2. Bölüm

938 Kelimeler
Elin gavuru bile ne halt olduğumu biliyordu da ben neye üzülüyorsam, birde yatağımda nasıl mutlu edecek diyordu asıl sen beni nasıl mutlu edecektin yatakta, giren banaydı çıkan bana! "Beni daha fazla sinirlendirmeden çıkar şunu Kai odadan!" O kalın tok ve gür sesi tahammülsüzce yankılandı odada. Korkudan ellerim zangır zangır titriyordu, bunu farketmemeleri için zor tutuyordum. Gözlüğüm bile fırlamıştı ancak göremedim onu sorunda oydu zaten uzağı net göremiyordum ben. "Kalk yerden Zümra yeterince rezil ettin kendini!" Kai'nin sesiyle yutkunarak dizlerim üstünde doğruldum alelacele tepsiye uzandım, parçalanan kırıkları tepsiye koyarken titreyen parmaklarım yüzünden diğer parçaları elime alamıyordum bile, sert solukları duyduğumda iyiden iyiye panik oldum. Sakin olmalıydım... Yoksa daha fazla sinirlendirecek ve ölümüme sebep olabilirdim! Defalarca denememe rağmen hissizleşen elime alamadığım o parçayı almaktan vazgeçerek çektim elimi ve parke zemine yasladım avucumu, nefesimi tuttum gözlerimi kapadım. Bir, işaret parmağımı hafifçe yere vurdum, iki tekrar vurdum üç, tekrar vurdum içimden nefesimi tutarak her saydığımda işaret parmağımı yere vurdum. Yedi, sekiz, dokuz ve on. Gözlerimi açtım çok daha iyi hissederken dış dünyaya kapattım algılarımı, kırık camların hepsini toplayarak ayağa kalktım ve kimseye bakmadan odadan dışarı çıktım kapıyı ardımdan kapayarak. O adamın karşısında nasıl öyle bir duruma düşebilirdim ben! O hizmetli bozuntusu beni alenen itmişti, bilerek yapmıştı bunu ama neden, tamam bende ona hareket çekmiştim ama bu adamın bu kadar tehlikeli olduğunu bile bile nasıl bu kadar acımasız olabilmişti. Geldiğim gibi geri döndüm elimdeki tepsiyle salona girdiğimde Elena yanında başka bir kadınla duruyordu en az onun kadar hatta daha fazla güzel ve ateşli bir kadınla. Beni gördüğünde anında çatıldı kaşları, dolu dolu olan gözlerimi kırpıştırarak giderdim. "Bu halin ne! Gözlüğün nerede, ne oldu yukarıda?" Diye sordu Elena telaşla. Dudağımı ısırdım titrekçe, "Düştüm, yere düştüm girer girmez mahvettim her şeyi." Diyerek tepsiyi sehpanın üzerine bıraktım. Kai gelmeli ve bana bir şeyler söylemeliydi, çünkü ne yapacağımı bilmiyordum. İçeri eşyalarla sokmadığından kapının önündeki güvenliğe bırakmıştım çantamı ve telefonumda içindeydi, annem aramışsa ulaşamadığından telaşlanabilirdi. Ah birde neler yaptığımı bilseydi ayaklarımdan tavana çekinmeden asardı. "Kai'nin iyi bir doktora görünme vakti geldi Lucas'a nasıl böyle bir şeyi layık görebilir." Diyen kadına baktım oturduğu koltukta bana küçümseyerek bakması sinirlerimi bozuyordu artık. Elena kolumdan tutarak koltuğa oturttu, "Düzgün konuş Dakota sende ilk geldiğinde farklı sayılmazdın, ne dersin?" Dediğinde, Dakota denen kadın ters ters baktı Elena'ya. Elena sarı saçlıyken Dakota denen kadın çok daha olgun ve estetikli duruyordu açıkçası, hele de şişirdiği ucunu zor kapatan elbisesiyle göğüsleri. Sessiz kaldığımda bana bakışlarının farkındaydım ancak sordukları sorulara bile cevap veremiyordum. "Zümra, buraya gel hemen!" Kai'nin sesiyle bakışlarımı ona kaldırdım hemen. Benden önce kapının önündeki kadına Dakota ilerledi topukluları üzerinde. "Söylesene böyle bir kızın burada ne işi var, Lucas'ın göz zevkini bozmana izin veremem." Dediğinde tırnaklarımı avucuma batırdım. O kadar çirkin değildim bende onlar kadar makyaj ve estetik yapsam dünya güzeli bile seçilebilirdim. "Bilseydim bende senin gibi iki balon takardım götüme!" Diye içimdeki öfkeye yenilerek yükseldiğimde Kai bile şaşkınlıkla bakakaldı. "Sen kimsinde benimle böyle konuşabiliyorsun!" İstese beni dövmeye kalksa mahvederdi. Vallahi nedense hep dayak yiyen ben oluyordum. "Önemli olan yatakta verdiği zevktir diye düşündüm Dakota. Oysa sende güzelsin ama demek ki Lucas Kendrick için yeterli gelmiyor bu." Dediğinde Kai, Dakota sinirden dört katlı kirpiklerini kırpıştırarak bir bana bir Kai'ye baktı. "Sen Zümra, Hannah sana odanı göstersin, bundan sonra buradasın." Dediğinde dona kaldım. Geri göndermiyordu yani öyle mi! Yanındaki hizmetli bana kaçamak bakışlar atarken odamı göstermek için önden ilerledi. Henüz 20 yaşındaydım, Lucas Kendrick ise 32 yaşındaydı nasıl biri olduğunu biliyordum araştırmıştım fotoğraflardan, internetten, dergilerden elbette görmüştüm fakat canlı canlı asla görmemiştim. Ünlü iş adamı bir milyarderdi denilene göre karanlık işlerde de parmağı vardı... O tehlikeli bir adamdı ama onun koynuna girmekte benim görevimdi. Bunu kendim istemiştim. Normal düzeyde bir aileye sahiptim kız kardeşim fazlasıyla hasta ve henüz 12 yaşındaydı istediğim benim aksine çocukluğunu yaşayabilmesiydi annem ve ben iki işte çalışsakta kendimize zor yeterken onun ilaç ve hastane masraflarını karşılamak imkansızın ötesindeydi. Düşündüğüm seçtiğim hiç bir yol istediğim parayı bana kısa sürede getirebilecek bir yol değildi aylarca bir asgari ücret için çalışmak sadece zaman israfıydı benim için. Babam ölmemişti ama yoktu bizim için, başka bir kadınla evli kendinin bile olmayan bir kıza babaydı, hayatım boyunca başımı bile okşamayan adamın başkasının çocuğuna nasıl merhametle ve sevgiyle yaklaştığını görmüştüm. Ve canım her düşündüğümde bile cayır cayır yanıyordu. Paris'e bir kız arkadaşım aracılığı ile gelmiştim pasaportumu önceden çıkardığım için şanslıyken cebimde sınırlı parayla buraya çalışmak için gelmiştim, iş yerimizin ünlenip burada da açtığı mağazasının açılışı için seçilmiş kişiler gelecekti fakat patronumuz göz zevkini de dolduran kişiler olmalı diyerek ben yerine başkalarını seçerken arkadaşım benim için vazgeçmiş ve beni son anda göndermişti. Bunu Paris'e gelene kadar öğrenemeyen patronumun neden bu kadar delirdiğini anlamazken açılışın yapılacağı mağazada beni küçük düşürerek bağıra bağıra rezil etmiş iştende oradan da atmıştı, cebimdeki parayla geri dönmem oldukça zor iken akşama kadar ağlaya ağlaya bilmediğim bir şehirde gezmiştim. Sonra karşıma Kai çıkmıştı beni mağazadaki açılıştan beri takip ettiğini söylemişti korksamda onu dinlemiştim bana iş teklifi sunduğunda da dinledim yaptığı ahlaksız teklifte de dinledim fakat sonra kahkaha atmaya başladım, benden tanımadığım bir adamla süreli birliktelik yaşamamı istiyordu. Onunla fazlaca konuşmuştuk ve elime bir sürü kâğıt ve numarası olan kartı tutuşturarak gitmişti kağıtlarda anlaşmayı imzalarsam uymam gereken kurallar vardı ve ben o gün sabaha kadar belimde çantamla bulduğum bir sahil kenarında kayalıkların dibine çöküp o kağıtları okumuştum ve kabul edersem yapacaklarımın sonunda alacağım parayı gördüğümde şoka girmiştim. Beş ay boyunca o adamla onun evinde yaşarsam karşılığında üç yüz bin euro alacaktım ve bu benim hayatımı komple değiştirecek kardeşimi kurtarabileceğim anlamına geliyordu. Kabul ettim. Evdeki iki kadını da kabul ettim. Onlarda Bay Lucas'ın yatak arkadaşlarındandı bende öyle olacaktım. Her şeyi kardeşimin hayatı için yapıyordum çünkü o buna değerdi. Sadece beş ay boyunca dayanacaktım ve kurallar dışına çıkmayacaktım o kadar.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE