Bir süre Demhat önde ben ise arkasında uzun dar sokağı geçtik. Demhat, elindeki kumandayla sokağın başındaki arabasını açarken, hızla ona doğru ilerledim. "Ne oluyor?" diye sordum, sinirle. "Neden bu kadar tavırlısın?" Cevap vermeden arabanın ön kapısını açtığında, arabaya binmem için bekledi. "Hey sana soruyorum? Sağır mısın be?" karşısında durduğumda, sinirle soluyarak gözlerine baktım. Pençelerim yavaştan çıkmaya başlamıştı. Ve içim Demhat'ı dövme isteğiyle dolmuştu. Gerçi bu uzunluktaki adamı nasıl devirebilirdim ki? Bakışları ayaklarımdan başlayarak yukarılara doğru tırmandığında göğsümde bir saniye kadar duraksayıp hızla gözlerime baktı. "Ne?" diye sordum, ürkekçe. Demhat'ın kahverengi göz bebekleri irileşmiş hatta olduğundan daha koyulaşmıştı. "Neden öyle bakıyorsun?" Üstüme hızla

