"Xezal, ne yapıyorsun kızım?!" Halamın isyan dolu bağırışlarıyla kulaklığımı çıkartarak kafamı terastan avluya uzattım. "Yine ne oldu hala?" dedim, bezmiş bir şekilde. Günlerdir beni bu eve tıktıkları yetmiyormuş gibi bir de her hareketime karışıyordu. "Elinin körü diyorum! Kız mırtıv gelsene buraya! Yemek yapacağız akşama!" Bulgurlu elini sallayarak kendi kendine konuşup mutfağa girdi. Sanırım akşama içli köfte vardı. Omuzlarımı silkerek tekrar kulaklığı taktığımda gözlerimi kapatarak kavurucu güneşin altında uzanmaya devam ettim. Düğünden önce biraz bronzlaşmak hiç de fena bir fikir değildi. Demhat'la o geceden sonra neredeyse hiç konuşmamıştık. dört gündür sadece geceleri telefonla konuşuyorduk. Gerçi konuşmamız çok saçmaydı. Bunu ona her söylediğimde ısrarla konudan konuya atlar saat

