Bölüm şarkısı- Teoman paramparça.
“Bazı planlar akılla yapılır, bazılarıysa yanlış kişiye denk gelince bozulur.”
Yaman'dan devam.
Dün tam da işime yarayacak birini bulmuştum. Görev sırasındayken aynı adam düşmanımız çıktı. Öğrendiğim bilgileri göre babası kumar borcu için onu Cengiz'e satmıştı. Tabii o da kızı her yerde arıyordu...
Cengiz'e saldırı düzenlemem gerekiyordu, kızı bulduktan sonra aklımda o kadar plan geçti ki evine varana kadar düşündüm. Hepsi de işe yarayacak planlardı. Onu kullanacaktım, daha sonra ise ne yapıyorsa yapsın, sonuçta Cengiz de kalkmış olacak ortadan. O da hayatını yaşardı.
Terasın kapısını kapatıp içeri girdim ve kafamı yastığa koydum, gözlerimi kapattığımda aklımdaki planları yavaş yavaş düzenlemeye başlarken kız gözümün önüne geldi.
Akrabam olabilir mi diye düşünmüştüm bir an. Çünkü anneme çok benziyordu. Saçları ve gözleri annemi çok iyi yansıtıyordu. Gençlik hali gibiydi. Farkı zamanlarda aynı yaratılmışlardı sanki. Her bir detayı aynıydı.
2 Saat sonra.
" Abi dur artık." kuzeyin sesiyle, son kez adama geçirdiğim yumrukla sağa savruldu.
Korumalar kolundan tuttuğunda ağzı yüzü kana bulanmıştı.
" Tamam bırakın." dedi, korumalar adamı bıraktıktan sonra elimi bezle sildim.
" Kuzey karar verdim hangi planı uygulayacağıma." dedim ayaküstü.
" Hangisi." dediğinde güldüm.
" C planı."
Sabah.
Nare'den devam.
Gecem gündüzüm bir birine girmişti, sabaha karşı uyumuştum ama gözümün önüne gelen eski anılar bir türlü beni rüyalarımda rahat bırakmıyordu.
Gözlerim acıya acıya yataktan kalkıp banyoya ilerledim, yüzüme ılık su çarptıktan sonra camdan etrafa baktım. Hava daha yeni aydınlanmaya başlamıştı, etrafta kimse yoktu. Mahalle sakinlerinin evlerinden tek bir ışık bile sızmıyordu.
Mahalle sakinleri çok sakin bugün.
Ya Neriman senin yapacağın espiriyi sikeyim.
Kafamı iki yana sallayarak esnedim ve camdan çekildim. Adımlarım mutfağa doğru gittiğinde annemlerinin odasının kapısını açık gördüm. Yüzümdeki duygusuz bir ifade ile kapıyı hızlıca çekip kilitledim. Mutfağa girdim ve dolapta atıştırmalık ne bulduysam gömdüm.
Yukarı çıkıp hızlıca hazırlandığımda telefonum çaldı, baktığımda yabanci bir numaraydı. Açıp açmamak konusunda tereddüt etsem de birkaç çalıştan sonra açtım.
" Uykundan mı uyandırdım?" dedi ses çok tanıdıktı.
" Hayır, uyuyamadım bile." diyerek ilerleyip ayakkabılarımı da giyilmeye koyuldum.
" Konuşmamız gereken konular ve halletmemiz gereken işler var." dedi tok sesiyle.
Doğru ya planımız vardı. Beyefendi madem mafya, neden tek başına halletmiyor işini? Aslında bir bakıma hayatımı da kurtarıyor...
" Ben her zaman müsaitim.." dedim gülümseyerek.
" Ben değilim." dedi tok sesiyle ve ardından " o yüzünden aşağı in ve ikinci arabaya bin." dediğinde konuşacakken telefon suratıma kapandı.
Burnumu kırıştırdım " Gerizekalı." ağzını zevzekledim. " Bon dogolom, okonco oroboyo bon." dedim gözlerimi devirerek " arkadaşın sorunu var galiba." dedim ardından devam ederek.
Telefonumu cebime koyup odadan çıktım, aşağı kata indiğimde mutfağın ışığını da kapattım ve anahtarı alıp evden çıktım. 3 kere aşağıdan, 3 kere de yukarıdan kilitleyip anahtarı çantama attım.
Bahçeden çıktığım anda beni karşılayan siyah camlardan içeri ışık bile sızdırmayan arabalarla karşılaştım. Dediği gibi ikinci arabanın arka kapısını açtığımda onu gördüm.
Arabayı binip kapıyı kapattım. Ne denirdi
ki?
Selam.
Selam mı?
Merhaba.
Merhaba mı?
E ananın amı Neriman, tövbe tövbe ya.
Günaydın denir Nare, sabah ya hani.
" Günaydın." dedim enerji dolu çıkan sesimle.
" Günaydın." dedi oldukça soğuk çıkan sesiyle.
Ya kanka çok uyumluyuz diyorum niye anlamıyorsun, dağ ayısı değil merak etme...
Ya, ya ne demezsin.
" Nereden başlıyoruz?" dedim heyecanla.
Kahverengi gözleri bana döndü, şoförü işaret edince sustum. Arabada konuşmak istemiyordu belli ki.
Gideceğimiz yere kadar o konuşmadan, ben konuşmamaya karar verdim.
1 Saat sonra.
Arabadan inmeden önce Yaman duraksadı, elini cebine atıp bir kutu çıkardı.
Yüzük kutusu?
Oha bu kadar çabuk mu? Ya sorman hata hayatım. Tamam tamam, naz yapıyorum. EVET EVET EVET.
Neriman bir dur ya!
Kutuyu açıp içindeki tek taş zarif yüzüğü elime verdi.
Hadi ama takman gerekiyordu parmağıma.
" Tak bunu." dedi ne kadar soğuksun be adam.
Dediğini ikiletmedim, yüzüğü taktıktan sonra bende onun peşinden aşağı indim.
Dışarıdan oldukça şık ve parlak gözüken bir yere gelmiştik. Kapımı açıp indiğimde arabanın etrafından dolanarak ön tarafa geldim. Yaman da çok geçmeden yanımda ulaştığında gülümsedi.
Gülümsedi?
Elini belime koydu. Allah'tan orta kısımlara değmemişti çünkü tikimle oynamış olurdu. En fazla bu kadar şık bir yerde hayatında görüp duyabileceği en büyük küfürü yerdi.
" Bana ayak uydur.." dedi restoranta girerken. Etrafına gülücük saçıyordu. Eli belimdeyken resepsiyona ulaşmıştık " Nare hanım ve Yaman bey." dediğinde kadın ekrana baktı ve " hoş geldiniz şöyle buyrun." dedi ve bizi bir masaya yöneldirdi.
Kenarda köşede olan, iki kişilik bir masaydı. Yaman nezaketen gelip sandalyemi geriye itti.
" Şimdi neler olduğunu anlatacak mısın?" dedim merakla, aynı anda gözlerim etrafta talan ediyordu.
" Burası Cengizin mekanı." dediğinde gözlerin açıldı ona döndüm.
" Ne demek Cengizin mekanı? Biz ondan kaçırıyoruz sen bizi ona sürüklüyorsun." dedim sakince.
Gözlerini menüden ayırıp bana çevirdi. " Patlıcanlı yemek sever misin?" diye sordu.
" Alerjim var.. hem konuyu değiştirme." diye eklemeyi de ihmal etmedim.
" Bizi görmesi lazımdı, illa ki haber ona gidecek. Asıl planıma yemekler geldikten sonra geçerim. Çünkü gerçekten ilk defa bu kadar acıktım." dediğinde sustum.
Mantıklı bir açıklama yapmıştı, yapmasaydı asla susmazdım.
Menüden rastgele bir şeyler söylerken ben hala bakınıyordum " eşimi de.." dediğinde kafamı kaldırdım.
" Aynısından olsun." dedi hafif gülerek.
Garson deftere yazılar yazdı " ya pardon, yanlış anlamayın ama evli misiniz?"
dediğinde güldüm, aslında rol gereği gülmedim, şuan anırasım vardı ama ortam çok müsait değildi tabii ki...
" Evet.. bugün 1.yıldönümümüz hatta." diye cevapladı Yaman.
Yaa tamam aşkınsın bana, hemde bir
yıldır...
Bu kadar belli etme Yaman ya..
Garsonun ' tebrik ederiz' sözlerini geçtikten sonra gitti. Gülerek kafamı kaldırdım.
" 1.yıldönümü?" dedim hafif kaşımı kaldırarak.
Gözlerini devirdi " öyle soru mu sorulur insana? Ne kadar garipler." dedi elini kravatına atarak.
Çözmeye çalıştı ama bir türlü açamıyordu. En sonunda dayanamayıp olaya müdahale ettim. " Yaklaş ben açayım." dediğimde teklifimi reddececek gibi değildi.
Masada yaklaştığında ellerim kravatının ucuna gitti, çokta düzgün bağlanmış gibi değildi. Açıp tekrar bağladım ama bu sefer sıkmadım.
" Teşekkürler." dedi gülümseyerek.
Bende gülümseyerek " rica ederim." dedim.
Yemekler sonunda gelmişti " sen yemeye başla, ben hem yiyip hem de anlatıcam."
Sen ye demişti ama, adam şuan gömüyordu vallahi " şekerim düştü.."dedi ona baktığımı görünce.
E hayatım ben buradayım ya.
Neriman sende ne kurdun be kızım ya!
" Şimdi." dedi boğazını temizleyerek " 2 ay sonra Cengizin katılacağı bir balo var. Tabii ki de kültürlü bir piç değil, tek amacı o balo da işleri yürütmek olacak." dedi şarabından bir yudum alıp " fakat o balo aslında ' maskeli balo'. Bizde katılacağız, dikkat çekmeden içeri doğru sızacağız ve çatışma çıkartacağız." dedi.
Kaşlarım havaya kalktı " mantıklı plan ama..." konuşmaya başlayacakken elini havaya kaldırdı.
" Fikirlerini önemsemiyorum." dedi. Egolu piç ne olacak.
Kaşlarım çatıldı " kendi fikirlerini kendine saklayıp göreve tek gidersin o zaman." dedim kendimden emin bir şekilde.
Kanka adam olmasa ölüyordu-
Sus
O ise sinirlenmek yerine kendini tutamadı ve ilk defa görüp işittiğim o gülüşü dudaklarından bıraktı. Bu gülüş değildi, tabiri caizse bu bir anırmaktı.
" Ne gülüyorsun?" dedim sinirle çıkan sesimle.
Gülüşü durdu bir zaman sonra " sadece bilinçli mi yoksa bilinçsiz mi konuşuyorsun onu merak ediyorum?" dedi yemeğini yemeye devam ederken.
" Aklıma ilk ne gelirse yapıştırıyorum, işte." dediğimde tekrar güldü ama bu sefer sakindi. " Belli." dedi gülerek.
Yemeğimizi yemiştik. Bütün her şey tamamdı. Mükemmel gidiyordu derken biz dışarı çıkarken bir ses duyuldu " Yaman bey!"
Yaman'ın adımları durdu, bir görevli bize doğru koşuyordu. Refleks olarak elimi Yaman'ın koluna götürdüm.
" Nare hanım içeride çantasını unutmuş galiba." dedi ve biz bir şey demeden çantayı Yaman'ın eline tutuşturdu.
Yaman bana üstten bir bakış attı " ne bakıyorsun? Benim kendi çantam kolumda ya." dedim alttan alttan bakışlarımla.
Kaşları çatıldı " ne var o zaman bunun içinde." dedi. Ellerim kolunu tutarken sıkılaştı.
" Bomba?" dedim düşünceli bir sesle.
Kaşları alayla havaya kalktı " hayal gücüne hayran kaldım. Ama bomba değil bu, içi boş gibi hatta. Bomba olsaydı anlardım." dedi kendinden emin bir tavırla.
" Neden? Terazi misin sen?" dedim bir gün dilim yüzünden ölecektim ama ne zaman Allah bilir. Gözlerim kolundaki ellerime indi, hemen geri çektim kendimi.
" Allah aşkına gir şu arabaya." dediğinde adımlarımı arabaya yönelttim. Bir koruma kapıyı açtığında içeri geçip oturdum.
Yaman da yanıma geçti, araba çalıştığında ortadaki çantaya doğru eğildim. Elime aldım ve çıtçıtını açtım.
" Meraklı." gibi bir mırıltı çıktı Yaman'ın dudaklarından, yandan bir bakış attım ona.
" Bakmayacak mıydın yani?" dedim. Sesim çok net çıkmıştı.
" Yoo, gerek yoktu." diyip kafasını cama çevirdi, tek kaşım havadayken ağzını zevzekledim ve göz devirdim. Ne yapayım ya, ama yapmasam içimde kalırdı.
" Nare."
Hemen eski halime dönüp " efendim?" dedim.
" Camın yansımasından görüyorum seni." dedi gülerek.
Durdum. Sadece durdum. Resmen durmuşdum.
Bir gün dilim yüzünden öleceğim demiştim ya, sadece dilim değil...
Toptan bedenim sakat benim amına koyayım.