Kına ve Gelinlik

1219 Kelimeler
Ellerim kınalanırken etrafımda dönüp duran kalabalık nasıl da mutluydu…Döndü abam kıyamamış konu komşuyu toplamış bana kına gecesi yapıyordu. Ancak böyle içime sineceğini sanıyordu. Belki de kendini rahatlatıyordu. Abbas emmi kahveden gece yarısı anca dönerdi. O geldiğinde gecemiz çoktan bitmiş olacaktı. “ Ee düğün olmayacak mı Döndü ebe?”Bu soru herkesin yüzünde merak oluşturdu. Bir an da söylenen kına gecesi türküsü sustu. Döndü abamın yüzü değişti. Elime sürdüğü kına top halinde parmaklarında kaldı. “ Söyledik ya Mihri! Düğün istemedi ne kız ne oğlan …Zorla mı yapalım canım ?!” “ Oğlan mı ? Gören de yeni yetme delikanlı sanacak. Haydar’ı bilmeyen mi var. Karısı anasına kaçak gitti diye yasta. Ondan düğün istemedi.” “ Mihri sözünü bil de öyle konuş ! Ortada yas yok. Haydar çoktan karısını unuttu. Bizim kıza gönlü düşmüş.Geldiler istediler.Feride de olur, deyince verdik. “ Feride konuşuyor mu ki?!” Bu söz üstüne İnsanlar ağzı yırtılırcasına gülerken gözümden iki damla yaş süzüldü. “ O ağzınızı yırtarım! Kızımı ağlattınız !” “ Kızı o adama verdikten sonra daha çok ağlar…Bırak bu işleri Döndü ebe! Herkes biliyor ki Zeynel beyin eli kızın üstünde olsun diye akrabasına verdiniz.” “ Defolun ! Çabuk çıkın burdan reziller ! Şeytanın tohumları ! Kadınlar söylene söylene çıkarken Döndü abam eliyle insanları hızlı hızlı kovalıyordu. Kapıyı kapatıp arkasına sırtını verdi. Bu geceyi düzenlediği için yüzündeki pişmanlık her zerresine işlemişti. “ Affet çakır gözlü yavrum. Sen mutlu olursun diye bu geceyi düzenledim ama yarım saat bile sürmeden içine ettiler. Ahh! Akılsız kafam!” Benden bir tepki bekleymiş gibi baktı. Ne diyebilirdim ki? İki kelimeyi bir araya getirecek mecalim yoktu. Boşuna boğazımı yormak istemiyordum. “ Hadi yürü yat, dinlen…Yarın…” dedikten sonra durdu. Yarın benim yeni hayatımın başlangıcıydı. Boğazıma takılı kalan şey “ Yarın gelin olacaksın” dı… Başımı “olur” anlamında sallayıp odama çekildim. Benim küçüklükten beri yattığım yer yatağında son günümdü. Yün, ağır yorganın altına uzandım. Bu pembe yorganımın altında kurduğum hayallerle de artık veda vaktiydi. Cama vuran ay ışığıyla tezatlık oluşturan kara bahtıma üzüldüm. “ Haydar belki de iyi bir adamdır.Döndü ebem öyle söyledi. O bana hiç yalan söylemedi şimdiye kadar.” Diyerek içimden kendi kendimi avuttum. Kınalı ellerime sarılmış bez parçası türlü yerinde durmuyordu. Zaten kurbanlık koyun gibi kınalanmaktan nefret etmiştim . Elimdeki bez parçasını çıkarıp fırlatıp attım. Şimdiden avuçlarımın içi kızarmıştı. Ama o çok sevdiğim kına kokusundan şimdi nedense midem bulanıyordu. Avuçlarımın içini acıta acıta ovaladım. Ama ne yazık ki su tamamını çıkarmadı. Zaten boğazıma kadar gelen duygularım taşmak için sebep ararken nihayet bulmuştu. Tamamen kendimi duygularıma bırakıp ağlamaya başladım. Ağladıkça içimdeki yüklerim de aktı. Bedenim , ruhum artık daha hafifti. Camın kenarına geçip sevdiğim türkülerden birini mırıldanmaya başladım. Bu hayattaki tek eğlencem küçük radyomdu . Bazı geceler uyku tutmayınca radyoda çalan türkülere eşlik ederdim. Kendimle kalınca ve özellikle türkü mırıldanırken hiç kekelemezdim. O zamanlar kendime bir özgüven gelirdi. Gözlerimi kapayıp ben de düğünlerde türkülere eşlik eden genç kızlardan biri olduğumu hayal ederdim. Kırmızı bindallı içinde o kına tepsisini taşıyan kızın yerine koyup kendimi küçük iskemlenin etrafında dönmeye başlamıştım bile. Bu gece benim kına gecemdi. Büyüdüğüm yere veda vaktiydi… Yüksek yüksek tepelere ev kurmasınlar Aşrı aşrı memlekete kız vermesinler Annesinin bir tanesini hgörmesinler Uçan da kuşlara malum olsun Ben annemi özledim Hem annemi hem babamı Ben köyümü özledim… Annemi …Babamı…diye tekrar ettim. Sahiden anne ve babamı özlüyor muydum? Annem beni doğururken ölmüştü. Bazı zamanlar keşke dünyaya hiç gelmeseydim de o ölmeseydi diyordum. Onun özellikle bugün yanımda olmasını çok isterdim. Ama beni istemeyen babam için aynı şeyi söyleyemezdim. Onun ömrüm boyunca affetmeyecektim. Döndükçe savrulan kızıl saçlarım dansıma ayak uyduruyordu. Ben dans et etmeyi pek bilmezdim. Ama iyi bir gözlemciydim. Aklımda kalan hareketleri kendi içinden geldiği gibi yorumlayıp dönüyordum. Şimdiye kadar bir düğünde ne halaya ne kaşık oyununa dahil olmuştum. Bunun sebebi işte Abbas emmiden çekinmemdi. Nedense bana akan bakışlardan dolayı deliye dönerdi. Büyüyüp serpildikçe o düğünlere de götürmez olmuştu. “ Kız artık çocuk değil ! İtin teki bir bakış atar, beni katil eder! Kızım değilse de çatım altında yaşıyor. Namusundan sorumluyum …” Ertesi günü düşüne düşüne uyuyakalmıştım. Sabahın köründe köyün horozları ötmeye başlayınca kapım çalındı. “ Feride hadi kalk kızım.” Kapım daima kilitli olurdu. Döndü abamın beni koruma şekliydi bu. Abbas emimden hiç bir zaman yanlış bir bakış almamıştım ama büyüdükçe “ ne olur ne olmaz kızım, emminin gece vakti yolu şaşarsa seni gecelikle görmesin , ayıp olur …” demeye başlamıştı abam. 13’ümden beri kapımı kilitlemeden uyumamayı alışkanlık haline getirmiştim. Abbas emmi beni sevmese de yetim bir kıza el sürecek kadar da kötü niyetli biri değildi. Ayrıca çocukları olmamasına Döndü abama kuma getirmemişti. Döndü abamın abilerine söz vermiş, başlık parası istemez ama sakın kardeşimizin üstüne kuma getirme demişler.Ama emmim bundan sık sık dert yanardı “ Sana bir kuma gerekti ya neyse…” Abam artık bu sözlerden dolayı alınmıyordu. “ Üstüme kuma getirseydin ağalarım seni vururdu.” Diyerek karşılık verirdi. Evlilik böyle atışmalardan ibaretti bana göre. Böyle görüştüm. Acaba Haydar ile evliliğimiz de böyle mi olacaktı. Döndü abam ufak tefek tepiklerden başka dayak yüzü de görmemişti. Haydar’ın da enazından emmim kadar olmasını umuyordum. Kapıyı açtığımda gözlerimin gördüğü şeye inanamadım. “ G…g…gelin…gelinlik ?!” “ Evet ya gelinlik…Gizli gizli sandığımdan alıp döne döne eteklerini eskittiğin gelinliğim…”diyerek bana uzattı. İçimdeki duygular sel olmuş taşarken elinden kapıverdim.” “ Ba..Bana mı?” “ Burdan gelinliğinle çıkacaksın.Ayrıca çeyizin de burda.” Diyerek arkada duran bir karton dolusu eşyayı gösterdi. Gelinliği ona verip kutunun önüne çöktüm. Çelik tava…Bakır cezve…Gelinliğinden olduğunu bildiğim o meşhur kahve takımı …Ona hiç dokunmamıştı. Demek benim için saklamıştı. Kutudakileri çıkardıkça daha çok şaşırıyordum. Papatya desenli, altılı tabak setini görünce artık göz yaşlarım durmaksızın akmaya başladı. Bunları sokak satıcısında görüp beğenmiştim. Her seferinde abam ondan bir şeyler alırken ben de o tabaklara bakardım. Tüm o aldığı şeylerin benim çeyiz için olduğunu gördükçe gözlerime inanamıyordum. “ Abamm!” “ Ah güzel benim kızım, bu papatyalar kadar narinsin. Gittiğin yer seni incitmesin.” Bir süre Orda oturup ağlaştık. Sonra beni ayağa kaldırıp eliyle göz yaşlarımı sildi. “ Hadi bakalım bu kadar ağlamak yeter. Bugün senin mutlu olman gerekir. Artık bir erin olacak. Seni koruyup kollayacak. Anan da baban da bundan sonra O’dur. Kocana hürmette bulun . Ufak tefek şeyleri görmezden gel. Erkek kısmı çocuk gibidir. Aklını kullanırsan onu yönetirsin, Çok büyük bir şey olmadığı sürece de buraya gelme olur mu ? Abbas emmini tutamam .Ama ne vakit dayanamayacak olursan koş gel, bir şey düşünürüz.” Abam bana kendince analık etmeye çalışıyordu. Verdiği öğütleri dikkatlice dinledim. Zaten Haydar’a saygısızlık etmeyeceğimden emindi ama işte son görevini yapmaya çalışıyordu. Gelinliği geceden üzerime göre ayarlamıştı. Belini daraltmış, eteklerini kısaltmıştı. Galiba gizli gizli giydiğim zamanlarda kafasında hangi kısımların tadilat istediğini öğrenmişti . Üzerime tam olan gelinliğe sanki yeniymiş gibi bakmaya doyamıyorum. Elim saçlarıma gitti. Abam neyi kastettiğimi çok iyi anlamıştı. Kendi düğününden kalma o ışıltılı uzun telleri sandıktan bulup çıkardı. Artık nerdeyse pul pul dökülüyordu ama yine de onları çok istiyordum. Saçlarımdan bir tutam alıp bağladı. İşte şimdi her şey istediğim gibiydi. Uzun saçlarımı örgülerden kurtarıp saldığımda abam son kez saçlarımı taradı. “Kızım korkma tamam mı? İlk gece geçtikten sonra her şey yoluna girer.” “İlk gece” bu tabiri yeni evli kızlardan çok duymuştum. Biraz acıtıyormuş ama çabuk geçiyormuş. Sonra mutlu bile oluyormuşsun…” Ne garip şeydi şu ilk gece…Çabucak atlatmayı umuyordum. “ Hadi bakalım, geldiler. Hazır mısın ?” Başka seçeneğim yoktu. Hayır desem şu saatten sonra hiç bir faydası yoktu.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE