. Öyle rahatsızdı ki sanki; dikenli bir kafese hapsolmuş gibiydi. Ne hareket edebiliyor ne de bir yere tutunabiliyordu. Olduğu yerde dizlerini karnına çekmiş, kollarıyla sarmış öylece bekliyordu. Biliyordu ki hareket etse kanayacaktı. Dikenlerin arasında olmasının sebebi, Ege'nin şu an yatta bulunmasaydı. Kısaca anlatmak gerekirse; Kerem ve Deniz'in gezisine Ege, Başak ve kendisini de katmakta bir sakınca görmemişti. Biraz emri vaki olsa da yaptığından pişman olduğu da pek söylenemezdi. Ama Deniz için sıkıntılı geçecek bir kaç saat demekti. Kerem belki kendisine sarkan, sıradan bir adam olsaydı; Deniz seve seve

