Eve girdiğimde koridorda Kutay'ı takip ettim ve benim kıçı kırık dairem kadar büyük bir salonla karşılaştım.
Adam ev almamış resmen saray yavrusu almış anasını. Kutay'ın parada ve malda gözü olmadığını biliyordum ama sanki bu evi özel olarak kendi istediği gibi tasarlamış ve dizayn ettirmiş gibiydi. Salonun hemen solunda amerikan mutfağı ankastre setle hazırlanmış. Salon köşeden köşeye dev camla açık ve ferahtı. Salonun dış kısmında çiçekli bir bahçe ve küçük bir havuz vardı.
Kutay evi incelediğimi anladığı için kendini gri ve beyaz renkli koltuğun üstüne attı. Cam balkonun yanına gidip sürerek açtım. İçeri giren hafif serin rüzgar yüzüme çarpınca dudaklarım kıvrıldı. Çok güzel bir bahçesi vardı. Arkama dönüp Kutay'a baktığımda yanıma doğru gelip belimden sarılıp boynumu öptü.
"Beğendin mi evi?"
Beğeniyle başımı salladım.
"Sağlam çalışma paşam, çok beğendim."
Saçlarımı öperek karnımdan tutup kendine bastırdı. Kulağıma eğilip fısıldadı.
"Benimle yaşamak ister miydin?"
Şu tatlı anı mahvetmek istemiyordum ama gerçek aklıma gelince dudaklarımı büzdüm.
"Asım amca da bizimle yaşardı hatta demi."
Kutay oflayarak beni tekrar kendine çekti.
"Karıştırma şimdi babamı."
Elimden tutup
"Gel üst kata çıkalım. Yatak odamızı da gör" dedi.
Salondan çıkıp koridordaki merdivenden üst kata çıktık. Biri köşede ikisi yan yana odalardan köşedekinin kapısını açtı.
Bembeyaz duvarlar, siyah parke zemin, yine bir köşesi boydan boya cam, kocaman siyah bir yatak, yanlarında siyah komodinler, dört kapılı duvardan duvara kıyafet dolabı vardı. Odada fazla eşya kalabalığı olmadığı için rahat ve iç açıcı görünüyordu.
Yatağın üstüne oturdum. Kutay da bacaklarımın arasına girip başımın üstünden bana bakıyordu. Elini çeneme koyup yukarı kaldırdı. Eğilip dudaklarımı nazikçe öpüp geri çekildi. Çakırları parlarken dudaklarını ıslatarak gülümsedi. Sırıtınca dudakları kıvrıldı.
"İnlemelerinin bu odada yankılanmasını istiyorum sevgilim."
Sırıtarak çenemdeki elini tuttum. Baş parmağını yalayıp ısırdım. Dilimin üstünde kaydırıp emdim.
"Bende senin zevk alan sesini duymak istiyorum."
Kutay dudaklarını ısırıp beni geriye doğru yatağa itti. Üstüme eğilip ellerini iki yanıma koydu. Dudaklarıma uzanıp alt dudağımı ağzına alıp emip ısırdı. Doğrulup alevlenen çakır gözleriyle baktı.
"Yakup kalktım. İndirsek mi?"
Gülüp yanaklarını ellerimin arasına aldım.
"Kalkmadığın bir an mı var paşam?"
Başıyla odanın içinde banyo olduğunu tahmin ettiğim kapıyı gösterdi.
"Hemşireden su geçirmez steril bandaj yapmasını istedim. Duş alıp geleyim mi? Ağzına alsan beni."
Biraz daha üstüme abanıp sertleşen aletini bastırdı.
"Burnumda tüttün günlerce. Ha gülüm. Sevişelim."
Kafamı iki yana salladım.
"Olmaz yaran daha yeni, dikişlerin açılır."
Kutay oflayarak üstümden kalktı.
"Sikecem ya bıçağını yarasını. Gidip bıçağı takanın götüne sokucam bıçağı."
Paşam agresifleşirken yataktan doğruldum. Kollarından tutup kendime çevirdim. Dudaklarını büzerek odada bakışlarını gezdiriyordu. Yüzünü avuçlarımın arasına aldım.
"Aşkım şu an senin sağlığın benim için daha önemli üzgünüm."
Kutay başını eğip aşağı tarafını gösterdi. Eşofmanın içinde ciddi anlamda kalkık duruyordu. Elinden tutup gösterdiği kapıya götürdüm.
"Tamam gel ağzımla boşaltırım."
Kutay burnunu kıvırarak banyoya benimle birlikte girdi.
"Offf ben içine girmek istiyordum ama."
Banyoyu incelemeye fırsat kalmadan geniş duşakabini açtım. Ama diğer köşedeki küveti bir ara deneyelim diye düşünüp Kutay'ın tişörtünü belinden tutup kaldırdım. Kutay da eşofmanını baksırıyla beraber çıkardı. Onu bırakıp kendimde soyundum. Kutay yukardan aşağı beni süzüyordu. Benimde hafif sertleştiğimi gördüğünde dudakları kıvrıldı.
Yarasının bandajı karnına doğru uzanıyordu. Belinin çevresinde ve karnında sürdükleri kremin izleri duruyordu. Cidden duşa ihtiyacı vardı.
Hızla sıcak suyu açıp dikdörtgen şeklinde duvara monteli duş başlığının altına getirdim. Saçlarından aşağı akan suyla gözlerini kapattı. Yerde bulduğum şampuanı elime döküp saçlarını köpürttüm. Kutay küçük bir çocuk gibi benim yönlendirmemle gözleri kapalı gülümseyerek beni bekliyordu.
Mahalle abisine bir gün böyle duş aldıracağımı bilsem yine gelir miydim bu şehre? Evet hem de koşa koşa.
Yarasının etrafına çok dokunmamaya çalışarak göğsünü,karnını ve sırtını duş jeliyle yıkarken dizlerimin üstüne çöktüm. Kasıklarından aşağı ellerimi gezdirdim. Kutay kafasını duvara dayayıp dudaklarını ısırdı. Suyu akıp köpük tamamen gidene kadar bekledim. Sonra damarları daha da belirginleşen aletini tutup bir iki kere çektim.
Kutay'ın eli hızla saçlarımın arasına gitti. Beni aletine bastırınca başını ağzıma alıp emerek ağzımın içinde yaladım. Yarısına kadar ağzıma alıp gitgel yapmaya başladı. Kutay'ın
"Yakup" sesi banyoda yankılandı.
Köküne kadar almaya çalışsam da olmuyordu. Kutay diğer elini de kafama koyup itince boğazıma kadar girdi. Benimde aletim ıslanmaya başlayınca onun yönlendirmesine bırakıp kendimi çekmeye başladım. Kutay ağzımın içinde gitgel yaparken dudaklarımı bastırıp sıktım.
"Dilin çok sıcak yavrum. Beni içine çekiyorsun."
Kutay'dan hafif iniltiler gelmeye başladığında ağzımın içindeki aletinin seğirmesinden geleceğini anlamıştım. Bende kendimi daha hızlı çekmeye başladım. Kutay gelmek üzereyken ağzından çıkarıp eline alıp bir iki kere çekip dudaklarımın üstüne boşaldı. Sıcak menisi dudaklarımdan akarken bende elime boşaldım.
Kollarımdan tutup ayağa kaldırıp suyla beraber yüzümden akan kendi sıvısını parmaklarıyla silip dudaklarıma yapıştı. Omzumdan tutup duşakabinin camına yasladı. Kasıklarıma aletini dayayıp boynuma uzandı. Yalayıp hafif ısırdı.
"Gülüm doymadım ben. İçine girmek istiyorum."
Ellerimi ıslak saçlarına atıp yüzünü yüzüme sabitledim.
"Biraz sabret aşkım. Hadi çıkalım. Sargını değiştireyim."
Kutay elinden oyuncağı alınmış çocuk gibi başını sallayıp suyu kapattı. Duşakabinden çıktığında bende onu takip ettim. Duvara monteli dolaplardan birini açıp kendine bana havlu çıkarttı. Havluyu belime sarıp ıslak saçlarımı geriye doğru sıvazladım. Kutay saç havlusunu da alıp kafama sardı.
"Saçlarını kurula yavrum hasta olursan götünü sikerim."
Gülüp saçlarımın ıslaklığını alırken
"Dervişin fikri neyse zikri de oymuş paşam. İçinde kaldı ellam" dedim.
Gülerek havluyu beline sararken başını salladı.
"Sadece bir gün beklerim. Sonrasında feriştahı gelse beni durduramaz."
Banyonun kapısını açıp çıkarken Kutay başına havlu alıp peşimden çıktı.
Tekrar yatağa oturup geriye doğru yaslandım.
"Umarım eve yemek için alışveriş yapıyorsundur paşam. Ne yapacağım yemek olarak."
Kutay yatağın üstüne attığı çantadan telefonunu çıkardı.
"Yok yavrum ikimizde yorgunuz. Sana yemek yaptıracak değilim. Dışardan söylerim."
Derin bir nefes verdim.
"Bir an ölümün benim yaptığım yemek yüzünden olacak sandım."
Kutay telefonda bir numarayı ararken eğilip dudaklarımı öptü.
"Olsun gülüm. Ölümüm senin elinden olsun."
Göz devirip koluna vurdum.
"Sus lan düzgün konuş. Sen ölüm kelimesini ağzına alamazsın yasak sana keko."
Doktor bir süre acılı yemekler yeme dediği için pide gömüyordu. Bende bu sırada hem yemek yerken hemde telefonumda ki bir beş yüz mesaja ve cevapsız aramalara kısa kısa geri dönüş yaptım. Grup mesajları kısmına girdim.
KARDEŞLER PİDE SALONU
Yakup: Beyler ben bir kaç gün Kutay'layım. Endişelenmeyin. Kaçamak yapıyoruz abisiiii :))
Piç Kaan: Vay anam babam ya. Adamlar aşk yaşıyor biz de burda pavyonlar da sürtelim.
Yılmaz: Tamam kardeşim dikkat et.
Yılmaz: Sus lan ırz düşmanı başka taraflarını da sürtüyon ona buna, siktir pezevenk
Piç Kaan: Orasını karıştırma kardişim.
Yılmaz: Unutmadan haber vereyim ahali. Haftaya Aytaç gelecekmiş. Büyük gelişmeler var diyordu.
Erdinç: Yuppii Aytaç abim de geliyor.
Yakup: Gelsin bakalım kerkenez ne bok yemiş oralarda öğreniriz.
Kutay elimdeki telefona uzanıp mesajlara bakıyordu ağzı dolu dolu. Gülerek ona döndüm.
"Bizim çocuklar aşkım. Yanında olduğumu haber veriyordum."
Kutay ha diyerek kaşlarını kaldırıp oturduğu mutfak masasında yemeğine döndü. Ağzındakini bitirip ayranından büyük yudum alıp.
"Bende benim pederi arayım. Ankara'ya döndüğümü haber vereyim."
Yutkunarak Kutay'a baktım.
"Söylemeyeceksin demi?"
Kutay cevap vermeden başını iki yana sallayıp pidesinden ısırık aldı. Konuyu da burda kapatmıştı. Ama bunun akşamı da vardı. Elbet konuşturup o şerefsiz adam hakkında bilgi alacaktım.
"Peki" deyip bende yemeğime döndüm.
Romantik dakikalar yazayım derken gene seksi dakikalar yazdım. Ne olacak benim bu smut aşkım bilemiyorum 😂😂😂
Selam gençlik ayrıntı vereyim. Kutay'la Yakup'un ilişkisini Yılmaz'la Kaan'ın öğrenmesi mevzusunu yazmaya gerek duymadım. Yakup çokta hesap verecek biri değil zaten. Diğerleri de Yakup'u farklı görecek tipler değiller. Sonuçta çocukluktan beraber büyüdüler. İlişkisine saygı duyuyorlar.
Bir dahaki bölümde görüşmek üzere 🥰🥰🥰