bc

Karanlığa Emanet +21

book_age18+
187
TAKİP ET
1.3K
OKU
family
HE
age gap
arrogant
badboy
mafia
sweet
bxg
kicking
campus
city
small town
friends with benefits
seductive
like
intro-logo
Tanıtım Yazısı

#2026/ İlle de sen❤️

Babasının kumar borcu yüzünden satılan Nare, hayatının pazarlık konusu olduğu bir gecede her şeyini kaybeder. Umudun tükendiği anda karşısına çıkan bir mafya, onu kurtarırken aynı zamanda bambaşka bir hayatın içine çeker. Nare artık özgür değildir ama hayattadır. Gücün ve korkunun hüküm sürdüğü bu dünyada, bir yandan geçmişinin izleriyle savaşırken bir yandan da mafyanın etkisi altında kalır....

“Güzel kızım benim…” Yaman’ın sesi boğuk, neredeyse kırık bir fısıltı gibi döküldü dudaklarından.

Saçlarıma eğildi, dudakları alnıma değdiğinde zaman durdu. O tek öpücük, binlerce kelimeden daha ağır, binlerce itiraftan daha yakıcıydı. Parmakları yorganı göğsüme kadar çekerken titriyordu sanki dokunmaktan korkuyor, dokunmamaktan ise ölüyordu.

Kapı usulca kapandığında oda buz kesti.

....

.........

Ama içimde fırtına değil, yangın vardı artık.

Kalbim göğüs kafesimi parçalarcasına çarpıyordu.

Sadece sen “kızım” desen yeter bana. Başka kimseye ihtiyacım yok.

Başka bir adam, başka bir aile, başka bir yuva… Hiçbiri.

Çünkü ben aileyi kanla değil, gölgende korunarak öğrendim. Senin karanlığınla büyüdüm ben. Senin ellerinle yeniden doğdum.

........

.............

Yaman Alazhan.

O, karanlıktan çıkmış bir adam.

Ben ise ateşten geçmiş bir kadın

Birbirimize ait olmamamız gereken bir dünyada, tek güvenli limanımız birbirimizin kollarıydı.

Ama o öpücük…

O bakışındaki karanlık arzu…

...

.........

Bizi paramparça etmeye, birbirimize zincirlemeye, yakmaya yeterdi. Ve en korkuncu ne biliyor musunuz?

Ben o yangından kaçmak istemiyordum.

Kaçmak yerine, içine dalmak istiyordum.

Derinlerine, en karanlık köşelerine kadar…

Onunla yanmak istiyordum...

chap-preview
Ücretsiz ön okuma
Zorluklarımın En Güzeli
Bölüm şarkısı- Sezen Aksu geri dön... “Bazı anneler gitmez… Sadece kalamayacak kadar yaralıdır.” Nare'den devam. " Evet gençler, kağıtları alalım arkadan öne toplayın." Profesörümüzün sözleri üzerine kağıdıma son noktayı koyup arkadan sıranın gelmesini bekledim. Konumuz " Önyargı" idi. A4 kağıdıma yazdığım cümlelerden en bir şekilde ön tarafa verdim. Ozan kağıdı elimden alıp bir süre göz gezdirdi. " Döktürmüşsün yine." dediğinde gülüp çantamı toparladım. Son dersimdi, yandan deri ceketimi alıp üstüme geçirdim. Benimle birlikte sınıfın çoğu ayaklandığında, Tarık hocanın bana seslenmesiyle adımlarım durdu. " Nare. Sen bekle canım." dedi bütün herkes çıktıktan sonra elindeki kağıtları düzenleyen Tarık hocanın yanına gittim. " Bir sıkıntı mı var hocam?" dediğimde gülümsedi. " Seninle ilgili nasıl bir sıkıntımız olsun!" dedi coşkulu sesiyle. Kağıtlarımızı dosyanın içine koyup bilgisayar çantasını aldı eline. En sonunda gözleri bana döndü " 2 gün sonra kompozisyon sergisi var biliyorsun, yazmaya başlamış olman lazım." dedi çantasını koluna takarken. " Tabii ki başladım, hatta bitmek üzere." dedim coşkuyla. Başlamamıştım, bir harf bile yazamamıştım hatta. Gülümsedi, " başarabileceğine inanıyorum. Sergiden önce üzerinden geçeriz yazının." dediğinde kafamı salladım. Sınıftan birlikte ayrıldığımızda okul bahçesine çıktım. Adımımı attığım andan itibaren gördüğüm manzara ile adımlarım durdu. Okulun bahçesinde göz gezdirdiğim kadarıyla 7-8 tane siyah jeep duruyordu. Telefonum çaldığında köşeye geçip açıp kulağıma doğru götürdüm. " Alo?" " Nare, kızım neredesin?" babamın telaşlı sesi doldurmuştu kulaklarımı. " Okuldan çıkmak üzereyim, neden ne oldu?" dedim. " Kızım kimseye görünme, olabildiğince hızlı ve dikkatli gel. Kimseyle konuşma, çok iyi gizlen." ard arda sıraladığı şüpheli cümleler ile gözlerimi sıkıca kapattım. " Lütfen bana yine kumar oynadım deme." dedim. Bahçeye gelen arabaların niye geldiği şimdi belli olmuştu. " Kes sesini de kurtulmanın yolunu bul. Geberirsin leşini bile yemezler senin, atarlar bir kenara çürürsün." dedi keskin sesi ile kulaklarıma dolan telefon kapanma sesi aynı anda gelişti. Telefonumu cebime atıp sweatimi çekiştirerek şapkamı örtüp arka kapıdan tekrar okula girdim. Çantamı kendi dolabıma değilde arkadaşımın dolabına sıkıştırarak etrafta göz gezdirdim. Adımlarım tekrar arka kapıya yöneldiğin de Tarık hocanın sesini duydum " az önce birlikte sınıftan çıktık, eve geçeceğini biliyorum sadece. Son dersi benimleydi." demişti. Hızlandım, arka kapıya vardığımda arkamdan bağıran Tarık hocayla gözlerim sıkıca kapandı. " İşte orda, Nare!" NE VAR AMINA KOYDUĞUMUN ÇOCUĞU. Neriman hoşgeldin ama, KAÇSAK MI? Kaçsaks. Hızlıca arkama bakmadan koşmaya başladım, duyduğum adım sesleri daha çok hızlanmamı sağlamıştı. " Bak yakalarsak daha kötü olur. Dur!" arkamdaki bağırışmaları önemsemeden bahçeden koşarak ayrıldım. En iyi yollar kalabalık ve ev olan yerlerdir diyerek merkeze doğru yönümü değiştirdim. Arkamdan gelmeye devam ediyorlardı, olabildiğince hızlı koşmaya devam ediyordum. Gördüğüm insan kalabalığının içine uçarcasına daldım, ara sokaklardan olduğunca kaçınarak sonunda beni kaybettiklerini anladım ve duraksayıp nefeslendim. Etrafıma bakınıp şapkamı örttüm ve adımlarımı yavaşça kalabalık olmayan yerlere ilerlettim. Arkama bile bakmadan yürüyordum. Önüme çıkan adamla duraksadım, arkamı döneceğim sırada bir adam daha belirdi. Sağıma soluma dolaşmaya başladılar. Bacaklarım titrerken olduğunca yüksek sesle bağırdım. " Yardım edin! Taciz ediliyorum! Kaçırıyo-" cümlem bitmeden arkamda dolanan kollar tarafından havaya kaldırdım. Önümdeki adam gelip eliyle ağzımı kapattı. " Sus artık! Sabahtan beri koşturuyorsun bizi." dedi gözlerinden öfke fırlıyordu. Dişlerimi eline geçirdim, acıyla geri çekildiğinde güldüm. " YARDIM EDİN!" ded tekrar bağırarak. Tekrar ayaklandığında ısırdığım elini sertçe yüzüme geçirdi. " Bak sen!" dedi gür bir sesle, gözlerim o tarafa döndüğünde: uzun boylu, koyu kumral bir adam arkasında bilmem kaç tane adamla bu tarafa doğru bakıyordu. " Savunmasız bir kızı darp etmek mi?" dedi kaşları çatıldı ve damağını şıklattı. " Yakışmadı size Cengizin sahne adamları." dediğinde kahkaha attı havaya doğru. Arkamdaki kollar yavaşça gevşediğinde yere indim, adam bana bakıp. " Bu tarafa gel." dediğinde tek kurtuluşumun bu olduğunu düşünüp ilerdim ve arkasına geçtim. Kokusu 2 metre yakından alınırdı resmen. Parfüm banyosu yapmış, başka türlü açıklama kurtarmaz. " Nerde senin patronun." dediğinde ellerini havaya kaldırdı. " A pardon, o kaçarak iş buyurmayı çok sever." dedi sesi tekrar sertleşmişti. " Dağılın lan!" dediğinde adamlar koşar adımlarla geldikleri gibi geri gittiler. Derin nefes verdiğimde önümdeki gölge yerini aydınlığa bıraktı, bana doğru dönen adama alttan baktım. " Neden peşinde bu Cengiz?" Dediğinde sustum ve yutkundum. Buna güvenemezdim her halde, hem Cengizin kim olduğunu bile bilmiyorum! Gözlerini devirdi " konuşsana!" diye bağırdığında irkilerek geriledim. Bir an gözleri yumuşadı. " Özür dilerim, bağırmak istemedim." dedi elleri havalandı. " Bak öğrenmek gerek, Cengizin akıllanması için ve senin de peşini bırakması için binevi." dediğinde kafamı salladım. " Babamın kumar borcu yüzünden büyük ihtimalle, babam..." dedim kelimeler dudaklarımdan zar zor çıkıyordu, " babam beni ona satmış." dedim gözlerim dolarken. Eli omzumu buldu " kaç yaşındasın sen?" dedi merak edercesine. " 21." dedim 3 senemdi üniversitede, psikoloji okuyordum. Anladım der gibi kafasını sallayıp derin bir nefes alıp verdi, " bunlar peşini bırakmaz eve kadar bırakalım seni." dedi gülümseyerek. Kaşlarım çatıldı " herkese karşı bu kadar iyi misiniz?" dedim mayhoşca güldü,sol tarafında bir çukur belirdi. " Eğer senin yerinde bir erkek olsaydı yine yapardım." dediğinde bu sefer gülen taraf ben oldum. " Teşekkür ederim iyiliğiniz için ama size " gay" imasında bulunmadım?" dedim sorarcasına. Kahkahası duyuldu bu sefer " gay değilim sadece senin yerinde kim olursa olsun yardım ederim diyorum." dedi ve bir süre etrafa bakındı " geliyor musun?" diye sordu. Kafamı salladım. Onlar gittikten sonra yine peşime takılacaklarını biliyordum, onunla gitmekten başka çarem yoktu. Gözleri diğer adamlara çevrildiğinde eliyle yuvarlak işareti yaptı, hepsi asker adımlar ile ara sokaktan çıktı. Bende adamı takip ettiğimde ara sokaktan çıktığımız da bir sürü siyah makam aracı gibi olan arabalar gördüm. Adam beni yöneldirdiğinde bir tanesine bindik beraber. Araba çalıştığında bana dönmeden sordu. " İsmin ne?" " Nare... Nare Alaz." dedim. " Nare.." ismimi telaffuz edişi değişikti, sanki ' n' ile ' r' bütünmüş gibi söylüyordu. " Ee, sen isimsiz misin?" dedim bir süre sonra. Güldü ve " Yaman... Yaman Demir Karahan." dedi. İsmi çok güzeldi, soyadın da asalet yatıyordu, ismi ise karanlık. Benim ismim de Neriman Yamancım, sormadın ama olsun. O seni göremiyor Neriman, sen benim iç sesimsin. Anlamadım? Kocamla konuşuyorum hanımefendi bir saniye durun siz! Oha ne ara? Yıldırım nikahı tatlım... " Evinin adresini ver." önden gelen sesle kafamı o tarafa çevirdim. Konuşacağım sırada Yaman yerinde kıpırdandı " Nazik ol, misafirimiz sonuçta." dediğinde şoför bir anlık duraksadı. " Evinizin adresini alabilir miyim hanımefendi?" dedi daha düzgün biçimde. Ev adresini verdiğim zaman U dönüşü yaptık. " Bundan sonra ne olacak? Adamlar bırakacak mı peşimi yani." dedim gözlerimi ona çevirerek. " Sanmıyorum, istediklerini alana kadar bırakmazlar." dedi tok bir sesle. Yüzüm buruştu " olumlu bir şey yok mu?" dedim umut bekler gibi. Kafasını hayır anlamında salladı. Sonra duraksadı " aslında kafamda dönen birkaç senaryo var, bunun için birlikte çalışmamız lazım." Dediğinde kaşlarım çatıldı " senin onunla derdin ne peki?" diye sordum. " Benim kimseyle derdim olmaz, onun benimle derdi var." dedi kendinden emin çıkan sesiyle. Başka bir soru sormamıştım, evin önüne geldiğimizde arabadan indim ve kapıyı kapatmadan önce. " Yaman." dedim kafasını bana döndü. " Teşekkür ederim." dediğimde tebessüm etti. " Plan için bana nasıl haber vereceksin?" diye sormayı da ihmal etmedim. " Ben seni bulurum." dediğinde kapıyı kapattım. İki aracın arasından geçerek eve doğru yürüdüm, bitkilerin içinden anahtarı alıp kapıyı açtım ve girdiğim gibi hızlıca kapıyı kilitledim. Derin nefes alıp verdikten sonra etraftaki loş havaya baktım. Karanlıkta ve ben karanlıktan nefret ediyordum. " Anne! Baba!" dedim anahtarı asıp ayakkabılarımı çıkarttığımda hala kimseden ses yoktu. Ortak salonun ışığını açtım, adımlarım odalarına gittiğinde kapıyı çaldım, alttan baktığımda ışıkların yanmadığını gördüm, içeri hızlıca girdim odada kimse yoktu. Odadan hızlıca geri çıkıp yemek odasına gittim orada da kimse yoktu. Başımı ellerimin arasına aldım " hayır tahmin ettiğim şey değildir umarım." dedim kendi kendime. Telefonumu arka cebimden çıkardım ve telefon kısmına girerek babamı aradım. - Bu hat kullanılmamaktadır- Ardından annemin numarasına tıklayıp hoparlöre verdim. - Bu hat kullanılmamaktadır- Şaka? Şakaydı değil mi? Bir anda herşeyi bırakıp gitmiş olamazlardı, tekrardan odalarına yöneldim. Dolaplarını açtığımda sadece annemin gelinliğinin asılı olduğunu gördüm. Diğer çekmeceleri karıştırdım, hiçbir şey yoktu. Belki bir şey bulabilirim diye adımlarımı mutfağa yöneldirdim. Masanın üstünde veya tegzahta da bir şey yoktu. Ağır adımlarla mutfaktan çıkıp odama doğru çıktım, dünyam başıma yıkılmıştı. Daha bu sabah kahvaltı etmiştim ve evden çıkmıştım, annem beni ilk defa kapıya kadar yolcu ettiğinde bir şeylerin değiştiğini düşünmüştüm. Odama girdiğimde ışığı açtım, kapıyı kapatıp ilerledim ve banyoya girip suyu açtım. Aynadan kendime baktım. Ne anneme ne de babama benziyordum, beni anneanneme benzetirlerdi. Anneannem! Anneannem hastanedeydi. Belki de onun yanına gittiler, tamam eğer gittilerse anneanneme bir şeyler anlatmışlardır. Yarın ilk işim hastaneye gitmek olacaktı. Üstümdekileri bir çırpıda çıkarıp kendimi soğuk suyun içine attım, annemden kalan alışkanlıktı. Yıkandıktan sonra üstüme bornuzumu giyip çıktım, saçlarıma normal bir havlu sararak ilerledim ve yorganı açtım. Annemler beni terk etmiş olamazlardı değil mi? Gözlerimden süzülen yaşlarla birlikte kendimi yatağa attım ve kollarımı yastığımın altına geçirdim. Elimin buruşukluğuna değen kağıt parçasıyla gözlerim açıldı. Hemen o parçayı alarak yatakta doğruldum, bir zarf. Açıp içinden çıkardığım kâğıtı okumaya başladım. Güzel kızım bana kızma olur mu? Babanın peşinden gitmek zorundaydım, seni o harabenin içinde bırakmak zorundaydım. Yapamadım ben kızım... Elimden geldiği kadarıyla babana karşı çıktım, yeri geldi ağladım, yeri geldi dövüldüm, yeri geldi babanı bıçakladım. Sende biliyorsun gözlerinle gördün o anları. Çabaladım yavrum, yapmaya çalıştım ama olmadı. Baban daha güçlü benden, sen benim yavrumsun ben seni terk edebilir miyim hiç? Annemin yazdığı kağıda devam edemeyecek kadar yorgun ve üzgündüm. Dudaklarımdan çıkan hıçkırıklar, gözlerimden süzülen yaşlar bana, " Devam et başka zaman gücün kalmayacak." Diyordu. Zorunda bırakıldım, zorla evlendirildim. Zorla sahip olundu bana. Ama ilk defa zorlama karşısında doğru bir sonuç oldu... Sen oldun kızım, zorluklarımla başa çıkabilecek olan sendin her zaman. Sen beni ayakta tutan tek sebebimdin, sana ne kadar sevgi gösterirsem o kadar bana bağlanıp terk etmemi zorlaştıracaktın, babanın yolundan gittim. Sana kötü davrandım, seni hırpaladım. Ama zorundaydım, bak burada bile zorundayım. Ben hayata kukla gibi addım attım, ipimi çekiştirenler sağolsun, tek tek hayattan koparıldım. Seni çok seviyorum kızım, belki dudaklarımdan dökülmeyen tek cümle bu, Seni çok seviyorum. Zorluklarımın en güzeli... ~ Belki sen seversin. ANNEN... " Hayır, hayır." diyerek ayaklandım. Nefes alamıyordum, adımlarım cama doğru yöneldi. " Hayır anne hayır... Anne yapma anne." dedim ellerim çarparcasına pencerinin kulpuna gitti. Boğazımdaki düğüm geçmedikçe ben kendimi tırnaklıyordum, nefes almaya çalışıyordum ama yapamadım. Kafamı dışarıdan çıkartıp ağzımdan nefes almaya çalıştım. " Anne... anne yapma nolur anne yapma." dedim hıçkırıklar içinde. O yapmamıştı, zorunda bırakılmıştı. Kim isterdi ki kızının canının yanmasını... O istemeden zorunda bırakıldı ve beni de zorunda bıraktı. Annem... zorluklarımın en güzeli... ( Siyah renkle yazdığım bazı yerler Nare'nin iç sesi olan Neriman)

editor-pick
Dreame-Editörün seçtikleri

bc

İNFAZ

read
4.8K
bc

KIRMIZI DOSYA : AŞK +18

read
26.6K
bc

Sessiz Çığlık

read
10.2K
bc

Askerin Yaralı Gelini

read
28.2K
bc

Askerin Gelincik Çiçeği

read
34.1K
bc

KIZIL ŞEYTAN (BERDEL) TAMAMLANDI

read
14.5K
bc

KARŞI KOMŞUM Bİ ROMEO

read
7.4K

Uygulamayı indirmek için tara

download_iosApp Store
google icon
Google Play
Facebook