YENİ BAŞLANGIÇLAR

1033 Kelimeler
İnsanın hayatı iki yola ayrılır geleceği ve geçmişi diye, ben ne gelecekte idim nede geçmiştim ben bugünü yaşıyordum yarınım belli değildi geçmişim ise karmaşıktı. Herşey bir yana sıkıcı olan hayatım artık bambaşka bir hayata dönüşmüştü ; hayatta kalma savaşına. Ben bu savaşta ya galip olacaktım yada yenilecek, kaybetmeyeceğimi biliyorum çünkü hayatımda bambaşka bir adam vardı. İnsan diyemiyorum ama benim için daha fazlası olan bir adam vardı, hayat ikimizi bambaşka yerlere savurmuştu savurmasına ama biz asla kopamamıştık bir birimizden. Zaman su gibi akıp geçmişti şimdi ben yep yeni bir hayata ilk adımımı atmış bulunuyordum genç bir kız olarak. Yeni hayat yeni başlangıç demekti ve tabi kide yeni umutlar, hayaller ve insanlar.... Elim boynumda ki kolyeye gitti, kolyenin ucunu avuç içime aldım, sıkı sıkı tuttum. Avucumun içini yakıyor gibiydi, noyanı görmeyeli uzun zaman olmuştu. İyimiydi yoksa kötümü hakkında hiç bir bilgim yoktu. O gün odamın penceresinden giren kesik başı görmem ile bayılmıştım sonrası ise babamın evinde uyanmıştım o gün noyan ne yaptı nasıl davrandı bilmiyorum ama tek hatırladığım noyanı " gitmek zorunda kendi canımı önemsemiyorum, benim için önemli olan o. Götürün" demişti sonrasında ise kendimi babamın yanında kendi odamda bulmuştum. Üzerinden tam tamına 5 yıl geçmişti ama noyandan asla bir haber yoktu, ulaşmak için herşeyi yapmıştım anneme bile sormuştum ama maalesef ki noyan yoktu. Kapımın tıklanmasıyla daldığım düşüncelerden çıktım " kızım hazır isen çıkalım hadi" dedi babam. Babamı bekletmemek için tekli bordo koltuğun üzerinde kabanımı ve çantamı aldım. Kabanımı üzerime geçirip çantamı koluma taktıktan sonra odadan çıktım. Dışarıya çıktığım da babam beni bekliyordu,babam beni baştan aşağı süzdükten sonra memnuniyetle gülümsedi " çok güzel olmuş benim prensesim" dediğinde yanına gittim ve her iki yanağına öpücük bıraktım " benimde aslan babam çok yakışıklı olmuş" dedim keyifle. Babam üzerinde ki smokinin yakalarını düzeltti ve havalı bir duruşa geçtikten sonra göğüsünü şişirip " senin baban her zaman yakışıklı kızım" demesi üzere güldüm, benim gülmem ile " ne değil miyim, tamam yaşlandık da o kadar değil be kızım" babamın koluna girip " yok babam sen hayla çok yakışıklısın hatta en yakışıklı sensin" babam anlıma öpücük bıraktıktan sonra ciddi haline döndü ve " iyimisin" diye sordu. İyimiydim. Kötü müydüm bende bilmiyordum bee baba!!!! Yüzüme sıcacık bir gülümseme takındım "iyiyim baba hemde hiç olmadığım kadar" dedim. Babam anlıma öpücük kondurdu " peki kızım sen öyle diyor isen öyle" dedikten sonra merdivenleri işaret etti " gidelim mi" diye sorduğunda başımı salladım. Babam ile odamın önünden aşağıya indik. Babam son kez evin ışıklarını kontrol ettikten sonra da evden çıktık. Balo yakında bir yerdeydi ama tabi ki de babam beni bu 2 metre topuklu ayakkabı ile yürütmeyeceğini bildiğim için doğruca arabaya gittim. Babam köklü bir ailenin varisiydi, dedemden yüklü bir miktar para ile şirketler ve araziler kalmıştı, babam annemden boşandıktan sonra bir daha ne evlenmiş nede hayatına başka birini almıştı. Babam ne ara evden çıktı ya da ne ara arabaya bindi, farkında değildim. Arabayı çalıştırdı ve " emniyet kemeri küçük hanım" demesi üzere kolumun üzerinden kemere uzandım, kemeri çektim ve yerine karnımın üzerinden geçirdikten sonra da yerine yerleştirdim. Kemerimi taktığım da babamda hareket etmişti. Babam ile yolculuk yapmayı seviyordum, uzun kısa fark etmiyordu, yeter ki onun ile beraber bir yere gidelim. Bazen beraber radyoda çalan şarkıya eşlik eder iken bazen de koyu bir sohbete dalıyorduk. Telefonumu çantamdan çıkardım ve onun ile ilgilenmeye başladım, bir süre telefondan da sıkıldığım için telefonu kapatıp çantama attım. Bakışlarımı yola çevirmem ile babama " baba dikkat et" panikle dedim. Babam ani bir fren yapması ile, öne doğru savrulur iken yolda ki kişi bir anda ortadan kaybolmuştu. Babam kolumdan tutup " iyimisin kızım" diye sorduğunda tekrar koltuğa yaslandım. Babam ise "kızım iyimisin" diye tekrar sorusunu yeniledi. Elimi göğsümün üzerine koydum, derin bir nefes alıp verdikten sonra korkumu bastırdım " iyiyim baba korkulacak bir şey yok sadece biraz panikledim hepsi bu" babam rahatlamış gibi nefesini dışarı verdi. Babam torpidodan su çıkarıp bana uzattı " iç biraz istersen, bende bir dışarıya bakayım" babamdan uzanıp suyu aldım. Babamdan suyu aldıktan sonra arabadan indi ve dışarıya çıktı, şişenin kapağını açıp içinden bir kaç yudum aldım, kapağını kapatıp torpido gözüne bıraktım. Babam dışarıda ormanın içine doğru bakıyordu, babamın baktığı yöne baktığım da karanlıktan başka bir şey yoktu. Babam ise sadece bir süre oraya baktıktan sonra hızla doğru geldi ve bindi. Yüzü bembeyaz olmuştu, ellerini direksiyona koyup bir süre öyle bekledi, babamın dikkatini çeke bilmek için koluna dokundum, dokunuşum ile babam irkildi ve korku ile bana baktı " baba iyimisin, yüzün bembeyaz olmuş" dediğim de babam korkusunu üzerinden atıp gülümsedi " iyiyim kızım sadece" beni geçiştirmek için elini havada salladı " vaşak gördüm ondan korktum sadece" dedi. Babam aslında yalan söylüyordu ama yalan söyleme sebebi her ne ise onu baya korkutmuştu. Babam bakışlarını benden kaçırdı ve arabayı çalıştırıp tekrar yola koyulduk, babamın korkmasına her ne sebep ise o yolda ki kişi olduğuna adım kadar emindim. Peki arabanın bir anda önüne atlayan ve babamın korkmasına sebep olan şey yada kişi kimdi? Babamla bir daha yol boyu konuşmadık, neden ise babam söylediğinden fazla korkmuştu, nihayet davetin olduğu yere geldiğimizde babam birazda olsa toparlamıştı kendini. Kapımı açan valeye teşekkür ettim ve babamı bekledim, babamda inip yanıma geldiğin de kol kola salona girdik. Salon dışarıdan göründüğü kadarıyla baya ihtişamlıydı, tavandan sarkan büyük bir avize vardı. Duvarlar da ise altın sarısı duvar kağıtları ile kapanmıştı, kimi yerde büyük ihtişamlı tablolar var iken kimi yerde de küçük duvar avizeleri. Düşündüğümden de fazlasıyla kalabalıktı, kimi maske takar iken kimi takmamıştı. Ve ortam oldukça göz alıcı vee tabi ki de benim için sıkıcıydı. Babam çenesi ile ileriyi işaret etti "bak şurada arkadaşlarım ve ortaklarım var gelmek ister misin" diye sorduğunda bakışlarımı oraya çevirdim, hepsi de takım elbiseyle idi, kimi babamın yaşında iken kimi de babamdan küçüktü. Ortama bakıp yüzümü buruşturdum " hiç sanmıyorum orda işten başka bir şey konuşulmaz" elim ile az ileri de ki açık büfeyi işaret ettim " Ben yemek yemekten yanayım" dedim. Babam gülümsedi " peki madem kaybolma bir yere" babama gülümseyip başımı salladım. Babam yanımdan uzaklaşır iken bende açık büfenin olduğu yere doğru gittim. Büfenin oraya geldiğimde çeşit çeşit yemekler vardı ve hepsi de oldukça lezzetli görünüyordu, kenarından bir boş bir tabak aldığım sırada arkamdan tanıdık bir ses duydum. " merhabalar" diyen tanıdık sesi duymam ile panikle arkamı döndüm ve arkamı döndüğüm de onun kasıp kavuran bakışları ile karşılaştım. " noyan"
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE