İnsan Ne İle Yaşar

1060 Kelimeler
Vaha, gün boyu Simon'ın dağınık odasını toplayıp temizlik yaptı; çok pis sayılmazdı ama ciddi anlamda dağınıktı. Temizlik esnasında yine aynı çocuk ona yemek getirmişti ,Vaha yemeğini yedikten sonra temizliğe devam etmiş hava kararana değin anca bitirmişti. Nihayet temizlik bittiğinde iki büklüm olmuş belini doğrultmaya çalışarak kanepeye oturdu ve şaheserine uzun uzun baktı .Gerçekten de çok temiz ve düzenli olmuştu ,harika görünüyordu .Simon'ın bundan pek hoşlanmayacağını düşündü ama yinede böylesi daha iyi olacaktı ,kızması dağınıklıktan daha iyiydi. Saatlerce kocasını bekleyen kadınlar gibi Simon'ı bekledi ama onun yerine akşam yemeği gelmişti .Sabahki neşesinden eser kalmamış ,bir şekilde Simon'ın kızmaması için yemeğini bitirdi ama hala Simon'dan haber yoktu .Birkaç saat daha bekledikten sonra uyumaya karar verdi ,bir süre boyunca Simon'ın nerede olduğu ile ilgili hayaller kurdu ,kısa bir süre sonra uyuyakalmıştı zaten . #Harabe bir şehrin tenha ve karanlık sokaklarında yine o ölümü çağrıştıran metalik ses yankılanıyordu.Bu sefer aradığı av o kadar basit değildi ;tam istediği gibi ona karşı direniyor, savaşıyor ve saklanıyordu. Yankı bulan küçük ama ölümcül derecede dehşet veren kahkahalar attı,kahkahası harabe duvarlara çarparak uzunca bir yol aldı. "Hadi Simon bana gel ." Tekrar kahkaha atmaya başladı . Yürüyüşü sakin ve temkinliydi , adeta gözü açık körebe oynayan bir çocuk gibi nereye gittiğini çok iyi biliyordu . "Gel ve bana karşı çık küçük fare..." Simon ,aniden karanlığın içinden fırlayıp devasa büyüklükte bir kılıçla iblisin üstüne saldırdı.İblis tıpkı bir gölge gibi aniden karanlığın içine aktı.Simon terden sırılsıklam bir halde etrafına bakmaya başladı ;onu yok etmek bu kadar kolay olamazdı. "Çık ve benimle teke tek dövüş Şeytan!!!!" Karanlığın içinden belli belirsiz bir kahkaha yankılandı. "Ben Şeytan değilim Simon ,ben sadece bir gölgeyim ..." Metalik vücudu karanlığın içinden belirdi . "Tıpkı senin gölgen gibi Simon; tam olarak sen değil ama bir o kadar da sen !" Simon ve Gölge gardını almış bekliyordu ... "Demek benimle teke tek dövüşmek istiyorsun....Benim için zevk..." Gölge keskin pençelerini çıkardı, Simon'da kılıcını hazırladı; işte bu savaş kimsenin kazanamayacağı türdendi... Karanlığın sessiz çığlıkları arasında Gölge bedenine karşı savaşmaya başladı ....# Vaha irkilerek uyandı, bu rüyalar giderek korkunçlaşmaya başlamıştı , bu kadar gerçekçi ve ayrıntılı olmaları kafasını karıştırıyordu ; bir insan bu kadar sürekli devam eden ve bu kadar ayrıntılı olan bir rüya görebilir miydi ? Bu rüyalar giderek kafasını karıştırmaya başlamıştı , neden böyle rüyalar görüyordu ki? Dağınık saçlarını parmaklarını zorlayarak karıştırdı ;Simon neden gelmiyordu ,yoksa başına bişey mi gelmişti ? Bu düşünce karnına kıramp girmesine sebep oldu , Simon'a bir şey olursa ona ne olacaktı? Bir anda ne kadar bencil olduğunu farketti , Deney Tarlası ndan kurtulduğu günden beri insanları sadece kendi çıkarları için önemsemişti ; belki bunun farkında olmamıştı ama Admon'ı bile bu yüzden affetmişti ,bunu şimdi daha iyi anlıyordu. Ama bunlar onun suçu değildi ki ... Bilinçaltı , denek olarak kullanılmaya başlandığı günden beri insanlara sadece bir çıkar unsuru olarak bakmaya meyletmişti . Deney Tarlası'nda insanları kullanmak pek mümkün değildi ama dış dünyaya gelince bilincinin en derinliklerine işlemiş bu zehir açığa çıkmıştı .Vaha bir an bunun için kötü hissetsede,bu hayatın acı bir gerçeği olmuştu ;işler en çirkin halindeydi ve hayatta kalmak için bunları yapmak zorundaydı ,hayat oyununu böyle yazmıştı ... Vaha uzun uzun rüyaları ve yaşamak için yaptıkları hakkında düşündü ama bir türlü tekrar uykuya dalamadı ,düşünceler bazen sinir bozucu olabiliyordu. Düşünceleri onu o kadar uzun süre oyalamıştı ki günün aydınlandığının bile farkına varmamıştı . Yavaşça yataktan çıkıp boş boş etrafa bakınmaya başladı, Simon'ı çok fazla merak ediyordu ;neden ona haber vermemişti ki? Gerçi haber vermesi için hiçbir sebep yoktu ,Vaha'ya hâlâ köstebek gözüyle bakıyordu. Böyle olması da normaldi; kim aniden ortaya çıkan ve nereden geldiğini bile açıklayamayan birine inanırdı ki? Odanın içinde volta atmaya başladı , yalnız kalınca yapılacak hiçbir şey kalmıyordu; deli gibi düşünmekten başka ! Umutsuzca volta atmaya devam ederken derin derin nefesler alıp verdi ,yalnızlık ona Deney Tarlası' nı hatırlatıyordu.Üzerlerinde deney yapılmadığı zamanlar hep yalnız başlarına odalarında bekliyorlardı, tabi odalarında akıllarını kaybetmemeleri için ufak televizyonlar vardı. Televizyon izlemek o zamanlar Vaha için büyülü bir şeydi, Ölü Taraf'ta tv yayını bulmak neredeyse imkânsızdı ,ayrıca televizyon alacak paraları da yoktu ,paraları birincil ihtiyaçlarını bile zor karşılıyordu. Geçinmek için gece gündüz küçücük haliyle çalıştığı anlar geldi gözlerinin önüne . O kadar çalışmanın karşılığı eve gelip babasının öfkeli haline katlanmak oluyordu ama yinede de her şeye rağmen mutlu oluyordu ,yani en azından öyle hatırlıyordu. Annesi varken her şey güzeldi, aile olarak bütün olumsuzluklara karşı dik duruyorlardı , ufak şeylerden mutlu oluyorlardı .Ama sonra salgın bir hastalık evlerine mutluluk veren o meleği onlardan koparıp almıştı; dünya ,ufacık bir mutluluk gösterisine bile katlanamamış ,ellerindeki tek kırıntıyı da çalmıştı onlardan . İstemsizce, gözleri sıcak damlaları yanaklarından aşağı bıraktı ,çabucak gözyaşlarını silip burnunu çekti ,bunları düşünmek hiçbir şeyi geri getirmeyecekti bu yüzden üzülmenin de hiç bir anlamı yoktu . Saatlerce anılarını canlandırıp bazen güldü ,bazen gerildi ,bazen de ağladı .Bir süre sonra ruh hali karman çorman bir hal aldıktan sonra kendini toparlamaya çalıştı ,böyle devam edemezdi ,bir şeylerle uğraşması gerekiyordu. Ayağa kalkıp dün temizlediği odaya tekrar baktı , resim çizebilirdi ama etrafta hiçbir malzeme yoktu . Belgelerle dolu kutu gözüne çarptı ,ağzı açıktı ve tıpkı odanın temizlenmeden önceki hali gibi dağınıktı . Kutuyu açıp içini karıştırmaya başladı , onlarca mektup ve belge vardı ama hiçbirini ellemedi ,onu oyalayacak bir şey arıyordu . Biraz daha karıştırınca kutunun altındaki kitaplarını farketti; 9 tane dokunulmamış kitap buldu ,belki de çok iyi bakılmıştı emin değildi ama hepsi de aynı türdendi : Dram... "Aman ne güzel ,tam da ihtiyacım olan şey ..." Her ne kadar vücudu başka dramı kaldıramayacak durumda olsa da şu anda yapacak başka hiçbir şey yoktu . Vaha okuma yazmayı annesinden, çok küçük yaşta öğrenmişti, bütün hayatı boyunca bu değerli bilgiyi unutmamak için eline geçen en ufak yazı kırıntısını dahi okumuştu ama uzun süredir okumakla ilgilenmemişti .Deney Tarlası'ndan kurtulduktan sonra bir şeyler okumak aklına bile gelmemişti . Yeniden okuyabildiğini görmek ve birazda oyalanmak için harika bir fırsattı bu . Kitapları yatağa kadar taşıyıp hepsine teker teker bakmaya başladı , kitaplarda baktığı şey ilk olarak resimler olmuştu ama pekte umduğu gibi birşey yoktu , renk karmaşalarından oluşan garip tasarımlı kapaklar basılmıştı. Bir süre daha bakındı ama bir türlü hangisini okumak istediğine karar veremeyince kitapları koltuğa dizdi, gözlerini kapatıp eliyle bir tanesini seçti . İsmine bakmadan yatak olarak kullandıkları koltuğa yerleşip seçtiği kitaba baktı : İnsan ne ile yaşar ? İsmi pek ilgisini çekmesede pek umursamadı ,onu oyalasa yeterliydi . Bir iç çekip kitabın sayfalarını çevirdi ve kendini bu kelimeler dizisinin akışına bıraktı .
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE