Kutay polise ifadesinde bir kapkaççının arabadan inerken saldırıp cüzdanını çalmaya çalıştığını ama direndiği için bıçaklayıp kaçtığını söyledi.
Polise gerçeği söylemediğinin farkındaydım. Aklında nasıl bir plan varsa polislere gerçekten kimden şüphelendiğini söylemedi.
Polisler gittikten sonra da sessizleşti. Aklından neler geçiyorsa hiçbir fikrim yoktu ve o da konuşacak gibi durmuyordu. O yüzden yattığı yatağın yanındaki koltukta sesimi çıkarmadan oturdum. Kutay'ı tanıdıkça böyle zamanlarda konuşmayıp kendi kafasıyla konuştuğunu öğrenmiştim.
Ağrıları arttığı için de hemşire ağrı kesici verip gitti. Ne kadar üzülmeyeyim diye iyiymiş gibi davransa da yorgun olduğunu biliyordum. O uykuya dalarken koltuktan kalkıp camın önüne geçtim. Güneş tepeden görünmeye başlamıştı. Arkama dönüp sakince uyuyan mahalle abisine, paşama baktım. Cama döndüğümde gerilen sinirlerimle yumruklarımı sıktım.
"Yanlış adama çattın orospu çocuğu Rauf, bunun geri dönüşü itinayla götüne girecek."
Öğlene doğru Kutay uyandı ve hastaneden çıkışını almadan önce doktor bir kez daha gelip durumunu kontrol etti. Hemşire de sargılarını değiştirip gittiğinde Kutay'a getirdiğim kıyafetlerini verdim.
Odanın içinde göz gezdirirken ne aradığını anladım.
"Tuvalet kapının yanında götünü yediğim."
Kutay elini beline koyup sargısına dokundu.
"Gülüm tutsana."
Tişörtü çantadan çıkarırken anlamayarak kafa salladım.
"Neyi tutayım paşam?"
Kutay başını aşağı indirdi, tekrar kaldırdı.
"Şunu işte."
Gözlerimi devirip güldüm.
"Yok artık sünnetli çocuklar gibi çükünü tutup ben mi işeteyim, lan mal."
Kutay oflayarak tuvalete doğru duvardan tutanarak yürüyerek kendini acındırıyordu şerefsiz.
"Sevişirken tutuyon ama asıla asıla" dedi sitem eder gibi.
"Ne var azcık ucundan tutsan, canımız acıyor anasını satayım."
"Tamam lan, mızmızlanma çükünü ısırdığım."
Kutay dudaklarını büzerek bana döndü.
"Isırma acır."
Şu anki hali o kadar şekerdiki ağzını yüzünü mıncırasım geliyordu. Mahalleye aslan kesilirken karşımdaki, sadece benim görebileceğim kedi hali tapılası canına yandığım.
Tuvalete girerken arkasından girip kapıyı kapattım. Özel hastane ayrıcalığı abisi tuvalet dediğimiz bildiğin banyo kadar.
Kutay hemen karşısındaki klozete doğru yürürken arkasından gittim. Eşofmanı aşağı doğru biraz sıyırıp bir eli aletinde diğer elini çıplak üstünde sargısına koydu. Kolunun arasından elimi uzattı. Aletini parmaklarımın arasına alıp omzunun üstünden konuştum.
"Sal kendini bebeğim, manitimizi de işitmedik demeyiz vesselam."
Kutay klozete işerken hafif gülüp yüzünü ekşitti. Yine canı yanmıştı salağın. İşini bitirdiğinde elini elimin üstüne koydu çekmem için. Elimi çektim.
"Gülüşüne canımı veririm ama sana gülmeyi bir hafta yasaklıyorum işettiğiminin çocuğu."
Kutay eşofmanını çekip ellerini yıkamak için lavaboya yürüdü.
Musluğu açıp sabunla bolca köpürtürken onu izledim. Temiz çocuktu kalbimin şerefsizi. Başını kaldırıp yorgun göz altlarına baktı bir süre. Yeniden sessizleşmesi hoşuma gitmemişti. Aklında ne vardı?
Bende arkasından gidip çıplak omzunu öptüm. Bir süre aynadan bana baktı, sonra kafasını çevirdi. Dudaklarından öptüm ıslak ıslak. Tekrar önüne dönerken boynuna da kocaman bir öpücük bıraktım. Dudakları yeniden kıvrılırken
"Paşam." dedim.
"Hm?" dedi sakince.
"Sessizleşme, korkutuyor."
Kutay bana dönüp ıslak elleriyle ensemden tutup kendine çekti. Önce dudaklarımdan öptü. Sonra alnımı nazikçe öptü.
"Korkma sevgilim, iyiyim."
Başımı omzuna dayadım.
"Emin miyiz? İyi miyiz?"
Kutay yavaş yavaş başını salladı.
"İyiyiz semt çocuğum. Evime gidelim mi bugün? Bana çorba yap."
Konuyu anında değiştirme huyu beni fitil etse de şu an ona kızamazdım.
"Zehirlenmek fantezinse yapayım paşam. Ama aynı hastaneye gelmeyelim. Canına kastım var sanarlar."
Kutay gülümseyerek kenara çekilirken bende ellerimi yıkamak için onun yerine geçtim. Ellerimi yıkarken Kutay boynumu ıslak ıslak öperek enseme doğru ilerledi. Dişlerini hafif geçirip ısırdı.
"Doktora sorsak mı, kaç gün seks yapamam diye?"
Gözlerimi devirip aynadan Kutay'a baktım.
"Anlaşıldı. Bayır domuzu haline döndüğüne göre iyileşmişsin."
Gülerek tuvaletten çıkıp yatağına doğru yürüdü. Yatağın üstündeki tişörtümü giydi. Giyinme işi bittiğinde içeri doktor girdi. Çıkabileceğini söylediğinde derin bir nefes verdim.
Hastaneden çıkıp otoparka bıraktığım arabayı acil çıkışına getirdim. Kutay yan koltuğa hafif bana dönük oturdu. Belinin sağındaki yarasını koltuğa değdirmemeye çalışıyordu.
Arabayı çalıştırıp hastane bahçesinden çıkarken Kutay'ın suratı yine asıktı.
"Ne oldu emcürdüğüm?"
Kutay dudaklarını büzerek bana döndü.
"Doktor bir hafta seks yasak dedi."
Kahkahayı bastım. Cidden sormuş.
"Malsın lan çükünü yediğim."
Kutay navigasyona adresi girerken bakışlarımı yoldan ayırmadan eğilip başından öptüm. Başını kaldırıp sırıttı.
"Ama yasaklar paşan çiğnesin diye yazılmıştır."
Kafamı sallayıp güldüm.
"Sen uslanmaz bir azgınsın."
Kutay omuz silkip başını koltuğa yasladı.
"Ben azgın değilim, sevgilim seksi ben ne yapayım."
Yine beni eritmenin bir yolunu bulmuştu şerefsiz.
Ana caddeden çevre yoluna girdiğimde kaşlarımı çatarak navigasyona baktım. Başını koltuğa dayamış gözlerini dinlendiren sevdiceğime döndüm.
"Aşkım."
Kutay birden gözlerini açıp bana döndü.
"Aşkım diyen dilini yerim lan" dedi kocaman gülümseyerek.
İlk kez ona aşkım demiştim ve bu çok hoşuna gitmişe benziyordu.
"Efendim güzelim."
Navigasyonu ve yolu gösterdim.
"Bu bizi nereye götürüyor, kaybolmuş olmayayım."
Kutay ayılmak için elleriyle uykulu yüzünü ovuşturdu.
"Yok sevgilim kaybolmadın. Doğru gidiyorsun. Gölbaşı'ndaki evime gidiyoruz."
Kaşlarım daha da çatıldı.
"Neden merkezden uzakta kalıyorsun ki?" diye sordum tekrar yola dönerken.
"Bitanem burda da var bir tane merkezde de. Ama seninle biraz uzaklaşmak istiyorum her şeyden. İki katlı bahçeli bir ev, eminim seveceksin."
Kutay'la olduğum sürece nerede olduğumuz umrumda değildi zaten. Ama sanırım Kutay kafasını dinlemek için uzaklaşmak istiyordu. Omuz silktim.
"Bana fark etmez paşam, sen varsan yanımda bir göz oda bile bana yeter."
Kutay hızla hamle yapıp yanağımı öptü. Arkasına yaslanırken derin bir nefes verdi.
"Sen hayatımdaki en güzel seçimimsin Yakup. İyi ki senden vazgeçmedim. İyi ki o dayakları yedim. Yine olsa yine yerim."
Gülerek Kutay'a döndüm.
"Hafif mazoşist olduğunu düşünüyorum artık."
Kutay tekrar başını arkasına yaslayıp gülerek gözlerini kapattı.
"Senin vurduğun yerde gül biter çiçeem."
"Allah'ın kekosu" deyip kahkaha attım.
"Kekoysakta yavuklumuza kekoyuz yavrum."
Bir saat sonra adrese geldiğimde iki katlı villa tarzı bir evin demir kapısının önünde durdum.
Kutay gözlerini açıp önündeki eve baktı.
"İşte burası da aşk yuvamız."
Kafamı iki yana sallayıp aradan indim. Demir kapıyı sürerek açıp arabaya geri döndüm. Tümsekten aşağıya doğru sürüp bahçeye park ettim.
Kutay arabadan inerken arka koltuktaki sırt çantasını aldım. Ağzı açık çantadan Kutay'ın deri ceketinin kolu sarkıyordu. Zaten atacağım diye tepiştirmiştim. Ama vazgeçtim atmayacağım. Bu da geçti diyerek yakacağım ceketi.
Her ne olursa olsun, Kutay'ı bir saniye bile yanımdan ayırmak yok artık. Kabul etmiştim. Ben ona geri dönülemez bir bağ ile bağlanmıştım.
Kutay evin çelik kapısını açarken arabadan indim. Yanına doğru yürürken gülümsedim.
Bende yine olsa yine seni döverdim. Sonra da deli gibi severdim mahalle abisi.
Evet yavaştan geçiş bölümüyle döndüm. Bundan sonraki bölümler uzun gelecek. Kutay'ı hastaneden çıkardık ve evine getirdik 🥰🥰🥰