Sıcacık yatağın içinde yorganı bedenime iyice sarıp diğer tarafıma döndüğümde kulağımdaki yanan odun sesi gitmişti. Bu ses gideli belki de saatler olmuştu ama ben daha yeni fark ediyordum. Gözlerimi yavaşça aralayıp tam karşımda duran sobaya baktım. Sabah olmuştu. çünkü sobayı görebilmek için gözlerimi kısmıyor, ekstra efor sarf etmiyordum. Dün geceden sabaha çıkmıştım ve buna nedensizce şaşkındım. Çünkü yatağın kenarından kayıp yere düşen geceliğim ve karnımdaki dayanılmaz ağrı geceyi bitmez kılmıştı. Sabaha kadar kulağımdan hiç gitmeyen iki şey sobadaki yanan odun sesi ve Fırat’ın Türkü diye sayıklayarak uyuyakalmasıydı. Ben onun resmen karısı olmuştum. Öyle bir büyüye kapılmıştım ki aylardır kendi içimde bile adıyla seslenemediğim kocama Fırat demiştim. Sayamayacağım kadar çok kez

