30

1018 Kelimeler
Akşama kadar gelip geçen arabaları izleyerek akşamı ettim de dükkanın betini bereketini ben mi sömürdüm acaba kafirim diye. Ateistiz diye gusülsüz de gezmiyoruz elhamdülillah süpaneke aminke. Niye böyle oldu ki bugün? Neyse en iyisi beybiliboy keko sevgilime mesaj atayımda eve uğrasın, kapıda öpüp totosuna tekmeyi basarım. İki gündür iş için şehir dışındaydı. Adam ekmek parası kazanıyor abisii. Yavuklum: Götünü ısırdığım ne zaman Ankara'ya giriş-i endam edersin tam olarak? Yavuklum: Bana uğra bi posta ağzını yüzünü yiyip göndereceğim. Yavuklum: Hele bi önce bana uğrama götünü pıçaklarım. Eve vardigimda mesajın üstünden bir saat geçmesine rağmen mesaj atmadı mıncırdığımının çocuğu. Umarım bir yerlerde doksan dokuz kere pıçaklanmıştır da beni aldatmıyordur. Dur dur düşünme şimdi kötü senaryoları. Niye aldatsın canım benim gibi yakışıklı taş bir erkeği var. Dimi ama? Yavuklum: Paşam umarım o telefonun şarjı bitmiştir de sokacak kabloda yoktur ne tesadüftür ki Emcürdüğüm 😘😈 ARIYOR "Sonunda be totonu kımbızladığım, nerdesin?" "Gülüm..." "Ha paşam aman işte efendim." "Lisenin altındaki parka... gel kimseye haber verme... sakın." "Lan senin sesine ne oldu? Ne oldu Kutay? Geliyorum." Telefonu kapatıp evin kapısını çarptığım gibi apartmandan indim. Sesi, Kutay'ın sesi çok kötü. Bir şey oldu yemin ederim bedduam tuttu özür dilerim valla eşeklik ettim. Mahalleden yokuş aşağı saniyeler içinde indim. Ne olduysa bana ihtiyacı vardı. Parka ulaştığımda Kutay'ın arabasıyla karşılaştım. Şoför kapısı açıktı. Parkın içine koşup etrafıma göz gezdirdim. İkiye bölünmüş parkın aşağı tarafında bir ağaca dayanmış yere otururken gördüm. Hava karanlık olduğu için caddeden görünmüyordu. Yanına gitip uzattığı dizlerinin yanına çöktüm. Beni görünce yüzünü ekşitirek gülümsedi. "Niye burdasın ne oldu çabuk söyle, ne oldu lan ne oldu?" Kutay gözlerini sıkıca kapatıp açtı. Sesini bulmak için derin bir nefes verip sağ kolunu kaldırıp gövdesini önüne doğru eğdi. İşte o anda böbreğinin olduğu yerdeki saplanmış çakıyı gördüm. Siyah deri ceketini delip geçmişti. "Kutay bıçak, bıçak Kutay. Kim yaptı bunu?" derken beklemeden kolunu boynuma dolayıp ayağa kaldırdım. Parkın merdivenlerini Kutay'ı omzumda destekleyerek çıkarırken Kutay kurumuş dudaklarını kımıldattı. "Babama... haber verme sakın." "Sus tamam yorma kendini" deyip arabanın arka kapısını açıp yüz üstü yatmasına yardım ettim. Arabanın başına geçip üstündeki anahtarla çalıştırıp gaza yüklendim. En yakın özel hastanenin acil servisine park edip içeri koştum. "Sedye sedye getirin yaralı var, koşun abi" diye bağırdım. İlk müdahale odasından hemşireler koştular yanıma "Nerde?" "Arabada." Hasta bakıcı bir kaç adamda sedyeyle koşarak geldiler. Kutay'ı arabadan indirdikleri sırada elini sıkı sıkı tutup sedyeye yüzüstü yatmasını sağladım. Acil müdahale bölümene Kutay sedyede bende onun elinde girdik. Artık Kutay kan kaybı yüzünden şuurunu kaybetmişti. Esmer yüzü bembeyaz, mavi gömleğinin tamamı kandan rengi koyulaşmış, gözlerinin altı mosmor gözlerimin önünde odaya girdi. Kutay'a damar yolu açılıp ameliyathaneye götürülürken donuk gözlerle sedyeyle gidişini izledim. O girdiğinde iki doktorda peşinden girdiler. Bulduğum bir duvara dayanıp kendimi yere attım. Ayaklarımın bağı çözüldü, beynim durdu. Benim yüzümden. Bıçaklansın dedim. Ben istedim. Ben kurdum o sikik cümleyi. Ben dedim ben. Niye hep biz kaybediyoruz? Neden hep bizi buluyor en pis belalar? Kimin kuyruğuna bastıkta ebemizi her seferinde sikiyorlar? Lan biz size ne yaptık? Kutay'ı kimin bıçakladığını tahmin etmem zor değildi. Ya da kimin bıçaklattığını. Oropsu çocuğu. Elim ceketimin cebine gitti. Telefonu almayı unutmuştum o telaşla. Olsa da kimi arayacaktım. Kutay kimseye söyleme demişti. Babası annesi öğrense ne yapacaklar? Ağlayan bir anneye nasıl dayanağım ben? Güler yüzüyle beni karşılayan Asım amcaya nasıl diyeceğim oğlun bir sokak ortasında kalleşçe bıçaklandı. Oğlun ameliyatta Asım amca. Lan allah belanızı versin. Lan neden neden? Ellerimi başımın arasına alıp dizlerime dayadım. Ben ağlayabiliyormuşum. Ben acı çekebiliyormuşum. Üzücü şeylerden kaçmak için sikik sikik etrafta gezinip herkesle dalga geçerken benimde ağzıma sıçabiliyormuş bu hayat. Fazla güldük götümüze girdi. Artık tutamadığım gözyaşlarımla buğulanan görüşümle zeminin çatlaklarını izledim. Hadi bununla da dalga geç Yakup, hadi buna da sokuk bir espiri bul. Hadi siktiğimin salağı. İçerde aşkı bulduğun adam yatıyor kan revan. Gerçekleri ciddiye almanın zamanı gelmedi mi? Birini daha mı kaybetmelisin, sevdiğin adamı mı kaybetmelisin uyanmak için. Ameliyathaneden çıkan doktoru görünce ayağa kalkıp yanına gittim. "Yaşayacak dimi, ölmeyecek." Doktor gülümseyerek başını salladı. "Korkma yarası ciddi değildi ölmeyecek. Sadece biraz geç kalmışsınız, çok kan kaybetmiş." diyerek yoluna devam etti. Demek geç kalmışız. Şimdi siktim senin götünü mahalle abisi. Kutay normal odaya alınırken bende giriş işlemleri ve oda ücreti meselesini halletmek için arabayla eve döndüm. Telefonu cüzdanı Kutay için kendi kıyafetlerimden alıp geri döndüm. İşlemleri halledip onun kaldığı odaya girdim. Hastane yönetimi polise haber vermişlerdir, birazdan buraya damlayacaklar. Bari paşam azcık kendine geleydi. Odaya girdiğimde hemşire Kutay'ın serumunu değiştiriyordu. Benim mal da uyanmış, boş gözlerle hemşireyi izliyordu. Kapı önünde beni gördüğünde dudakları kıvrıldı. Ha benim kalbimin şerefsiz piçi. Beni görünce nasıl da yüzün gülüyor. Hemşire işini bitirip başıyla beni selamlayıp "Geçmiş olsun" diyerek odadan çıktı. Elimdeki sırt çantasını refakatçi koltuğuna koydum. Ellerimi belime koyup arkamı döndüm. "Söyle bakayım benim arı kovanına çomak sokan ultra mega gerizekalı manitim. Sen niye beni geç aradın mal deyneği, sürüden kaçıp dağlarda on yıl otlanan paşam. Ha gülüm çiçeeem, götüne koyduğum." Kutay kaşlarını çatarak tüm söylediklerimi dinlendikten sonra güldü. Güldüğü içinde canı acıdı salağın. "Dur dur acıdı yavrum. Maşallah sorgu meleğinden hallicesin yine. Sindirerek sövseydin bari" derken gülünce canı acımıştı yine. Ağzının ortasına vurmak için elimi kaldırdım. Elimi dudaklarının üstüne koyup büzerek sıktım. "Sus lan salak hâlâ gülüyor embesil, canın acıyor." Kutay yüzünü buruşturarak acıyan dudaklarını açıp kapatarak gevşetmeye çalıştı. "Ohh yarabbi şükür bu günlük dozumu da aldım" diyerek yattığı yerden doğrulmaya kalkıştı. "Ya sen nasıl katıksız bir malsın, lan yatsana şuraya" deyip omzundan hafifçe itip tekrar yatırdım. "Yav gülüm valla arkama yastık koyacaktım. Yatmak istemiyorum." "Ben senin arkana kalın bir şeyler koyacağım şimdi gerizekalı" yataktan uzaklaşırken elime uzanıp tuttu. "Tamam tamam kızma canımın içi, gel bir öp de kendime gelem kafam ağrıyor." Sanki birazdan ağlayacaktım. Dur Yakup şimdi olmaz. Sonra boşaltırsın duygularını, şimdi emcürdüğün çağırıyor. Arkamı dönüp Kutay'ın yüzüne eğilip dudaklarını öptüm. Doğrulduğumda Kutay sırıtarak bana bakıyordu. "Ohh iyi geldi anasını satayım. Bi daha." Gülerek tekrar dudaklarından öptüm. Onunda dudakları aralanıp dudaklarımı yutmak ister gibi öptü. Dudaklarımızı ayırırken yanağını da öptüm. "İyileştim yeminle. Heeyyttt be sikerler bıçağını, yarasını, böbreğini" deyip yine kalkmaya yeltendi. Alnına bir tane geçirdim en sonunda. "Yat dedim lan sana. Ben senin götünü pıçaklıycam şimdi." Kapı çalınıp açıldığında içeri giren iki polisle o tarafa döndük. Hadi bakem ortalık karışacak çok aşk böcek olduk azcık heyecan atraksiyon 💃💃💃😂😂😂
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE