#Savaşın sinsi tiz çığlıkları şahitlerinin yüreklerine korku dolu ağlar örmüş, bombardımanlar yerini kulakları sağır eden bir sessizliğe bırakmıştı. Sessizliği bozan metalik adımlar , adeta onları eliyle koymuş gibi askerleri tek tek yakalayıp kafalarını gövdelerinden ayırdı. Korkudan yoksun olduğu kadar merhametten de yoksun bir canavar gibi ,çocuk yaşlı genç demeden eline geçen herkesi öldürdü .
Hiçbir şey onu korkutamazdı;o korkunun kendisiydi. Kapkara bileklerinden dökülen ,kıpkırmızı kan onu rahatsız etmiyordu ,kan belkide görmekten hoşlandığı tek şeydi. Sonunda savaş alanında kimse kalmadığında dönüp vahşetin resmedildiği tabloya birkaç saniye baktı. Ölüm ancak bu kadar güzel anlatılabilirdi , en fazla bu kadar acımasız olabilirdi ;ölüm meleği değildi asla da olamazdı ,o sadece en derin korkuların hayat bulmuş haliydi ,iflah olmaz bir canavardı .
Peki ama amacı neydi ? Bunca insanı neden öldürmüştü ,bir nedeni olmalıydı ? Birkaç saniye anlam veremediği bu soruyu kurcaladı, onun gibi bir canavarın tek amacı olabilirdi ; ölüm. Ona tek zevk veren şey ölümdü ,öldürmek yapmaktan şevk duyduğu tek gerçekti , doğru yapabildiği tek şeydi .
-Ben kimim ki?
Sesli bir düşünce onu içinde olduğu anlamsızlığa gömdü; kimdi ki o ?Bunu daha önce hiç düşünmemişti , nasıl biri kim olduğunu bilmeden yaşamayı sürdürebilirdi ki! Elinde pıhtılaşmaya başlamış vıcık vıcık kana baktı , nasıl biri kim olduğu bilmeden bir amaç güdebilirdi ki?
- Kimin ki ben ?
Ses yükseldikçe, sanki her an biri çıkıp ona kim olduğunu söyleyecekmiş gibi bir his uyandı içinde ; daha yüksek çığlıklar atarak sorusunu kimsesizliğin ortasına bıraktı .
-Ben kimim!!!!!????
#
İrkilerek güneşin kavurucu sıcaklığı ona merhaba derken uyandı .Ölmüş olmalıydı , cehennemi haketmişti zaten ,kendini öldürmenin başka sonucu olamazdı.Peki ya gördüğü rüya neydi ,ölüler rüya görür müydü?
Yerde uzanmaktan tutulmuş bedeni ona bir ölünün bunu yaşayamıyacağını söylemeye çalışır gibi vücuduna yayıldı . Görüşü bulanık olduğu için hiçbir şeyi ayırt edemiyordu ,birkaç dakika bekledi ,gözlerini ovdu ama değişen bir şey olmamıştı ,neredeyse hiçbir şey göremiyordu.
Biraz daha bekledikten sonra yürümeye karar verdi ; ölmüş müydü bilmiyordu ama burada olmasının başka bir açıklaması da olamazdı. Belkide Allah ona böyle bir ceza vermişti , yalnızlık içinde ızdırap çekmesini istemişti ,bilmiyordu . Ama burası olsa olsa cehennem olabilirdi ,sessizliği bile bir işkenceydi, o kadar sıcaktı ki deney tarlasından kaçarken gördüğü çölü mumla arıyordu.
Sıcaklığın etkisi her saniye artarken dilinin damağıyla bir olduğunu hissetti ,susuzluk onu öldürüyordu ;bir kez daha .Bir kaç saniye daha ilerledi ama hala bir şey göremiyordu, tek görebildiği birkaç siyah silüetti.İnsan olamayacak kadar büyüktüler, bir baraka olabilirdi .Adımlarını hızlandırıp yıkılmış barakanın içine girdi , tamamen sacdan yapılmıştı,neredeyse sağlam bir tarafı kalmamıştı ,sadece çatısının ufak bir kısmı kolon sayesinde ayaktaydı .Bunları düşünmek istemiyordu burası onun cezasıydı , bir cehennemden kaçarken bir başkasına esir olmuştu ;bu sefer kurtuluş yoktu.
O gölgede ne kadar beklemişti bilmiyordu ama susuzluk artık canına tak etmişti ,hemen bir şeyler içmeliydi . Kuruyan nefes borusu nefes alış verişlerini işkenceye çeviriyordu ; acı dolu kupkuru bir öksürük başladı , öksürmek ancak bu kadar acı verici olabilirdi .
Öksürüğe daha fazla dayanamayıp gölgeden çıktı ,hemen su bulmalıydı.
İlk adımla birlikte yüz üstü kuma çakıldı , öksürük iç organlarını dışarı atmak ister gibi şiddetini arttırdı.Dizlerinin üstüne çıkıp derin bir nefes aldı ve bırakmadı , öksürük durmazsa daha fazla dayanamazdı.Boğazında takılı kalan öksürük dalgaları bir süre devam etti ama ağzında biriktirdiği tükürük ve tuttuğu nefesi sayesinde bir süre sonra nihayet durdu.Bu kısa süreli bir çözüm olabilirdi ,yeniden öksürmeye başlaması an meselesiydi.
Tepesinde dikilen güneşi yok saymaya çalıştı ,burası bir cehennemdi,burda hiçbir şey yoktu ,çabalamak boşunaydı .Bir kez daha yenilgiyi kabul etti ,kendini cehennemin kavurucu kollarına bıraktı ;tek istediği yok olmaktı ,hiç var olmamak.
Bir kaç dakika öylece durdu ama vücudu bunu kabul etmiyordu ,acıdan kurtulmak istiyordu ; vücudunun can çekişirken çıkardığı çığlıklara daha fazla dayanamayıp kendini sürüyerek barakaya götürmeyi başardı .Uyumak istiyordu ama yapamıyordu,uyumak için bile çok fazla sıcaktı.
Belkide saatler boyunca can çekişerek orada öylece durdu ,bazen bilincini kaybeder gibi oluyordu ama tam anlamıyla uykuya dalamıyordu.Nihayetinde hava kararmaya başladığında yaşadığı acı bir nebze olsun azalmıştı.Her geçen dakika hava daha da soğuyordu, öyle bir hal almıştı ki titremeye başlamıştı .
Daha fazla dayanamayıp yürümeye başladı ,etraf zifiri karanlıktı,gökyüzünde tuhaf kirli bir sis vardı, yıldızları görmek mümkün değildi .Etrafa bir ışık bulma ümidi ile bakındı ama tek bir iz bile yoktu .Artık emindi burası onun cehennemiydi , burdan kurtuluş yoktu . Olduğu yere uzandı ,buz kesmiş kumlar üstünde titremeye devam etti.Gözlerini yumup biraz olsun uyumayı umdu ,birkaç saniye de olsa burdan uzaklaşmak istiyordu .
Ne kadar uyuduğunu bilmiyordu ,birkaç saat mi,birkaç saniye mi? Kulağına gelen motor sesleriyle uyanmıştı ,yada o öyle sanıyordu .Kulak kabartıp etrafı dinledi ,sesin gerçek olması için dua ediyordu . Ama hiçbir şey yoktu , sessizlik etrafı doldurmuştu .Tekrar gözlerini kapattı, buz kesmiş vücudunu ve yaşadığı acıyı yok saymaya çalıştı .Birkaç saniye sonra tekrar motor sesleri duydu , bu sefer çok daha yakından geliyordu .
Ağırlaşmış göz kapaklarını zorlayarak araladı ,yüzüne çarpan ışık ve kulaklarını dolduran motor sesleriyle içinin kıpırdandığını hissetti,ölmemişti.Buz kesmiş vücudu kıpırdamasını engellese de yerinden doğrulmayı başardı.Yakınlaşan motorlardan çığlıklar savuran erkek silüetleri görünüyordu.
"Hey şuraya da bakın !!"
"Bu bir kız lan ?"
Gözleri hala iyi göremiyordu , önünde duranları sadece birer gölge olarak görebiliyordu.Içlerinden biri onu yakasından tutup kaldırdı ; buz kesmiş vücudu ayakta durmasını engellemeye çalışsa da yalpalayarak da olsa durabildi .
"Baksana nesin sen ?"
"Oğlum donmuş bu bir şey atın üstüne !"
Birisi üstüne yumuşak ağır bir kürk bıraktı , kürkün ağırlığı yüzünden yalpaladı, onu izleyenler bu durumdan eğlenerek kahkahalar attılar .
"Hiş baksana adın ne senin ?"
-"Vaha. :
"Ne saçma bir isim böyle!Herneyse napıyorsun burda anlat çabuk ?"
"Ben buraya ....nasıl geldiğimi bilmiyorum."
Vaha titreme yüzünden kopan kelimeleri birleştirmeye çalışıyordu .
-"Kafan mı güzel kızım ne demek bilmiyorum ."
"Bence burda bırakalım ,zaten sabaha ölmüş olur ."
Vaha kelimelerin üstünde yarattığı korkuyla bir kat daha titremeye başladı.
"Hadi ama böyle bir parçayı harcayalım mı yani , bence daha güzel bir şeyler bulabiliriz ."
Guruptakiler kinayeli bir şekilde çığlıklar attılar .
"Kesin sesinizi !"
Bir anda herkes sustu ,sessizlik o kadar derindi ki gölgeler olmasa Vaha gittiklerini sanabilirdi.
Ağır adımların kumu yararak ona doğru ilerleyişini dinledi .Güçlü bir el Vaha 'nın çenesinden tutup yüzünü ona bakacak şekilde kaldırdı .
"Katarakt olmuş, buralı olmadığı açık ;burada yaşayan herkes bu koşullara uyum sağlamayı bilir ."
"Peki onu napıcaz Simon."
"Bizimle geliyor , kampa gidince kim olduğunu anlarız ."
İçlerinden biri Vaha 'yı kolundan çekiştirerek motorlardan birinin arkasına oturttu ,istemeyerek de olsa önündeki adama tutunarak yolculuğun son bulacağı yeri dört gözle bekledi .
Buraya nasıl gelmişti ,neler oluyordu anlamıyordu, her şeyin bir açıklaması olmalıydı ,olmak zorundaydı ...