Delal Cana

1558 Kelimeler
Ali evden nasıl çıktığını bilememiş akşam saati olmasına rağmen komutanının lojmanına gelmişti. Kapıdaki nöbetçiler evi arayıp oluru alınca Ali'yi içeri almışlardı. Evin görevlisi kapıyı açınca Ali komutanını görmek istediğini söyledi. Kadın hemen geri içeri girdi ve komutanı çatık kaşlarla kapıda göründü. "Hayırdır Ali Astsubay bu saatte evimde ne işin var?" diye sert ve yüksek bir sesle çıkıştı. "Komutanım özür dilerim ama bunu görmeniz gerekiyor ve acele etmeliyiz." diyerek elindeki telefonu komutanına yaklaşıp açtı. Tabur komutanı gördükleri karşısında irkildi. Bu adam çok tehlikeliydi etrafındaki herkes ile Ahmet'i tanıştırmış birde esaretine almak için kız kardeşine nişanlamıştı. Ahmet'in ne kadar rahatsız olduğunu buradan bile gören komutan Aliye dönüp "Adamımıza haber vereceğim bu gece temasa geçerler. Merak etme 2 gün sonra Allahın izniyle Ahmet yüzbaşı aramızda olacak." diye söyleyip eliyle Ali astsubayın gitmesini belirtti. Ali astsubay başüstüne deyip hemen lojmandan ayrıldı. Hem bir sevinç hemde haber vermek için hemen evine geçip bilgisayarını açıp özel kodları girdi ve Ahmetin odasına bakan koridordaki gizli kameraya bağlanıp konuşup konuşmayacağını teyit etti. Koridorda kimse görünmüyordu. Hemen Ahmet'e seslenince gördüklerine inanamayarak ekranı kapadı. Sadece komutanım demişti ki o sapkın kadının çıplak bedeni karşısında belirdi. Ahmet yüzbaşısının ki nasıl bir imtihandı böyle? Kadın afetti her babayiğit karşısında duramazdı Ahmet ise beton dökülmüş gibi sadece kadına bakakalmıştı.Oysa müjdeyi verecekti ama olmamıştı. O gece ne Ali astsubay nede Ahmet uyuyamamış sabahı etmişlerdi. "Bu sabah içimde bir neşeyle uyandım. Ahmetimm seni rüyamda görmek nasıl iyi geldi. Seni çok özlemişim sesini kokunu canım benim." diyerek kahvaltısını aşk sarhoşu halinde yapan Rüya 2 gün sonra Ahmet'e kavuşacağından habersiz evden ayrıldı. Hastaneye gidip ameliyatları günlük rutin kontrollerini gerçekleştirdi. Gene yoğun bir gün olmuştu ve artık eve gidip kendini suyun altına atmayı istiyordu. Odasında giyinirken kapısı çalındı ceketini kenara koyup kapıyı açtı. Karşısında yaşlı ama güçlü bakışlara sahip bir kadın duruyordu. "Buyurun teyzecim ne istemiştiniz?" dedi. "Seninle konuşmak isterim." diyerek daha Rüya girin demeden içeri girip masanın önündeki sandalyeye oturdu. Rüya çok şaşırdı ama yaşlı kadın herhalde ağrısı var deyip kapıyı kapadı ve yerine geçip oturdu. Eline kalemini alıp karşısındaki yaşlı teyzeyi dinlemeye koyuldu. Kadını incelerken üzerindeki kıyafetlerin yöreselliği ve eli kolunda ki altın takılar ve yüzükler dikkatini çekmişti. Bu yaşta bu kadar takıp takıştırması herhalde durumu iyi diye düşündürmüştü. "Doktor hanım ben Hatun Reşanlı."dedi . Rüya ilk bir kaç saniye anlayamamıştı ama kafasında dönen kelimeler bir anda yerli yerine oturdu. Düşündüğü şeyin olmamasını dileyerek gülümsedi. "Öyle mi? Memnun oldum bende Rüya Çetin." dedi. "Doktor hanım torunumu iyi ettin Allah senden razı olsun." "Rica ederim bu benim görevim." dedi ve bekledi. "Haklısın görevin insanları iyileştirmek. O halde sana soruyorum kızım sen torunumu iyileştirirken neden oğlumu üzdün?" diye çıkıştı. Torunu ?oğlu? kafasındaki taşlar yerli yerine oturunca yerinde oturuşunu düzeltip yüzüne resmi bir bakış kondurdu. "Bakın Hatun hanım ne demeye çalışıyorsunuz anlamıyorum." dedi. "Öyle mi ? O yüzden mi oğlum sizinle yemek yedikten sonra eve zorla geldi. Neden biliyor musunuz kör kütük sarhoştu." "İyi de hanımefendi bana ne bundan bunun sorumlusu oğlunuz onunla konuşmalısınız. Yanlış yerdesiniz." "Hayır tamda olmam gereken yerdeyim." "Hatun hanım." "Beni dinleyesin önce." "Ama Hatun...." "Bir beni dinleyesen sonra ne dersen de ."Rüya bu kadının ne kadar inatçı olduğunu anlayıp "Buyurun sizi dinliyorum." diyerek arkasını koltuğa yaslayıp dinlemeye koyuldu. "Benim oğlum Cihat Reşanlı 38 yaşında taa Amerikalarda okudu. Öyle senin bildiğin gördüğün cahil ağalardan değil. O kadına kadınına değer verir. Bir kere bize sesini yükselttiğini duymadık . Biz görmedik o görsün öğrensin diye rahmetli babası onu liseden beri Amerikalarda okuttu. Şimdi koca aşiret tarlası fabrikası onun eline bakar. O olmasa ne Reşanlı aşireti kalırdı ortada nede biz." diyerek sustu. Rüya o akşam karşısındaki adamın neden bu kadar anlayışlı olduğunu şimdi daha net anlamıştı. "Yıllardır oğluma hem buralardan hemde civar illerden bir dolu kız gösterdim. Hiç birine yan dönüp bakmadı. Şuana dek başını kaldırıp hiç bir kadın kıza dönüp bakmadı. Seni görmüş beğenmiş seni karşısına alıp yüreğindekileri demiş. Belli ki seni sever ve değer verir." Hatun hanım sırtını sandalyeye dayayıp Rüya'yı süzdü. "Sen oğluma başkasını severim demişsin kimdir?" deyince Rüya sinirle dikleşip "Bakın Hatun hanım siz bir annesiniz size hak veriyorum oğlunuz kıymetliniz ama sizin oğlunuz size kıymetli ve iyi bir adam diye onu sevecek evet diyecek değilim. Evet kadın olarak onure oldum ama ben başka birini seviyorum takdir edersiniz ki gönlü başkasında olan kadına bakmak sevmek yada ne bileyim duyguları var diye ısrar etmek yanlış ve haksız bir muamele. Şimdi kimi sevdiğim beni ilgilendirir size açıklamak zorunda değilim. Şimdi izin verirseniz mesaim bitti buyrun." diyerek eliyle kapıyı gösterdi. Tam o anda Cihat Reşanlı hızla kapıyı açtı. O kudretli adam boğazı kulakları kızarmış sinirden çıldırma noktasındaydı. Az evvel anası ve Rüya'nın sözlerinin bir kısmını duymuş ve zoruna gitmişti. Anasının ağzından çıkanlar kıza söylemleri ve Rüya'nın sözleri kafasına kazınmıştı.Rüya'nın ısrarla birini seviyorum deyip savunduğu artık merak ediyordu. Kimdi ki bir kadın tarafından böyle sevilebiliyordu? Bir kadın sevince böyle mi oluyordu? Karşısında kim olursa olsun böyle mi savunuyordu? "Cihatt" "Ana senin burada ne işin var?" "Doktor hanımla konuşmaya geldim." "Neden?" "Bilirsin." "Anaaaaa!!!" "Cihat bey afedersiniz ama mesaim bitti izin verirseniz gitmeliyim ." dedi. Cihat Reşanlı kibarca birde kovulunca anasına iyice ayar oldu. "Ana hadi kalk gidelim doktor hanımı epey rahatsız ettik." dedi. Hatun Reşanlı dizinden güç alıp ayaklandı ve Rüya'ya dikkatle baktı. "Bugünü unutmayasın ben diyeceğimi dedim var gerisini sen düşün." diyerek ağır adımlarla odadan çıktı. Cihat anasının gider ayak kızı tehdit etmesine engel olamamış ve şokla anasının ardından bakakalmıştı. "Cihat bey anneniz ne demek istedi? Lütfen kendisiyle konuşun kafasındakileri çözün." deyip ceketini giydi ve odadan çıkacakken Cihat Reşanlı karşısında durdu. "Doktor hanım anam adına özür dilerim böyle olsun istemezdim ama inanın buraya geldiğinden haberim yoktu tekrarı olmaz." deyip kenara çekildi. "Bir anne olarak oğlunun mutluluğunu istemesi çok doğal ama bunu ister ve yaparken başka bir annenin evladını üzmesi yargılayıp sorgulaması olmaz denince de tehdit etmesi hoş değil." "Haklısınız tekrar kusuruna bakmayın yaşına verin." deyip dışarı Rüya'dan önce çıktı ve hızlı hızlı koridorda gözden kayboldu. Annesinin dediği gibi buranın kaba adamlarına benzemiyor diye düşünüp kabanını alıp giydi ve hastaneden ayrıldı. Eve geçerken marketten bir kaç şey alıp hemen eve geldi ve hızla yemeğini hazırlayıp kendini düşündüğü gibi suyun altına attı. Saçında havlusu elinde son zamanlardaki en çok dikkatini çeken ve merak duyduğu Rezonans Kanunu isimli kitabı okumaya başladı. Saatler geçmiş artık gözleri ağrımaya başlamıştı. Saate baktığında gece yarısına geldiğini anlayıp hemen kitaba ara verdi ve saçlarını açıp kuruyan saçlarını tarayıp giyindi. Yarın için kombinini sandalyeye bırakıp yatağa girdi. Okuduğu kitaptaki bazı teknikleri uygulamaya koyulup zihnin de Ahmet'i düşleyip onu çok özlediğini ve artık gelmesini istedi. Uykuya teslim olmuş halde gece Ahmetin hayaliyle yüzü güldü durdu. "Ana sen ne dersin? Nasıl doktor hanımın yanına gidersin? Hadi gittin kızı nasıl tehdit edersin ?" "Vışş ne etmişşş?" "Yenge Allah aşkına sen bari söyle doktor hanıma gidip benle evlenmezse diye kızı tehdit etmiş. Ya biz mafya mıyız? İstediğimiz olmadı diye insanları mı kaçıracağız? Esir edeceğiz? Aklım almıyor..." "Anaaa Cihat ağam doğru der? Sen gittin?" diye sorunca Hatun ana yaptığı yanlışı bilmesine rağmen burnundan kıl aldırmayarak "Heee ettim ne var gene olsun gene edecem kim karışır bana? Hem o kim ki eksik etek benim aslan gibi oğlumu ağamı istemez. Onu kim istesin? Götü yok memesi yok ondan karı mı olur? Sende nasıl ağasın? Kadın dediğin etli butlu olur kemik torbası mı istiyorsun yanında ha oğul?" diye sorunca Cihat Reşanlı anasının ağzından çıkanlarla gözleri fal taşı gibi açıldı. "Ana sen neler dersin? Ne biçim laflar edersin?" diye çıkıştı. "Ne demişiem ha ne demişemm !! Yarın öbür gün karın etsen bile elini atsan eline ne gelecek? kemik yalayacaksın ? bebe olsa neresini emecek?" "Ana kurban olayım sus ne olursun sus artık ben utanırım yengemin yanında neler dersin?" diye anasına yalvarmaya başladı. Artık Hatun ana kantarın topuzunu kaçırmıştı. "Bana bırakmadın ki sana ağa karısı olmaya yaraşır birini bulayım? Bulayım da boy boy soyun yürüsün aslan gibi oğulların güzel hamarat kızların olsun." diye hala söyleniyordu. "Ana tamam dediğin gibi olsun kimi buluyorsan bul yeter ki bir daha doktor hanıma gitme kızı tehdit etme. Vallaha seni şikayet etse seni karakollardan toplayacağım." dedi. "Eyi aman etmem sanki ne demişemm?" oğlundan zorla da olsa onayı almasıyla içinden zilleri takıp oynamaya başlamıştı. Van daki bacısının kızını alacaktı oğluna . Hem Delal tam hayalleri gibi bir gelindi. Üstelik yıllardır da oğluna yanıktı. Sırf Cihat Reşanlıyı seviyor diye gelene gidene hayır diyordu. Bacısı her telefonda söyleyip ablasını darlıyor ama Hatun ana oğlundan evet cevabını alamayınca sesini çıkaramıyordu. Cihat Reşanlı Delal Cana'yı yıllardır görmemişti. Anası biliyordu ki Delali görse kesin aşık olurdu . Elini ağzına götürüp zılgıt çekince ev ahalisi başına toplandı. "Ana ne edersen?" "Oğlum evlenmeye he demiştir yarın sabaha 7 koç getirin kurban edecemm adağım vardır. " deyip evin kahyasına işaret etti. Cihat Reşanlı anasının kendiyle ilgili bu kadar hevesli oluşuna şaşırsa da inşallah bir sorun çıkmaz diye düşünmeye başladı. Hatun ana odasına geçip hemen bacısını aradı ve müjdeyi verdi. Haftaya gelip Delali alacaklarını hazırlık yapmalarını söyleyip telefonu kapadı. Delal 27 yaşında çevresi tarafından karta kaçmış evde kalmış kız kurusu diye yaftalanmıştı. Kimin ne dediği umurunda değildi ama Cihat başkasıyla evlense gerçekten de kuruyup giderdi. Şimdi aldığı müjdeyle dünyalar onun olmuştu. Hemen odasına girip abdest aldı ve şükür namazı kıldı. Dolabını açıp elbiselerini kontrol etti. Cihat ile buluşmak için bir sürü kıyafet hazırlamıştı. Belki bir gün buraya gelir diye hep hazırlıklı dururdu. Cihat Reşanlı en son 6 yıl önce buraya gelmişti ve Delalin yüzüne bile bakmamıştı. O günü hatırlayınca ne kadar üzüldüğünü hatırlayıp burnunun direği sızladı. Artık hayalleri gerçek oluyordu işte şimdi hayallerindeki gibi Cihat Reşanlıya yaklaşıp gönlünden geçen gibi davranabilirdi.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE